1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
CAN
17 yıl önce - Çrş 23 Ksm 2005, 01:07
Öğrencinin cebini düşünen öğretmen olamaz.Ben ilkokulu 1983 yılında okumaya başladım 5 yıl boyunca ilkokul öğretmenim kolejlere hazırlamak için dünyanın parasını aldı.Normalde küçük şehirlerde müfredat diye öğretilen dersler biz de özel ders olarak verildi.
Ayrıca öğretmenler "anne" ve "baba" rolünü üstlenmeli evdeki yaşadığı huzuru çocuğa okulda da verebilmeli.Gerçi maddi zorluklar çeken öğretmen yaşadığı sıkıntıyı ne yazık ki okulda herkes ile paylaşıyor.
Öğretmenler ile ilgili güzel bir söz aklıma geldi.Öğretmenler ilk 5 yıl idealist oluyor sonraki yıllarda kapitalist...
|
 |
ozgurkose.mn
17 yıl önce - Çrş 23 Ksm 2005, 07:29
Iyi bir ogretmen olmak ne kadar zor hic dusundunuz mu??
Su var ki ogretmenler ne yapsa ne etse ogrencilere yaranamaz! Bunun sahsen tanigiyim... Hem ogrenciyim, hem ogretmen... Ama burada - amerika- her sey o kadar farkli ki! Ogrenciler ogretmenin pesinden kosuyor, ogretmen ogrencilerin degil... Ulkemizde malesef ogrenciyi birakinca hakkinizda sorusturma aciliyor, "sen bu ogrenciye nasil bi sey veremezsin diye!"
Ogretmenler memurluktan kurtulsun gibi bi sey okudum. Siz ogretmenlere imkanlar sagladiniz da onlar mi kurtulmadi? ulkemizdeki gecim derdi bitmeden bu sorun nasil giderilecek???
Kimse yanlis anlamasin, az para alan bi tek ogretmenler degil, konu ogretmenler oldugu icin yaziyorum...
Hangi imkan verilmis ki ogretmene zamanini kendini gelistirmek icin ve arastirma yapmak icin harcasin?? Siz "ogrenciler bir an once su okuldan cikip gitsin ne halleri varsa gorsun" dusuncesi uzerine egitim sistemini kurar, ogretmeni goz onunde bulundurmadan, ogrencilere "nasil olsa gecirecek beni!" zihniyetini verirseniz o ogretmen napsin?
Daha bugun Mardin'de bir ogretmen sehit edildi... Ogretmenleri suclamak cok kolay, ama olaya bir de diger taraftan bakin. Niye bu olaylar Amerika'da Turkiye'de oldugundan farkli? Niye burda bu sorun daha az??? - "yok" demiyorum, cunku burda da bazi sorunlar var -
Iyi bir ogretmen, evet, once iyi bir egitimci olmali, insan olmali. Iyi ogretmen ona sunulan imkanlari en iyi sekilde kullanip, karsiligini veren ogretmen olmali!
Bu ulke zamaninda 15 gunluk egitimle binlerce vasifsiz insana ogretmen statusu verdi ve goreve getirdi... Ardini aramadi... O insanlar universitelerde bile gorev yapabildiler. Sonuc? Iste ortada!
Egitim bir ulkenin bel kemigi. Biz ne kadar para harciyoruz egitime? Ne kadar yatirim yapiyoruz gelecegimizi sekillendirecek cocuklari egitecek egitimcilere?? Okul dort duvar demek degil! Universite 2 saatlik bi sinav sonrasi kapagi atilip, nasil olsa bitirilecek, yata yata gecilecek yer degil! Anlatirdim burda egitimin nasil olmasi gerektigini, ogrencilerein nasil egitilmesi gerektigini, ne gibi sistemlere ve kaynaklara ihtiyac oldugunu ama hic gerek yok! Bizim MALESEF ayiklamamiz gereken cok tasimiz var daha pirincimizde! Ulkemideki hortumlanan para bizi ihya ederdi simdiye kadar.. Ya teror illetine dokmek zorunda oldugumuz para?? Dis borc, ic borc.... liste uzar gider.
