1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
01Hakan01
17 yıl önce - Çrş 16 Ksm 2005, 17:25
| Alıntı: |
| 2- Su anda dunyada bir suru ortodoks zaten Patrigi ruhani lider olarak goruyor, biz simdi adamlara " Yok kardesim, bu senin ruhani liderin degil, bu adam sadece bizim Rumlarin ruhani lideri, git kendine baska bir patrik bul!" mu diyecegiz? |
Zaten kimsenin'de bu sahisin kendisini manen bu sifat ile tanimak isteyen diger(rum/yunan) ortodokslara bir itirazi yok(Ruslar zaten tanimiyor). Itiraz, laik Türkiye Cumhuriyetine bu sifatin resmen tanimasi yönünde yapilan israr.
Laik Cumhuriyet yasalari böyle bir olusum'a izin vermiyor. Daha öncede söylemeye calistigim gibi bu izin yasalar'da yapilacak degisiklikler ile bile verilecek olursa laik'likden taviz verilmis olur(kaldi ki,laiklik anayasanin degistirilemiyecek kurallarindan biridir) ve hakli olarak baska din mensuplarida ayni haklari talep etmek yolu ile is halifeligin ilanina kadar gider.
Niye bu konuyu böyle degerlendirmemekte israr ediyoruz acaba? Ben sahsen "Atatürkcü" olup'da bu tehlikeyi göremeyecek olanlarin varligina inanmiyorum.
|
 |
orhan289
17 yıl önce - Çrş 16 Ksm 2005, 17:50
Patrikhaneye ekumenlik istemek veya organ mafyasi ,simdi bunun ekumenlikle ne ilgisi var diyeceksiniz ,bence cok buyuk benzerlikler var . Bartholemeusi bir organ mafyasi kacirip ise yarayan organlarini calsa ve uc kurusa satsa nasil karsilardi;iste bu ekumenlikde ayni sey ,Turkiyeyi otopsi edip saglam organlarini calip hasta birakmak,akilli akilli oturun ve organlariniza dikkat edin,gunun birinde Allah korusun kazdiginiz kuyuya kendiniz dusersiniz.
|
 |
Uğur ERDEM
17 yıl önce - Pts 28 Ksm 2005, 20:08
Ya Allah sizi bildiği gibi yapsın.Elin adamları gelip bizim en büyük en güzel mabedimiz İSTANBUL umuzu mesken tutsun,burda bi birlik,güç olusturup burayı bizden almaya çalıssın,sizde tutup karısmayın,etmeyin,bırakın yapsınlar gibi saçma sapan sözlerle zırvalıyorsunuz.Çünki sizde onlardansınız.ama şunu unutmayın "İSTANBUL TÜRKLERİN VE MÜSLÜMANLARINDIR".Aksini iddia edebilecek olan varsa bakınız:29 MAYIS 1453
Ve siz bu insanları destekleyerek havasını soluduğunuz,ekmeğini yediğiniz bu memlekete,sayesinde bu topraklar üzerinde yaşadığınız dedelerimize ihanet ediyorsunuz.
Unutmayın,Unutturmayın"İSTANBUL TÜRKLERİN VE MÜSLÜMANLARINDIR."
Ağladı İstanbul
Arıyor İstanbul eski günleri
Geceler kahroldu çöktü İstanbul
Ellerini açmış minareleri
İçini Allah'a döktü İstanbul
Ağladı boynunu büktü İstanbul
Bizi yüreğinden söktü İstanbul
Ah İstanbul ah
Bilirim matemlisin, bilirim yaslısın
Bilirim kızgınsın bize
Bilmem ki arınır mıyız bu günahtan
Döksen bizi Marmara’ya, Karadeniz’e
Ne bunca imparatorluklar
Ne de muharebeler yordu seni
Korundun düşmandan yıllarca
Lakin dost bildiğin, can bildiğin vurdu seni
Ah İstanbul ah!
