1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 18  |
 |
sgüner
|
 |
-Nesrin-
14 yıl önce - Pzr 12 Nis 2009, 13:53
İstanbul Modern Sanat Müzesi
İstanbul Modern Sanat Müzesi, 2 katlı büyük bir sergi alanı...
Üst katında, geçmişten günümüze pek çok ressamımızın tabloları yer alıyor.
"Modern Deneyimler" daimi bir sergi...
Alt katında ise güncel sergiler oluyor.
Şu an "Gölgeye Övgü" ve "Safkan Yansımalar" Sergisi var.
Geniş bir yelpazede sunulan hoş bir sergi. Maketler, animasyonlar, çizimler, kuklalar...
Sanatseverlerin bilgisine...
İstanbul Modern Sanat Müzesi - "Gölgeye Övgü" Sergisi
İstanbul Modern Sanat Müzesi, yeni sergisi "Gölgeye Övgü" ile geleneksel gölge tiyatrosunun 20. Yüzyıl başında sinemaya ve günümüz çağdaş sanatına etkilerini keşfetmeye çağırıyor. 22 Ocak'ta açılacak ve 6 Mayıs'a dek sürecek olan sergi, yedi ayrı ülkeden sekiz çağdaş sanatçının ve 20. Yüzy'ın ilk yarısından iki usta sinemacının en önemli eserlerini bir araya getiriyor.
Avrupa Kültür Fonu'nun desteğiyle gerçekleşen sergiyle birlikte ilk kez İstanbul Modern, İrlanda Modern Sanat Müzesi ve Benaki Müzesi arasında işbirliği yapılıyor. Serginin küratörlüğünü İstanbul Modern Danışmanı Paolo Colombo üstleniyor. 5 Kasım 2008 - 4 Ocak 2009 tarihleri arasında Dublin'de sergilenen "Gölgeye Övgü", 23 Mayıs - 26 Temmuz 2009 tarihleri arasında da Atina'daki Benaki Müzesi'nde sanatseverlerle buluşacak.
Gölge tiyatrosunun Türkiye ve Yunanistan'daki köklü geçmişinin çağdaş sanata etkilerini yansıtan "Gölgeye Övgü", halk masallarına ya da yalın çağdaş anlatılara dayanan çalışmaları kapsıyor ve dans, opera ve müzik içeren gölge tiyatroları, siluetler, çizimler, metinler, elyazmaları, filmlerle birlikte 100'den fazla yapıt sunuyor.
Sergi, gölge tiyatrosu gelenekleriyle çağdaş sanattaki yeni anlatı ruhu arasındaki paralellikleri araştırıyor ve geleneksel sanat biçiminin son yıllarda çağdaş sanat dünyası üzerindeki izlerini aktarıyor. Sadece sanatseverlere değil, sinema, animasyon ve gölge tiyatrosunun tarihine ilgi duyan ziyaretçilere ve her yaştan geniş bir kitleye sesleniyor.
"Gölgeye Övgü" sergisinde Haluk Akakçe (Türkiye), Nathalie Djurberg (İsveç), William Kentridge (Güney Afrika), Katariina Lillqvist (Finlandiya), Jockum Nordström (İsveç), Lotte Reiniger (Almanya), Christiana Soulou (Yunanistan), Ladislas Starewitch (Polonya), Andrew Vickery (Büyük Britanya) ve Kara Walker'ın (A.B.D.) işleri ve filmleri yer alıyor.
Geleneksel gölge tiyatrosunun çağdaş sanat dünyası üzerindeki etkilerini keşfe çağıran "Gölgeye Övgü" sergisi; Güney Afrikalı sanatçı William Kentridge'in başat eserlerinden operadan esinlendiği illüstrasyonlarını, Jockum Nordström'un oyunbaz çizim ve kolajlarını, ünlü Amerikalı sanatçı Kara Walker'ın resimlerini, siluet enstalasyonları ve videolarını, Katariina Lillqvist'in Gümüş Ayı ödüllü kukla animasyonunu, filmlerini, el işi kuklalarını,
1920'lerde ilk siluet filmlerini yaratan, esin kaynağı Karagöz olan, Almanya'nın öncü sinemacısı Lotte Reiniger'ın güncelliğini bugün bile koruyan en ünlü filmlerini, 20. Yüzyıl'ın en tanınmış sinemacılarından, tek resim çevrimli animasyon (stop-motion) tekniğinin ustası Ladislas Starewitch'in eşsiz çalışmalarını, Andrew Vickery'nin bağımsız tiyatrosunu, Haluk Akakçe'nin videosunu, Nathalie Djurberg'in kil animasyon tekniğiyle gerçekleştirdiği videolarını ve Christiana Soulou'nun insan hallerini yansıttığı çizimlerini içeriyor...
