Traktörün altında kalma numarası yapan çiftçi.
Sakarya Serdivan'da İbrahim Kurt, tonlarca ağırlıktaki traktörün altında ezilmiş izlenimi veren fotoğrafıyla sosyal medyada çok konuşuldu.
Adana'nin hakki yeniyor. Sakarya yi kimse yakalayamaz.
Arabamda çekiş düşüklüğü yaşadığım için sanayide her zaman bakımını yaptırdığım ustama götürdüm. motoru inceledikten sonra subap ayarı yapılması gerektiğini, o gün elinde yetişmesi gerektiği işler nedeniyle aracımı sabah getirmemi söyledi.
ertesi sabah mesaiye gideceğimi (çalıştığım yer 20 km uzaklı) arabayı ancak iş çıkışı 8 de getirebileceğimi söyleyince, usta bana "bırak o zaman araç bu akşam dükkanda kalsın, yarın iş çıkışı gelene kadar hazır olur öyle alırsın" dedi. aracı o akşamüstü sanayiye bıraktım.
ertesi gün öğleden sonra ustayı arayıp arabanın durumunu sorduğumda ufak bir kaza olduğunu, mesai bitimine kalmadan gelmem gerektiğini söyledi. işten erken çıkıp sanayiye gittiğimde benim aracın ön kısmının ağır hasarlı olduğunu gördüm.
ustanın yanında çalışan 16 yaşındaki oğlu gece içip saat 3'te benim arabayı alıp trafiğe çıkıyor ve kırmızı ışıkta beklemekte olan bir araca arkadan sağlam vuruyor. vurduğu aracın sahibi de uzaktan tanıdığım biri.
ustaya sordum ne olacak şimdi diye. dedi ki "büyük oğlanı 1 ay sonra evlendiriyorum, masrafım çok, senin arabanı yavaş yavaş yaptırırım, maddi durumum iyi olsaydı hemen yaptırırdım ama bana bir kaç ay zaman ver." diğer araç ne olacak diye sorduğumda "onu da kazayı yapan benim piç düşünsün" dedi.
diğer aracın sahibine gittiğimde onun da aracının arka tarafının koltuklara kadar gömülü olduğunu gördüm. beni görünce sevindi "ben de seni arıyordum" dedi. kendisine vuran aracın bana ait olduğunu kazadan sonra anladığını, beni beklediğini, o yüzden avukatına dava açtırmadığını, tek derdinin bir an önce zararının karşılanarak arabasının tamir edilmesini istediğini söyledi. kaza tutanağını tutan polislere göre de benim araçla vuran çocuk 8 de 8 suçluymuş ve alkollüymüş.
bu konuşmayı ustaya telefon edip anlattığımda, oğlunu evlatlıktan reddettiğini, dükkandan kovduğunu, sadece benim arabanın tamiri konusunda yardımcı olabileceğini, hurdacılardan benim parçaları araştırıp çıkma olarak takabileceğini söyledi.
oradan avukat olan enişteme giderek olayları anlattım. bana ruhsat sahibi olduğum için birinci derece suçlunun ben olduğumu, karşı tarafın avukatının davayı kazandıktan sonra zararının tazmini için ister benden, ister kaza yapan çocuktan talep etme hakkı olduğunu, görünen duruma göre kaza yapan çocuğun mal varlığı ve düzenli bir geliri olmaması nedeniyle zararın benim tarafımdan ödenmesinin isteneceğini, ben bütün ödemeyi yaptıktan sonra kaza yapan çocuğa rücu davası açacağımı, eğer bir gün malı mülkü yada düzenli bir geliri olursa ödediğim parayı ondan talep edeceğimi söyledi.
sonuçta karşı taraf dava açtı ve mahkemeye ben de davalı olarak çıktım. durumu aynen anlattım. hakim bana aracı kazadan önce bıraktığıma dair belge olup olmadığını sordu. ben de yok dedim. sonraki duruşmaya dükkan sahibini çağırdı. ona aracı akşamüstü sen mi teslim aldın dedi. usta teslim almadığını, kaza günü aracı hiç görmediğini, benim barda oğluyla içtiğimi, bar çıkışı oğluna aracın anahtarlarını vererek "al arabayı sabah dükkana götür baban tamir etsin" diyerek kendim verdiğimi falan söyledi. o gün ilk defa duruşmaya gelen oğlu da aynı şeyleri söyledi. hakim bana aracı dediğim gibi akşamüstü dükkana bıraktığıma dair dükkanın yakınındaki işyerlerinden şahit bulursam dinletmek için sonraki duruşmaya getirebileceğimi söyleyip davayı ileri tarihe erteledi.
aracı teslim ettiğim gün bize çay getiren çaycıdan tut, yan dükkanlardaki tanıdık o kadar esnafın şahitlik yapmaları teklifime bir tanesinin bile olumlu yanıt vermemesi beni çok üzdü. sonuçta davayı kaybettim.
dava sürecinde arabamı dörtte bir fiyatına kaportacıya sattım. aldığım parayı da karşı tarafın masrafları için ödedim. yani kısacası arada benim araba kaynadı gitti.
avukatım olan eniştem "dua et bir insana vurup öldürmemiş, eğer ailesine çalışarak bakmakta olan birine çarparak öldürseydi o zaman çok daha ağır bedeller öderdin" dedi...
birisi sizden aracınızı istediği zaman, ne yapacağınızı şimdi bir daha düşünün.