Yüzüne bakacak yüzümüz kalmadı
Bırak bari ismini doya doya analım
Bundan böyle sen bize yan, biz de sana yanalım
Toprağın altından yükselir figan
Bakamaz üstüne yer hicabından
Bağrına bastığı vurdu sırtından
Matem bayrağını çekti İstanbul
NE DİNSİZ TÜRK'ÜM,NEDE SOYSUZ MÜSLÜMAN !!!
|
 |
Gökhann
17 yıl önce - Çrş 30 Ksm 2005, 10:10
ya ayasoyfa
arkadaşlar ben türküm ve müslümanın yerim patriği koskoca bir devletki tarihte koskoca milletlere efendilik etmiş onlara beraber nasıl yaşanılırı öğretmiş tuvalete gitmeyi yemek yemeyi vs. küçük ayak oyunları bunlar. Bir ayağı çukurda barti ha bugün, ha yarın gitti gider diyelimki bu arkadaş lozana rağmen AB için ekü oldu diyelim peki demezmi bana ibadet için geniş, gösterişli kocaman bir yer lazım kirli sakalını kaşıyıp bön bön bakıp utanmadan ya şu ayasofyayıda bize acacaksınız demezmi derrrrr bizde veririz değilmi
amacanım sonunda AB üyeliği var "alırlarsa " tabi
peki merak ediyorum ingilter başkanının karısı bu adamın sakalını öpmeyemi geldi bundan bir kaç zaman önce yoksa kirli kulağını görmeyemi bunu bilen varsa lütfen bana yazsın
|
 |
orhan289
17 yıl önce - Prş 01 Arl 2005, 12:28
Heybeliada govde gosterisi
http://www.milliyet.com.tr/2005/12/01/siyaset/asiy.html
Bizans ihya edilemez
Patrik, "Bazıları, ikinci Vatikan olmak istiyorlar diyor. Bunları katiyetle yalanlıyoruz. Devlet içinde devlet kurmak ve patrikhanenin siyasi bir güce dönüşmesi Ortodoks kilisesinin kaidelerine terstir" dedi
SOHBET ODASI
DERYA SAZAK
Heybeli izlenimleri
Patrik söyleşisi, Heybeliada'ya giderken, Ataköy Marina'dan kalkan Halki yatında başladı, altı saatlik maratonun ardından Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi sonrasında Rumların dini ibadetlerini serbestçe yapabilecekleri konusunda Patriğe verdiği 'Milletbaşı' fermanıyla ilgili mozaiğin altında Bartholomeos ile çektirdiğimiz fotoğrafla Fener'de son buldu.
Ercan Arslan, her anı özenle fotoğrafladı. Dini bayramları nedeniyle Patriğin ABD'den gelen konukları vardı. Heybeliada Ruhban Okulu'nda aynı sıraları paylaşmışlardı. Faytonla tepeye tırmanırken, arabacının 'Biz çoktan AB'ye girdik' diye açıkladığı AB-Türkiye bayrakları yabancı konukların da ilgisini çekti.
Patrik, mezun olduğu okulda dolaşırken çocuklar gibi şendi. Kütüphaneyi, bahçedeki şapeli, dershaneleri, yatakhaneleri gezdirdi.
Tarihi ikonalar, eski eserlerle ilgili bilgi verdi. Lisenin Türk müdürü okulda bulunuyor. Heybeliada'nın tepesinden deniz bir başka güzel. Bahçede Patriğin beslediği hayvanlar var. Tavus kuşu, keçiler ve koyunlar. Yunanistan'dan turistler geziyordu... Tarihi değerdeki Hz. İsa ve Meryem Ana ikonaları, Metropoliten Müzesi'nde sergilenmiş.
Sıcak bir insan Patrik, dini ritüellerdeki görüntüsünün aksine, hayata esprili bakıyor.Yeni Papa 16. Benediktus'un Türkiye'de basılan AB kitabındaki 7.5 YTL fiyatı görünce 'Papa ucuza gitmiş!' diye takıldı. Dünyada 5 milyondan fazla satılan 'Da Vinci Şifresi'ni sorduk, vakit bulup okuyamamış. Yakında ABD'ye gidecek. Seneye Papa'yı İstanbul'da ağırlayacak. Diplomatik yönüyle de öne çıkan bir Partik, Bartholomeos. Baharı, memleketi Gökçeada'da karşılamayı seviyor. Köyüne gidiyor. Eşek sırtında adayı geziyor.