Yer: İstanbul Modern Sanat Müzesi
Adres: Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4 Karaköy - İSTANBUL
Telefon: 0 212 334 73 00
Tarih: 22 Ocak-06 Mayıs 2009
İstanbul Modern Sanat Müzesi - "Safkan Yansımalar" Sergisi
İstanbul Modern Sanat Müzesi Fotoğraf Galerisi'nin 4 Şubat'ta açılan sergisi "Safkan Yansımalar"da Peter Müller Peter, 12. Yüzyıl'dan bu yana Avrupa saraylarında görülen Yeguada de la Cartuja atlarını yepyeni bir yorumla sunuyor. Peter Müller Peter, ünlü Avrupalı ressamların tablolarında da resmedilen bu soylu atın, yine ünlü tablolarla birlikte fotoğraflarını çekerek çarpıcı öyküler yaratıyor.
Küratörlüğünü Engin Özendes'in üstlendiği ve 26 Nisan'a dek sürecek olan sergide, 40 adet fotoğraf yer alıyor. Portreler, karakterler, dans ve büyük tutkusu olan atlar konularında uzman olan fotoğrafçı Peter Müller Peter'in, çekimlerde Yaratıcı Yönetmen Gerry Roberts ve ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği, her biri birer enstalasyon gibi kurgulanarak kullanılan alanları yansıtan 6 fotoğraf da ışıklı kutularda sergilenecek. Fotoğraflara ünlü kompozitör Vincent Amigo'nun müziği eşlik edecek.
İnsanlık tarihiyle iç içe geçen bir geçmişe sahip olan ve tarih boyunca soyluluk ve sadakatin simgesine dönüşen atlar, yüzyıllardır pek çok ressamın tablolarında kimi zaman başkahraman, kimi zaman da başka kahramanların yoldaşı, savaşan öncü, asilleri sırtlayan varlık olarak ifadesi ve olağanüstü vücut hareketleriyle yer alır.
İnsanın yüzyıllar süren çapraz dölleme ve özel seçimlerle ideal kusursuzluğu elde etme çabasının büyük zaferi olan safkan İspanyol atı Yeguda de la Cartuja, "Safkan Yansımalar" sergisinde, Boticelli, Titian, Velázquez, Carpaccio, Rubens, Van Dyck, Juan de la Corte, Goya, Bejarano, Llorens, Franz Marc, Macke ve Sala gibi ressamların tablolarında, zamanın, mekânın iç içe geçtiği yepyeni görsellere dönüşüyor.
Yer: İstanbul Modern Sanat Müzesi
Adres: Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4 Karaköy
Telefon: 0212 334 73 00
Tarih: 04.02.2009 - 26.04.2009
En son -Nesrin- tarafından Pzr 12 Nis 2009, 14:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
|
 |
-Nesrin-
14 yıl önce - Pzr 19 Nis 2009, 15:53
Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat,
Hoca Ali Rıza, Halil Paşa, Nazmi Ziya Güran, Şevket Dağ gibi önemli ressamlarımızın tablolarını,
30 Haziran'a kadar Sakıp Sabancı Müzesi'nde görebilirsiniz.
100 yıllık eserler, daha dün yapılmış gibi canlı renk ve desenleriyle sizi kendilerine hayran bıraktırıyor.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Yüksel İnşaat A.Ş.'nin desteğiyle,
16 Nisan -30 Haziran 2009 tarihleri arasında, "BATI'YA YOLCULUK - Türk Resim Sanatının 70 Yıllık Serüveni (1860 - 1930)", başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.