ABD'de evdeki karısından kurtulmak için banka soyarak polisleri bekleyen sonra da teslim olup hapse girmek isteyen adama 6 ay ev hapsi verilmiş. Kadere bak.
Adana'da marketinin önündeki eşyaları toplayan Serdar Binici, bir kişinin omzuna dokunmasıyla yanından geçen kamyonetin açılan kapağının çarpmasından kurtuldu. Bir anda neye uğradığını şaşıran Binici, 'Bana dokunan kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Kamyonetin kapağı kafama gelseydi belki de şu an yaşamıyordum' dedi.
Ses gelen mezarı kazan polis, gömülen kişinin yaşadığını gördü!
Peru'da mezarlık görevlisinin "Ses geliyor" diye ihbarda bulunduğu mezarı kazan polis ekipleri, gömülen kişinin yaşadığını fark etti.
Daily Star'ın haberine göre, Peru'da bir mezarlık görevlisi, mezarlardan birinden ses geldiğini duyunca durumu polise bildirdi.
Olay yerine gelen polis ekipleri, görevlinin ses geldiğini öne sürdüğü mezarı kazınca gözlerine inanamadı. Zira, mezarın içindeki kişinin yaşadığı fark edildi.
Uzun uğraşlar sonucu mezardan çıkartılan adamın bitkin olduğu gözlendi.
Olay ile ilgili soruşturma başlatan polis, mezardan çıkarılan adamı ifade için emniyete götürdü.
Eşiyle konuşmamak için sağır taklidi yapan adam karaoke yaparken yakalandı
HABER MERKEZİ 08/03/2019 CUMA, 16:42 GZT 1 DAKİKADA OKUNUR
ABD vatandaşı Barry Dawson'ın 62 yıl boyunca eşiyle konuşmamak için sağı ve dilsiz taklidi yaptığı ortaya çıktı.
ABD’nin Connecticut eyaletinde 84 yaşında bir adam 62 yıl boyunca eşiyle konuşmamak için sağır ve dilsiz taklidi yaptı ama bir karaoke gecesinde döktürünce yakayı ele verdi. Çift boşanma sürecinde.
World News Daily Report’ta yer alan habere göre 84 yaşındaki Barry Dawson, yıllar boyunca eşi Dorothy’nin yanında tek bir kelime dahi etmedi. Eşi, iletişim kurabilmek için işaret dilini dahi öğrendi. Birlikte altı çocuk yetiştiren çiftin 13 torunu oldu ama ailede hiç kimse gerçeği yıllarca bilmedi.
Sağır taklidi yapan isim Barry Dawson ve eşi Dorothy.
Avukatı, müvekkilinin amacının eşini üzmek veya aldatmak olmadığını belirterek şunları söyledi: “Müvekkilim hayli sessiz bir adam, eşi ise sinir bozucu şekilde geveze. Eğer sağır taklidi yapmasaydı, 60 yıl önce boşanmış olurlardı. Aslında bir bakıma bunu eşi ve ailesi için yaptı.”
Eşi işaret dilini öğrenince bu kez de gözleri bozulmuş!
Dorothy Dawson ise işaret dilini öğrenmenin iki yılını aldığını belirterek şöyle konuştu: “Tam işaret dilinde akıcı hale gelmiştim ki gözünde bir sorun olmaya başladı. Şimdi düşündüğümde muhtemelen o da bir yalandı. Pislik herif hep sağır dilsiz taklidi yapmış. Bir gün, bir ‘hayır gecesi’ne gittiğini sandığım bir akşam, bir YouTube videosunda kendisini karaokede şarkı söylerken gördüm, her şeyi o zaman anladım.”
Çift bu hafta ilk kez mahkemede karşı karşıya geldi. Mağdur eş ‘duygusal stres ve yıpranma’ karşılığında maddi tazminat, tüm varlıklarının yarısı ve nafaka talep ediyor.
Dorothy Dawson ise işaret dilini öğrenmenin iki yılını aldığını belirterek şöyle konuştu:
“Tam işaret dilinde akıcı hale gelmiştim ki gözünde bir sorun olmaya başladı. Şimdi düşündüğümde muhtemelen o da bir yalandı. Pislik herif hep sağır dilsiz taklidi yapmış. Bir gün, bir ‘hayır gecesi’ne gittiğini sandığım bir akşam, bir YouTube videosunda kendisini karaokede şarkı söylerken gördüm, her şeyi o zaman anladım.”
84 yaşındaki sahte sağırın avukatı, müvekkilinin amacının eşini üzmek veya aldatmak olmadığını belirterek şunları söyledi: “Müvekkilim hayli sessiz bir adam, eşi ise sinir bozucu şekilde geveze. Eğer sağır taklidi yapmasaydı, 60 yıl önce boşanmış olurlardı. Aslında bir bakıma bunu eşi ve ailesi için yaptı.”