1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Neslihan Kamer
17 yıl önce - Cmt 10 Arl 2005, 12:56
Televizyon izlemek hakkında
Sonucunda mutlu olduğunuz işleri, yaparken mutlu olduklarınıza tercih edin.Örneğin, akşam eve yorgun argın geldiğinizde yemek sonrası yapacağınız televizyon keyfi size oldukça cazip gelir. Ancak...
İzlediğiniz program bittiğinde neler hissedeceğinizi bir düşünelim:
1. Yapılması gereken hiçbir işinizi henüz yapmadınız.
2. Üstüne üstlük artık eve geldiğinize nazaran daha da yorgunsunuz. Radyasyon, uzun süre hareketsiz kalmak günün yorgunluğunu kat kat arttırmış durumda.
3. Oysa eve gelirken, geçenlerde kitap fuarından büyük bir hevesle aldığınız o kitabı artık okumaya başlamaya kararlıydınız. Ama şu an aklınız sadece yatağa gitmenin en kısa yolunu düşünmekle meşgul
4. Yatma hazırlıkları bile gözünüzde büyüyor da büyüyor.
5. Mutsuzsunuz...
Televizyon izlemek size sadece anlık bir mutluluk ve izlediğiniz program bittiğinde, kaybettiğiniz zamanın farkına vardığınızda hissedeceğiniz büyük bir mutsuzluk getirir. Bunu her televizyon izleyicisi için söyleyemeyiz elbet. İzlediği programlar konusunda seçici davranan, program bittiğinde iradeli davranarak televizyonu kapatabilen, yani televizyondan fayda görmeyi başarabilen insanlar için geçerli değil bahsettiklerim.
Size tavsiyem eğer bu iradeli insanlardan değilseniz, televizyonu tamamen terk edin. Hiç değilse bir süreliğine. “Aaa! Olur mu? Haberleri nasıl takip edeceğiz?” demeyin sakın, gazete var, radyo var, internet var. Bağımlısı olduğunuz programları izleme arzunuz köreldiğinde dönebilirsiniz televizyonunuza. Kendinize sınırlar koyup, bunların dışına taşmadığınız sürece problem yok artık.
Çocukların televizyon izlemesi mevzusu hepsinden mühim. Çocuğunuzun yalnız başına televizyon izlemesini mümkün mertebe engelleyin. Durmuyor, susmuyor demeyin, çocuğunuza bulabileceğiniz en kötü bakıcıdır televizyon. Bir insan çocukken kapılmazsa televizyon izleme hastalığına, kurtulmuş demektir bu riskten. Zamanını değerlendirmeye ilişkin kazanacağı diğer alışkanlıklar, tıpkı bir aşı gibi, koruyacaktır onu ömür boyu bu hastalığa karşı.
Ben hep şöyle düşünürüm: Zaman makinesi icat edilmiş olsa ve ilkel insanlar günümüze gelseler, televizyon izlerken gördükleri insanları sanırım şöyle değerlendirirler: Sanki büyülenmiş gibi kıpırdamadan, parlak bir kutuya bakan kişiler.
Felsefeniz şu olsun: izleme, yap. Televizyonda spor müsabakalarını izleyeceğine kalk kendin spor yap, dizilerde oturmuş sohbet eden insanları izleyeceğine, sevdiklerinle sohbet et vs. Hangi dizide oturup, uzun uzun televizyon seyreden insanlar görüyorsunuz?
|
 |
Akın Kurtoğlu
17 yıl önce - Cmt 10 Arl 2005, 13:36
| Alıntı: |
| Hiç değilse bir süreliğine. “Aaa! Olur mu? Haberleri nasıl takip edeceğiz?” demeyin sakın, gazete var, radyo var, internet var. |
Aslında televizyonlarda yayınlanan haberleri izlememek, izlemekten daha hayırlıdır insan psikolojisi açısından... Bütün bir gün boyu keyifle geçirdiğiniz anları, akşam yediden itibaren kâbusa çevirmenin alemi yok. Ev hırsızlığı, serhoş muhabbeti, ciğersiz birkaç kişinin kendi aralarında yaptığı sokak dövüşü, kıçı-kırık iki buçuk mankenin seviyesiz atışmaları... türünden lokal haberler (aslında bunlara haber dahi denmez) seyretmektense, yedi-yedibuçuk saatleri arasında kanepeye uzanıp kestirmek bile, vücudumuz ve ruhumuz için çok daha faydalı bir hareket...
Benim çocukluğumda televizyon yoktu. Bizim evimiz ilk defa 1975'de tanıştı televizyonla, o da siyah-beyaz... 80'lere kadar olan zaman diliminde de, bugünkülerle alâkası olmayan daha seviyeli (gerçi biraz politik ve hükümet ağırlıklı, ama şüphesiz daha kaliteli) haberler seyrettik. Çocukluğum ve ilkgençliğim boyunca, tüm hayatım boyunca okuduğum kitapların yarısından fazlasını hatmettim geceleri... Radyo açılıp, fonda güzel bir müzik eşliğinde kitap okumanın lezzeti nerede vardır!?! Ya da, aile bireyleriyle yemek masasında yapılan güzel bir muhabbetin benzeri nerede olabilir? Televizyon ha!... Muhatap bile olmam...