Ruhban okulundaki Atatürk büstünde yazılı 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' sözlerini anımsatırken, 'İlim okulda yapılır ama burası kapalı' demekten kendini alamadı. Atatürk'ün yağlıboya bir tablosu Fener Rum Patrikhanesi'ndeki makam odasının duvarında asılı.
DERYA SAZAK: Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması tartışmaları AB sürecinde hız kazandı. Türkiye, patrikhanenin Ortodoks âlemi üzerindeki 'ekümenlik' iddiasını tanımıyor. Lozan'ın kiliseye evrensel nitelik kazandıracak şekilde tartışmaya açılmasını ileride Vatikan benzeri bir yapılanmaya 'devlet içinde devlet olmaya' götürebileceği gerekçesiyle karşı çıkıyor. Bugün Heybeliada'da bütün bu kavganın odağındaki okuldayız. Siz de 1961'de buradan mezun olmuşsunuz. Okul, Osmanlı döneminde tarihi bir manastırın etrafında 1844'te kurulmuş, 1971'de Anayasa değişikliği ile özel yüksekokulların devletleştirilmesi sırasında kapatılmış. Lise bölümü 'resmen' açık görünüyor. İlahiyat kısmı 34 yıldır kapalı. Ruhban okulunun açılmasındaki bunca ısrar neden?
BARTHOLOMEOS: Aya Triada Manastırı Ortodoks inancının kutsal mekânlarından biri. Tarihçiler Aziz Fotios tarafından 9. yüzyılda kurulan manastırın Hıristiyanlığın Kutsal Üçlüsü'ne (Aya Triada) ithaf edildiğini belirtiyor. Hazreti İsa'nın çarmıha gerilişi ve acıları dindiren Meryem Ana kutsal ikonaları asırlar önce yapılmış. İki sene önce Başbakan Erdoğan'ın da isteğiyle New York'a götürülerek Metropolitan Müzesi'nde sergilendiler. 1500'lü yıllardan kalma kutsal kitap tefsirlerinin yer aldığı hazine değerinde bir kütüphaneye sahibiz. Aya Triada Manastırı İstanbul'un fethinden sonra da varlığını sürdürmüş, eski yapı II. Abdülhamit'in izniyle yeniden yapıldı. 1844'te teoloji eğitimi veren bir okul açılmıştır.
Kapatma haksızdı
Gerek Osmanlı döneminde gerek Cumhuriyet döneminde çok patrik yetiştirdi. İskenderiye, Şam patrikleri buradan mezun oldular. Okul 1971'e kadar açık kaldı, buradan mezun olanlar yalnızca ruhaniliği seçmedi, akademisyenler, lise hocaları çıktı.
Ruhban okulunun tartışılmasının nedeni bizce haksız yere kapatılmış olması ve dünya Ortodoks âleminde birinci makam olan İstanbul Rum Patrikhanesi'nin kendi elemanlarını yetiştirme imkânından mahrum edilmesidir.
Birinci makam derken, 'ekümenlik' tartışması...
Bir hiyerarşi var Hıristiyan-Ortodoks âleminde, 15-16 müstakil kilise var. Otosefal veya otonom, iç işlerinde bağımsızdırlar fakat Ortodoksluğu ilgilendiren konularda İstanbul Patrikhanesi'nin hiyerarşi açısından birinci makam olarak bir koordinasyon yetkisi vardır. Panortodoks toplantılarına davet etmeye ve riyaset etmeye hakkı vardır. Bu da kilisenin ekümenik konsillerinin kaidelerine dayanan bir haktır, imtiyazdır. Ve bu bütün Ortodoks kiliseleri tarafından tanınan ve kabul edilen bir statüdür. İstanbul'dan sonra, İskenderiye, Şam, Kudüs, Moskova, Sırbistan diye sıralanır. Bu hiyerarşide İstanbul patrikhanesi birinci olmaya devam edecektir.
Vatikan da kabul ediyor
Bu gücünü nereden alıyor?
İstanbul, fethedilene kadar kiliseye bazı imtiyazlar verilmiş. Ortodoks kiliseleri tarafından değil, Vatikan ve Protestan kiliseleri tarafından da kabul ediliyor. Mesela Papa, Vatikan yönetimi Ortodoks âlemiyle diyalog kurmak veya inisiyatif almak istediği zaman İstanbul Patrikhanesi ile temas kuruyor. II. Jean Paul'ün ölümünden sonra yeni papa seçilince Katoliklerle diyaloğumuza hız vermek amacıyla eylül ayında bütün Ortodoks kiliseleri temsilcilerini İstanbul'a davet ettik, görüştük.
Katolik ve Ortodokslar arasında tarihte çatışmalar, savaşlar yaşandı, ayrılık oldu...
50 sene öncesine kadar ilişkimiz kopuktu.
Karşılıklı aforoz beş asırdan fazlaydı.
İstanbul Patriği Athenagoras, 1964'te Papa 6. Paul ile Kudüs'te buluştu ve yeni bir çığır açtılar. Ben Heybeliada'dan sonra Roma'da okudum. Katolikleri yakından tanıyorum. Ölen Papa, 1979'da Türkiye'yi, patrikhanemizi ziyaret etmişti. Katoliklerlel, Protestanlarla da teolojik diyalog ve dostluğumuzu sürdürüyoruz. Müslüman âlemiyle, Museviler ile köprüler kurduk. Şimdi bu 'dinlerarası diyalog' moda haline geldi. Biz bunun öncüsüyüz. 20-25 sene önce başladık bu görüşmelere.
Fatih'in Fermanı
İstanbul fetihten önce yağmalandı. O tarihte götürülen 'kutsal emanetleri' geri almışsınız. Neydi bunlar, ikonalar mı?
O dönemden kalma çok değerli emanet var. Ben aziz mertebesine erişmiş iki büyük selefimin reliklerini (kemikleri) istedim, Roma'da St. Peter Kilisesi'nde muhafaza ediliyordu, Papa bir mektupla bunları İstanbul Rum Patrikhanesi'ne iade etti.
Haçlı Seferleri'nin İslamiyetin Kudüs'teki varlığına son vermek amacıyla düzenlendiğini biliyorduk, o arada Doğu Roma'nın başkenti de saldırıya uğramış, yağmalanmış...
1204 senesinde Latinler, Katolikler tarafından fethedildi. İmparator ve Patrik İstanbul'u terk etmek mecburiyetinde kaldılar. İznik'e taşındılar. Haçlılar Doğu'ya giderken İstanbul'da durdular ve dönemin Konstantinopolis'ini fethettiler. Ortodoksları ezdiler. Kiliseleri yağma ettiler, kutsal eşyaları yağmaladılar ve Avrupa'ya götürdüler. Bu durum 57 sene sürdü. 1261'e kadar...
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u 1453'te fethediyor, Rum Patriği'ni çağırıyor ve bir ferman veriyor. Sanıyorum şimdi Fener'deki patrikhanenin duvarında temsili resmi var. Fatih'in fermanı o zaman ne anlama geliyor?
Çok önemli bir jest ve metindir. Çünkü Hıristiyanların buradan gitmesini istemediğini gösteren bir belgedir. Hayatlarına, örf ve âdetlerine yeni idare altında devam etmelerine müsaade etmişti. Patriği 'Milletbaşı' olarak ilan etmişti. Yalnız Rumların dini lideri değil Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bütün Hıristiyanların mesul temsilcisi olarak kabul edilmişti Patrik. Sırp Ortodoksları veya Bulgar Ortodoksları için Babıâli'ye karşı sorumlu olan ve onların adına konuşabilen İstanbul Patriği idi. 'Milletbaşı', sadece Ortodoks milletinin, yalnız Rumların değil Ortodoks âleminin başı.