Bi gecede iyi bir ogretmen olunmaz arkadaslar, siz burada yazilanlari "ogretmen adaylari nasil egitmeli, nasil secilmeli, ne imkanlar verilmeli ??" basligi altinda ayri bi yere tasiyin bence... Ogretmen adaylarini da egitecek olan ogretmenler, evet, onlari egiten de ogretmenler. Bu bir çember... Peki kim döndürüyor bu çemberi?????
Gecen sene yazilmis bi mesaj varmis, onu okudum, ogretmenlerinden sikayet eden.. Benim de sorunlarim oldu cok. Hep sozel ve dil uzerinde basarili oldum ama, hayatimin en guzel yillarinda matematikle bogusmak zorunda da kaldim! Yapamadim ne kadar ugrasdiysam da.. Ogretmenim kizdi yapamayinca, kizmasa da eksi bi not vermesi bile beni olumsuz etkiledi cok. Ama sunu simdi anliyorum ki, o insanlar bunu yapmak zorunda...Biz o siniftaysak onu ogretmek zorunda bize! Seni bos veremez! Birileri ogrencileri yeteneklerine gore ayirmadikca, onlara secme hakkini vermedikce, egitime gerekli harcamayi yapmadikca, tum o insanlar bizlere, kimimiz icin gereksiz, kimiz icin anlamsiz, kimimiz icin sacma olan seyleri ogretmek zorunda... Siddet uygulayip, zorbalik yapiyorsa, ona ogretmen statusunu vereni ve onu denetim altinda tutmayani suclamak gerek!!! Su bir gercek ki ogretmenlik hem dogustan gelen, hem uzerine sonradan eklenen egitimle kazanilan bir meslek. Yetenekli insanlari secip, iyi egitimi vermek kimin vazifesi acaba???
Okulumu bitirip, ulkeme donup orada gorev yapmayi cok istiyorum... Lutfen ogretmenler hakkinda sacma sapan seyler yazmayin!
|
 |
kasım
17 yıl önce - Çrş 23 Ksm 2005, 10:06
Öğretmenler hakkında atıp tutarken lütfen seviyeli olalım.
Bir öğretmenin en üst kademede 750-800 milyon maaş aldığını, kurs ücreti yaklaşık 200 milyon aldığını ve bununla bir ayı geçirmek zorunda olduğunu ve kendisinin de bir ailesi olduğunu sizlere hatırlatmak isterim.
Bazı arkadaşlar iyi öğretmen olmaz demiş, benim babam öğretmen...
Kendisinin özel çabasıyla yetiştirdiği, iş sahibi yaptığı ve hatta evlendirdiği birçok öğrencisi var.
Bunların yanında özel ders verip evini geçindirmesi de var...
Ama öğretmenlerin hepsi aynı kalitede değil. Kendi branşı hakkında bilgi sahibi olmayan, dersini akşam evde çalışıp sabah okulda anlatan ve soru sorulmasına izin vermeyen, dersine giren öğrencileri sınıfta bırakmakla ün yapmış öğretmenler de var. Bu da eğitim sisteminden ve öğretmenleri seçme sisteminden kaynaklanıyor.
|
 |
Metin Arslan
17 yıl önce - Çrş 23 Ksm 2005, 12:09
Her öğretmenin mesleğinde örnek alması gereken kişi:
BASÖGRETMEN M. KEMAL ATATÜRK.
Atatürk, eğitim alanında başarıyı etkileyecek en önemli unsurun öğretmenler olduğunu görmüştür. Öğretmenlik mesleğine lâyık olduğu değeri vermiştir. Başöğretmen Atatürk, Öğretmenlere "Sizin başarınız cumhuriyetin başarısı olacaktır." diyerek ülkenin geleceği için öğretmenlerin güvence kaynağı olacağını belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kayseri'de yeni Türk harflerini öğretirken.(20 Eylül 1928)
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türk harflerini halka bizzat öğretirken.
