1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Erkan Cabuk
17 yıl önce - Sal 29 Ksm 2005, 11:07
Yurt Dışında Yaşadığımız İlginç Olaylar - [YAŞAM]
Buraya başımızdan geçen ve her zaman anılarımızdan olan olayları anlatalım. Belki bunlar ileride başkalarınada yardımcı olabilir veya sadece bir tebessum biraktirir.
Inaniyorum ki uzun zaman yurt dışında bulunupta ilginç olaylar yaşamayan yoktur. Ben şimdilik kendi başımdan bir olayla başlıyacağım.
Olayi simdilik kisa sekilde anlatiyim sonra daha guzelcene aciklarim.
Iki yil one Amerikaya geldigimin 3. yada 4. gunu Work&Travel'la buldugum is icin NewYork City'den North Carolina'nin ucsuz bucaksiz bir yerine gitmistim.
Bizlere Program hakkinda bilgi verilirken Sakin haaa Amerikada otostopmu dusunmeyin bile demislerdi. Bu is yeri oyle kotu bir yerdiki hic sormayin. NewYork City'den oraya ulasmak icin 15 saatlik yolculuk yapmistim, ama o yeri ve imkanlari gorunce gerisin geriye donme karari aldim. Ama her karari hemen uygulayamiyon, ucsuz bucaksiz bir yer oldugu icin maalesef buradan ayrilmanin tek yolu araba sahibi olmak yada birilerini bulup seni 120 mil (192 km) falan uzaklikta olan yerlesim yerine goturmesi gerekiyordu (gerekiyormus).Gitmem gereken sehrin ismi Elizabeth City'di. Norfolk,Virginia'ya yakin denebilir.
Herneyse cok uzatmadan bende bu yerden ayrilmak icin bir fransiz ile beraber otostop olayina giristik.Hava sicak mi sicak 95F (35C) falan esya desen suruyle, gidilmesi gerekilen yolu ne sor ne ben soyliyim misali. Neyse biz basladik (yanimda bir tane fransiz var bu arada) otostop cekmeye zaten cok fazla arabanin gectigi yok gecenlerde hic durmaya niyetli degil.
Neyse geri kalanini sonra devam edeyim. Uykulu uykulu zor oluyor. Kisaca ozetini vereyim 120mil(192km) gidilmesi gereken yolu 4 saat gibi sure icerisinde 4 tane araba degistirerek vardik. Ama daha yolda basimdan gecenleri ne siz sorun neden ben anlatayim. (Ama anlatacagim sonra)
Daha ilginc olaylar yasayanlar kesinlikle vardir....Bekliyoruz
|
 |
cenkkit.
17 yıl önce - Sal 29 Ksm 2005, 11:39
Gezme amacli Amsterdam'dayiz. Barlarin yanyana oldugu bir sokak, sehir merkezinde. Bir bara girelim dedik. Kapida gorevli. Giris ne kadar diye sorduk. 'Ucretsiz' dedi. Mutluyuz tabi.
Cok gec olmadan bar oldugu icin isiklar yanip sonmeye basladi mekanda. Cikicaz, kapiya yoneldik. Gorevli kapinin basinda. Durdurdu bizi: 'cikis 5 Euro.' Hayatimda baska bir yerde olmadi bu. 'Hollanda' farki olsa gerek.
|
 |
deryadogan
17 yıl önce - Çrş 30 Ksm 2005, 09:22
Piccadili Circus (londra) 'da gezeriken aldı da bi yağmur
Hadi yagmurdan korunayım derken sıgındım bi saçak altına...Yanıma nereli oldugunu bilemedigim bir zenci yanastı..
Giriş klasik şekil "Hi baby" ..