Sergi, Osman Hamdi Bey'den İbrahim Çallı'ya, Feyhaman Duran'dan Namık İsmail'e, her biri 19. yüzyılda doğmuş ressamlarımız aracılığıyla, Türk resim sanatının zengin öyküsünü mercek altına alıyor.
Halil Paşa
(1857-1939)
Şakayıklar ve Kadın, 1898
Şeker Ahmet Paşa ve Halil Paşa gibi asker kökenli ressamlar dahil olmak üzere, analitik çözümlemeler ve dışavurumcu yorumlarla resim sanatına yeni yaklaşımlar katan 15 ressamımızın, Cumhurbaşkanlığı Atatürk Müze Köşkü, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, TBMM Milli Saraylar Dolmabahçe Sarayı Müzesi, MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, SSM koleksiyonları ve özel koleksiyonlardan seçilmiş 150 yapıtı, sanatseverlerle buluşuyor. Serginin sürprizi ise Osman Hamdi Bey'in ünlü eseri Kaplumbağa Terbiyecisi'nin, özel bir koleksiyonda bulunan ikinci versiyonunun, ilk kez bu sergide gün ışığına çıkarılmasından oluşuyor.
Şevket Dağ
(1875-1944)
Ayasofya, 1906
Küratörlüğünü Ferit Edgü'nün yaptığı, batılı anlamda Türk resim sanat tarihinin yeniden kurgulandığı sergide, Paris'te ilk kuşak Türk ressamlarına hocalık yapmış Jean-Léon Gérôme ve Gustave Boulanger gibi sanatçıların yapıtları da yer alıyor. Böylece 19. yüzyılın ikinci yarısından 1930'lu yılların sonlarına kadar uzanan dönemi temsil eden Osman Hamdi Bey ve çağdaşlarının tabloları, etkisinde kaldıkları hocaların eserleriyle birlikte ilk kez sergileniyor.
İbrahim Çallı (1882-1960)
Hamakta Uzanmış Kadın, 1912
Sergiyle ilgili bilgi veren SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer, "Türk resim sanatının 70 yıllık gelişimini, retrospektif bir sergiyle sanatseverlere sunuyoruz. Sergide yer alan resimler, farklı modernizm görünümleri, eğilimleri ile Osmanlı ve Türk resminde ortaya çıkan sanat anlayışlarının ve bakış açılarının anlaşılabilmesi için sağlam bir zemin oluşturuyor. Sergi süresince, her zaman olduğu gibi, toplumda sanatseverlik bilincinin geliştirilmesi için, okul çağındaki çocuklara ve gençlere yönelik eğitim programlarımız ve atölye çalışmalarımız devam edecek. Öte yandan ziyaretçiler 'Osmanlı Saray Tabloları', 'Osman Hamdi Bey' ve 'Kurtuluş Savaşından Anılar' gibi belgesel filmleri de izleyebilecek." dedi.
Şeker Ahmed Paşa (1841-1907)
Çiçekli Natürmort, 1903
|
 |
yasar_gul
14 yıl önce - Prş 16 Tem 2009, 13:20
The Results of 2nd International "OLIVE"
Cartoon Contest - Cyprus 2009(uluslar arası Kıbrıs 2.zeytin konulu karikatür yarışması 2009.)
| Alıntı: |
Geçen günlerde ,kıbrıs ‘ta 2.si düzenlenen zeytin konulu uluslar arası karikatür yarışmasına ,49 ülke katılmış ve değer bulan 544 eser arasından sanatçımız ,Murat GÖK bronz madalya ödülünü alarak ,böylesine büyük ve prestijli yarışmadan ülkesini ve yöresini temsil ederek ,büyük bir başarının altına imzasını atmıştır.
