Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İnsan haklarında türban takmak yok
« önceki   123 ... 151617 ... 383940   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 16
umutyolu
15 yıl önce - Cum 18 Tem 2008, 00:22

Alıntı:
Sayın umutyolu ,
Atatürk'ün yukardaki sözlerini niçin buraya aktarma gereği duydunuz anlamadım. Bu sözleri Medeni bilgiler kitabından çıkarttırmıştır. Çünkü kişisel inancını yansıtıyordu. Dolayısıyla milleti bağlamayacaktı. Medeni bilgiler kitabı okullarda bir dönem Yurttaşlık bilgisi adı altında okutulmuştur.


Birinci nedenim yukarıda alıntının eksik olması ve devamında olan sayın Can Dündar'ın yazısının aslında ne anlattığının bilinçli olarak havada bırakılmasıydı.

İkincisi, bu sözleri kitaplardan çıkartan Atatürk değildir.

Eğer dikkatli okursanız verdiğiniz din ve vicdan özgürlüğü kısmı ile benim verdiğim kısım arasında büyük ve önemli bağlar var. Önemli olan bunu görebilmektir.

Teşekkürler.


Orhan Kınık

15 yıl önce - Cum 18 Tem 2008, 00:41

Alıntı:
9. Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğu söyleyenler vardır. Ne var ki biz, bizim gözümüzün önündeki Türk Ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz. Türkler, İslam dinini benimsemeden sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan İranlıların ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmasına yol açtı. Tersine, Türk Ulusunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal coşkusunu uyuşturdu. Bu çok doğaldı. Çünkü Muhammet’in kurduğu din bütün ulusallıkların üstünde yaygın bir Arap milliyetçiliği politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, “ümmet” sözcüğüyle ifade olundu. Muhammet’in dinini benimseyenler kendilerini unutmaya, yaşamlarını Tanrı sözcüğünün yer yer de yükseltilmesine adamaya zorunluydular. Bununla birlikte Tanrı’ya kendi ulusal dilinde değil Tanrı’nın Arap budununa gönderdiği Arapça betikle tapınacak ve duada bulunacaklardı. Arapça öğrenmedikçe Tanrı’ya ne dediklerini bilmeyeceklerdi. Bu durum karşısında Türk Ulusu birçok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir sözcüğünün bile anlamını anlamadan Kuran’ı ezberleyip beyni sulanmış hafızlara döndü. Başlarına geçebilmiş olan hırslı hükümdarlar, Türk Ulusunca ne olduğu, kim olduğu belirsiz cahil hocalar ağzıyla saçılan ateş ve azapla korkunç bir karanlık ve karışıklık içinde kalan dini kendi tutkuları ile politikaları uğruna araç olarak kullandılar. Bir yandan Arapları zorla buyrukları altına aldılar, bir yandan Tanrı sözcüğünün kutsal parolası altında Avrupa’da Hıristiyan ulusları yönetimleri altına aldılar. Ancak onların dinlerine ve ulusallıklarına ilişmeyi düşünmediler. Ne omları “ümmet” yaptılar ne de onlarla birleşerek güçlü bir ulus yarattılar.

Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler; hırkasıdır diye bir palas pareyi halifelik belgesi ve üstünlüğü olarak altın sandıklara koydular. Halife oldular. Kimi zaman doğuya kimi zaman batıya kimi zaman da dört bir yana saldıra saldıra Türk Ulusunu, Tanrı için Yalvaç için topraklarını, çıkarlarını ve benliğini unutturacak, yalnız Tanrı yolunda olacak kadar derin bir kendinden geçmişlik ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Ulusal duyguyu yok eden, bu dünyaya değer vermeyen; yoksulluklar ve kötülükler baş göstermeye başlayınca da asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra, öbür dünyada kavuşulacağı inancını aşılayan dinsel doğma ve dinsel duygu, ne var ki ulusun uyanıp aklı başına geldiği zaman şu acı gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç görünüm karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin ahretteki mutluluklarını düşünerek yada bir an önce ölmeye dua ederek ahrete kavuşmayı öğütleyen bir din duygusu dünyanın en acı tokadıyla, Türk Ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı; çağrılıları, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türklerin ortak vicdanı, derhal yüzlerce yıllık güçle ve açılıp ilerleme tutkusuyla, büyük bir coşkuyla çarpışıyordu. Ne oldu? Türk’ün ulusal duygusu artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil eski ve gerçek büyük Türk Atalarının kutsal kalıtlarının son Türk ‘el’lerinin savunma ve korunmasını düşünüyordu. İşte dinin, din duygusuyla Türk Ulusuna bıraktığı anı.
,
http://www.ataturksitesi.com/Yurtbil/index.htm
yurttaşlık bilgisi yazıcı versiyonunu indirerek metnin tamamnı görebilirsniz.