Evde, çocuğuma aşırı televizyon seyrettirmemeye çalışıyorum. Hele haberleri asla!... Buradan alacağı aptalca birtakım bilgiler olmaz olsun. Varsın bu gibi konularda da cahil kalsın kızım... Kaybedecek birşeyi yok. Ama manevî kazancı ölçülemez dahi...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Emre_Uzan
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 10:59
Neslihan Hanım, "TV'ye karşı olan yok mu?" demek ne demek ekmeğimle mi oynamak istiyorsunuz? Bu konuyu daha önce çok konuştuk burda, tv düşmanlarının karşısına kendimi hep yem ettim (hiç bir zaman övmedim televizyonları, sadece "seçim sizde, milletvekilini de seçen sizsiniz tv kanalını da, halk ne isterse onu yayınladık" dedim). Kendi çapımda yaptığım minik ankette herkes ama istisnasız herkes Semranım'a karşıydı, lanet ediyordu. Yayınlandığı kanalı tv hafızasından sildim diyenler çıktı, bir delikanlı yürek "Ben izlerim abi" demedi ama n'oldu? Kadın 17 Aralık gibi tarihi bir günde başbakanımızın yaptığı konuşmanın reytingini 3'e katladı.
|
 |
ozlemh
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 12:10
Televizyonculuğun gelişmesi ile toplumun tüketim toplumuna evrilmesi at başı gider. Tüketim dendiğinde akla hemen reklamlar geliyor ama reklamların niyeti aşikardır. Bu nedenle tehlikesi de azdır. Problemi yaratan belli bir yaşam biçimini enjekte etmeye çalışan diziler, magazin programları, çok daha önemli sorunları hasır altı eden ve gündemi saptıran haber programlarıdır. Televizyonun varlığı eğlendirici ve bilgilendirici değil ideolojiktir. Buna tepki veren sivil insiyatif ise çok yavaş gelişmektedir. Amerikalı bir edebiyat profesörü 1970'lerde bir grup Amerikalı entellektüelin belirledikleri bir günde televizyonlarını kapı önüne koyduklarını anlatmıştı. Bu eylemden bugüne değin de daha "kaliteli okuma zamanına" kavuştuklarını söylemişti.
1995 yılında kızımın doğumuyla birlikte evimden televizyonu çıkardım. Böylece çalışırken kızımı birilerine emanet ettiğimde acaba televizyon karşısında yemek yediriyorlar mı diye düşünmekten kurtuldum. Sürekli kitaplarla oyalanan bir çocuk olarak kızım bugün oldukça iyi bir okur. TV karşısında büyüyen çocukların en büyük sorunu odaklanamamadır. Kızım bundan da kurtulmuş oldu. Bir oyunu, operayı, konseri sıkıntısız biçimde sonuna kadar izleyip yorumlayabiliyor.
Üç yıldır evde ekran niyetine kullandığımız bir TV var ama oturduğumuz bölgede antensiz TRT1 yayını bile almak mümkün değil. Biz yalnızca dvd izlemek için kullanıyoruz. İstediğimiz zaman, istediğimiz filmi, araya reklam almadan izliyoruz, ya da öylesi daha zevkli olduğu için sinemaya gitmeyi tercih ediyoruz. TV insanları evine kapatan yalnızlık oyuncaklarından biridir nihayetinde bu nedenle internete de belli bir mesafeyle yaklaşıyorum. Önümüzdeki bu al benili oyuncuklar bizleri kamusal alandan uzaklaştırabiliyor.
Son olarak şahit olduğum bir anektodu paylaşmak isterim: İstanbul'da yaşadığım dönemde çoklu zeka programını geliştiren Amerikalı bir eğitimcinin verdiği bir konferansa katılmıştım. Konferansa katılanların büyük çoğunluğu öğretmenlerdi. Buna karşın bir kaç katılımcı ısrarla TV'nin eğitimde olumlu etkilerini doğrulatmaya çalışan sorular sorunca beyefendi dayanamayarak şöyle bir yanıt verdi: " Fareler üzerinde yapılan deneylerde hareketsiz kalmaları dışında TV izlemenin tek bir olumlu etkisine rastlanmamıştır."