Müftülerin hakları
Ancak Patriğe tanınan yetki, siyasi ve idari olmaktan çok, 'izdivaç, vaftiz, defin' gibi sosyal ve ruhani alanlarda değil mi? Tarih kitaplarında öyle okumuştuk.
Bugün Batı Trakya'daki müftülerin hakları neyse onlar. Vasiyet, miras gibi alanları da düzenliyordu ferman. Lozan Antlaşması'yla bu imtiyazlar İstanbul Patriği'nin elinden alındı, çünkü Türkiye'de Medeni Kanun kabul edilmişti. 1923'ten sonra Patriğin yalnız dini imtiyazları korundu.
Patrikhane bugün de yönetsel, siyasi hedeflerin peşinde değil, öyle mi?
Hayır, bugün de istemiyoruz. Bazıları diyorlar ki, 'Rum Patrikhanesi yok Bizans'ı ihya etmek istiyor', 'İkinci Vatikan olmak istiyor'. Bunları katiyetle yalanlıyoruz. Defalarca söylediğim gibi, 'devlet içinde devlet kurmak' ve patrikhanenin siyasi bir güce dönüşmesi Ortodoks kilisesinin kaidelerine ters düşüyor.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, patrikhaneye böyle bir öneride bulunsa bile, yani siz 'İkinci Vatikan olabilirsiniz' dese bile bunu reddederiz.
Sezar'ın hakkı Sezar'a
Ortodoksluk dünyevi konularda güç ve iktidar arayışında değil mi?
İncil'de Mesih İsa'nın sözleri var: 'Sezar'a ait olanı Sezar'a, Allah'a ait olanı Allah'a vereceksin.' Biz buna inanıyoruz.
Seküler alana girmek istemiyorsunuz.
İstemiyoruz. Mahsus yazılıyor ve tekrar ediliyor.
Bu güvensizlik neden?
Önyargılar, bilinçsizlik var, şimdi herkes Lozan'dan bahsediyor. Kim okuyor, Lozan Antlaşması'nı? Ama herkes Lozan'dan konuşuyor. Okusunlar bakalım, ne bulacaklar?
Lozan uygulanmadı
AB Komisyonu Temsilcisi Kretschmer, Lozan Antlaşması'nın daha geniş yorumlanmasını isteyen bir demeç verdi.
Lozan Antlaşması keşke Rum cemaatinin 100 binden fazla olduğu zaman tatbik edilseydi. Lozan uygulanmadı.
Lozan'da azınlıklar açısından uygulanmayan maddeler var mı?
Lozan'ın tanıdığı Rumların Ermenilerin ve Musevilerin dini eğitim hakları vardır, kendi olanaklarıyla dini okul açabilir, din adamı yetiştirebilir deniyor. İstanbul eski valisi Erol Çakır bir gün beni vilayete çağırdı, Ankara'dan Dışişleri'nden bir emir geldi size bunu iletiyorum, 'Ekümenik kelimesini bir daha kullanmayın' dedi. Ben de valiye dedim ki, 'Lozan'da böyle bir şey yok ama azınlıkların dini eğitim hakları var. Ruhban okulunu kapatmakla bizi bu haktan mahrum etmiş oluyorsunuz. Lozan'ı çiğniyorsunuz.'
Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı olması...
Lozan'a aykırıdır.
2. Roma yok ki üçüncüsü olsun
Rusya'daki Ortodoksluğun güçlenmesi de bu dönemde mi, gerçi Fatih İstanbul'u fethettikten sonra Rus çarları kiliseye kapıyı açıyorlar.
Çarlık Rusya'sında 'Üçüncü Roma teorisi' çıktı. Rusların mantalitesine göre 'Birinci Roma düştü, Katolik oldu'. Yeni Roma olarak adlandırılan İstanbul Türklere geçti. Ruslar, bu manevi güç kaybını 'Artık Ortodoksluğun merkezi biziz' diyerek lehlerine çevirmeye çalıştılar. Patrikhanemiz bu teoriyi hiçbir zaman kabul etmedi. Çünkü biz diyoruz ki 'İkinci Roma yok ki, Üçüncü Roma olsun. İstanbul'un kilise açısından ikinci adı 'Yeni Roma'dır.