Hadi bakalım dedim al başına belayı.." Where are u from " deyiverdi, bende fırlamalık yapıcam ya "tahmin et " dedim. " Rusya "dedi.."Saçmalama,asla" dedim.Saydı Sweden,Norway,Yugoslavia..(Sarı bi kafa görünce)
Dedim "bilemedin".."Türk'üm"..Şok geçirdi ..İnanmadı..Yalan söylüyorsun dedi pasaportumu çıkarttım gösterdim."Muslümanmısın" diye sordu "evet" dedim ve omuzuma dokunup "sen kardeş kardeş" dedi yürüdü gitti
Yani burdan çıkarılacak sonuç aslında şu ; "Ne Mutlu Türk'üm Diyene"
|
 |
Saygun
17 yıl önce - Prş 01 Arl 2005, 07:22
Yarım saat arayla yaşadığım 2 olayı bir seferde anlatayım..
2002 yazı. Oslo'dan Stockholm'e gece treni olmadığını öğrendiğimde çoktan gece olduğu için mecburen Oslo'da kaldım. Bulduğum en ucuz kalacak yer de 57 Euro cıvarı bir para diyince bavulumu tren istasyonuna kilitledim, parkta yatmaya karar verdim. Cumartesi gecesi saat 02:30 sıraları, ve Oslo halkı degüstasyondan yeni çıkmış, ortada ayık adam bulmak şans işi.
Uyumadan önce karnımı doyurayım dedim. Cebimde 66 Kron var. Açık bulduğum ilk yere girdim, en ucuz menü kola+döner 69 Kron. Tezgâhın arkasından "lan Orhan yine dökersen sı*tım çarkına ha!" diye bir ses geldi. Tabi ben dumur İşletme sahibinin Türk olduğunu düşünerek, Türkçe olarak abi 3 Kron eksik çıkıyor olur mu dedim. Adam sen Türk müsün dedi, evet dedim. Kafasını kaldırıp "ben de Turhçe bileyorum" dedi. O sırada duvarda asılı bir sarı-kırmızı-yeşil bayrak, ve gözlerimin içine dik dik bakan birkaç yağız delikanlı çarptı gözüme. Tabanları yağlasam mı diye düşünürken, benimle konuşan adam bana yemeği de içeceğimi de verdi, ve sadece 60 Kron aldı. Elini havaya kaldırıp arkadakilere anlamadığım birşey söyledi, hepsi süt dökmüş kediye dönüp işlerinin başına geçtiler. Baktım aynı adam yemeğimi bitirdiğimde de tepemde dikiliyor. Yan bastık diye düşünürken, baktım "ellerin salçalanmış (ketçaplanmış?) birader, bak arhada lavabo var" dedi. İyi niyetli mi kötü niyetli miydi diye hala düşünürüm, ama her ihtimale karşı adam arkasını döner dönmez iyi geceler diyip mekânı terkettim ben
Kebapçıdan çıktım, parka doğru yolumu aldım. Sanırım Karl Johans Gate'nin bittiği yerdeydi. Sırt çantamı yastık yaptım, terlersem diye yedekte bulundurduğum tişörtü bacaklarıma, montumu da vücudumun üzerine örtüp yattım. Ama uyumak ne mümkün.. Ben polisim orada yatamazsın diye kaldırdı biri beni. 10-15 metre yürüyünce de hehe şaka yaptım dedi. Kafa güzel tabi.. Ben ya sabır çektim yattım yine. Baktım 3 tane eleman geliyor karşıdan, 2 kız bir erkek. Erkeğin durumu fena değil, kızlardan biri zil zurna sarhoş, diğeri de muhtemelen alkolden başka birşeyler de almış, ayakta zor duruyor, yalpalıyor. Üçü de elele tutuştuğu için garipsedim ve dik dik baktım sanırım, o yüzden de göz göze geldik. Ayakta durabilecek durumdaki kız "heey" dedi bana. Cevap bile vermedim. 4. arıyoruz gelir misin dedi. Dördüncü derken belden aşağı bir kastı olduğunu anlamam biraz sürdü haliyle, malum hergün bebek gibi bir sarışın gelip gel takılalım demiyor Anlamamazlıktan falan geldim, bilmemkimin (sanırım yanlarındaki erkeğin adını söyledi) evine gidiyoruz, dörtlü takılacağız dedi. Tabi binbir kurt dolaştı benim aklımda. "Tanımadığı birini niye güvenip evine alsın bu insanlar? Böbreğimi mi çalacaklar acaba? Koca Oslo'da benden başka erkek kalmadı mı? Haydi yalnız turist erkek