Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
turgutkuzan

1 yıl önce - Pzr 08 May 2022, 11:12
Hakikat Çekirdekleri


Alıntı:
15- Fıtrat (yaratılış) yalan söylemez.
Bir çekirdekteki meyelan-ı nümüv der: (yeşillenme, gelişme meyli)
“Ben sümbülleneceğim, meyve vereceğim.”
Doğru söyler.
Yumurtada bir meyelan-ı hayat (hayat bulma meyli, arzusu, kabiliyeti) var.
Der: “Piliç olacağım.”
Biiznillah (Allah’ın izniyle) olur, doğru söyler.
Bir avuç su, meyelan-ı incimad (donma meyli, kabiliyeti) ile der:
“Fazla yer tutacağım.” Metin demir onu yalan çıkaramaz, sözünün doğruluğu demiri parçalar.

Şu meyelanlar (eğilim, yönelme), iradeden gelen evamir-i tekviniyenin (Cenâb-ı Hakkın yaratmaya yönelik emirleri ve kanunları) tecellileridir (belirme, görünme), cilveleridir (görünme, yansıma).


Çekirdeğin ağaç olması, soğuğun üşütmesi, yerin çekmesi vs. değişmeyen sünnetullah kanunlarıdır.

Allah kâinata böyle sünnetullah kanunları koymuştur.


NORMALDE suyun demiri kendi gücü ile parçalaması mümkün değildir.
Aynı şekilde çekirdeğin ağaç, yumurtanın civciv olması da mümkün değildir, ama kader hükmettiği zaman olmazlar olur, gerçekleşmesi olanaksız olanlar mümkün hale gelir.

Tohum, taş kesilmiş toprağa seslenir :
- Filizleneceğim, ağaç olacağım Allah (c.c.) adına yol ver.
Taş kesilmiş toprak HAYIR DİYEMEZ incecik fidanın, toprak üstüne çıkıp, filizlenebilmesi, ağaç olabilmesi için yol verir.

Aynen bunun gibi insanın fıtratı ve vicdanı da kaderin programı üzerine kurulmuş iki manevî yapıdır.
Bu yüzden, insanın vicdanı daima Rabbini arar, O’na yönelir ve O’nunla mutmain olur.

Kim bu sünnetullah kanunlarına riayet eder ise mükâfatını görür, kim de isyan ederse mücazatını görür.
İnsanın fıtratına konulmuş sayısız duygu ve Allah’a açılan ve O’nu taleb eden kanallar gibidir.

Fıtratının (yaratılışının) sesine kulak vermeyenler / duymazlıktan gelenler, bu dünyada da, ahirette de zarar görmeye mahkumdurlar.

Not: Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/hakikat-cekirdeklerin ...er-misiniz linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Pts 09 May 2022, 10:56

Alıntı:
19- Ruh, bir kanun-u zîvücud-u haricîdir (haricî (maddî) vücud sahibi bir kanun), bir namus-u zîşuurdur (şuur sahibi yasa, kanun).
Sabit ve daim fıtrî (doğal, yaratılıştan gelen) kanunlar gibi ruh dahi âlem-i emirden (Cenâb-ı Hakkın değişmeyen sabit hakikatler şeklinde devam eden kanunlar âlemi), sıfat-ı iradeden (Cenâb-ı Hakkın irade sıfatı) gelmiş; kudret (güç, iktidar) ona vücud-u hissî (duyu organları ile kavranabilen varlık) giydirmiştir.
Bir seyyale-i latîfeyi (akıcı özelliğe sahip mânevî varlık) o cevhere (değerli taş) sadef (inci kabuğu) etmiştir.
Mevcud (var olan) ruh, makul (akla uygun) kanunun kardeşidir.
İkisi hem daimî (devamlı, sürekli) hem âlem-i emirden (Cenâb-ı Hakkın değişmeyen, sabit hakikatler şeklinde devam eden kanunlar âlemi) gelmişlerdir.
Şayet nevilerdeki (tür, çeşit) kanunlara kudret-i ezeliye (varlığının başlangıcı olmayan ve ezelden beri var olan Allah’ın kudreti) bir vücud-u haricî (maddî vücut, beden) giydirseydi ruh olurdu.
Eğer ruh, vücudu çıkarsa şuuru başından indirse yine lâyemut (ölümsüz) bir kanun olurdu.