Medeni bilgiler kitabı sansürlenmiştir. Sansürlenen kısımlar özellikle ikinci kısımdır. Tarih kurumu yayınlarında bu son parağrafı göremezsiniz.

Medeni Bilgiler kitabı 1937 yılında Atatürk hayatta iken okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu sansürden Atatürk'ün haberi vardı. Yukardaki Atatürk'e ait olan sözlere katılmamız mümkün değildir. Zaten Atatürk'te, kişisel görüşleri olduğu için kitaptan çıkarttırmıştır.


umutyolu
15 yıl önce - Cum 18 Tem 2008, 00:59

Alıntı:
Medeni bilgiler kitabı sansürlenmiştir. Sansürlenen kısımlar özellikle ikinci kısımdır. Bunu bizzat Atatürk istemiştir. Medeni Bilgiler kitabı 1937 yılında Atatürk hayatta iken okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu sansürden Atatürk'ün haberi vardı. Yukardaki Atatürk'e ait olan sözlere katılmamız mümkün değildir. Zaten Atatürk'te kişisel görüşleri olduğu içöin kitaptan çıkarttırmış bu görüşlerini.


Ben yazının tamamı vermedim birincisi yukarıda verilen kısım 1. bölümdü, ikincisi burada Araplar ile ilgili düşüncelerin birçok kişinin hoşuna gitmeyeceğini biliyordum. Sizinde katılmadığınız bölümün Araplarla ilgili bölüm olduğunu biliyorum. Ancak burada savunulan ve öne çıkarılan şeyin Türklük olduğu açıkça gözüküyor. Atatürk Türk milletinin dinini kendi diliyle, anlatarak ve bilerek öğrenmesini istiyor. Yüzlerce yıldır süregelen Araplaştırmanın maalesef bir işe yaramadığını gördüklerinin altını çiziyor.

Ayrıca Can Dündar'ın yazısının tamamı ve sansürlemenin boyutu :

Alıntı:

Afet İnan cumhuriyetin ilanından 6 yıl sonra Yurt Bilgisi dersleri vermeye başlamıştı. Okutacağı kitabı Kemal Paşa'ya gösterdi. Gazi beğenmedi. Yeni bir Medeni Bilgiler kitabı yazdırdı.
Kitap, 1931'de Afet İnan imzasıyla çıktı; ortaokul ve liselerde okutuldu. İşte Kemal Paşa'nın el yazısıyla kaleme aldığı o notların "Millet" bölümünden satırlar:

* * *

"Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..) Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..)
"Türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
"Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..)
"... din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. (..) Artık Türk, cenneti değil, (..) son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra..."

* * *

Yeterince açık değil mi?

Nasıl oluyor da din konusundaki görüşleri bu kadar net olan bir lider hâlâ yanlış yorumlanıyor?
Yukarıdaki satırların çoğu, Türk Tarih Kurumu tarafından 1969 ve 1988'de basılan "Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün El Yazıları" kitabında yer almıyor da ondan...

İnanması zor; ama kendi kurduğu kurum, Atatürk'ün notlarını sansür ederek yayımladı.
"Medeni Bilgiler"i geçenlerde yeniden basan Örgün Yayınevi, Türk Tarih Kurumu'ndan bir özürle yeni baskı beklediklerini yazmış.

Atatürk'ün okullarda okutulsun diye kaleme aldığı kitabının bile sansür edildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Düşünce özgürlüğü mü dediniz?


Teşekkürler.


Orhan Kınık

15 yıl önce - Cum 18 Tem 2008, 01:12

Alıntı:
Sizinde katılmadığınız bölümün Araplarla ilgili bölüm olduğunu biliyorum. Ancak burada savunulan ve öne çıkarılan şeyin Türklük olduğu açıkça gözüküyor
Hayır Araplardan dolayı değil.

Birincisi İslam, Muhammedin(a.s) kurduğu bir din değildir. Muhammede(a.s) Allah tarafından indirilen bir dindir. Peygamber kafasından din icat etmemiştir.

İkinci katılmadığın görüş şunlardır ''Ulusal duyguyu yok eden, bu dünyaya değer vermeyen; yoksulluklar ve kötülükler baş göstermeye başlayınca da asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra, öbür dünyada kavuşulacağı inancını aşılayan dinsel doğma ve dinsel duygu, ne var ki ulusun uyanıp aklı başına geldiği zaman şu acı gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç görünüm karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin ahretteki mutluluklarını düşünerek yada bir an önce ölmeye dua ederek ahrete kavuşmayı öğütleyen bir din duygusu dünyanın en acı tokadıyla, Türk Ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı''

Ahiret inancı imanın şartlarındandır.


umutyolu
15 yıl önce - Cum 18 Tem 2008, 01:44

Alıntı:
Can Dündar bu sansürlemeyi doğru bulmamış. Ben, Can Dündar'a katılmıyorum. Düşünce özgürlüğü ile alakası yok bu konun. Laik bir ülkede dini inançlar ya da inançsızlıklar devlet tarafından belirlenemez.


Bu sizin kendi fikriniz. Katılırsınız yada katılmazsınız. Düşünce özgürlüğünün sınırsız olmadığı savunanlardanım. Ancak Atatürk'ün kendi kurduğu kurum tarafından kurucusunun düşüncelerini sansürlemesi bence de oldukça talihsiz bir olay. Atatürk'ün esas aldığı ilk şey Türklük idi. Bunu her zaman yansıttı ve gösterdi. Dolayısıyla, bunu sansürlemenin zaten bir anlamı olamaz.

Alıntı:
Atatürk kişisel inançlarını, dine bakışını bu millete dayatamazdı. Böyle bir şeyi yapması durumunda kendini inkar etmiş olurdu. Dolayısıyla İslam hakkında kişisel düşüncelerinin kitapta yer almasını istememiştir.


Atatürk zaten bunu dayatmadı, verdi. Halkta bunu gördü ve kabul etti. Kişisel düşüncelerinin genel kabul görmesini zamanın şartlarına bakarak yorumlayın.

Alıntı:
Hayır Araplardan dolayı değil.
Birincisi İslam, Muhammedin(a.s) kurduğu bir din değildir. Muhammede(a.s) Allah tarafından indirilen bir dindir. Peygamber kafasından din icat etmemiştir.


Bunu nereden çıkardınız? Hz. Muhammed (S.A.V.) Mısırdaki adam değildi, eğer kastınız buysa.

Alıntı:
İkinci katılmadığın görüş şunlardır ''Ulusal duyguyu yok eden, bu dünyaya değer vermeyen; yoksulluklar ve kötülükler baş göstermeye başlayınca da asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra, öbür dünyada kavuşulacağı inancını aşılayan dinsel doğma ve dinsel duygu, ne var ki ulusun uyanıp aklı başına geldiği zaman şu acı gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç görünüm karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin ahretteki mutluluklarını düşünerek yada bir an önce ölmeye dua ederek ahrete kavuşmayı öğütleyen bir din duygusu dünyanın en acı tokadıyla, Türk Ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı''


Buradan o sonuç çıkarılabilir de çıkarılmayabilir de. Öncelikle "ulusal duygunun yokolması" ne demektir ona bakmak gerek. Bu ilk paragrafta verilen Araplaştırma düşüncesinin temeli oluyor. Çünkü ilk paragrafta denildiği gibi :

Alıntı:

bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu.