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Samsun Lisesinde tarih dersinde (26 Kasım 1930)
(+)
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Afyon'da öğrencilerin önünden gecerken (20 Kasım 1937)
Kaynak:
Fotograflar MEB web sitesinden alınmıştır.
|
 |
ASLI
17 yıl önce - Çrş 04 Oca 2006, 11:40
Bugun e-posta adresime gelen bir forward maili sizinle paylasmak istiyorum.
Mektubun yazari bir ögretmen... Ancak, adini ve nerede çalistigini gizlemek zorunda kalmis; tahmin edebileceginiz nedenlerle... Mektup, asagidaki haliyle bir üniversitemizin "Ögretmenler Günü" toplantisinda da okunmus, gözyaslariyla...
"Merhaba!
Istanbul'da bir lisede ögretmenlik yapiyorum.
Çalistigim okul, çogunlugu Anadolu'nun en ücra köylerinden
gelip yerlesen (yerlesemeyen) insanlarin oturdugu bir çevrede.
Etrafimiz gecekondu mahalleri. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma
binalar var. Istanbul'un pek çok yerinde artik görmeye
alistigimiz bir manzara var aslinda burada ! da. Sözünü ettigim yerlesim
yerinin 5 dakikalik mesafesinde modern bir alisveris merkezi var!
Atardamarin hemen üzerinde bu okul.
BUNLARIN HEPSI GERÇEK:
*Biliyor musunuz, bu yil lise1. sinifta okuma yazma
bilmeyen bir ögrenci var.
*Biliyor musunuz, bir ögrenci okula "satir" getirmekten
uzaklastirma cezasi aldi.
*Biliyor musunuz, iki hafta önce okulun önünde çikan bir
kavgada bir ögrencimin boynu döner biçagi ile kesildi; 28 dikis atildi.
(Çok sükür sah damarina gelmedi)
*Biliyor musunuz, bu çevrede kimse kisin aksam besten sonra
sokakta yalniz yürümüyor.
*Biliyor musunuz, geçtigimiz hafta, bebek bekleyen müdür
yardimcimiz bir ögrenci tarafindan karni tekmelenmekle tehdit edildi.
*Biliyor musunuz, disaridan elini kolunu sallaya sallaya giren
bir adam, kendisini disari çikarmaya çalisan kat nöbetçisi bayan
ögretmeni biçakla tehdit etti.
*Biliyor musunuz, derste sikinti yarattigi için ögretmeni
tarafindan cezalandirilan ögrencinin asiret olan ailesi okulu basti.
*Biliyor musunuz, bir ögretmenimiz sinifta biraktigi ögrenciden
tehdit telefonlari aldi.
*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %86'si sigara içiyor.
*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %42'si hap kullaniyor.!
*Biliyor musunuz, okulun etrafinda hap satanlari, okulun içinde
hap kullananlari polis biliyor.
*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %23'ü ensest iliski magduru.
*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir kiz ögrencimizin babasi
çocugundan(ögrencimizden) dayak yedigi için okula sigindi.
*Biliyor musunuz, yalnizca koridorda birbirlerine çarptiklari
için kavgaya tutusan iki kiz ögrencinin aileleri okulun önünde
birbirlerine yumruk yumruga saldirdilar.
*Biliyor musunuz, bazi kiz ögrenciler 100 kontör karsiliginda
minibüs soförlerine, hali saha sahiplerine kendilerini
kullandirtiyorlar (cinsel anlamda)
*Biliyor musunuz, bu yil bir erkek ögrenci, bir kiz
ögrencinin kendisine cinsel tacizde bulundugunu söyleyerek sikayette
bulundu.
*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil bir anne, kizinin saçinin
boyali olmasi üzerine okula çagirildiginda, kizini okula koca bulmak
için gönderdigini bu nedenle de süslenmesi gerektigini söyledi.
*Biliyor musunuz, velilerin %42'si kayittan sonra bir daha
okula ugramiyor.
*Biliyor musunuz, maddi yetersizlikten dolayi üç, dört aile bir
oda-bir salon bir evi paylasiyorlar.(Sayilari azimsanamayacak
ölçüde.)
*Biliyor musunuz, her ay ögretmenler aramizda para toplayip bir
ögrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri aliyoruz.
*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil cuma okul kapanisi töreninde
bayginlik geçiren bir ögrencinin iki gündür hiçbir sey
yemedigini ögreniyoruz.
*Biliyor musunuz, ögrencilerin çogunun hayatinda kan davasi,
intihar, bosanma, dayak, kaçma, kaçirilma, hapis gibi hikayeler var.
(Ailelerinde yasanmis)
*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil iki gün boyunca evine gitmeyen
bir ögrenciyi velisi gelip okulda ariyor. (Kizin biriyle kaçtigi anlasiliyor daha sonra.)
*Biliyor musunuz, annesi babasi ayri veya bosanmis olan
ögrencilerin çogu uzak akrabalarin yaninda kaliyor. Anne ya da baba almak
istemiyorlar veya! üvey anne babalar istemiyor.
*Biliyor musunuz, geçtigimiz yil sorun çikardigi için müdür
tarafindan tartaklanan bir ögrenci mahalleden topladigi
tanidiklariyla müdürün odasini basip tehditler
savurdu.
*Biliyor musunuz, veliler toplantilara "ocakta yemeklerini
birakarak", ayakkabilarinin topuguna basarak, mantolarini
omuzlarina atarak geliyorlar.
*Biliyor musunuz, velilerin büyük bir çogunlugu ögretmene nasil
hitap edilecegini bilmiyor. (Güzelim, hanim kizim,sen, hocaaaaa,
ablasi!?)
*Biliyor musunuz, sakalli, salvarli, cüppeli bir veli
toplantilara gelip yalnizca erkek ögretmenlerle görüsüyor!
*Biliyor mu! sunuz, geçtigimiz yil 1000 ögrenci kapasitesi olan
okulda kütüphaneye üye olanlarin sayisi 7(yedi)'ydi.
*Biliyor musunuz, ögrenci tanima formlarindaki "Çaldiginiz
müzik alet(ler)i" bölümüne radyo, teyp, walkmen yazan azimsanamayacak
sayida ögrenci var.
*Biliyor musunuz, ögrencilerin azimsanamayacak bir bölümü dogum
tarihlerinin gün ve ay kisimlarini dogru yaziyorlar ancak yil bölümüne 2004 yaziyorlar!
*Biliyor musunuz, lise birinci sinif ögrencilerim "Soru isareti
nerede kullanilir?" soruma yanit veremediler.
*Biliyor musunuz, *10 lisesine kayit yaptiran bu ögrenciler
çarpim tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlari ile çarpma ya da bölme
islemi! yaparken bile hesap makinesi kullaniyorlar. (Geçtigimiz ay sinirden gözlerine kan oturmus bir halde
siniftan çikan matematik ögretmenimiz koltuga çökerken ögrencilere bir ders
boyunca 300'ü 2'ye böldüremedigini anlatti.)
*Biliyor musunuz, maddi durumu iyi olan sayili ögrencilerden
birinin velisi, geçtigimiz yil akan damimizi onardi. (Notlarinin hemen
hepsi zayif olan ögrencinin sinif geçmesi sartiyla!)