Bugün nasıl anmak gerekiyor?
Bugün patrikhanemizin veya Patriğin tam unvanı Konstantinopolis... Yeni Roma Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik.
İstanbul'u hâlâ Konstantinopolis diye mi anıyorsunuz? Peki, Konstantinopolis, şimdi kavramlara takılmayacağım ama yine Türkiye'den bakınca hani bir türlü İstanbul sözü kullanılmıyor...
İstanbul ne demek? Rumca İstinboli, şehre doğru demek. Yani İstanbul kelime olarak etimoloji açısından Konstantinopolis'ten daha Rumcadır.
Osmanlı döneminde şehrin adı Konstantinopolis değil miydi? St. Petersburg gibi bunun siyasi amacı yok, hemen böyle kuşkulara düşmeyelim. Konstantinopolis derken yani bu demek değil ki Bizans'ı ihya edeceğiz!
Devletimize bağlı insanız
Ekümenliğin tanınması ve ruhban okulunun açılmasının ardında 500 yıllık 'Bizans'ı geri alma' düşünün yattığı, Karadeniz'de Rum Pontus yönetimini kurma ve bu şekilde 'Küçük Asya felaketinin' rövanşını almaya dönük Yunan 'Megali İdea'sını gerçekleştirme isteğinin yattığı öne sürülüyor...
Hepsi fasarya! Biz realist, medeni insanlarız. Memleketimize (Türkiye Cumhuriyeti), devletimize bağlı olan insanız, hiçbir zaman devletimize problem çıkarmadık, çıkarmıyoruz da. Böyle çılgın hayaller peşinde değiliz. Bizler Türkiye'de yaşıyoruz. Bırakın bizi, Yunan hükümetine, Yunan Başbakanı'na sorsanız, Yunanistan'da doğru dürüst düşünen vatandaşlara sorsanız, 'İstanbul'u tekrar alıp Bizans'ı, tekrar Konstantinopolis'i kuracaksınız', aklı başında kimse böyle şey düşünmez .
Patrikhane bunu nasıl yapacak? İstanbul'da 3 bin Rum kaldı, biz kiliselerimize papaz tayin edemiyoruz, burada 'İstanbul'u işgal edeceğiz, Vatikan kuracağız,' Güldürmeyin beni!.. Halimizi görüyorsunuz, Heybeliada Ruhban Okulu kapalı, doğru dürüst din adamı, ilahiyatçı yetiştiremiyoruz. Okulun bahçesinde Atatürk büstü var. 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' yazıyor. Ama okul kapalı. Nerede ilim yapacaksınız?
|
 |
Uğur ERDEM
15 yıl önce - Pzr 06 Tem 2008, 23:30
Yukarıda yaklaşık 3 yıl önce yazmış olduğum bir yorum var.. Aradan ne çaylar ne dereler aktı gitti Şu an o yorumuma baktım ve kendi suratıma tüküresim geldi Evet Patrikhanenin düşüncesine karşı olabilirim halen.. Ama şimdi olsa bu kadar sert bir yorum yazmazdım.. Kendim düzenliyemiyorum.. Bir yönetici o mesajı silebilirse iyi olur.. Kendimden nefret ettim
|
 |
K.Oktar ARKIN
15 yıl önce - Pts 07 Tem 2008, 09:54
Boyle bir istek teolojik olarak mumkun deil.Patrikhaneyi Istanbul'dan atmak demek,
Kabe'yi Mekke'den baska bir sehre tasimakla ayni sey Muslumanlar buna ok diyebilirlerse,Ortodokslar da Patrikhanenin Istanbul disina tasinmasini kabul edebilir Istanbul Rum-Ortodoks'lar icin kutsal bir sehirdir.
