1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
kaya
17 yıl önce - Cum 06 Oca 2006, 04:57
Seit ali Tunçbaş diye bir ilk okul hocam vardı benim 1.2.3. sınıfları okuttu bana ama ne okutmak her sabah ir sıra dayağı hiç unutmam bi gün bana bi vurdu altıma işemiştim yani böyle öğretmenlerde var işte egosunu tatmin ediyo ahh onu bi elime geçireyim benn
|
 |
Metin Arslan
17 yıl önce - Cum 06 Oca 2006, 15:02
| Alıntı: |
| sıra dayağı hiç unutmam |
Öğretmenin görevi öğretmektir. Dayak sistemi ile öğreten öğretmen değildir. Bu sistemi kullanan öğretmenlerin eğitim fakültelerine gitmelerine gerek yoktur. Gittilerse bile boşuna gitmiştir.
Dayak ile öğretilen çocuk, ileride belki herşeyi kaba kuvvetle yaptıracaktır. Kendisini öğretmen sanan bu tiplerin var olmasında velilerinde suçu vardır. Yani eti senin kemiği benim mantığı.
Her zaman saygı duyduğum bu kıymetli insanlarınların arasında, bu gibi tiplerin var olduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Cocuklar çicek gibidir. Sevgiyle büyür. Cicek sevmeyen insan bahcivan, çocuk sevmeyen insan da öğretmen olamaz.
|
 |
Eylem
17 yıl önce - Pzr 08 Oca 2006, 02:19
ASLI, eğer puan verme hakkım olsaydı ve puan vermeye çalıştığımda "puanlama sistemini istismar ettiğin için puan verme hakkın kaldırıldı" diye kaba bir ifadeyle karşılaşmasaydım mesajına bir puan verecektim.
İlkokulda meşhur sıra dayağı vardı.
Otaokulda beden eğitimi dersinde "istenen tarzda" spor ayakkabım olmadığı için öğretmenin kulağımı çektiğini hatırlıyorum. Ödev yapmayan, derste konuşan, kopya çeken öğrencilerin dayak yemesi zaten olağan karşılanırdı.
Lisede başka sınıflardan öğrencilerin tekme tokat dövüldüğüne şahit oldum.
Bazı öğretmenler kendi çocuklarının ne kadar iyi olduğunu, iyi eğitim aldığını sürekli anlatır ve bizim yetersiz olduğumuzu söylerlerdi.
Bazı öğretmenler derslerinin bir bölümünü oje sürüp makyaj yaparak geçirmeyi tercih ederlerdi.
Bazı öğretmenler kısa etek giyen, okuldan kaçan, düşük notlar alan öğrencilerin velilerini okula çağırmakla eğiticilik görevlerinin bittiğini sanırlardı.
Birçok öğretmen o günkü ders programında ne varsa onu anlatınca öğretmenlik yaptığını zannederdi.
Fakat bütün öğretmenler böyle değildi elbette. Lisedeki psikoloji öğretmenimiz haftada bir kez istediğimiz bir konuyu sınıfça tartışmamıza olanak sağlardı. Biz de siyasi, toplumsal, ekonomik konuları tartışırdık. Herkes kendi fikrini özgürce söylerdi.
Ortaokulda bir müzik öğretmenimiz o zevksizlik abidesi müzik kitaplarının dışına çıkabiliyordu. Bize "Çıplak Dağda Bir Gece"yi, "Türk Marşı"nı, "İtalyan Kapriçyo"yu, Beethoven'ın 5. Senfonisini dinletiyordu. Aynı zamanda da bu eserlerin nasıl, hangi düşüncelerle bestelendiğini anlatıyordu. O zamana dek umrumda olmayan Klasik Batı Müziğini severek dinlemeye başladım.
Lisede bir Türkçe öğretmenimiz bize müfredatta olmayan şiirler, hikayeler okurdu.
Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim bize kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çırpınırdı.
İlkokul'da üç öğretmenim olmuştu. 4. ve 5. sınıflardaki öğretmenim, Anadolu Liseleri sınavına gireceklere hiçbir karşılık beklemeden ek ders verirdi.
Sonuç olarak, benim iyi öğretmen olarak gördüklerim, işini sadece bir para kazanma vesilesi olarak görmeyen, öğrencileri "birey" olarak yetiştirmeye çalışan, bunun için de müfredat sınırlamalarını zorlayan kişiler.
|
 |
CAN
17 yıl önce - Pzr 08 Oca 2006, 04:16
Dayak mı? Hahahahahahaha bu konuda benim üzerime olan tanımıyorum.İlkokuldaki öğretmenim menapozunu bizim üzerimizde geçirdi.O kadar acıdır ki sıra dayağı olsa iyi kafa kafaya vururdu ve bunları evde anlatırsak ta anne ve babalarımızın yanında bile kulaklarımızı koparacağını söylerdi.Dışarıda kar yağardı,bizim hocamız pencereyi açardı ve içerisi resmen kar soğuğu olurdu ve kadın kısa kollu bluz ile ders anlatırdı,inanın öğrencilerin dişleri birbirine vururdu,kadın bunu da hakaret sayar döverdi.Bu böyle 4 sene devam etti.O zamanlar Uğur Dündar'da gençti tabii ki bize bakan olmadı hiç.4 sene sonunda bir öğrencinin gözünün şişliği ailesi tarafından anlaşıldı da 50 çocuk kadının elinden kurtarıldık neyseki ama yeni gelende 4 sene sonunda aldığı sınıfa alışamadı ve hepimizi ne yazık ki saçma bir method ile eğitmeye kalktı ve hala içimde uhtedir ama kolejlere 50 öğrenciden 1 kişi bile giremedik.Bir de diğer o giden kadın kolejlere hazırlıyorum,yok hazırlık kitabı,yok haftasonu kursu diye dünyanın parasını toplardı.Diğer sınıflardan orta karar herkes bir yere girerken biz ne yazık ki mahalle ortaokuluna devam ettik.Ailelerimizde çocukları okuyor diye mutlu mesut ses etmeden göz yumdular ama sonunda bizim eğitimimiz ile oynayan kadına birşeyler olmadı.Kadın 5 yıl öncesine kadar da o yaşına rağmen o ilkokulun müdürü olarak görev aldı.
Şimdi ne durumdadır bilinmez ama ben o kadını ,dayağını,çocukların dayak yedikten sonra yaşları 10 bile değilken birbirilerine telkin verip selpakları ıslatıp kimin yanağı kırmızıysa ateşini alsın diye koyduğunu hiç unutamadım.Tabii ki kolejde okuyamadığım için de biraz hayal kırıklığım da var doğrusu.
|
 |
Mustafa Taşlı
17 yıl önce - Pzr 08 Oca 2006, 12:49
Öğretmen adı burada dayakla birliktr anılıyor ama nasıl ki her meslekte problemli insanlar varsa bizim camiada da en fazla o kadar vardır o tip insanlar.
10 yıldır iyi bir lisede İngilizce öğretmeni olarak çalışıyorum.Eğer maddiyatı ön plana çıkarsaydık bu meslekten çoktan vazgeçecek insan biliyorum.Ben de onlardan birisiyim.Ama bizim sanatımız insan yetiştirmek.Kendine ve ülkesine faydalı insanlar.Anne babaların gün gelip sadece birine ikisine katlanamadıkları çocukların 30 unu bir sınıfa doldurup veriyorlar elimize.Dayan,katlan bunlara diye.Kendi çocuğunu onların yarısı kadar bile göremeden geçiyor çoğu günün.Dayak hiç atmadım daha ama azarladığım çok oldu.
Biz öğretmenler sadece kendini bir türlü olması gerektiği şekilde yenileyemeyen kötü bir eğitim sisteminin işçileriyiz.Ama bu şartlarda merak ediyorum hangi doktor,hangi mühendis ya da hangi hukukçu mesaisine bu kadar sadık kalıp çalışırdı.
Küçük ilçelerdeki hastanelerin zaten kaçıp gidebilmek için siyasilere yalakalıp yapan sağlık personelinin nasıl çalıştığını,halka nasıl davrandığını görün sonra öğretmenlri tekrar konuşalım.
|
 |
gundar
17 yıl önce - Pzr 08 Oca 2006, 15:04
Bir mesleğin zorluklarını kim en iyi anlar? tabiki o mesleği yapan kişi burada bakıyorumda herkes öğretmenlik için birşeyler yazmış. Ancak kaç tanesi öğretmen merak ediyorum. Ben öğretmenim mesleğini seven ve mesleğinin kutsallığına inanan bir öğretmen. Öğretmenlik yaptığım okul ve branş belki de diğerlerine nazaran biraz daha çaba gerektiriyor. Meslek lisesinde motor öğretmeniyim. Yani öğrenciye eğitim vermenin yanında bir de onları hayata hazırlıyorum. Burada yapacağım bir hata yetiştirdiğim öğrencilerimin hayatını etkileyebilir. Çünkü buraya gelen öğrenciler maddi durumu iyi olmayan kısa yoldan meslek edinip hayata atılacak olan kişiler. Bir çoğunluğu anadolunun değişik yerlerinden gelmiş.
Şu anda eğitimin yapısıyla çok oynandı. her gelen kafasına göre bir yönetmelik çıkardı. Şu andaki durum ne biliyormusunuz? Af Af Af
Çıkarılan bu aflarla öğrenciler ders çalışmayı tamamen bıraktı. Geçen seneki af çıkmasaydı benim sınıfın yarıdan fazlası sınıf tekrarı yapacaktı. Ama af çıkınca hepsi bir üst sınıfa geçti. Şimdi ise tekrar AF!
Öğrencilerime geçen bir anket yaptım.Neden ders çalışmıyorsunuz diye
verilen cevaplar neredeyse ortaktı "Hocam geçen sene hiç okula devam etmeyen öğrenci de sınıf geçti zayıfı çok olan öğrenci de. biz neden çalışalım ki."