Bu âlemi (halk alemi, şehadet alemi) bilgisayardaki yazılımla da misallendirebiliriz.
Mesela, programcı yapacağı programın önce komutlar ve emirler bölümünü tamamlar, sonra işler ve görüntü o komutlara göre hareket eder ve şekiller orada belirtilen komutlar üzerine bina olur.
Yani programın yazılım kısmı âlem-i emir olurken, görünen renkli yüzü ise halk ve maddî yüzü oluyor.

Bu kâinat da bir programın görünen yüzüdür, iradeden gelen âlem-i emir de görünmeyen hakiki yüzüdür.
Kâinattaki bütün kanunlar emrini irade sıfatının hükümran olduğu bu âlemden alıyor.

İnsanlar (ın çoğu), bilgisayar programlarının GÖRDÜKLERİ / GÖSTERİLEN kısmı ile yetinirler.
PROGRAMCININ yazdığı komutlar ve emirlerle ilgilenmezler. PROGRAMCIYI umursamazlar.
PROGRAMCIYI umursamamanın bir bedeli olabileceği akıllarına bile gelmez.


Emir alemi ve halk / şehadet alemi için örnekler :

Üzerine bastığımız şu toprak tabakasına bakalım.
Onda göremediğimiz bir de yerçekimi kanunu var.
İşte o kanun (yerçekimi kanunu) emir âleminden, toprak ise halk / şehadet âlemindendir.
Güneş halk âleminden, cazibesi (çekiciliği) ise emir âlemindendir.
Beden halk / şehadet âleminden, ruh ise emir âlemindendir.

Rabbim, bizleri halk / şehadet âlemine bakarak emir âlemini GÖREBİLENLERDEN eylesin.

Not : Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/ruh-bir-kanun-u-zivuc ...-i-emirden linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Sal 10 May 2022, 11:06

Alıntı:
20- Ziya (ışık, parlaklık) ile mevcudat (varlıklar) görünür, hayat ile mevcudatın varlığı bilinir. Her birisi birer keşşaftır (keşfedenler, bulup ortaya çıkaranlar).


Işık nasıl eşyanın görülmesine vesile oluyorsa, -ki ışık olmadan eşyayı göremeyiz- aynı şekilde hayat olmadan da eşyanın varlığını hissedip anlayamayız.
Eşyanın varlığını anlayabilmek için hayata ve ona takılan beş duyuya ihtiyacımız var.

Her şeyi canlı kılan hayattır.
Hayat olmasa her şey gibi, bedenimize yerleştirilen duygularımız da ölü olur.

Duyu organları (Göz, kulak, burun, dil, deri) olmayan (duyu organlarını kullanamayan) bir insan hayal edin.
Bu insan için HAYATTADIR diyebilir misiniz?


Benzer şekilde akıl, şuur (bilinç), irade gibi NİMETLERİ kullanmayan / kullanamayan bir insan için HAYATTADIR diyebilir miyiz?

Not : Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/ziya-ile-mevcudat-gor ...er-misiniz linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Çrş 11 May 2022, 10:21

Alıntı:
21- Nasraniyet (Hıristiyanlık), ya intıfa (yok olma, sönüp bitme) veya ıstıfa edip (sâfîleşmek, durulmak) İslâmiyet’e karşı terk-i silah (silah bırakma, teslim olma) edecektir.
Nasraniyet (Hıristiyanlık) birkaç defa yırtıldı, protestanlığa (Hristiyanlıkta reform hareketi sonucu doğan mezhep) geldi.
Protestanlık da yırtıldı, tevhide (birleme, Allah’ı bir olarak bilme ve ilân etme) yaklaştı.
Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor.
Ya intıfa (yok olma, sönüp bitme) bulup sönecek veya hakiki Nasraniyet’in (gerçek Hristiyanlık) esasını câmi’ olan ( kapsayan, içine alan) hakaik-i İslâmiyeyi (İslâmın hakikatlerini) karşısında görecek, teslim olacaktır.
İşte bu sırr-ı azîme (büyük gizem), Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm işaret etmiştir ki:
“Hazret-i İsa nâzil (inme) olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel (iş görmek, davranmak) edecektir.”


