Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6
inanç ahmet
14 yıl önce - Cum 17 Nis 2009, 00:15

Alıntı:
Avrupa'ya hiç gittiniz mi ?
Dunya'da ahlak kurallari olmayan bir tane bile toplum yoktur. BIr laf vadir : "nerede insan, orada kural".
Ahlak her yerdedir. Farklilik gosteren sey kurallardir. Her ulkenin realitesine gore degisir.

Su "ahlaksiz bati" stereotipinden vazgeçsek diyorum. Cunku gerçek degil, uzgunum. Ahlak bizim tekelimizde degil...

Ornegin ortalama bir Alman'in iş ahlaki ortalama bir Turkunkinden daha ileride diyebiliriz. Oyleyse nasil olur da Almanya bir gun batarken, Turkiye ayakta kalir?

Avrupa'da insanlarin eşlerini aldatma orani Turkiye'dekinden fazla degildir.

Yilbasinda turist kizlarin dort bes erkek tarafindan taciz edilmesi malesef bir Avrupa degil bir Turkiye gerçegidir. Bunun da batililasma ile falan alakasi yoktur. Eger bu uzucu durumun nedeni batililasma olsaydi, Avrupa'da her gun boyle olaylarin gorulmesi gerekirdi, ama ben size soyleyeyim : yok.

Avrupa'da genelde insanlar birbirine yan yan bakmazken, tanimadigina bile selam verirken, nasil olur da Avrupa "ahlaksiz" olur? Yoksa onlar mi Turk geleneklerine sahip ? Yoksa onlar mi asil musluman ?

Su "ahlaksiz bati" takintisindan kurtulsak diyorum. Kendimizi kandirmayalim. Daha gitmeden gormeden kulaktan dolma bilgilerle, Hollywood filmleriyle Bati'ya teshis koymak yanlis olur.

Ahlak bizim tekelimizde degil... Uzgunum.
Unutmayin : Nerede insan, orada kural. Nerede toplum, orada ahlak. Bu bir Dunya gerçegi.


Neset Yildiz da benim bu mesajima cevaben :
Alıntı:
Burada önce Ahlak kelimesi ne anlama geliyor onu açıklıyalım,

Ahlak Nedir.


İnsanın iyi ve kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi nitelikli huylara ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlara Ahlak denilmektedir.

Ahlak ve kural kelimelerini birbirinden ayırmamız gerekir,güzel ahlaklı insan diyebiliriz ama,iyi kurallı insan diyemiyoruz,ahlak insanın kendi değerlerinden almış olduğu terbiyelerdir,kurallar ise ülkenin ve çevrenin değerlerinden meydana gelen olgulardır.Avrupa toplumunda bu iki kelime birbirinden ayrıdır,Avrupalılar kurallar ülkesidir ama ahlak değerlerini uygulayan ülkeler değillerdir.Sokaklarda gayri meşru hareketler oralarda gayet normal karşılanır.

Simdi, bunlar felsefi konulara giris teskil ettigi için olabildigince kisa geçmek isterim.

Yukarida, ahlak ile kural kelimelerini ayirmak gerektigi soylenmis. Bir yerde dogru, bir yerde yanlis bu soylem.

Neset bey surada haklisiniz : ornegin is saatleri, "kural"dir, ve bunlara "ahlak" demek yanlis olur, evet.

Ancak :

1)Avrupa'da sadece kurallar yoktur. "Degerlerden gelen terbiye" olarak tanimladiginiz ahlak ve buna bagli iradeli hareketler de vardir. Ornegin, bir Avrupali erkegin, bir Avrupali kizi taciz etmemsindeki neden polis, veya toplumsal tepkiden korkmak degil, o kiza "insan" diyerek duydugu saygidir, ki bu da ahlaktir. Edeptir, ailede temelleri atilmistir. Erdemdir, çunku istese taciz edebilse bile, bunu yapmayacak kadar irade urunu bir harekettir.

2)Ote yandan, bence, insan "kural"lara uyarak da "ahlakli" dedigimiz vasfa ulasabilir. Sirf bir kurala uyacak kadar irade sahibi olmak, ve uymama yetisine ragmen bir kurala uymasi, hele bu kural ona zor gelmesine ragman bu kurala uyacak iradeyi gostermesi, o insani "ahlak" denen seyin ozu olan iradeye sahip kilar.