Buradan da anlayacağınız gibi eğitim çökmüş durumda. Bana ilköğretimden gelen öğrenci daha çarpım tablosunu bırakın toplama yapamıyor. ben de bırakıp dersimi ona 4 işlem yapmayı öğretmeye çalışıyorum. Benim bu yaşadıklarımı bir çok meslektaşım yaşıyor.
Uzun lafın kısası siz her nekadar iyi bir öğretmen olsanız da sistem sizi kötü kılıyor.
Ama ben bu sisteme ısrarla kafa tutmaya devam edeceğim...
|
 |
Metin Arslan
|
 |
Eylem
17 yıl önce - Pts 09 Oca 2006, 00:08
Eğitim alanındaki sorunlarımız belli. Ama burada "İyi bir öğretmen nasıl olmalı?" sorusu soruluyor, biz de bu soruya yanıt arıyoruz. Buraya mesaj yazanların eğitimdeki bütün sorunlardan öğretmenleri sorumlu tutmak gibi bir niyetleri olduğunu sanmıyorum.
Elbette her meslekte iyiler ve kötüler var. Mesajımda kötü öğretmenlerimden de iyi öğretmenlerimden de bahsettim.
Dayaktan bu kadar dert yanmamızın nedeni, bu ilkelliğin insanları pasifleştirmesi, psikolojik tahribat yaratması ve okullarda hâlâ yaygın biçimde uygulanmasıdır.
Ben öğretmenlerin çok azının meslek sevgisi taşıdığını düşünüyorum. İlkokulda da ortaokulda da lisede de tarih derslerinde eski Anadolu uygarlıklarını gördük mesela. Ama Ankara'da olmamıza rağmen hiçbir öğretmenin aklına bizi bir gün Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne götürmek gelmedi. Bu nasıl açıklanabilir? Eğitimdeki bozukluğun bununla ne ilgisi var? Anıtkabir'e gittiğimizi bile hatırlamıyorum. Bu nasıl bir eğitim anlayışıdır? Bu acayip anlayış yüzünden ilkokuldan üniversiteye kadar her aşamada Osmanlı tarihi dersleri almamıza rağmen "Levni kimdir?" diye sorulduğunda afallıyoruz. Çünkü biz tarih derslerinde aslında sadece siyasal tarihi ya da savaş tarihini görüyoruz yüzeysel olarak. Kimse de bunu değiştirmeye çalışmaz. Neden bir edebiyat öğretmeni bir gün öğrencilerini alıp tiyatroya gitmez? Çok mu zordur böyle bir işe kalkışmak?
|
 |
Emir Kula
17 yıl önce - Pts 09 Oca 2006, 14:31
Bence iyi bir öğretmen öğrencisine arkadaş gibi yaklaşmalı.Öğrencinin psikolojik sorunlarına çözüm üretmeye çalışmalı.Öğrencinin yaptığı olumsuz harekette de (Mesela okul tuvaletinde sigara içmek gibi) onu hemen disipline vermek yerine arkadaşça yaklaşıp yanlış bir davranış sergilediğini gerekirse bin defa ona anlatmalı.Bu öğrenci benim dersimde konuşmuştu ben de ona karnesinde sıfır vereyim diyip,not verme yetkisini öğrenciye karşı silah olarak kullanan öğretmenleri ne yazık ki iyi öğretmen sınıfına dahil etmiyorum.İki öğretmenim vardı.Birisi,dersinde konuşanlara ortalaması 1 düşüyorsa bile 0 verirdi yani notunu silah olarak kullanırdı.E tabii öğrenciler de bu öğretmeni sevmezlerdi.Diğeri ise dersinde konuşana 1 düşüyorsa bile 2 verirdi.Öğrenci de "Ben bu hocanın dersinde konuştum ama bana 1 yerine 2 verdi,demek bende bir ışık görüyormuş.Bu hocayı diğer dönem üzmemeliyim" der ve hocaya karşı mahçup olduğu için diğer dönemde o hocayı pür dikkat dinler,dersinde de konuşmazdı.
Neyse kafa ütüledim galiba.Sevgiyle kalın ve şunu da unutmayın ki öğretmenlik kutsal bir meslektir...
|
 |
uguremre
17 yıl önce - Pts 09 Oca 2006, 16:25
Merhaba Emirhan ben de sınıf öğretmenliği 4. sınıf öğrencisiyim.kafamdaki öğretmenlik kalıbı senin bahsettiğin özelliklerle tamamen paralel.Çizdiğin öğretmen portresine benzer ve daha üstün birçok öğretmenin olduğunu stajlarda gözümle gördüm lakin bunların içinde salla başını al maaşını tarzındaki öğretmenler de yok değildi.
Garanti meslek deyip 'sırtımı devlete yaslayım da gerisi gelir' diyen öğretmenlerin olduğu toplumda hiçbir ilerlemenin olmayacağı düsüncesindeyim.öğretmen idealist olmalı fakat Şener Şen'in GÖNÜL YARASI filimindeki kadar da olmamalı 
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|