diyelim, ondan da bol bol var!" gibi.. Gitmişken sıcak sıcak orada yatarım diye düşündüm, siz takılın ben izleyeyim dedim. Ki zaten Trondheim'dan gece trenine binmiştim ve sabahın köründen beri Oslo'da geziyordum. Yani yaklaşık 45 saattir ayaktaydım, onların istediği şeyi yapabilecek mecalim yoktu. Bu hatun dedi ki, ya katılırsın, ya da hiç gelmezsin. Alkollü olduğu için İngilizcesini de zor anlıyorum, ama sanırım öyle dedi. Ben o zaman almayayım dedim. Bu sırada oğlan yanlış yaptın dostum dercesine bir yüz hareketi yapıyordu, çok komikti. Kız da bunları arkadan itekliyordu, ve bana da bir orta parmak gösterdi sağolsun. Biraz uzaklaştıktan sonra da "You Greeks are so fucking rude man" dedi. Ben de sorma hepimiz o.çocuğuyuzdur dedim ona yanıt olarak
Hala düşünüyorum, acaba hayatımın fırsatını mı teptim, yoksa hayatımı mı kurtardım diye..
|
 |
Erkan Cabuk
17 yıl önce - Prş 01 Arl 2005, 11:53
Ilk mesajıma sonra yazacağım diye kısa kesmiştim.
| Alıntı: |
Herneyse cok uzatmadan bende bu yerden ayrilmak icin bir fransiz ile beraber otostop olayina giristik.Hava sicak mi sicak 95F (35C) falan esya desen suruyle, gidilmesi gerekilen yolu ne sor ne ben soyliyim misali. Neyse biz basladik (yanimda bir tane fransiz var bu arada) otostop cekmeye zaten cok fazla arabanin gectigi yok gecenlerde hic durmaya niyetli degil.
Neyse geri kalanini sonra devam edeyim. Uykulu uykulu zor oluyor. Kisaca ozetini vereyim 120mil(192km) gidilmesi gereken yolu 4 saat gibi sure icerisinde 4 tane araba degistirerek vardik. Ama daha yolda basimdan gecenleri ne siz sorun neden ben anlatayim. (Ama anlatacagim sonra) |
4 tane araba değiştirdik. Ilkinde çok önemli bir şey olmadi. Ikincisinde adama Türkiyeli olduğumu söyleyince hemen bana Kürtleri sordu. Her zaman bilinen sorulardan. Bende çok fazla bu konu hakkında konuşmak istemediğimden kendimce güzel bir cevap olduğunu düşündüğüm bir cevap ile geçiştirmiştim. Uçüncü arabanın (kamyonet tipinde bir araba idi)arkasında gitmistik. (Ilk iki arabanin on koltugunda ben oturdum)
Dördüncüsü ve son ise beni en çok korkutan olmuştu. Arabaya bindikten sonra fark ettim ki adamın kafası kanıyordu. Aha dedim (icimden tabikide) ne olacak simdi diye.Adamin ingizlicesinde aksağan vardi. Bizlerin nereden olduğunu öğrendikten sonra kendisinin Arnavutluktan olduğunu söyledi.Adam benimle Türkiye hakkında konusmaya basladi ama bende konusacak hal kalmamisti 3 4 gundur (jetlag olayinin etkisi) dogru durust uyumadigimdam zor tutuyordum kendimi uyumamak icin. Adam biraz once birisi ile kavga ettigini ve orada basina darbe aldigini soyledi. Hastaneye falan git dedik ama kendisi birsey olmaz gecer falan dedi. Adamin sorulari yavas yavas degismeye baslamisti. Nereye gidiyonuz, nereden geliyonuz,paraniz varmi,karniniz acmi gibi sorular. Ben adamdan korkmaya baslamistim. Hem ilginc bir tipi vardi hemde sorulari gittikce ozellesmeye baslamisti. Bir yerde mola verdik, adam arabadan inince ben Fransiz arkadasa adami hic gozum tutmadi gel inelim dedim. O ise merak etme dedi ben onunla konusurum dedi.Bende baska secenegimiz olmadigi icin kabul etmek zorunda kaldim. 10 dakika sonra falan gitmek istedigimiz yere varmistik adam illa israr etti ilerideki buyuk sehire gotureyim diye ama biz yok biz buradan gideriz dedik ve arabadan inip adama tesekkur edip adamdan ayrildik.