Turkiye inanclara saygiyi ogrenmeli artik.Bu asiri milliyetcilik sadece Turkiye'ye zarar veriyor
ve malesef Turk insaninin bu gercegi Turkiye'nin bulanik ve dumanli gundeminin altindan gormeleri
cok zor.Turkiye'nin Cin'i, Iran'i yada Kuzey Kore'yi mi ornek almasini amaclayan dar goruslu
sozde ulusalci ve ASIRI milliyetci gruplarin bu sacma ve anlamsiz propagandalarina kanmayin arkadaslar.
Canim ulkemin artik bu 80 yil geride kalmis,militarist,baskici,asiri milliyetci ve anti-demokratik
dusuncelerden kurtulmasi dilegiyle...
|
 |
Serdar OKAN
15 yıl önce - Pts 07 Tem 2008, 10:29
| Alıntı: |
| Atatürksüz bir dünyayı başınıza yıkarız.. Unutmayın... |
Konu beni pek ilgilendirmiyor. Sadece bir üyenin yazısının sonunun da ki bu cümle ilgilendirdi beni.. Konuyu neden Atatürk ile ilişkilendirme gereği duydunuz? Atatürk'ü bu tartışma yada mı alet ediyorsunuz? Allah aşkına artık Atatürk'ü her şeye alet etmekten vazgeçin. Artık Atatürk'ü rahat bırakın. Atatürk'ü yaşamında rahat bırakmadılar bari mezarında rahat bırakın. Nedir bu abii her şeyin içinde Atatürk ismi...
|
 |
K.Oktar ARKIN
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2008, 06:43
Haklisin Serdar. Moda oldu bu son zamanlarda her lafin icine ATATURK kelimesini yapistirma olayi.
Ataturk yapacagini yapmis,gocup gitmis her fani gibi.
Ilerleyin,muassir medeniyete yukselin demis."Oldugunuz yerde durun,Turkiyeyi 1938'de dondurun"
dememis ki. Dar kafalilar anlamidalar gitti su adamin goruslerini.Yada anlamak istemiyorlar.
|
 |
Kazandibi
15 yıl önce - Sal 08 Tem 2008, 07:41
Bu arada Atatürk, Heybeliada Ruhban Okulu'nu kapatmamıştı, bu okul 1971'deki "üniversiteler ve yüksek okullar yasası" ile (Ecevit döneminde) kapatıldı, ki aynı yasa ile "Robert College" da "Boğaziçi Üniversitesi" olmuştu (en azından bu yasa, kapatma kararına ilişkin "resmi" gerekçemiz.) Ancak elbette ki kapatma kararında Kıbrıs'ta 1963'ten beri yaşanan gerginliğin de etkisi oldu.
O yüzden "patrikhane gitsin, ruhban okulu da kapalı kalsın" diyenler, bu görüşlerini Atatürk ile ilişik hale getirmemeliler, çünkü Atatürk döneminde her iki kurum da faal idi.
Zaten böyle bir durum Lozan Antlaşması'na da aykırı olur (ki aslında bu antlaşmanın pek çok maddesi, hem Türkiye hem de Yunanistan tarafından delinmiştir; örneğin Gökçeada ve Bozcaada'ya ilişkin hükümler, Anadolu'ya yakın Yunan adalarının silahlardan arındırılmış olmaları gereği, vs.) çünkü Lozan'a göre Türkiye'de üç tane "yasal azınlık" var (Rumlar, Ermeniler ve Museviler) ve bu üç grubun da Lozan ile verilmiş özel kültürel hakları var (kendi okulları, kendi gazeteleri, vs.) Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu gibi kurumlar, Lozan Antlaşması'na göre "azınlık hakları" statüsündeler ve Türkiye'nin koruma ve güvencesi altındalar.
Lozan'a göre Türkiye'deki "Müslüman" halk ise bir bütün ve Müslüman etnik gruplar (örneğin Kürtler) "azınlık" statüsünde değiller (ki aslında bu da "ümmetçi" bir tanımlama, ve "laiklik" anlayışı ile ne kadar uyumlu, bilemeyeceğim, ama Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te (Cumhuriyet'in 29 Ekim 1923'teki ilanından önce) imzalanmıştı ki, henüz ortada ne Cumhuriyet vardı, ne de laik demokratik bir Anayasa.)
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|