(Neil Postman'ın çok değerli iki kitabını şiddetle öneririm: Çocukluğun Yokoluşu ve Öldüren Eğlence: Televizyon. Haber programlarının sahteliği için Paul Virilio'nun Enformasyon Bombası , dizilerin hazırlanmasındaki itkiler için Tanya Modelenski'nin Eğlence Biçimleri)
En son ozlemh tarafından Pzr 11 Arl 2005, 16:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Guldem
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 14:13
| Alıntı: |
| Hangi dizide oturup, uzun uzun televizyon seyreden insanlar görüyorsunuz? |
Neslihan hanimin ellerine saglik. Cok guzel bir konu hakkinda cok az ve oz bir yazi yazmis. Kendisine sonuna kadar katiliyorum. Ben televizyon seyretmeyi birakali epey oluyor. Zira televizyonda bana birseyler kattigina inandigim programlar yok artik. Dahasi haberler haber programi olmaktan cikti magazin programina donustu. En ciddi oldugunu dusundugum kanallar bile artik ucundan bucagindan magazine ilisti. O yuzden de televizyona hayir! 
|
 |
Neslihan Kamer
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 15:41
| Alıntı: |
| TV insanları evine kapatan yalnız oyuncaklarından biridir nihayetinde bu nedenle internete de belli bir mesafeyle yaklaşıyorum. |
Kesinlikle katılıyorum Özlem Hanım, bu konuda da bir başlık açmıştım ama pek ilgi görmedi maalesef.
WOWTURKEY ile tanıştığım günden beri internette geçirdiğim zaman konusunda oldukça sıkıntılıyım. Sürekli kendimle mücadele halindeyim. Dün gece 00:00 gibi terk ettiğim WOWTURKEY diyarına sabahın 05:30'unda uyanıp, kendimi bilgisayarın karşısında bulmamla geri dönmüş oldum. Bir süre sonra kapadım ancak, birşeylerle uğraşıp uğraşıp gelip internete dadanıyorum sürekli. Durumumun vahametini ifade edebilmişimdir umarım. Ama ben iradeli bir insanım çok şükür, bunu da aşacağım inşallah!
Saygılarımla.
En son Neslihan Kamer tarafından Pts 12 Arl 2005, 19:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
mehtap_80
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 15:42
bende varım üzülmeyin yazınızı okudum ve katılıyorum televizyondaki haber bültenleri bile saptırıldı biz insanlar gerçekten uyuyoruz semrasından tutunda aydınına kadar var ve bizim türkiyede yaşayan hanımlarımız bayıla bayıla bu tür programları izliyorlar.Allah sonumuzu hayırlı kılsın ne dim
|
 |
Akın Kurtoğlu
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 15:52
| Alıntı: |
| TV insanları evine kapatan yalnız oyuncaklarından biridir nihayetinde bu nedenle internete de belli bir mesafeyle yaklaşıyorum. |
Maalesef, TV konusunda gösterdiğim hassasiyeti İnternet konusunda gösteremiyorum. Gerçi net ortamındaki zamanımın ağırlıklı kısmı WOW başında geçmekte...Belki de, sitenin insanı çeken güzel ortamı bunda büyük etken. Kimi zaman sabaha karşı 5'de bile mesaj gönderdiğim oluyor.
Ancak, yakın bir gelecekte müşterilerinin önemçli bir kısmını net'e kaptırmamak için TV'ler bence şöyle bir silkinecekler mecburen... Aksi taktirde, bu gidişle TV seyircileri sadece emekliler ve okul öncesi çağındaki çocuklara kalacak...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Tunc
17 yıl önce - Pzr 11 Arl 2005, 19:17
Akin bey demiski;
| Alıntı: |
| Maalesef, TV konusunda gösterdiğim hassasiyeti İnternet konusunda gösteremiyorum. |
Size katiliyorum, Insan yalniz kaldigi zamanlarda Kendisine Bir ugras ariyor, vaktini iyi gecirecegi bir sey, veya bir yer........
Aslinda Akin bey siz bana gore daha sanslisiniz, Kucuk wowTurkey Bulusmasindaki Yazdiklarinizi okuyunca, Nekadar sansli oldugunuzu goruyorum, Kendi dilinden Kulturunden Birlikte ortak paydalari olan arkadaslar ile bir araya gelip Guzel seyler paylasabiliyorsunuz, Bunu Her istedigin zaman yapma imkaniniz var, enguzel yanida bu iste...
Televizyon ile ilgili dusuncelerime gelince, Eski yillardaki programlar kendisini cok aratiyor. (Belkide Bize oyle geliyor) Bir Program veya Bir Film baslayacagi zaman gunler oncesinden haberimiz olur ona gore hazirliklar yapardik, (cerez, meyve, Icecek) ozamanlar reklamda cok azdi ve yayinlar daha olculu ve seviyeli idi. Insan a birseyler veriyor, deger katiyordu.. Bir sonraki gunlerde O programlarin Kritigini yapardik.
Demekki Teknoloji bizi Esir aliyor, veya ben Buna Su sekilde yaklasiyorum, Bize istedikleri seyleri cok iyi pazarlayabiliyorlar, Kimimiz daha fazla esiri oluyoruz, Kimimiz daha az. Basarili oluyorlar ki, devami bu sekilde gelisiyor... Arz - Talep.....
|
 |
göçmen
17 yıl önce - Cmt 14 Oca 2006, 15:52
yorumsuz
(Eskisehirde bir karikatür sergisinde bir arkadasimla gezerken cekmistik bu karikatürün resmini)
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|