Protestanlık, Hristiyanlığın en büyük üç ana mezhebinden biridir.
16. yüzyılda Martin Luther ve Jean Calvin'in öncülüğünde Katolik Kilisesi'ne ve Papa'nın otoritesine karşı girişilen Reform hareketinin sonucunda doğmuştur (1529).
Protestanlar, Kitab-ı Mukaddes'i Hristiyanlık için tek kaynak saymışlardır.
Katolik ve Ortodokslar gibi ruhanî başkanları yoktur.
Protestanlık; Katolik ve Ortodoks kiliselerinin merkeziyetçi anlayışının tersine, çeşitli kiliseler veya mezhepler arasındaki kurumsallaşmamış bir topluluktur.
Kiliselerinde resim, heykel ve tasvir bulundurmazlar.
Katoliklerin tersine Protestan rahipler evlenebilmektedir.
Protestanlıkta azizlere ve Meryem Ana'ya dua edilmez ve dilekte bulunulmaz.
Protestanlar Kitab-ı Mukaddes'in Katolik Kilisesi tarafından kabul edilen ama milattan önce sabitlenen Yahudi kanonunda (kanon: Kitab-ı Mukaddes'in bölümler listesi) yer almayan bazı kitapları apokrif olarak tanımlar ve "Tanrı Sözü" olarak kabul etmezler.

19 ve 20. yüzyıllarda insanlar "din" kavramından uzaklaştırılmıştır.
Bu durum fıtrata (yaratılışa) aykırı olduğu için, çok sayıda problemi de beraberinde getirmiştir.
Yapılan yanlışın farkına varan İNSANLIK "din" kavramına yeniden sarılmak arzusundadır.

Bu arzu, inşaAllah Hristiyanlık alemini ve İslam alemini birbirine yaklaştırmaya devam edecektir.


Yakınlaşmanın ortak / evrensel DEĞERLER üzerinden olması yüksek ihtimaldir.

Bakınız :
https://evrenseldegerler.org.tr/
https://degerler.org/
http://www.curriculum.edu.au/values/values_homepa ...,8655.html
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=167150


turgutkuzan

1 yıl önce - Prş 12 May 2022, 10:37

Alıntı:
31- Bâtıl (gerçek dışı, hak olmayan) şeyleri iyice tasvir (canlandırarak anlatma, şekillendirerek ifade etme), safi (arınmış, temiz) zihinleri idlâldir (hak yoldan çıkarma, saptırma).


Safî zihinlerden kastedilen; derin meseleleri idrak edemeyen avam (fikri tartışmalar yapamayacak / kavrayamayacak seviyede) insanlardır.
İnsanların çoğunluğu avam tabakasından olduğu için, hak olmayan fikirleri detaylandırarak tartışmak faydalı olmamaktadır.

Günümüzde her türlü ahlaksızlık en ince ayrıntısına kadar anlatılmakta / tasvir edilmekte bunları yapmayın denilmesine rağmen safi zihinler hak yoldan çıkmaktadır.
Zaten yapılan tasvirlerde amaç budur.


Safi zihinleri hak yoldan çıkarmak için yapılan tasvirlerin en BARİZLERİ :

CMYLMZ
Çok Güzel Hareketler
Çok Güzel Hareketler Bunlar
Esra Erol'da
Esra Erol'da Evlen Benimle
Esra Erol'la İzdivaç
Film Gibi
Fulya ile Umudun Olsun
Güldür Güldür
Müge Anlı ile Tatlı Sert
Sabah Sabah Seda Sayan
Zuhal Topal'la
Zuhal Topal'la İzdivaç



turgutkuzan

1 yıl önce - Cum 13 May 2022, 10:14

Alıntı:
33- Bir şeyin vücudu (varlık, var oluş), bütün eczasının (bütünü oluşturan parçalar) vücuduna vâbestedir (bağlı).
Ademi (hiçlik, yokluk) ise bir cüzünün (kısım, parça) ademiyle olduğundan zayıf adam, iktidarını (güç, kuvvet, idare) göstermek için tahrip (yıkıp bozma, yok etme) taraftarı oluyor, müsbet (olumlu, pozitif) yerine menfîce (olumsuz, negatif) hareket ediyor.


