Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 17
Ercan Dikme
12 yıl önce - Cmt 19 Nis 2008, 21:44

Alıntı:
DIN 57848 normuna göre, 10 KHz ile 3000 kHz frekansları arasındaki elektromanyetik dalgaların tıbbi cihazlar açısından tehlike yaratabileceğine işaret edilmektedir.


İnsan kulağı 20hz - 20000hz(20Khz) sesleri duyar.Buradaki bazı telefona giden elektromanyetik sinyalleri de duyar o zaman(elektromanyetik sinyalle sesin ne alakası var diyebilirsiniz.Elektromanyetik sinyaller de insan kulağının duyamayacağı sesler ile taşınır)bu sesleri de duyabilir.

Burda belirtilen ses sinyalleri düşük sinyallidir.örnek verecek olursak FM radyolar 87-108 Mhz arası yayın yapar 1Mhz=1000Khz yani belirtilen sinyaller cep telefonunda olamaz.Daha yüksek sinyaller ile taşınır.

Bu ses ile başka bir örnek verecek olursam bir insan son gücünde bağırınca 100 mt ileri zor duyurur bir diğer insan Fm verici yapar(bizzat ben yaptım) fısıltısını 1 km öteye iletir.

Yani konuyu saptırmadan söyleyeyim bu sinyallerin değerleri yanlıştır.


semih89
12 yıl önce - Pzr 20 Nis 2008, 01:00

Cep telefonlarının elektronik sistemlere zararı olmadığını , en azından bunu kanıtlayabilecek bir olay yaşanmadığını bunu söyleyen şöför de , orada birden elektronik mühendisiymişçesine olaya atlayan vatandaş da biliyor. Ama bugün bir kez daha gördüm ki bu kadar görgüsüz insanlar oldukça evet yasak olmalıdır . Bırakın kalp pilini , abs'yi insanlar kesinlikle birisinin telefon görüşmesini dinlemek zorunda değildir. Sonuçta yolda giderken yanımızdan geçen arabada da birileri telefonla konuşuyor olabilir , veya kalp pili olan vatandaşın da yanındaki adam telefonla konuşuyor olabilir. Bizim halkımız ne zaman insan içinde telefonla nasıl konuşulacağını öğrenir , o zaman kimsenin sesi çıkmaz. Güvenliğin dünya üzerinde hiçbir iş kolunda olmadığı kadar önemsendiği havacılıkta bile bazı firmalar cep telefonu kullanılmasına izin vermeye başladı . Bu arada otobüste telefon sesi duyunca bak frenler kilitlendi , zarar veriyor diyen şöföre de inanmıyorum. Sıfırdan otobüs üretecek zekaya , imkana sahip Mercedes , heralde her telefon çaldığında kilitlenecek bir abs koyup onlarca insanın canını tehlikeye atmaz diye düşünüyorum. Yolcu olarak aklıma gelenler bunlar , şöför büyüklerim ne der bilmiyorum.



Orçun_56
12 yıl önce - Pzr 20 Nis 2008, 13:47

Arkadaşlar ne kadar doğurudur bilemiyorum ama paylaşmak isterim.Geçenlerde 98D hattında 2000-149 la yolculuk ederken camlıkahvede aracın arkasından dumanlar çıkmaya başladı.Şöför aracı sağa çekti panikle yolcular araçtan indi tesadüf arkadan gelen araca yolcular aktarıldı ama ben bekledim.Aracın kayışlarından biri kopmuştu.Şöförle ikimiz yalnız kalınca nereden koptuğunu sordum şöföre şöför bana bir kasnak gösterdi.345 lerde klima donanımı için ek bir kasnak varmış.Yani klima ön hazırlıklıymış bizim 345 ler.Aracın kayışı eskilikten bakımsızlıkta kopmamıştı.Motordan anlayan üyeler bilir kayış yıpranırsa aniden kopar yanmaz.Ama bu kayış yanmıştı.Her neyse cep telefonu bu kasnaklardan birini kilitliyormuş kayışta ondan kopmuş dedi şöför.Bunun yanında bir kaç kablo bunlar işte elektronik donanım kabloları dedi.Tüm bunlara ek olarak şöför dedi ki bizim 345 ler Rusya'ya gidecekmiş ama Rusya almayınca İett almış acaba bu bilgilerin ne kadarı doğru sizinle paylaşmak istedim saygılarımla...
Kaynak:İETT şöförü