Karikatürcü kardeşimizi kutluyor ,başarılarının devamını diliyoruz. |
Çınarcık / Teşvikiye'li Canım Arkadaşım Murat GÖK'ü bu başarısından dolayı tekrar tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum
En son yasar_gul tarafından Prş 16 Tem 2009, 13:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
-Nesrin-
13 yıl önce - Sal 08 Eyl 2009, 11:11
Haydarpaşa'da Akdeniz rüzgarı - Tuluyhan Uğurlu Konseri
Geçen yaz aylarında Haydarpaşa Garı merdivenlerinde verdiği konserde izleyenleri büyüleyen Tuluyhan Uğurlu, 10. Eylül 2009 Perşembe akşamı saat 21.00'da aynı mekânda yeni albümü Akdeniz'i seslendiriyor.
Müzik ve görüntülerle onbinlerce yıllık Akdeniz kültürünün anlatılacağı konserde bir de sürpriz var. "Akdeniz İnanmayı Sever" isimli bölümde inançların Akdeniz'den dünyayı aydınlatışı anlatılırken, Tuluyhan Uğurlu sahneyi semazenlerle paylaşacak.
Tuluyhan Uğurlu geçtiğimiz yaz Haydarpaşa Garı Merdivenleri'nde verdiği unutulmaz konserini bu kez İstanbul'un bir sonbahar akşamında tekrarlıyor. Haydarpaşa'nın büyülü ortamında anlatacağı öykü ise eski dünyanın merkezi, dünden bugüne Akdeniz'in hikâyesi... Temmuz başında çıkan son albümü Akdenizin gala konserlerinin ardından seyirciden gelen yoğun istek üzerine proje üçüncü kez İstanbullu sanatseverlerle buluşuyor. Tuluyhan Uğurlu'ya konserlerde Türk ve Batı Müziği enstrümanlarından oluşan kendi müzik topluluğu eşlik ediyor.
Haydarpaşa konserinde müzik 500'e yakın Akdeniz görüntüsünden oluşan görsel bir sunumla eş zamanlı olarak seslendirilecek. Tuluyhan Uğurlu'nun konseri için Haydarpaşa sahilini seçmesinin bir anlamı da var. Bilim adamlarına göre Karadeniz ve Marmara, Akdeniz'in sularıyla oluşan denizler...
Osmanlı döneminde Ege adı yoktur. Bu denizin adı da Akdeniz'dir. Marmara'ya ise Küçük Akdeniz denilir. Bu nedenle Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'nı noktalarken ordulara Ege sahillerini işaret ederek: İlk hedefiniz Akdeniz komutunu verir.
Tuluyhan Uğurlu AKDENİZ projesinde Akdeniz'i sadece bir denizin çevresindeki sahiller bütünü olarak ele almıyor. On binlerce yıllık kültürü içindeki bir coğrafyayı, bir karalar ve denizler bütününü anlatıyor:
Akdeniz, masallarda, mitolojide anlatılan ışık ülkesidir. Eski dünyanın merkezi, sanatın ve düşüncenin zirveye çıktığı bir karalar bütünü, ticaretin başladığı yerdir. Akdeniz ufku geniş insanların birlikte yaşadıkları sonsuz bir maviliktir.
Piyanonun büyüsü, kavalın hüzünlü melodileri, bağlamanın Anadolu tınıları, viyolanın kararlı ve mağrur duygusallığı ve Akdeniz'in mavilik içinden sonsuzluğa ulaşan muhteşem ritmi...
AKDENİZ sizi çağırıyor...
Konserde dinleyeceğiniz Venus-Çoban Yıldızı isimli eser için tıklayınız:
http://www.tuluyhanugurlu.com/MP3/Akdeniz/Venus.mp3
Tuluyhan Uğurlu Haydarpaşa Garı Merdivenlerinde AKDENİZ
10 Eylül 2009 Perşembe Saat 21.00
Biletler: BİLETİX
Bilet fiyatları
1. Kategori: 56,00 TL
2. Kategori: 45,00 TL
3. Kategori: 34,00 TL
4. Kategori: 23,00 TL
|
 |
-Nesrin-
13 yıl önce - Cum 20 Ksm 2009, 15:43
İstanbul Şehir Tiyatroları - "Bekleme Salonu" Oyunu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın 2009-2010 sezonu yeni oyunlarından Bekleme Salonu, 25. Genç Günler kapsamında, geçtiğimiz Mayıs ayında ilk kez sahnelenmişti. Oyun, İ.B.B. Şehir Tiyatroları Sahneleri'nde izlenebilir.
Üç kişi aynı amaçla geldikleri bekleme salonunda, küçük bir "engel"le karşılaşırlar. Yapmaları gereken beklemek mi yahut beklemekten vazgeçip, içine sürüklendikleri şifreleri çözmek mi? Her şifre sadece akıl yürüterek değil aynı zamanda onlara verilen oyunun kurallarıyla çözülmeli. Kazanmak uğruna, birbirlerini yok etmeyi göze almaları da gerekebilir. Fakat kaybettikleri kazandıklarına göre ne kadar önemli. Bunun kararını herkes kendince verebilir. Sonuçta herkesin bir gün, bir yerde karşısına çıkabilecek bir"bekleme salonunun" neden, nasıl, ne zaman, yaşanacağını merak ediyorsanız beklemeye gerek yok.
Yiğit Sertdemir'in yazdığı, Tolga Yeter'in yönettiği Bekleme Salonu'nun müziğini Selim Can Yalçın, sahne-kostüm tasarımını Ayhan Doğan, ışık tasarımını Fatih M. Haroğlu, efekt tasarımını Yusuf Tuncer yaptı. Bekleme Salonu'nda Cengiz Tangör, Ertuğrul Postoğlu, Zeynep Özyağcılar rol alıyor.
Yazan: YİĞİT SERTDEMİR
Yöneten: TOLGA YETER
Sahne Tasarımı: AYHAN DOĞAN
Işık Tasarımı: FATİH MEHMET HAROĞLU
Kostüm Tasarımı: AYHAN DOĞAN
Efekt: YUSUF TUNCER
Yönetmen Yardımcısı: GÖKSEL ARSLAN-NAGEHAN ERBAŞI-EDA ÖZDEMİR
Oyuncular: CENGIZ TANGÖR, ERTUĞRUL POSTOĞLU, TUĞÇE AÇIKGÖZ, ZEYNEP ÖZYAĞCILAR
Konusu:
Her şey bir firmanın eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla mülakat yapması ile başlar. Yapılan elemeler sonucunda, iki genç adam ve bir kadından oluşan üç kişi, mülakatın son aşamasına kalmışlardır.
Oyun, bu üç kişinin aynı oda içersinde kilitli kalmaları ve odadan çıkma çabaları ile yol alır. Kilitli kalan adaylar, şifrelerle dolu oyunun kurallarını yerine getirirken, bir sınamadan geçtiklerini düşünmektedirler ve ona göre hareket etmeye başlarlar. Kapıyı açmak tek amaç olmuştur. Bu amaç uğruna bir birlerini yok etmeyi göze alan üç kişi, anahtarı ararken kendi geçmişleri ile ilgili ipuçlarının odaya yerleştirilmiş olduğunu fark ederler.
*Şehir Tiyatroları Kasım ve Aralık Ayı Programı
|
 |
-Nesrin-
13 yıl önce - Pts 23 Ksm 2009, 13:07
İstanbul Şehir Tiyatroları - "Kabare" Müzikali
1966'da Broadway'de sahnelendiğinde olay yaratan, 1972'de beyazperdeye aktarıldığında sekiz Oscar kazanan ve 43 yıldır dünyayı dolaşan müzikaller müzikali Kabare (Cabaret), nihayet İstanbul'da da sahneleniyor..