Bir şeyin vücud bulması ve varlık sahasına çıkması, birçok şartın bir araya gelmesine bağlıdır.
Ama o şeyin yok edilmesi veya dağıtılması için bir şartın olmaması kâfidir.

Mücevher yüklü bir geminin maksud mahalline ulaşabilmesi için bütün mürettebatın ve sistemin saat gibi mükemmel bir şekilde işlemesi lazımdır.
Fakat kaptanın uyuması veya bir mürettebatın vazifesini terk etmesi o geminin batmasına ve neticenin tahakkuk etmemesine kâfidir.
Bir şeyin tahakkuku için binlerce şart lazım iken, o neticenin zail olması (yok olması) için hiçbir şey yapmamak veya küçük bir vazifeyi terk etmek kâfidir.

Mesela, bir insanın hayatını idame ettirebilmesi için, milyonlarca sebebin bir arada olması gerekiyor.
Güneş, hava, su, bedendeki kan ve hücrelerin intizamlı bir şekilde sevk ve idare edilmesi lazımdır.
Buna vücud ve müsbet deniliyor.
Ama bir insanı öldürmek veya hayatına son vermek için küçük bir hareket veya küçük bir şartın iptali kâfidir.
Mesela, silahın tetiğine dokunmak, suyuna bir iki damla zehir akıtmak kâfidir.
Buna da adem ve tahrib deniliyor.

Ahirette sıkıntı yaşamamak için, farzları yerine getirip, haramlardan uzak durmak gerekirken, farzları terk etmek / yapmamak ahiretimizi mahvetmek için YETERLİDİR.

Risale-i Nur külliyatı Mektubat isimli eser 38. hakikat çekirdeği :

- Zaman gösterdi ki, Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.

Cennette var olmak için, farzları yerine getirip, haramlardan uzak durmak gerekir.
Farzları terk etmek, cennette var olmamak için yeterli olabilir.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus, zayıf insanların BELİRGİN özelliği güç, kuvvet gösterisi için tahrip yıkıp, bozma taraftarı olmalarıdır.
Zayıf insanlar, sürekli menfîce (olumsuz, negatif) düşünceler ifade eder ve hareketleri de bu yöndedir.
Zayıf KARAKTERLİ insanları tespit etmek için, bu hususa dikkat edilmelidir.

Not : Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/bir-seyin-vucudu-butu ...iktidarini linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Cmt 14 May 2022, 10:59

Alıntı:
36- Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.


"Canavar" kelimesi merhametsizliği, zalimliği, şefkatsizlik ve adaletsizliği ifade eden bir kelimedir.

Şefkatli ve adaletli bir insan kimseye düşman olmaz, kin beslemez, daima affedici olur.
Çünkü o sadece kendi menfaatini düşünmez.
Onun tek gayesi Allah rızasıdır.

Allah rızası için, devletin terakkisi ve milletin huzur ve saadeti için yapılan siyaset, güzeldir, büyük bir şereftir ve ibadettir.

Amaç Allah (c.c.) rızasını kazanmak olmadığı zaman para, mal, şöhret, kibir ve gurur gibi şeyler devreye girer.
Günümüzde siyasi alanda yaşanan CANAVARLIKLARIN sebebi, Allah (c.c.) rızasını kazanmak amacıyla siyaset yapanların az olmasıdır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Pzr 15 May 2022, 17:18

Alıntı:
37. Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi besleme, sevgi duyma ), merhametini (acıma, şefkat) değil, iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.


Aç canavar kimdir?
Günümüzde medeniyet denildiğinde "Batı medeniyeti"(?) anlaşılıyor.

İstiklal marşımızda "Batı medeniyeti" nin tanımı şu şekilde yapılmıştır :

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Sevgi duyulan, tek dişi kalmış canavarın, diş ve tırnağının kirasını istediğini / aldığını yaşayarak öğrendik / öğreniyoruz.