En son bindigimiz arabadaki adam beni cok korkuttu ama esasen en iyiside o cikti. Türk olmamin sebebide olabilir. Adam megerse bize yardimci olmaya calisiyormus ne kadar garip gorunsede
Geldigimiz sehirde biletlerimizi almis otobus vaktinibeklerken, bu seferde yagmura yakalandik, oglenleyin sicakliktan yanmak yetmedigi gibi birde siriksiklam olmusutuk... Daha sonra tekrardan 15 saatlik bir yolculuk yaparak Pittsburgh'a varmistim.
Cok fazla uzattim kisaca ozetliyecek olursak. Benim yaptigim cok riskliydi ama yapmak zorundaydim. Yoksa butun yazi orada gecirmek zorunda kalacaktim. Benim bu riski almamin sebebi suydu zaten Amerikaya tek basina gelerek risk almissinn bunu denesen ne kaybedersin olmustur.
|
 |
CAN
17 yıl önce - Prş 01 Arl 2005, 22:50
İlk yurtdışı tecrübemi 16 yaşında tek başıma sırtımda çanta ile inter-rail hadisesi ile yolculuğa karar vererek yaptım.
Ama ne karar????
Ailemin korkularından dolayı sürekli olarak başıma gelebilecekler ile ilgili söyledikleri falan derken ben en sonunda çantamı hazırlayıp okulun yaz tatilinde haydarpaşa tren garından trene bindim ve bulgaristana doğru yola çıktım.Kompartmanda benim gibi seyahat eden 10 kadar adam-kadın vardı.Adam-kadın diyorum hepsi Boğaziçi üniversitesinden ya mezundular ya olacaklar şeklindelerdi, benimse yaşım 16-17 ve aralarında sırıtıyorum daha doğru dürüst traş bile olmuyordum hani 50 günlük sakal ben de çok sırıtmıyordu
Neyse onlara güvenerek korkumu yenip içimdeki sessizliği atarak ilk olarak Sofya'da trenden indik.İlk başta sırtımızda çanta bir oraya bir buraya girdik, mağazalardan alışverişlik bir şeyler baktım.
Sonrasında,ben daha ilk durakta neredeyse aldıklarım ile parayı yarıladım.Sonra onlara bakıyorum acayip tecrübeliler bir tane sakızın yarısını çiğneyip yarısını diğer güne saklıyorlar ben de en kral yemek yenecek yerlere gitmeye çalışıyorum ve dünya turu yapanların tecrübelerini okuyorum da adamlar 4 ülke geçiyorlar sırtlarındaki ağırlıkları 2 kg. artmıyorken benim elimde bile poşetler oldu daha Bulgaristan'dayım.Anne-baba desem duyacak kadar uzaklaşmamışım yani... Tam cahillik bizimkisiNe işin var allahın sofyasında .....
Ailemde iyi beni gözden çıkarmışlar göndermişler oralara, tek çocuğum da ailede hani...!!!
Neyse bu grup bir süre sonrasında benim brujuva harcamalarımdan rahatsız olmuş olacaklar ki kızlardan bir tanesini benimle konuşması için sözcü seçmişler ve beni istemediklerini,onları yavaşlattığımı söylediler.Aslında ben ne onları yavaşlatmıştım ne de onlar ile olmaya can atmıştım aynı yerde uyuyor olmamız ve aynı rotayı izliyor olmamız şanstı.
Benden beklenmeyecek olgunluk ile hay hay dedim ve Almanya'ya giden trenden bileti kestirdim gar'da... biraz daha fazla para verip pulman koltuklardan tercih etmiştim.Neyse almanyaya geldiğimde trende yediğim yemek aldığım kitaplardan dolayı cebimde unutmuyorum 20 mark kalmıştı tahmini dünyayı gezen adamların 3 ayda yediğini ben 2 günde bitirdim tam şeker takılmışım Ayrıca Bulgaristandan 4 yıldır aramadığım arkadaşlarımı bile aramıştım bir bakkal gibi bir yerden.Orada unutamadığım tek şey yarısı olmayan bir domuzu koltuk altına almış benim yaşlarımdaki bir çocuğun suratıma çok haince bakarak yanımdan geçmesiydi.Telefon konuşmam toplam 90 mark tutmuştu sorun değildi ben de para çoktu ayrıca soranlara neredesin diyenlere sofya diyordum saat kaç dediklerinde de 4 saat var aramızda diyordum aynı aslında saat farkımız...
Neyse Almanya'da bir akrabamızı bulma girişimim oldu.Ara tara yanıma aldığım not defterinden falan sonunda adamlar taşınmışlar başka şehire hadi çanta sırtta elimde 10 poşet ,kafamda garip bir şapka gece tren garlarında acayip sarhoşlar,ne dediklerini bile anlamadığım milletten adamlara sora sora Stuttgart civarında bir yere gitmiştim bir de tren garında bir görevliden duvara işediğim için çok sağlam tokat yemiştim.Ve o aileyi bulmuştum ama ciddi söylüyorum bir öğün yemek yemedim ve dönüşümde tren ile olacaksa ne yapacağımı düşünüyorum çünkü acayip az param kalmıştı ve umudum kırılmaya başlamıştı.
Çok gariptir o kadar güzel adres almışım ki(vermişler ki...) tak diye buldum sayılır.Neyse güzel bir yemek ve hediyeleri paylaşma ardından güzel bir duş ve uyku.Kızları da benim cesaretim sonrasında evdekilere hollandaya göndermedikleri okulla diye çok kızmıştı ama yandan yandan da beni kesmeyi ihmal etmiyordu.Güzel bir kızdı gerçekte şimdi 3 çocuğu olmuştur, ben herhalde o kadar kötü davranmazdım
Sonrası benim canım sıkıldı onların karanlık duvar kağıtlı evinde, bir hayvanat bahçesine götürdüler sıkıntıyı alır diye ,sonra evi aradık telefon ile babam gittiğim ailenin reisine uçak bileti konusunda konuşup anlaşıp parayı göndereceğini söyleyip benim trenle başladığım 4 günlük avrupa turu thy uçağı ile istanbulda son buldu.Ben de sanki babamlar beni zorla getirtmiş bir hal vardı çok sıkılmışım gibi öfleyerek indim alana ama içimden göbek atıyordum ülkemi arkadaşlarımı ve en çok da annemi özlemiştim.