Yazan : JOE MASTEROFF
Çeviren : ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU
Yöneten : YÜCEL ERTEN
Dramaturgi : GÖKHAN AKTEMUR
Kareografi : SELÇUK BORAK
Sahne Tasarımı : OSMAN ŞENGEZER
Işık Tasarımı : KEMAL YİĞİTCAN
Kostüm Tasarımı : OSMAN ŞENGEZER
Yönetmen Yardımcısı : AHMET HÜN, ASLI NMİMET ALTAYLAR, IŞIL ZEYNEWP TANGÖR, ERASLAN SAĞLAM
OYUNCULAR
BAHAR ÖZGE GÖZE, BERK SAMUR, CAN BAŞAK, CEYSU AYGEN, DOĞAN ŞİRİN, ERASLAN SAĞLAM, ERGÜN ÜĞLÜ, HAKAN ARLI, IŞIL ZEYNEP TANGÖR, MERT TURAK, NURDAN KALINAĞA, ÖZGE O'NEİLL, PELİN BUDAK, SELMA KARAHAN, SENAN KARA TUTUMLUER, TOLGA ÇOŞKUN, YASEMİN GÜVENÇ, YILMAZ ARDA ALPKIRAY
"1930'lar Almanyası'nda, Berlin'deyiz. Büyük ekonomik kriz sonrasının kaotik koşullarında yaşanan kırık bir aşk hikâyesi... Ayrıksı sayılabilecek kabare şarkıcısı Sally ile yazar Cliff, bir yılbaşı gecesi tanışıp, birbirlerine âşık olurlar. Bu aşka paralel bir de orta yaşlı bir çift olan pansiyon sahibi Schneider ile Yahudi manav Schulz'un ilişkisine tanık oluruz. Ama yaşam koşulları, toplumsal baskı, bireysel sorunlar ve tırmanan faşizm dalgası, her şeyi kırıp dağıtacaktır." Yönetmen Yücel Erten'in konusunu özetlediği Kabare (Cabaret) müzikali, ilk 1966'da Broadway'de sahnelendiğinde sansasyon yarattı, 1972'de beyazperdeye aktarıldığında ise tam sekiz Oscar birden kazandı. Başrolünde Liza Minnelli'nin oynadığı film, 'Tüm Zamanların En İyi 100 Filmi' listesine de girdi. Müzikali ise 43 yıldır, dünyanın dört bir yanında oynanarak hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Şimdi de İstanbul Şehir Tiyatroları'nın, bu sezonun en iddialı çalışmalarından biri olarak duyurduğu Kabare müzikali, nihayet Türkiye'de de sahnelenmeye başladı ve ilk sınavını Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi'nde verdi. Hazırlıkları aylar süren Kabare hakkında bilgi aldığımız Erten, müzikale 'efsane' tanımını kazandıran özelliklerini şöyle anlatıyor: "Müzikale kaynaklık eden öykülerin yazarı Christopher Isherwood, çok duyarlı ve keskin bir gözlemci. Joe Masteroff'un sahne kurgulaması da en ufak bir sarkmaya izin vermeyecek kadar ustalıklı. John Kander'ın müzikleri büyüleyici... 1920'lerin Berlin'ine özgü kabare şansonlarının izinde yürüyor ama sık sık caz tınılarına uzanıyor. Karakter şarkıları oyun kişilerinin iç dünyasına açılırken; Kit Kat Kulübü'nün şarkıları ışıltılı, kıvrak ve ironik danslara alan açıyor. Müzikal bir bütün olarak temiz ve sağlam bir siyasal duruş sergiliyor. Küçük burjuva aymazlığının, tırmanan faşizm karşısındaki hazin serüvenini, gözümüze sokmadan ama içimize işleyecek biçimde anlatıyor."
Müzikal için John Kander'ın orijinal müzikleri, ilk kez telifleri ödenerek notaları Türkiye'ye getirtildi ve canlı uygulandı. Bütün çalışmaları da müzik direktörü Çiğdem Erken üstlendi. Koreografi Selçuk Borak, dekor-kostüm ise Osman Şengezer'e ait. Kadroyu 'küçük ama çevik' diye tanımlayan Erten, opera ve baleden konuk sanatçı davet etmediklerinin altını çiziyor: "Benim kadrom bir müzikal için küçük, ama çevik bir kadro. Sahnede 20 sanatçı ve yedi kişilik bir orkestra var. Ben ona 'iki avuç oyuncu, bir avuç müzisyen' diyorum. Sally Bowles'u Senan Kara Tutumluer, Cliff Bradshow'u Can Başak, Emcee'yi Mert Turak oynuyor. Ayrıca Selma Kutluğ, Hakan Arlı, Ergun Üğlü, Işıl Zeynep Tangör, Eraslan Sağlam ve Özge Midilli dışında genç ve dinamik bir 'Kit-Kat Kulüp' ekibi. Müzikalde birinci önceliğim seyircinin tiyatrodan hoşnutluk, doyum ve heyecanla ayrılmasıdır. İkincisi, oyunun tam kavranmasıdır. 'Ben yaptım ama onlar anlamadı,' diye bir şey olmaz. Müzikalde bir başka önceliğim de tiyatronun mertlik yasasını çiğnememek... Oyunda zor şarkılar varsa, profesyonel şarkıcıları konuk etmek; oyuncular danslarla başa çıkamaz kaygısıyla prodüksiyona profesyonel dansçı katmak; koluna serum takılı bir tiyatro duygusu veriyor bana. Kabare de çetinceviz bir müzikal ve tepeden tırnağa İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun sanatçılarıyla gerçekleştirildi. Yani inadına canlı ve unplugged..." Erten, Kabare'nin 43 yıl sonra da olsa Türkiye'de sahnelenmesini, İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın cesaretine borçlu olduğumuzu söylüyor. Kabare müzikali, Şehir Tiyatroları Sahneleri'nde izlenebilir.