Allah (c.c.) rızasını gözetmeyen oluşumların canavarlaşması mukadderdir.


turgutkuzan

1 yıl önce - Pts 16 May 2022, 10:48

Alıntı:
38. Zaman gösterdi ki, Cennet ucuz değil; Cehennem dahi lüzumsuz değil.


Cennete gitmek için;
iman lazım,
ibadet lazım,
fedâkarlık lazım,
nefis ve şeytan ile mücadele lazımdır.
Lakin cehenneme gitmek için bunları terk etmek,
yani amele teşebbüs etmemek kâfidir.

Bu sebeple insanların ekserisi kolay olan cehenneme koşuyor.

Kumar, içki, sefahet gibi günahlar içinde nefsi cezbeden süflî lezzetler bulunurken; namaz, oruç ve zekât gibi ameller meşakkatli olduğu için nefse ağır geliyor.
Bu itibarla nefsine mağlup olan insanlar için cennete götüren amellerde meşakkat varken, cehenneme götüren amellerde bir cazibedarlık ve tiryakilik vardır.

Cennetin ucuz olmaması; nefsi mağlup etmek ve nefse ağır gelen amelleri işlemek noktasındandır.

Not : Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/cennet-ucuz-degil-ceh ...a-ediliyor linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.


turgutkuzan

1 yıl önce - Sal 17 May 2022, 10:13

Alıntı:
42- Bütün ihtilalat ( ihtilâller, karışıklıklar, iç çalkantılar) ve fesadın (bozulma) asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin (kötü ve aşağılık ahlâk) muharrik (harekete geçirici, tahrik edici) ve menbaı (kaynak) tek iki kelimedir:
Birinci Kelime: “Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!”
İkinci Kelime: “İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.”
Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devası var ki o da vücub-u zekâttır. (zekâtın farz oluşu)
İkinci kelimenin devası, hurmet-i ribadır. (faizin haramlığı, dinen yasak oluş)
Adalet-i Kur’aniye (Kur’ân’ın adaleti) âlem kapısında durup ribaya (faiz) “Yasaktır, girmeye hakkın yoktur!” der.
Beşer (insan) bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi.
Daha müthişini yemeden dinlemeli!


Yeryüzündeki bütün karışıklığın,
keşmekeşin,
bozgunculuğun,
adaletsizliğin,
sefaletin,
fakirliğin,
zulüm ve istibdadın asıl sebebi ve
bütün kötülüklerin ve
ahlâksızlıkların kaynağı ikidir :

1) "Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne." düşüncesi
2) Faizcilik gibi haram ve kolay yollarla insanları sömürmek ve haksız bir şekilde ellerinden mallarını ve emeklerini çalmaktır.

Zekat müesssesi işletilmediği için, insanlar Allah (c.c.) rızasını kazanmak amacıyla başkalarına yardım etmiyorlar.
Allah (c.c.) rızası gözetilerek zekat müessesi işletilmeye başlandığında "Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne." düşüncesi ortadan kalkacaktır.
Ülke içinde olmasa da, mazlum milletlere yardım adı altında zekat müessesi hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.
Son 20 yılda yaşananların YIKIMA, büyük sıkıntılara yol açmamasının temel sebebi mazlum milletlere yapılan yardımlardır.

Faiz; "İstirahatim için zahmeti sen çek; sen çalış, ben de yiyeyim." demektir.

Burada bahsedilen sille, Birinci ve İkinci dünya savaşları ve dünyanın sermayeci (kapitalist) ve emekçi (komünist) diye iki bloğa bölünüp, müthiş bir kin ve düşmanlıkla birbiri ile mücadele içine girmesidir.

Halbuki insanlık zekât verip, faizi yasaklasa, bütün meseleler kendiliğinden hallolacaktır.

Zekat vermeyen, faizi meşru gören devletler için zaman tükenmiştir.
Ya zekat verip, faizi yasaklayacaklar, ya da yok olup gidecekler.

Not: Bu mesajın hazırlanmasında https://sorularlarisale.com/butun-ihtilalat-ve-fe ...-cumlesini linkindeki açıklamalardan yararlanılmıştır.



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET