Yaşadığım yerde, pazara günlük tutulan balıklar geliyor. Sudak ve Farel balık alıyorum. Temizliğini yapıp hemen veriyorlar. 3 ay boyunca, haftada bir gün balık tüketiyoruz.
Sudak yağsız olduğu için, kışın mutfak içinde kızartıp yiyoruz. Farel ise, yağlı balık olduğu için baharda ya da yaz günlerinde balkonda ızgara yapıyorum.
Evdeki balıkları tüketince, balık pazarına gidip, tekrar toplu alım yapıyorum. Devamlı alınca, uygun fiyatlı balık geldi diye haber veriyorlar zaten.
Bir ara arkadaşlarla toplanıp, ithal gelen somon balıkları uygun fiyatla toptancıdan satın almıştık. Somon da kışın çok güzel gidiyor.
Çünkü onlar çiğ balik yiyorlar.
Cig balik dondurulmadan yenilmez.
Yoksa ici Kurt olabilir.
Mesela dün tuttumuz balik kurt doluydu. Yemedik kuşlara attik.
Ama dondursaydik, kurtlar ölürdü ve balik yenilebilinirdi...
Taze balik gibisi yok.
Kurtlu balık neden dondurulsun ki ? Bu baştan hatalı.
Balıklar dondurulmadan önce temizleniyor ekseriyetle... Temizlik yapılırken de, içinde neyi var, neyi yok gözle görülebiliyor. Balığın iç görünümünde varsa bir olumsuzluk ayrıştırıyor.
Okyanusta balıkları yakalayan endüstriyel çapta iş gören büyük gemiler, limana yanaşıncaya kadar, balıkları temizleyip, şoklayıp donduruyorlar. Yani geminin içi fabrika.
Zaten dondurma sakıncalı olsaydı, balık gibi çabuk bozulabilen hassas etler hiç bir zaman şoklanmak suretiyle dondurularak saklanmazdı. İnsanlarda ancak av mevsiminde taze taze tüketme kültürü oluşurdu.
Tabi şoklamak suretiyle saklamanın da bir süresi var. İlk günkü tazeliğinin korunması isteniyorsa, 3 ay içinde tüketmek gerekiyor.
Şoklama gibi güvenli yöntemi tartışmaya hiç gerek yok.
Eğer mahsurlu olarak görülmesi gerekiyorsa, tütsülenmiş balıklar mahsurludur. Güya tütsü ile pişiriyorlar. Ama çok kötü kokuyor. Baltık ülkelerinde tütsülenmiş kokmuş balığı bira eşliğinde tüketiyorlar. hem de kokan balığının kötü kokusunu ala ala tüketiyorlar.