*Şehir Tiyatroları Kasım ve Aralık Ayı Programı
|
 |
Orhan Uzun
|
 |
samet cosqun
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 12:38
| Alıntı: |
Sagopa Kajmer - Kolera - Pesimist Orkestra
Tarih : 24.04.2010 20:00:00
Mekan : Bostancı Gösteri Merkezi
35,00 TL
Kapı Açılış 18:00, Konser 20:00
Ve beklenen konser haberi geldi!..
Rap müziğin lideri Sagopa Kajmer ve Kolera, Pesimist Orkestra'yla birlikte 2010 yılının en büyük MELANKOLIA Konserini gerçekleştiriyor!..
Konserin yapılacağı mekan SAGO&KOLO sevenlerine yabancı değil.
Daha önce 2008 yılında Bostancı Gösteri Merkezi'nde konser yapan süper ikili, bu yıl yeniden aynı mekanda sevenleriyle buluşuyor...
Yılın en büyük MELANKOLIA konserine tüm SAGO&KOLO sevenlerini bekliyoruz!
Biletix |
Allah nasip ederse o gün ordayım
|
 |
-Nesrin-
12 yıl önce - Pts 29 Ksm 2010, 19:16
Flamenco Oriental
Tarih : 04.12.2010 20:00
Mekan : CRR Konser Salonu
Bilet fiyatları1. Kategori: 64,00 TL
2. Kategori: 53,00 TL
Günümüzün en iyi dans gösterilerinden biri olarak kabul edilen FLAMENCO ORIENTAL herkesi büyülüyor! Compania de Danza Antonio Najarro ve flamenko müzik grubu Jarcamora'nın sanatsal birlikteliğinin bir sonucu olan "FLAMENCO ORIENTAL" gösterisi, Flamenko ve Klasik İspanyol dansının Ortadoğu mistisizminin kaynaşması bir anlamda. Yüksek tempolu olan gösteri; toplam 11 bölümde, 11 ayrı öyküyü ve koreografiyi sunmak için çıktı yola.
İspanyol ve flamenko müzisyenleri ve dansçılardan oluşan 25 kişilik topluluğun, yaklaşık 1 saat 30 dakika süren kesintisiz gösterisi sırasında, Flamenko dansının koreografik ve müzikal dili, Endülüs müziğinin tipik geçişleriyle sentezlenmektedir.
Antonio Najarro Dans Topluluğu
Sadece Tango Flamenco ile Kuzey Amerika’da 50’den fazla gösteriye imza atan, ardı ardına kapalı gişe 14 gösteriyle Montreal Caz Festivali’nin gelmiş geçmiş en çok ilgi gören gösterilerinden birini gerçekleştiren topluluk, yeni gösterisinde flamenko’nun büyüsünü cazın zarafetiyle göz kamaştırıcı bir mükemmellikte buluşturuyor.