Mrat
12 yıl önce - Pts 21 Nis 2008, 00:05

Alıntı:
mercedes te çalışan bir öğretim sorumlusu arkadaşın da bana söylediği kadarıyla , almanyada bu cep telefonu ile ilğili polemiklere son noktayı koymak amacıyla , mercedes firması bir deney mahiyetinde yolculuk yapmıştır. yolculuk esnasında otobusde 40 kişi seyahat etmekte ve hepside cep telefonuyla konuşmaktadır. sonuç olarak otobusun etkilenme oranı % 0 olarak sonuçlanmıştır..

ayrıca başka bir konudada söylediğim gibi otobuste telefonla konuşmamanın amacı otobusu etkilediği için değil, toplu taşıma araçlarında telefonla ve ya yüksek sesle konuşmamanın bir görgü kuralı olduğu içindir...


Bundan 2 veya 3 sene önce aracın freni durduk yere kilitlenip bakıköyde niye duvara girdi.

benim şahit olduğum şöforun kapılara müdahalesi olmadan kapılar kendiliğinden neden açılıp kapanma yaptı.

yada babamın arkadaşı niye araçları biçti adamın dediği şey bir anda fren boşaldı araçlar ozaman yeniydi eski değildi bu kazaya karışmadan önce bir vatandaş telefonla konuştuğundan ikaz edildi

yüksek sesle konuşma olmasın diye telefon yasak niye olsun yolcuların aralarında yüksek sesle konuşmaları yasaktır diye yazarlar.


semih89
12 yıl önce - Pts 21 Nis 2008, 00:20

Frenler ve kapılar havayla çalışıyor. Sistemleri ayrıntısıyla bilmiyor olmama rağmen benim aklıma gelen ilk şey elektronik bir arıza değil pnömatik bir arıza .



Mrat
12 yıl önce - Cmt 26 Nis 2008, 19:33

pnomatik bir arıza diyorsunuz pnomatik sistemin kontrol sistemi elektroniktir

Ercan Dikme
12 yıl önce - Cmt 26 Nis 2008, 21:46

Arkadaşlar Bu konu Başlığını görünce Aklıma daha önce bi sitede okuduğum yazı geldi.Ve Sizlerle paylaşmak istedim.Biraz Uzun ama sanırım..Bi çok soruya cevap olacaktır..
-------------------------------------------------------------------------
Ele alacağım konu başlıktanda anlayabileceğiniz gibi ABS (Anti Blocking System - Anti Blokaj Sistemi) ile cep telefonları arasındaki ilişki. Bu konu zaten bir şehir efsanesidir, dilden dile anlatılır. Kaza yapmış olduğu söylenen otobüsler, fren diskleri nar gibi olan araçlar, freni patlayan kamyonlar vs vs. Liste böylece uzayıp gider. Bu efsanelere bir parantez açıp ABS nin nasıl çalıştığını size kısaca anlatmak isterim.

ABS yakın sayılabilecek bir zamanda (mekanik teknoloji için konuşuyoruz) geliştirildi. Aktif güvenlik önlemleri arayışı içinde önemli bir nokta üzerinde duruluyordu hep. Tehlike anında yapılan ani frenajlarda araca yön veren tekerlekler kilitlenir ve araca yön veremezsiniz. ABS bu anda devreye girer ve araca yön verebilmenizi sağlar.

Bu muhtemelen zaten bildiğiniz bir yönü ABS'nin. Ancak genellikle bilinmeyen bir yönü daha var. Fizik okumuş ya da liseden ilgilenmiş arkadaşlarım hatırlayacaktır "statik sürtünme kuvveti , dinamik sürtünme kuvvetinden daha yüksektir". Peki bunun ABS ile ne ilgisi var diyebilirsiniz. Şöyle bir ilgisi var:

Size normalde tekerlekler dönerken kuvvet dinamikmiş gibi gelebilir. Şimdi bir kutu düşünün yerde sürüklemeye başlayacaksınız. İlk başlarkenmi zorlanırsınız yoksa başladıkdan sonra dahamı kolaydır? Tabiiki her ikiside. çünkü başlangıçtan sonra kuvvet dinamik sürtünme halini almıştır.

Şimdi lastiğin dönel hareketini düşünün. Tamam hareket ediyor ama dikkat ettiğinizde aslında lastik yüzeyi ile yol yüzeyi arasında bir dinamik sürtünme hareketi yok. Anlık duruyor gibi sürekli. Tekerlek kilitlendiğinde ise lastik yol yüzeyi üstünde tıpkı az önceki kutu örneği gibi dinamik olarak kaymaya başlıyor.

İşte ABS bu yönü ile de fren mesafesini (frene bastığınızda durabildiğiniz mesafe) kısaltmış oluyor.

Şimdi ABSnin parçalarına bir göz atalım...

Bir adet "Beyin" diye tabir edilen ECU (Electronic Control Unit - Elektronik Kontrol Ünitesi), Dingil sayısının iki katı kadar manyetik hız sensörü ve fren sisteminin yapısına bağlı olarak (Pnömatik yada hidrolik) modulatörler (Akışkan kontrolünü sağlayan valf sistemleri).

Sistemin basit işleyişi ise şu şekilde; araç hareket halinde iken her bir tekerlekden hız sensörleri vasıtasıyla tüm tekerleklerin hızları alınır. Makine mühendisi arkadaşlarım bilirler tekerlek hızları birbirinden araç düz gitmediği sürece hep farklıdır. Ancak bu çok büyük bir fark değildir.

Kontrol ünitesi tekerleklerden bir yada bir kaçının "0" yada sıfıra yakın bir hızda bulunduğunu gördüğü an o tekerlerği kontrol eden modulatörü kullanarak fren basıncında dalgalanmalar oluşturur. Bu o anda gerekli basıncı orjin olarak alan daha yüksek ve alçak basınçlardır. Bunu basit bir kare dalga grafiği gibi düşünebilirsiniz.

İşte ABS devreye girdiğinde duyduğunuz "DIGI DIGI DIGI" sesleri bunlardır. ABS statik sürtünmeyi işte burada iyi kullanır. Çünkü atalet momentinden (eylemsizlik) dolayı daha büyük bir basınç uygulandığı halde lastik kilitlenecek zamanı bulamadan ABS uyguladığı basıncı normalin altına çeker. Böylece lastik kilitlenmediği halde daha yüksek bir enerji ısıya çevrilmiş olur.

"Peki tamam. Buraya kadar herşey iyi güzel. Eee cep telefonu diyorduk hala devreye girmedi?" diyorsunuz ve haklısınız.

ABS nin bu anlattığımız sistemi maalesef herzaman böyle tıkır tıkır yürümez. Bir çok insan ABS nin "beyni" etkileniyor tabiri ile Cep telefonlarının Kontrol ünitesi ile interferans oluşturduğunu zanneder. Maalesef konu bu değildir. Bu kontrol üniteleri manyetik alanlardan çok iyi korunmuştur, tabii abartı olmadıkları şartıyla.

Ve evet işin can alıcı noktası: Az önce parça listesini sayarken özellikle bir parçanın adını tam yazdım. "Manyetik hız sensörü". Kilit parçamız bu arkadaşlar. Evet cep telefonumuz devreye girsin ve neler oluyor bir bakalım...

Normalde bir manyetik parçanın diğerinden etkilenebilmesi için rezonans halinde olması gereklidir (yada en azından yansımaları ile). Cep telefonları bildiğiniz üzere 900 MHz ve 1800 Mhz dir (ülkemizde 1900 kullanılmadığı için belirtmedim). Peki tekerlek hızlarını ölçen manyetik atımların frekansı bu seviyedemidir? Hayır. Bu seviyede değildir.

Ancak walkmen dinlerken yada televizyon seyrederken telefonunuz çaldığında duyduğunuz cızırtıları anımsayın. "Cızzzzt dozzzzt cazır cuzur". Biz duyabildiğimize göre bu parazitlerin frekansı 22 KHz'den daha aşağıda olmalı. Demekki bir diğer ayrıntımız daha var.

GSM teknolojisinde taşıma frekansı baz alınarak (900 yada 1800 MHz) bilgiler paketler halinde gönderilir. İşte bu paket halindeki bilgiler bir zarf (envelope) oluşturarak düşük frekans paraziti oluştururlar. Duyduğumuz ve sistemleri etkileyen parazit işte budur.

Bu parazit zaten çok düşük manyetik alanla çalışan hız sensörlerinede etkir ve ABS ECU o tekerlekden gelen hız bilgisini yanlış algılar. Tam parazit etkiliykende frene basıldığında dengesiz bilgilerden dolayı kararsız bir frenaj yapar ve sonuçlar pek tahmin edilemezdir. Tekerler sürekli kilitlenmiş gibi gözüküp sürekli baskı altında kalarak balataları yakabilir yada yürüyormuş gibi diğer tekerleklerle doğru çalşamaz ve araca hatalı yön vererek takla atmasına bile yol açabilir.