Burada yeni bir soru da ortaya çikiyor. Surada iki hayali durum sayacagim, bunlardan hangisi gerçek ahlaktir :
-aile tarafindan kuçuk yaslarda bazi kurallara ve degerlere sartlanilan (bu kurallar Allah'in yaratilista Kainata yazdigi evrensel manevi degerler bile olsa) veya hayatta alisilan kurallardan çikmamak mi ?
-yoksa aile tarafindan sartlanmalar olmasa bile (olmadiginda), bir insanin, sirf "dogru" olmasi sebebiyle bir fiili seçmesi mi ?
Ben açikçasi ikincisini "ahlak" dedigimiz seye daha yakin buluyorum çunku ahlakin temeli olan irade, ikincisinde asil etmenken, birinci durumda asil etmen degil. Ustelik, birinci durumda, eger bir sekilde geçmis sartlanmalar bir anda kaybolursa, bu insan ne yapacagini bilemeyen, kendini kontrol edemeyen, saga sola çarpan bir insana donusur. Bunun nedeni bu insanin geçmis hayati boyunca seçimlerini bazi degerlere kayitisiz emanet olmasi, bu degerler ("gerçek" olsalar bile) su veya bu sekilde , bir gun kaybolduklarinda, bu insanin kendini kontrol etmeyi sifirdan ogrenmesi gerekir, yani sifir olarak suregelmis iradesini yaratmasi gerekir. Bu duruma ahlak demek imkansizdir bence.
Bakin tekrar ediyorum : sartlanilan kurallar "gerçek"-"dogru" bile olsa, yani Yaratici'nin, Kainatin maddeustu ve dogaustu alandan baslamak uzere butun Evrene kodladigi yasalara uygun bile olsa, hatta bu yasa-degerlerin ta kendisi bile olsa, eger ki bir insan bu yasa-degerlere irade degil de sartlanmadan oturu uyuyorsa, o insana ahlakli diyemeyiz.
Buradan soyle de bir anlam da çikabilir : ancak geleneklerin hiç olmadigi bir toplumun bireyi tam olarak "ahlakli" olabilir, çunku seçimlerinin nedeni bilinçalti degil, bilinçustudur. AMA BOYLE BIR DURUM MALESEF HAYAL. Bir insan eger çocukluktan bazi referanslari gormezse, daha ileriki yaslarda dogru-yanlis skalasini olusturmasi neredeyse imkansiz olacak, çunku dunyevi duyulari ve zayifliklari onu ya boyle bir skalayi hiç olusturmamaya, ya da yanlis-yanilmis bir skala olusturmaya itecektir.
Yani iyi-kotuyu [ve derecelerini] algilayabilecek bir zihinsel filtrenin kuçuk yaslarda gosterilmesi, hatta malesef belli bir sartlanma kullanilarak bunun yapilmasi gerekiyor.
Sonuç olarak, butun bunlardan ortaya çikan durum insanin dogasi geregi [çocuklukta islenecek] belli kuralsal sartlandirmalara ihtiyaç duydugu, ve de bu da demektir ki asla mutlak manada ahlakli olamayacagi (çunku seçimleri salt irade kaynakli degil).

"Butun bunlarin konumuzla ne alakasi var ?" denecek olursa, ki bazi arkadaslarimiz diyecektir kesin, varacagim nokta sudur :
ahlaki oldugu soylenen (ve belki de gerçekten oyle olan) bir geleneksel veya yarigeleneksel degerler sistemini takip etmek illa ahlak degildir.
Bizde var olup da Avrupa'da var olmadigi iddia edilen, veya en aziindan (anladigim kadariyla) Neset beyin oyle oldugunu soyledigi bu degerler sistemi, ahlakin sarti degil
(ve hatta belki paradoksal bir sekilde sart degil engeli).
Yukarida anlattigim, ve anlatmaya zaman-takat bulamadigim dusuncem dogrultusunda, ahlakin bir tek mutlak olçusu olabilecegini, bunun da irade oldugunu, Avrupalilarin da "irade" dedigimiz kalitede fakir olmadiklarini anlayabilirsek (en azindan varsayabilisek), Avrupa'nin da ahlaksiz olmadigini anlariz.


erdal balikci
14 yıl önce - Cum 17 Nis 2009, 03:58



yigitFB
14 yıl önce - Cum 17 Nis 2009, 04:29

Alıntı:
Avrupa yanlilarini pek derin bir kin ve nefretle cezalandirmak isteyen,kalbi sadece Arap icin atan simdiki yonetim,


Bence daha doğrusu "kalbi sadece Arap için atıyormuş gibi davranıp halkın belli bir kesminin inançlarını sömürüp kullanan, sonra cukkayı da götüren" olurdu. Yoksa daha önce de yazdım, büyükleri ABD'ye kaçıp yeşil kart dilenip orada yaşamaz, oğulları ABD'lerde okuyup mezun olur olmaz gemicik edinemezdi. Yerine İran'a veya Arabistan'a giderdi.

Ayrıca inanç ahmet'in yazdıklarının tamamına katılıyorum. Avrupa'da çoğu şey tahmin ettiğimiz gibi değil.


fazli1968nrw

14 yıl önce - Pts 29 Hzr 2009, 23:45



Tevfik Akdora
13 yıl önce - Sal 20 Ekm 2009, 18:33

Alıntı:
İtalya:AB'nin en feci ülkesi.Hakikaten böyle.Bir pizzaları var bir de makarnaları.Ha bir de tribunleri iyidir.Başka bir halta yaramaz


konu biteli baya bir olmuş ama bu yazıyı görünce dayanamadım.bunu yazan arkadaş acaba gerçekten samimi mi söylediklerinde? ya da arabadan veya sanattan zerre anlamayan bir arkadaşımız mı?
ha bir de beğenmediğiniz pizza,makarna neden bu kadar ünlü de pide,eriştemiz(veya mantımız) bu kadar ünlü değil? çünkü adamlar yemeğin lezzetini sosların verdiğini anlıyorlar ayrıca adamların "estetik" anlayışı var bir tabağı süslemek bile mutfaklarının dünyaca tanınmış olmasını sağlamış.
Heralde italyanların dünya tarihine yön veren romalıların torunları olduklarını da unutmuşsunuz.

avrupalıları küçümseyelim derken gerçeklikten de çıkmamak gerekiyor.herkese hakkını vermek lazım.türklerin hakkının yenmiş olması demek kültürümüzü tanıtmak için diğerlerine burun kıvırmak demek değildir.



SERDARR1
13 yıl önce - Sal 20 Ekm 2009, 18:37



Güzel fatih

13 yıl önce - Sal 27 Ekm 2009, 00:38



Burak Yılmaz.
13 yıl önce - Sal 27 Ekm 2009, 01:58



sUAt gürel
13 yıl önce - Sal 05 Oca 2010, 03:04



OkanY
10 yıl önce - Prş 30 May 2013, 18:22



sayfa 6
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET