1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Karakas Mehmet
1 yıl önce - Cum 06 May 2022, 11:43
Sivas'ta Bir Ramazan Klasiği... Yâ Hannan, Yâ Mennân İlahisi
Sözleri Şemseddin Sivasi´ye ait olduğu düşünülen Ya Hannan, Ya Mennan ilahisi Türkiye´de sadece Sivas ilinde söylenen bir ilahi olarak ön plana çıkıyor.
Şemseddin Sivasi’ye ait olduğu düşünülen bu mükemmel ilahi artık Sivas’ta Ramazan ayının vazgeçilmezi konumuna gelmiş durumda. İlimiz genelindeki tüm camilerde teravih namazından sonra cami cemaatiyle birlikte okunan Ya Hannan, Ya Mennan ilahisi ilk 15 gün “Merhaba, Merhaba, şehr-i Ramazân Merhaba” şeklinde okunurken, kalan diğer günlerde ise “Elvada, Elvada, şehr-i Ramazân Elveda” şeklinde okunuyor. Sivas, bu ilahiyle diğer tüm illerden ayrılıyor.
İlâhide -tevâfuk eseri- Esmâ-i hüsna’dan İsm-i azâm ile beraber on iki isim zikredilir. Güftede geçen “cud”, “afv”, “ğufran”, “îmân” kelimeleri, Allah’ın: el-Mâcid, el-Afüvv, el-Ğaffâr, el-Mü’min isimleriyle, tecelligâh olarak seçtiği insanı kuşatan varlığını; el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın isimleri tecelli-î celâlinin zamanî ve kevnî tezâhürünü; el-Vâhid, el-Ehad (İbn-i Mâce ve İbn-i Hacer’e göre Esma-i hüsna’dandır), es-Samed isimleri ulûhiyetini beyan etmektedir. Birkaç nefescik sadâ deryaları dolduruyor; âgâh olan, kim bilir bu deryadan ne inciler çıkaracaktır.
İŞTE O İLAHİ…
Yâ Hannan, Yâ Mennân
Yâ Ze’l-cudi ve’l ihsân;
Sebbit kulûbenâ ale’l-îmân,
Nercû afveke ve’l-ğufran;
***
Merhaba Merhaba, şehr-i Ramazân Merhaba;
Merhaba Merhaba, şehr-i Sıyam Merhaba.
***
Evvel Hû, Âhir Hû;
Zâhir Hû, Bâtın Hû;
Kul Yâ Hû, Yâ Hû,
Yâ Men Hû Hak!
***
Lâ ilâhe illâllah, Muhammed’ür Resûlullah!
Ve İlâhün, Vâhidün, Ehadün, Samedâ!
|
 |
Karakas Mehmet
1 yıl önce - Cum 06 May 2022, 11:45
FATİH KOCA YORUMUYLA
YA HANNAN YA MENNAN
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Mûsikîsi Öğretim Görevlisi olan Fatih Koca Şemseddin Sivasi’ye ait olduğu düşünülen ilahiyi şöyle yorumluyor:
Kelime kelime ve manzum şekilde bir sadeleştirmenin (!) daha da yanlış olacağı düşüncesiyle, ilahinin tek cümlecik Türkçe inşa’ını anlatabilmem için ehven bir yol olarak gördüğüm şöyle bir metne ihtiyaç olabileceğini düşünüyorum:
“Ey! Kullarına karşı pek müşfik, Ey! kullarına karşı pek lütufkar, Ey! kerem ve ihsan sahibi, Ey! ezeli-Ey! ebedi, Ey! tecelligâhıyla apaçık-Ey! tecellî-i celaliyle gizlilerin gizlisi, Ey Hû Hû diye çağırdığımız: Hakk; kalplerimi iman üzere sabit kıl, ümidimiz senin af ve mağfiretindir, “Lâilahe illâllah Muhammed’ür Resûlullah”, Allah’ımızsın, teksin, benzersizsin; kulların sana muhtaç, sen kimseye muhtaç değilsin…”
Bestekâr, arada; tam da insan (tecelligâh) ile Allah (tecelli-i celâli’nin) kavuştuğu bezâha Ramazanı yerleştirir. Oruç ayının mümin kişiye gün gün irtifâ kazandıran bir af ve mağfiret merdiveni olduğunu ve o münasebetle yalvardığını Allah’a işittirmek istercesine “Oruç günlerindeyiz, o günleri selamlıyoruz! Bu günler hürmetine bizi bağışla!” sadedine “Merhaba!”ları peşi peşine sıralar.
Söyleyen cemaat, ilahinin ilk bölümünde “havf ve recâ'” tüten, daha yavaş bir tonda Hakk’ı anıp, af ve mağfiret dilerken; Ramazan’ı selamlama bölümüne gelince yeri göğü titretir… Ramazan’ ın onbeşinden sonra, “Merhaba”lar, yerini “Elveda”ya bırakır; ilahinin “tarz-ı reviş”i yavaşlar, son terâvihle beraber Hazreti Ramazan, bir ay boyunca terbiye etmeye çalıştığı şehirden ayrılır.
Elveda elveda, şehr-i Ramazan elveda;
Elveda elveda, şehr-i sıyam elveda!
|
 |
Karakas Mehmet
1 yıl önce - Cum 06 May 2022, 21:21
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|