Dikkat ettiyseniz problem frenajda ortaya çıkıyor. Diğer zamanlarda o kadarda etkili değil. Değilmi? Acaba öylemi? Maalesef hayır. Etkili ancak ABS nedeniyle değil. Problem ASR!...

ASR (Anti Spin Recovery - Anti Patinaj Sistemi) genellikle ABS sistemleri ile iç içedir. Çünkü aynı modulatör ve sensörleri kullanır ve ABS ile benzer bir çalışma prensibine sahiptir. Ancak ASR ABS gibi tekerleğin kilitlenip kilitlenmediğine değil tekerleğin patinajda olup olmadığına bakar. Genellikle patinajda kalan tekerlekler çekiş tekerlekleridir. Bu yüzden bazı ASR sistemlerinde difransiyel için ayrıca bir modulatör bulunabilir.

ASR, ABSden farklı olarak sürekli devrededir. ABS ise sadece frenajda devreye girer. ECU (Artık ECU lar hem ABSyi hem ASRyi içeriyorlar) bir tekerleğin diğerlerinden çok daha farklı bir hızda döndüğünü görürse o tekerlek diskine tıpkı ABS gibi baskı yaparak kararlı bir biçimde hareket etmesine çalışır. Bunu yaparken ASR kontrol ünitesi genellikle Motor kontrol ünitesine bilgi göndererek Torkunu düşürmesini ister. Ek olarak bu aşamada difransiyel modulatörü TCS (Traction Control System - Çekiş Kontrol Sistemi) sistemi için devreye girebilir. Bu yine genellikle lüks arabalardaki kalkış "DIGI DIGI" larını açıklar.

İşte cep telefonu kullandığınızda en tehlikeli şey budur. Bir hız sensörü (yada duruma göre birkaçı) aşırı etkilenir ve kontrol ünitesine hatalı bilgi gönderir. Araç gayet normal yol aldığı halde kontrol ünitesi o etkilenen tekerleği durduk yere kontrol altına almaya çalışır ve sürekli disklere baskı uygulayar. Buda balataların ve diskin haddinden fazla ısınmasına ve sonuçta sürtünme katsayısının büyük bir bölümünü kaybetmesine yol açar ve artık frenler güvensizdir.

Bu senaryo her zaman böyle olmaz ancak sistemlerin bu şekilde etkilendiğide bir gerçektir. Üreticiler artık bu sistemlerin etkilenmemesi için sensörler ve sensörlerin üzerinde bulunduğu yataklar üzerinde çalışmaktadır.

Hayatınız için hiç bir zaman risk almaya değmez. "Ehehehe , muavine çaktırmadan nasıda telefonu kullanıp hatuna mesaj çekiyom ohbe!" şeklinde düşünen yada düşünecek arkadaşlar varsa da bidaha gelipde benim yazılarımı okumaya kalkmasın Fena bozuşuruz bak önceden söyleyim...

Herkese güzel ve ABS'nin devreye girmeyeceği günler diliyorum.



İshak YÜKSEL
12 yıl önce - Sal 13 May 2008, 13:56
Cep telefonu çıkalı kaç yıl oldu


Arkadaşlar cep telefonu çıkalı 15 sene oldu sanırım. Bu otobüsler 2-3 yıllık. Koskoca Mercedes firması bunu düşünmeyecek mi? Muhtemelen gülüyorlardır bize. Her türlü testten geçiyor bu araçlar. Şunu diyebilirim otobüsteki bütün cep telefonları aynı anda çalar veya konuşma olursa yüksek bir frekans yayacağından etkilenebilir. Ama dedim ya bütün testlerden geçiyor bu araçlar. Türk usulü yapılmıyor.

serhan10314

11 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 22:40

Peki prosedurlere harfiyen uyan, basit bir hatanin milyonlarca dolarlik tazminat davalariyla sonuclandigi amerikada neden boyle bir uygulama yok?

Ercan Dikme
11 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 23:14

eğer cep telefonu gibi aynı sinyalde radyasyon yaysa idi o otobüsler radyasyonlu olup insan sağlığına zararlı olmaz mıydı bu da ayrı artışma konusu



sayfa 17
« önceki   123 ... 161718   sonraki »
ANA SAYFA -> ULAŞIM