*Biliyor musunuz, ögrencilerimizin %60'i sagliksiz beslenmeden
dolayi hasta (aralarinda dispanserlik olanlar var) ancak ögrencilerimizin
%90'inda cep telefonu var. (Cep telefonlari son model, bazilari kamerali)
Ben bu okulda 3 yildir ögretmenlik yapmaya çalisiyorum. Bu
olaylara alismamak için, artik alisip bunlari neredeyse dogal karsilayan
yillarin ögretmenleri gibi olmamak için ugrasiyorum. Biliyorum
ki eger alisirsam gelecege dair hiçbir umudum kalmayacak. Her gün
büyük bir çaresizlik ve endiseyle "Acaba bugün ne olacak?" diye
basliyorum isime. Olaysiz geçen günler Allah'in nimeti! Biliyor musunuz,
sinifta gezinerek ders anlatirken Atatürk'ün gözleriyle karsilasmamaya
çalisiyorum, kafami kaldirip resmine bakamiyorum. Basimin
üzerinden
"Ey Türk Gençligi!" diye bagirdikça utancimdan omuzlarima
gömülüyorum. Biliyor musunuz, 10 Kasim'larda, 29 Ekim'lerde
siirler okunurken, marsimizi dinlerken agladigimda herkes günün
anlamina agladigimi saniyor; oysa çaresizlige agliyorum.
Muhtaç oldugu kudretin dolastigi asil kani uyusturucuyla
zehirleyen ögrencilerimi kurtaramiyorum. Ögrenmeye direnen, kendini
kapatan ögrencilerime Istiklal Marsi'nin anlamini bile ögretemiyorum.
Daha da yazacaktim ancak yazdikça yüregim agirlasiyor.
Sevgi ve saygilarimla."
|
 |
Husnu Kursun2
17 yıl önce - Çrş 04 Oca 2006, 22:56
Bu yukaridaki yazida anlatilann okul Turkiyedeki Istanbuldami?
Vah benim dertli basim, vah benim memleketim.
|
 |
Metin Arslan
17 yıl önce - Prş 05 Oca 2006, 00:58
ATATÜRKÜN KÜTAHYA LİSESİNDE ÖĞRETMENLERE YAPTIĞI KONUŞMA
"Muallime hanımlar ve muallime efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum. Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz. Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir. Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz. Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakka şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz. Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz.
Kaynak: www.odevsitesi.com
Arkadaşlar yukarıdaki konuşmanın devamı da var. Bu konuşmanın geçtiği kaynaklar yukarıdaki kadarını yazmış. Siz devamını biliyormusunuz? Ben aradım bulamadım.
En son Metin Arslan tarafından Prş 05 Oca 2006, 11:15 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
ozanfus
17 yıl önce - Prş 05 Oca 2006, 11:02
| Alıntı: |
Muş Müftülüğü, Kur'an Kursu binasında, 40 yaşının üstündeki kadınlar için okuma yazma kursu açtı.
www.dha.com.tr |
gordugum bu manzara soze gerek birakmadi; iyi ogretmen nasil olur? sorusuna...
|
 |
Arzug
17 yıl önce - Prş 05 Oca 2006, 15:51
"iyi" öğretmen
Bence sadece iş bulamadığı için öğretmenlik yapmaya karar verenler,ÖSS 'de sırf puanı tutuyor diye eğitim fakültesi yazanlar tekrar düşünmeli,istediği fakülte ve formasyon sertifikası olsun,bu işte "gönüllü" olmak çok çok önemli.
Sadece devlet memuru olmak isteyen,hanım işi,rahat iş zihniyetli çıtır hanımlarımızın nasıl öğretmen olduğunu gördüğümüzden,
İnsani,medeni donanımı "tam" veya "tama yakın" olanlar ,cesur,idealist,gözüpek,empati kurabilen ve tabii ki zeki,sabırlı biri iyi öğretmen olabilir derim kısaca.
Çünkü Aslı hanımın bahsettiği okullar hakikaten var...
|
 |
Orhano
17 yıl önce - Cum 06 Oca 2006, 04:50
Bence iyi ogretmen ve kotu ogretmen diye birsey var. Ilk once ogretmenin meslegini, ogrencilerini sevmesi ve onlari nasil ulkesine ve dunyaya daha yararli bir insan olmalarini saglamalidir. Ogretmen siniftaki davranislari ve goruntusu ile ogrencilerine ornek olmalidir. Ogretmen gerektigi zaman ogrencisine anne, baba, yada arkadas olabilmeli. Onlari anlamaya calismali, onlari dinlemeli fikirlerine saygi gostermeli kendini ogrencilerinden ustun gormemeli.
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|