Sonrası daha komikti,acayip yalanlar ile arkadaşlarıma Hollanda'da barda üzerime kusan Alman kızla yaşadıklarımı anlatıp sonra da Londra'da kaçamak bakışların nasıl aşka dönüştüğünü anlatıp elimde gitmeden önce aldığım 36 pozluk film koyduğunda ağırlığı 3 kg. olan mamiya marka dedeme ait bir fotoğraf makinesi ile haydarpaşa-edirne arasındaki trendeki arkadaşların filmlerini göstermiştim.O kadar amatördüm ki,fotoğraf çekmede bile yaşadığım amatörlük çok komik 36 pozu edirnede bitirdim çantaya attım makineyi
İşte böyle
|
 |
K.Oktar ARKIN
|
 |
göçmen
17 yıl önce - Sal 06 Arl 2005, 20:24
Viyanadan Salzburg kentine bir gezi düzenlendi, 13 erasmus(uluslararasi ögrenci degisim programi) ögrencisi Salzburga gittik. Gurubumuzdan ayri olarak biz üc kisi(ben, gezideki diger tek Türk arkadasim ve bir Cinli bayan arkadas) sehrin icinde gezdik, daha sonra diger arkadaslarla bulusmak icin (bir bira firmasinin üretim yaptigi yerdeydiler halen) bir taksi cevirip onlarin yanina gitmek icin bindik taksiye. Neyse taksi söförüne gidecegimiz yerin adini söyledik, ve baktik adam ingilzce bilmiyor, ve hani bizde de vardir ya takside surda burda hafiften bir sohbet olsun ortam güzellessin mantigi, bu sebepten ben de cat-pat ögrendigim almancayla, salzburga gezmeye geldigimizi, bunun ilk gelisimiz ve ilk günümüz oldugunu söyledim(ama düsüne düsüne, hatali bir sekilde muhtemelen), sonra konu ögrenciligimize ne üzerine okudugumuza geldi,
Avusturyada nerde kaldigimizi falan söyledi(m/k).
ve ben aniden "Wir kommen aus Türkei(Biz Türkiyeden geliyoruz)" dedim.
sonra adam yolu birakti bana bakti bir an icin ve tahmin edin... "Türk müsünüz?" dedi.
ben de "ah be abicim dedim yarim saattir boncuk boncuk ter döktüm sana Almanca anlatana kadar" dedim, derken abimiz hemen taksimetreyi durdurdu ki daha yolun yarisina dahi gelmemisiz tüm israrlarimiza ragmen paranin tamamini almadi, "insan bir ima eder" dedim, o da "ya Cinli kiza aklim takildi yoksa bastan sorardim" dedi.
arkadaslarla bulusacagimiz yerde de bir sorun cikti sonra firmanin birkac giris kapisi olmasindan dolayi, adam dakikalarca yardim etti saolsun.
Adnandir ismi de abimizin Allah yolunu acik etsin
sorsalar neden Türk insani farkli diye bu yüzden derim, iste bir daha görmeyecegini bildigi insanlara karsiliksiz yardim etme özelligi hangi milletlerde var ki baska?
|
 |
göçmen
17 yıl önce - Çrş 21 Arl 2005, 00:17
Viyanaya geldigim ilk günlerde, istasyonda trenler hakkinda birisine birsey sormam gerekiyordu,malum daha yeniyim ve almancam berbat, söyle bir bakindim etrafima, gözüme söyle uzun sacli bir 20-25 yaslarinda bir genci kestirdim. Yanina gittim, sonrasi;
-excuse me! Can you speak English?
-yes
-kardes Türk müsün?
-evet bilader ya ne vardi?
isin ilginc yani; bu arkadasin tip olarak bizim insanimiza fazla benzememesi ama öyle bir "yes" in sadece tarafimizdan söylenebilecegini düsündügümden dolayi ona "kardes Türk müsün?" demis olmam.
|
 |
Emre_Uzan
17 yıl önce - Çrş 21 Arl 2005, 00:37
KKTC'deki ilk günüm.. Hemen kafa arkadaşları bulup meyhane araştırması yaptık. Sonunda salaş bir yere girip "N'olcak lan burda halimiz, kaç sene geçer mi? Zaten hava da yapış sıcak." geyiği başlamıştı ki geldi rakılar gitti biralar.. Neyse ben astronot oldum gidip yatıcam (kafayı bulunca pis satarım). Çıktım dışarı taksi çevirmeye, baktım karşıda taksi durağı var. Gittim arabanın sağ ön kapıyı açtım oturdum, bekliyorum şoförü. Ama bi gariplik de gözüme çarpmadı değil. Önümde direksiyon var, ayağıma pedallar geliyor. Ulan dedim amma içmişim, direksiyonu ters tarafta görüyorum.. Sonra adamın "Be gardaş n'apang oraşta geçesin sen sol tarafcığa da götüreyim gideceğin yera" demesiyle ayıldım.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|