Devamında "bu dünyaya değer vermeyen; yoksulluklar ve kötülükler baş göstermeye başlayınca da asıl gerçek mutluluğa öldükten sonra, öbür dünyada kavuşulacağı inancını aşılayan dinsel doğma ve dinsel duygu," sözleri ile zaten açıkça bu dünyada iken diğer tarafı düşünmeye başlanmasını ifade ediyor. Ancak bu diğer tarafı düşünme ibadet, zikretme ile alakalı değil, tam tersi yoksulluk ve kötülük ile gelen durumda ortaya çıkan duygu. İnsanların ahireti düşünerek kötülükleri kabul etmesi ve sırtını ahirete dayayıp buna meydan vermesidir.

Alıntı:
ne var ki ulusun uyanıp aklı başına geldiği zaman şu acı gerçeği görmesine engel olamadı. Bu korkunç görünüm karşısında kalanlara, kendilerinden önce ölenlerin ahretteki mutluluklarını düşünerek yada bir an önce ölmeye dua ederek ahrete kavuşmayı öğütleyen bir din duygusu dünyanın en acı tokadıyla, Türk Ulusunun vicdanındaki çadırını yıktı''


Burada da anlatılan ahireti inkar yada ahiret inancının boşa çıkarılması değildir. İnsanlar umutlarını ahirete bağlayarak her türlü kötülüğe karşı çıkma gücünü bir tarafa bırakıp herşeyi kabullenme sürecine girdiklerini ve bu anlamda Türk ulusunun birlik - beraberliğinin zedelendiğini söylüyor. Yani ulusun karşı koymama ve güçsüz kalmasını neden dine bağladığını ve sonucunda neden kaderlerini görmekte geç kaldıklarını anlatıyor. Bunun ahiret inancına karşı bir söylem olmadığı açıkça belli. Bence yorumlamanız yanlış olduğu için bu sözlere katılmıyorsunuz.

Teşekkürler.



ersin.güvenlik
15 yıl önce - Pts 21 Tem 2008, 11:58



C. H. Engin Er

15 yıl önce - Pts 21 Tem 2008, 12:28



hürkan42
15 yıl önce - Pts 21 Tem 2008, 12:52

Alıntı:
BAŞÖRTÜSÜ TÜRBAN İLE KONUŞMAYA HAKKINIZ YOK SİZİN


Vay be demokrasinin son noktası herkes kendi görüşünü belirtebilir... Ama türbanlılar asla Arkadaşım kaçıncı yüzyıldan acaba???


Erkan ÇAYKARA

15 yıl önce - Pts 21 Tem 2008, 12:56



En son Erkan ÇAYKARA tarafından Pts 21 Tem 2008, 15:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


hürkan42
15 yıl önce - Pts 21 Tem 2008, 13:07

Alıntı:
Ben konuya şu açıdan yaklaşmayı uygun görüyorum.Bu gibi konuların burada tartışmaya başlandığı zaman karşılıklı atışmalar başlıyor.Buda hiç hoş olmuyor.Bırakalım isteyen türbanını taksın isteyen takmasın.Ülkemizin daha başka sorunları varken bu tartışmalar daha çok uzayıp gider.


Erkan arkadaşım site açısından kesinlikle haklısın muhtemelen bu başlıkta yakın bi tarihte kitlenir Ama aslında ülkemizin en büyük sorunu insanlarımızın birbirine karşı duyduğu güvensizlik ve saygısızlık temelde sorun bu bizde burada bunu tartışıyoruz keşke iş atışmaya dönmesede birbirimize derdimizi anlatabilsek...



sayfa 16
« önceki   123 ... 151617 ... 383940   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET