Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Avrupa'da enerji krizi
« önceki   123 ... 323334   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 2
BJK 5106
1 yıl önce - Cum 28 Oca 2022, 19:58

Alıntı:
Geçen haftadan bu yana Rusya ile ABD ve NATO arasında Ukrayna nedeniyle yükselen tansiyon, Avrupa'nın doğal gaz ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Rusya'ya yaptırım uygulanmasına yönelik senaryoların tartışılmasına yol açtı.

Söz konusu yaptırımların hayata geçirilmesi durumunda, artan gerilimin Avrupa'nın gaz tedarikini riske sokacağı düşünülürken, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, geçen hafta yaptığı açıklamada, ortak ülkelerle Avrupa'ya gaz arzını artırma ihtimalini görüştüklerini bildirdi.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ve Dışişleri Bakanlığından üst düzey yetkililer de Rusya'nın doğal gazı kesmesi ihtimaline karşılık Avrupa'nın ihtiyacının karşılanması için Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki doğal gaz üreticileriyle görüştüklerini belirtti.

Bu ülkeler arasında dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikçilerinden Katar'ın da bulunduğu ifade edilirken, ABD Başkanı Joe Biden'ın gelecek hafta Beyaz Saray'da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'yi ağırlayacağı ve bu konuları görüşeceği tahmin ediliyor.

"ABD, Avrupa'ya bir süredir önemli miktarlarda LNG gönderiyor"

Brookings Enstitüsü Enerji Güvenliği ve İklim İnisiyatifi Müdürü Samantha Gross, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birliğe gelecek ekstra kapasitenin LNG'den sağlanabileceğini söyledi.

Avrupa'nın alternatif gaz rotalarının netleşmeye başladığını dile getiren Gross, "ABD, Katar ve Avustralya, dünyanın en büyük LNG üreticileri ve Avrupa için ilk başvurulabilecek noktalar. Biden yönetimi kimlerle görüştükleri konusunda çok temkinli ancak bu ülkeler en muhtemel adaylar." dedi.

Gross, ABD'nin Avrupa'ya bir süredir önemli miktarlarda LNG gönderdiğini belirterek, "Belki bu miktar biraz daha artırılabilir ancak son dönemde ABD'nin dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumuna gelmesi, endüstrinin yüksek enerji fiyatları noktasında ne kadar sıkı çalıştığını gösteriyor. Bu nedenle geriye kalan çok fazla LNG kapasitesi olup olmadığı da şüpheli." diye konuştu.

Farklı destinasyonlara gidecek LNG kargolarının Avrupa'ya yönlendirilebileceğini de söyleyen Gross, şunları kaydetti:

"Bir miktar LNG'nin Asya'dan Avrupa'ya yönlendirileceğine eminim ancak vanaların yaptırımlara karşı tamamen kapatılması durumunda bu LNG, Rus boru gazını ikame etmeye yeterli değil. Eğer Rusya Avrupa'ya boru gazı ihracatını azaltır veya tamamen durdurursa, bu küresel gaz tedariki için de önemli bir kayıp olur. Farklı kaynaklardan karşılanabilir ve taşınması kolay olan petrolün aksine, doğal gaz hususi boru hatları ya da LNG altyapısıyla taşınabiliyor. Bu da her yerde bulunmuyor. LNG talebi ani bir şekilde artarsa, bu tüm LNG müşterilerini etkiler. LNG'nin büyük bir kısmı uzun dönemli sözleşmelerle tedarik ediliyor ancak talebin aniden artması her yerde ciddi bir baskı yaratacaktır."

"Avrupa'ya gaz tedarikinin durması küresel enerji sektörünü de olumsuz etkiler"

Avrupa Politika Merkezi Analisti Marco Giuli de sadece Ukrayna üzerinden yapılan sınırlı bir gaz akışı kesintisi durumunda, bundan etkilenen AB ülkelerinin depolama kapasitelerini kullanarak kesintiyle başa çıkabileceklerini, ama Ukrayna üzerinden iletilen gaz miktarında hali hazırda tarihi bir düşüş görüldüğünü ifade etti. Giuli, "Rusya tedarikinin tamamıyla ortadan kalkması ise şu anda çok uzakta görünüyor." dedi.