Antonio Najarro idaresinde çalışmalarını sürdüren Antonio Najarro Dans Topluluğu bu her iki gösterisi ile karalar bağlamış, şenlik ateşi yakmış, isyankar, kararlı, arınmış, inançlı, tempolu, ağıtsal, gergin, yitik, bol aksiyonlu, neşeli bölümleri ile izleyenleri büyülerken gittikleri her ülkede dakikalarca ayakta alkışlandılar. Ülkemizde daha önceki iki gösterisi ile büyük bir hayran kitlesine sahip grup, İspanya'daki yüzlerce gösterinin dışında Fransa (50'den fazla gösteri), Kanada (19 gösteri), Yunanistan (7 gösteri), Romanya, Ürdün, İsviçre, Norveç, Şili, KKTC ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 40’dan fazla şehirde muhteşem gösterilere imza attı. Prestijli antik tiyatrolardan dünyaca ünlü salonlara farklı kitleleri buluşturan Tango Flamenco ve Flamenco Oriental'i, Ürdün Kraliyet Ailesi, Romanya Devlet Başkanı gibi farklı ülkelerin ünlü konukları da seyretme şansı buldular.
Antonio Najarro
Klasik Bale, Escuela Bolera, İspanyol Balesi, İspanyol Klasik Balesi, İspanyol Folklorü ve Modern Dansın en prestijli uzmanlarının yönetiminde çalıştığı Kraliyet Profesyonel Dans Konservatuarı’ndan (Professional Royal Conservatory of Dance) CUM LAUDE (Üstün Başarı) derecesiyle mezun oldu.Mesleki kariyeri, 15 yaşındayken Carmen’de Solist Kategorisinde “Lucas el Torero” rolünü oynayarak tüm Avrupa’yı dolaştığı “Rafael Aguilar Dans Topluluğuna” katılmasıyla başladı.
Koreograf ve dansçı olarak ardı ardına Madrid Albeniz Tiyatrosu’nun ev sahipliği yaptığı IV., V. ve VII. Certamen Coreográfico de Danza Española y Flamenco yarışmasında; daha sonra Jose Antonio Balesi tarafından da kullanılan “Suspiro del Moro”'da, kendisine ikincilik ödülü kazandıran “Movimientos Reversos” gösterisinde ve birincilik ödülü kazandıran “Neireidas” ile yer aldı.
Diana SAN ANDRES ile birlikte koreograf ve dansçı olarak Madrid Albeniz Tiyatrosundaki VIII. Día Internacional de la Danza yarışmasına davet edildi.Carla Fracci tarafından yönetilen, koreografisi Paul Chalmer ve Jose Antonio Ruiz tarafından yapılan ve “Arena Di Verona” Balesi için sahnelen “La Gitana” adlı eserde solist olarak dans etti.
Eylül 1997, o dönemde Aurora Pons, Vitoria Eugenia ve Nana Lorca tarafından yönetilen İspanyol Ulusal Balesine katıldı.
Aida Gomez’in yönetmenliğinde Haziran 1999 ve Haziran 2000 arasında Solo Dansçı oldu ve “ La Vida Breve”, “Ritmos”, “Poeta”, “Bolero”, and son olarak da efsane isim Jose Antonio Ruiz tarafından kendisi için özel olarak koreografisi yapılan “Don Jose” rolünde “Carmen” balesinde başdansçı olarak sahneye çıktı.
Mayıs 2002’de Pascal Gaona’yla birlikte bugün varlığını Compania ANTONIO NAJARRO adıyla devam ettiren Talent Danza Topluluğunu kurdu. 29 Nisan 2009'da Dünya Dans Gününde en iyi koreograf ödülü aldı.
Antonio Najarro 2010'da İspanya'nin en prestijli sahne sanatları ödülü MAX'ta en iyi erkek dansçı ödülünü almıştır. Son olarak Jazzing Flamenco adlı yepyeni gösterisiyle turlarına devam ediyor, artistik patinajın Olimpiyat ve Dünya şampiyonalarında koreograf olarak görev alıyor ve sayısız okul ve topluluğun koreograf ve ustalık sınıfları eğitmeni olarak dersler veriyor.
Flamenco Orıental
Koreografi ve Direktör: Antonıo Najarro
Müzikal Direktörü: Daniel Yagüe
Müzikal Kompozisyonlar: Daniel Yagüe, Ivan Palmero
|
 |
sayfa 18  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|