Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 8
Öze®
14 yıl önce - Pts 21 Ksm 2005, 23:00

Kendimden  çoğu zaman  utanmıyor  değilim. Ülkemizde  alınan  kararları beğenmeyen  sözde  vatandaşlar Avrupaya  AİHM' e  kadar  gidiyorlar  büyük umutlarla. Ülkeyi  karıştırmak  için kolları sıvıyorlar. AİHM önünde üyesi  olmadığımız  bir  parlementoda sorgulanmamıza  sebep  oluyorlar. Umdukları cevabı  alamayıp bir de ne  yüzle geri  dönüyorlar  anlamıyor. Herkes  türban takıyor, herkes  başörtüsü  kullanıyor. Ama  kimse  AİHM  e  başvurmuyor.

Bakınız roj tv  denen  kanal nereden  yayın  yapıyor  desteğini nereden alıyor, birileri  çıkıp hala AİHM e gidiyor  buradan destek  almak  istiyor  ve  başarısız  olduğu halde hükümet  tarafından destekleniyor. Gerçi bana  düşmeyen  bir  durum  söz  konusu  bu  hükümeti  açık ve  net  desteklemedim, gelişmeleri hayretler  içerisinde  izledim.

Bir Ermeni  gidiyor  AİHM' e  bizi  şikayet  ediyor, bir alman  çıkıyor AİHM' e  başvuruyor içimizden biri de  çıkıyor  AİHM' e başvuruyor. KİMSE Mİ ÜLKEMİZDEN  MEMNUN  DEĞİL? NEDİR  YANLIŞ  GİDEN  KENDİLERİNİ  RAHATSIZ EDEN ?


cinümit
14 yıl önce - Pts 21 Ksm 2005, 23:26

yasaklarla övünmemeliyiz diyenler içki yasaklarıyla gurur duyarken  kendisiyle çelişmiyormu?kimsenin Tanrı ile olan ilişkilerini tabiri caizse 'düzeltmek' için bir partiye  ihtiyaç duyacağını sanmıyorum.bireylerin özel yaşantısına bu kadar burun sokulması hoş değil.içen içer..yeterki adabıyla içsin.Ki o da eğitim ve aileden gelen ahlakla ilgili.



selcuklu
14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 00:40

Öncelikle Emre uzan bey ben sizi bana arkadaşım diyebileceğiniz kadar tanımıyorum.
 Benim yazdıklarımın çoğunun gerçekliğine raporları, DİE verilerini biraz olsun inceler, günde farklı görüşten en az 2 gazete okursanız kararını verebilirsiniz. Hepsine tek tek değinmeyeceğim ben.
  Türbanla ilgili olarak işe dinin mantığını da katarak şunları eklemek isterim. Madem ülkede sınırlamalar var bu yüzden başını açmak günah olmaz diye bir yorum yapıyorum çünkü İslam kolaylık dini, bu yönü düşünmeyip gerçekten işi siyaset noktasına getirenler var ama işin içinde siyaset olmasa insanların dinlerini dilediği gibi yaşaması şart ve doğru olan.
 Bu arada dini yorum yaptım ben de mi ulemayım ne
 


Kazandibi
14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 12:48

Ulema = Alimler (bu durumda "Din Alimleri/Din Bilginleri")

Tıpkı "Şüheda = Şehitler" gibi (Arapça'daki çoğul kalıbı)

Ama en önemli mesele şu:

"Laik, demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nde "Ulema" adlı bir karar mercii var mıdır?"

İran'da var (Ulema, Cumhurbaşkanlığı'ndan bile daha güçlü bir karar mercii ve mollalar her konuda son sözü söyleme yetkisine sahip)

Osmanlı döneminde de Şeyhülislam "uygun değil" deyip padişahın görevine son verebiliyordu.

Ancak bildiğim kadarıyla 1924'ten beri bizde böyle bir karar mercii yok.

Yoksa var da biz mi bilmiyoruz?


Tuna Yersu
14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 13:27

Kürtler federasyon istiyor
Şemdinlide kalkışma yaşanıyor
Rektörler şaibeli şekilde hapse atılıyor, yardımcısı intihar ediyor
Kapkaççılar mühendis bir bayanı katlediyor
Üniversitelerin kadroları,araştırma fonları kesiliyor...

Ve biz türban'ı tartşıyoruz...bu konu bu kadar önemli olmamalı !


Okan Akin

14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 15:50

Sevgili Tuna Dostum,

Yerden goye kadar haklisin.

Sunu da belrtmek isterim ki Cok sukur ki bu guzel formda yukarda bahsettigin konular ayri ayri basliklarda tartisilagelmektedir. Yani kendimize haksizlik etmeyelim degil mi!...

Dostlukla kalin,


erkan
14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 19:59

başbakanın sözlerinden anladığım, ulemanın karar mercii olması değil. kendisiyle ilgili bir konuda danışılması, fikirlerinin alınması. nasıl ki bakkallarla ilgili bir konuda düzenleme yapılacaksa bakkallar odasının görüşleri alınır, ancak tbmm yine kendi istediği kararı alır. onun gibi bir şey. dini bir konuda da diyanetin, ilahiyat fakültesi hocalarının görüşlerine başvurulabilir. ancak karar yine anayasada belirtilen erklerin (yasama-yürütme-yargı) bağımsız olarak çalışmasıyla alınır. laiklik ilkesi de budur. bence esas mesele bizim laiklikten ne anladığımız. anglo-sakson tipi liberalizm anlayışı ile kıta avrupasının liberalizm anlayışı nasıl kendine özgü toplumsal dokularından ötürü farklıysa, fransanın uyguladığı katı laiklikle(ki türkiye de onu örnek almıştı, çünkü cumhuriyetin kurulduğu dönemde fransa 1 numaraydı) almanyanın laiklik anlayışıda farklıdır.
atatürk ilkelerinden en güzeli kanımca inkilapçılıktır. değişime ayak uydurma, bilimi rehber edinmenin diğer adıdır. daha geçen yıla kadar mussolini italyasının ceza yasasını kullanıyorduk. bu kadar mı değişime kapalı bir yapımız var? örnek aldığımız fransanın laiklik anlayışından dahi daha katı laiklik anlayışımız var. bildiğim kadarıyla onların sadece devlet ilköğretiminde başörtüsü yasak. özel okullar, lise ve üniversitelerde giyim serbest. bizdeyse üniversitelerde yasak. oysa ki öğrenciler kamu kurumu olan üniversitelerde hizmet alırlar. yani devlet dairesine gidip vergisini ödeyen başörtülü bir işverene nasıl ki kime "başını açta öyle gel." diyemez, üniversitedeki durumda aynısıdır. fakat maalesef uygulamada durum farklıdır. peki bundan kar mı ediyoruz yoksa zarar mı?
laiklik olgusu gerklidir. bu tartışma götürmez bir gerçek. ancak neden daha özgürlükçü bir anlayış dururken daha katısını tercih ederiz ki? fransa bu haliyle ne kadar mesafe alabilmiş? bence bir almanya bu konuda model olmaya daha yatkın. birilerine benzemektense futbolda ispanyol ekolü, italyan ekolü; siyasi olarakta milletlerin kendi laiklik anlayışları olabiliyorsa neden türk tipi laiklik anlayışı olamasın? biz müslümanız, avrupalılardan ciddi anlamda farkımız var. islamın hristiyanlıktan en temel toplumsal farkı, her konuda tavsiye niteliğinde de olsa bir şeyler söylemiş olması. bu bağlamda islamla çatışmayan, toplumu germeyen bir anlayışı neden hayata geçiremiyoruz?
sadede gelirsek: birileri din adına devlet idaresi, iktidar talebinde bulunmamalı, devlette dinin toplumsal hayattaki yansımalarına müdahale edip, dinin yaşanmasına engel olmamalı.


selcuklu
14 yıl önce - Sal 22 Ksm 2005, 20:56

Alıntı:

Ulema = Alimler (bu durumda "Din Alimleri/Din Bilginleri")

Tıpkı "Şüheda = Şehitler" gibi (Arapça'daki çoğul kalıbı)

Ama en önemli mesele şu:

"Laik, demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nde "Ulema" adlı bir karar mercii var mıdır?"

İran'da var (Ulema, Cumhurbaşkanlığı'ndan bile daha güçlü bir karar mercii ve mollalar her konuda son sözü söyleme yetkisine sahip)

Osmanlı döneminde de Şeyhülislam "uygun değil" deyip padişahın görevine son verebiliyordu.

Ancak bildiğim kadarıyla 1924'ten beri bizde böyle bir karar mercii yok.

Yoksa var da biz mi bilmiyoruz?



  Zaten bu karar Türkiye'de alınmış bir karar değil, dikkat ederseniz AİHM için sarf edilmiş bu sözler. AİHM türk merciine sormaz elbet, dünyada bir sürü islam üzerine kürsüler var ve önemli bir ksımı da avrupa ve amerikadaki üniversitelerde ve bunların içinde görev alan prof.lar var elbet.



sayfa 8
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET