Böylesi görülmedi! 14'üncü kata 2 iş makinesi çıkardılar...
Alıntı:
MARMARA depreminde hasar gören ve 1 hafta önce yıkımına başlanan 14 katlı İstanbul Gübre Sanayi A.Ş. (İGSAŞ) Lojmanları’nin yıkımı için son katına 3’er tonluk 2 iş makinası çıkartıldı. Hafriyat Şirketi sahibi Ünal Civak yıkım çalışmasının biraz tehlikeli olduğunu ama gerekli önlemlerin alındığını söyledi.
Körfez İlçesi’ndeki İGSAŞ Lojmanları 1978 yılında yapıldı. Marmara Depremi'nde 4 bloktan ağır hasar alan A Blok’un yıkımı için 14'üncü kata vinç yardımıyla 3’er ton ağırlığında 2 iş makinesi çıkartıldı. TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi yanında bulunan hasarlı Lojman kolon ve kirişleri iş makinaları ile kırılırken iç duvarlar ise inşaat işçileri tarafından balyoz yardımıyla yıkılıyor.
Yüksek katta iş makineleri ile çalışmanın güç olduğunu belirten Arslanoğlu Harfiyat İnşaat Turizm Limited Şirketi sahibi Ünal Civalak, “Bir tanesi 3 ton ağırlığında olan 2 iş makinasını vinçlerle 14'üncü kata çıkarttık. Bizim için çok zor çalışmaydı. Gerekli önlemleri aldık. Biraz riskli olsa da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yukardan 6'ncı kata kadar iş makineleriyle yıkımı gerçekleştireceğiz. Daha sonraki katları da alttan iş makineleriyle yıkacağız'' dedi
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararıyla Esenboğa yoluna "Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı" adı verildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek başkanlığında akşam saatlerinde yapılan Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, halen yapımı devam etmekte olan Ankara Çevre Yolu ile Esenboğa Hava Terminali arasındaki yola "Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı" adının verilmesi kararlaştırıldı.
Sapanca Gölü Yüzevler Mevkii’nde bulunan ölü piranha balığının bazı gazetelerde ve TRT’de ’Balıkçıların ağlarına piranha takıldı’ diye yayınlanması vatandaşı tedirgin etti.
Bunun üzerine konuşan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Kurtköy Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Erdoğan Güven, piranha balığının gazeteciler tarafından kendilerine getirildiğini belirterek, "Bu balık Sapanca Gölü’nde su sıcaklığı şu anda 20-25 derece olduğu için yaşayamaz. Balığın yaşaması için tropikal iklim ve 30-35 derece su sıcaklığı gerekli. Bu balık akvaryumda bakılıp öldükten sonra atılmış olabilir. Böyle saçma bir habere bazı gazetelerde ve TRT gibi kanalda yer verilmesini anlayamıyorum" dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4976383.asp?m=1 ...&oid=3
Dâhi matematikçi annesinin emekli maaşıyla yaşıyor
Dünya basını, 100 yıldır çözülemeyen ve dünyanın en büyük 7 probleminden biri sayılan Poincare varsayımını çözdüğü için ABD’li bir enstitünün verdiği 1 milyon dolarlık ödülü reddeden Rus matematikçi Grigoriy Perelman’ı konuşuyor.
Dünya basınında çıkan haberlerde dâhi matematikçinin annesiyle birlikte münzevi bir hayata yaşadığı belirtiliyor. Matematiğin en büyük ödülü Field’s Madalyası’nı almayı da reddeden Perelman’ın ödül almayı düşünse bile Madrid’de bu hafta yapılacak Uluslararası Matematikçiler Birliği’nin kongresine gitmeye yetecek yol parasının bile olmadığı ifade ediliyor. Arkadaşlarına göre Perelman, başka birinden borç isteyemeyecek kadar mahcup biri. Ünlü matematikçi şimdilik ders verdiği zamanlardan kalan parasıyla idare ediyor ve annesiyle 30 pound gibi az bir emekli maaşıyla geçiniyor. Perelman’ın izini sürerek bu bilgilere ulaşan Sunday Telegraph gazetesinin haberine göre Perelman, Rusya’nın önde gelen yüksek okullarından Steklov Matematik Enstitüsü’nde meslektaşlarıyla yaşadığı derin görüş ayrılığının ardından 2003 yılında işten ayrıldı. Enstitü tarafından üyeliğe de seçilemeyen Perelman aralıktan beri işsiz. Bir arkadaşına göre 40 yaşındaki matematik dâhisi artık kendisini beceriksiz biri olarak düşünüyor ve güven duygusunu kaybettiğini söylüyor. Arkadaşları Perelman’la müzik, edebiyat ve hayat hakkında tartışırken, kendisinin matematik konusunu hiç açmadığını anlatıyor. Perelman, artık edebiyat okuyor ve çocukluk arkadaşlarıyla klasik müzik dinliyor.
New York Times gazetesi de, Perelman’ı ödülü almaya ikna etmek için St. Petersburg’a giden ve iki günlük yoğun uğraşlar sonucunda da başarısız olan Dünya Matematikçiler Birliği Başkanı Joan Ball’in açıklamalarına yer verdi. Ball verdiği röportajda, Perelman’ı çok canayakın ve açık yürekli bir insan olarak tanımlarken ödülü alma konusunda verdiği cevabının çok net bir şekilde hayır olduğunu söyledi. Dâhi matematikçi, Poincare Varsayımı’nı 10 yıllık çalışmasının sonunda çözmüş ve çözümünü internette yayınlamıştı.
Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz.
Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD'deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?
Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.
Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların
yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten 'aspartame' denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.
Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet'e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.
Tarihin en ilginç intiharı!
--------------------------------------------------------------------------------
alıntı:
Fransız bir adamın trajikomik intihar vakası.
1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bi ip bağladı, ipi de büyük bi kayaya bagladi. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ates etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balikçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü..
Bu kadar tesadüf olamaz!
--------------------------------------------------------------------------------
Londra Üniversitesi uzmanları ve ünlü İngiliz tarihçiler, geçtiğimiz 2 yüzyıl içinde insanları 'birbirine yakınlaştıran' tesadüfleri sıraladı:
James Dean'in ölümüne neden olan otomobilinin hurdası birçok kişiye felaket saçtı. Hurdayı garaja götüren tamirci, araba bacağının üzerine düşünce sakat kaldı. Dean'in arabasının motorunu satın alan bir doktor araba kazasında öldü. Doktorun kardeşı de aynı motorun sergilendiği salonda çıkan yangında can verdi. Yıllar sonra motor ve kaporta yeniden sergilendi. İlk gece, araç bir seyircinin üzerine düştü. Seyirci ağır yaralandı.
İlk tesadüf hikayesi ünlü aktör Anthony Hopkins'ten... Hopkins, George Feifer adlı yazarın 'Petrovka'li Kız' adlı kitabını bulamıyordu. Yazara telefon ederek kıtabı istedi. Yazar kitabı 2 hafta sonra Londra'ya getireceğini söyledi. Evden çıkan Hopkins, metroya bindi. Aradığı kitabın yandaki koltukta unutulduğunu gördü. 2 hafta sonra yazarla buluşan Hopkins, metrodaki kitabın, yazardan çalınan özel sayılı ilk baskı olduğunu öğrendi.
Yer Amerika'nın California eyaleti. Richard Bensinger adlı emekli demiryolu işçisi, 1957'de Eureka kasabasındaki köprüde yürürken fenalaşıp öldü. 2 yıl sonra oğlu Hiram, aynı köprüde başına bir kalas isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti. 6 yıl sonra Hiram'in oğlu David de aynı köprüde araba kazasına kurban gitti.
Ingiltere'nin Bristol limanı açıklarında 5 Aralık 1668'de bir şilep battı.
Yalnızca Hugh Williams adlı bir yolcu kurtuldu. 1784'de aynı bölgede yeni bir kaza oldu. 60 denizci arasında yalnızca ikinci kaptan Hugh Williams kurtuldu. 1952'de aynı yerde üçüncü bir şilep battı. Kurtulan tek yolcunun adı Hugh Williams'tı.
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Cape Town Ticaret Odası'nın yıllık kongresi'de, İşadamı Daniel de Toit konuşmasını şöyle bitirdi:
“Hayat beklenmedik bir zamanda beklenmedik şekilde sona erebilir... De Toit kürsüden inerken ağzına attığı şekerin boğazına kaçması sonucu öldü.
James Langley, İngiltere'nin Eastbourne bölgesindeki evinden sokağa çıktı. Şemsiyesini almak için geri dönerken ayağı kaydı, başını yere çarptı ve öldü. Bir hafta sonra evden çıkan eşi Teresa, şemsiyesini almak için geri dönerken başını kapıya çarptı, beyin kanamasından öldü.
ChrIstIna Veroni, 1991'de İtalya'nın Torino kentinde tramvay çarpması sonucu öldü. 4 yıl sonra babası Vittorio, aynı geçitte aynı sürücünün kullandığı aynı tramvayın çarpması sonucu öldü.
Tesadüfler zincirinin en inanılmazı, 1981'de ABD'nin Boston kentinde meydana geldi. Randolp Matika, yıldırım çarpması sonucu evinin önünde öldü. Adamın dul eşi yeniden evlendi. Damat Pepero düğün gecesi sigara içmek için balkona çıktı. Düşen yıldırım, damadın ölümüne neden oldu. Kadın sinir krizleri geçirdi. Tedavi için gittiği klinikte bir doktora aşık oldu ve evlendi. 1 hafta sonra hastasını ziyarete giden doktoru da yıldırım çarptı.
1898'de gazeteci-yazar Morgan Robinson 'Titan' adlı bir kitap yazdı. Kitapta büyük bir yolcu gemisi, okyanusta buzdağına çarpıyordu. 14 yıl sonra 'Titanik' deniz faciasi meydana geldi.
İnsan organizması açısından tüm zamanların en yıkıcı kimyasal bileşimlerinden biri sayılan eroinin, ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyor muydunuz? 1897'de Almanya'daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan "eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve "şeytanın tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez...
Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin" maddesi, adını, bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı:
"Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel like a hero")
Almanya'ya çalışmak için giden Artvinli Avcı ailesi, yurda geldiklerinde evlerinin devletin olduğunu öğrenirler. Yıllarca süren hukuk mücadelesi sonunda evin tapusunu alan aile, bu kez gelen bir yazı ile evlerinin duvarının devlete ait olduğunu ve cezaya çarptırıldıklarını öğrenirler. Tam anlamı ile trajikomoik bir hikaye...
Trajikomik ev ve duvar hikayesini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.