Giuli, küresel gaz arzının daralmasıyla yüksek enerji fiyatlarının görüldüğüne işaret ederek, "Bu şartlar altında Rusya dışında çok fazla yedek kapasite yok. Rusya'nın arz kesintilerinin ikamesi ancak depolama ve LNG rotalarının değiştirilmesiyle sağlanacaktır. Bu da LNG kargo rotalarının Asya'dan Avrupa'ya yönlendirilmesi için Avrupa'daki fiyatların uygun seviyede olmasından geçiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya'nın Avrupa'ya gaz tedarikini durdurmasının küresel enerji sektörünü de olumsuz etkileyeceğini dile getiren Giuli, şunları ifade etti:

"Örneğin, Rusya'nın uluslararası fon transferi sistemi SWIFT'ten çıkarılması ticari işlemleri derinden etkileyebilir ve sadece doğal gaz piyasalarında değil ham petrol ve petrol ürünleri piyasalarında da fiyat artışlarına yol açabilir. Ancak yine de bu şu anda olası bir senaryo olarak görünmüyor. Arz daralması dönemlerinde, Rusya karşıtları enerji sektörü için belirli muafiyetleri tercih edebilir."(AA)


BJK 5106
1 yıl önce - Sal 01 Şub 2022, 21:18

Alıntı:



Rusya-Ukrayna krizi Avrupa'daki enerji endişesini körüklüyor

Avrupa, Rusya-Ukrayna arasında tırmanan gerginlik nedeniyle devam eden enerji krizinin daha da derinleşmesi endişesini yaşıyor.

Rusya'nın Ukrayna sınırındaki askeri faaliyetlerini artırması ve başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin Ukrayna'ya yönelik silah sevkiyatlarını artırmasıyla bölgede gerginlik artıyor.

Avrupa, tükettiği doğal gazın yaklaşık yüzde 40'ını, bir başka deyişle 175 milyar metreküpünü Rusya'dan ithal ediyor. Rusya ise gazını kıtaya ağırlıklı olarak Belarus ve Polonya üzerinden geçen Yamal-Avrupa, Baltık Denizi'ni kullanan Kuzey Akım boru hatları ve Ukrayna üzerinden gönderiyor.

Gazprom verilerine göre, şirketin Ukrayna üzerinden Avrupa'ya gönderdiği yaklaşık doğal gaz miktarı geçen yıl yaklaşık 42 milyar metreküp düzeyindeydi.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olası işgal adımı, Avrupa'nın Rus gazına yönelik bir yaptırım hamlesi ve Rusya'nın Avrupa'ya yönelik gaz akışını durdurma ihtimali tüm bölgede enerji krizinin devam ettiği bir dönemde endişeleri körüklüyor.

Olası işgal nedeniyle alternatif güzergahların önemi artıyor

Avrupa Birliği (AB), Ukrayna'yı işgal etme tehdidi artan Rusya'nın gaz arzını daha da azaltması veya tamamen durdurmasına karşı acil durum planlaması yapmaya çalışıyor.

Rusya'dan akışın kesintiye uğraması halinde gaz tedarikinin devamı için ABD, Norveç, Mısır, Cezayir, Azerbaycan ve Katar ile olası swap anlaşmaları için Asya ülkelerine gözünü çeviren AB, yaşanabilecek kesintinin yerini tutacak bir seçenek bulmakta zorlanıyor.

Rus doğal gazının kesilmesi halinde Avrupa'nın elinde çok fazla seçenek bulunmaması Avrupa'daki endişeleri daha da artırıyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel verilere göre, AB'nin 2021 yılında gaz ihtiyacının yüzde 38,2'si Rusya'dan, yüzde 21,9'u Norveç'ten, yüzde 18,4'ü sıvılaştırılmış doğal gazdan (LNG), yüzde 9,4'ü Cezayir'den, yüzde 9,1'i AB ülkeleri üretiminden, yüzde 2,2'si Azerbaycan'dan ve yüzde 0,8'i Libya'dan sağlandı.

AB Komisyonu yetkilileri ise üye ülkelerin söz konusu dönemde gaz ithalatının yüzde 40'ını Rusya'nın, yüzde 38-39'unu Norveç'in karşıladığını belirtiyor.

LNG'nin toplam gaz ithalatının yüzde 20'sini oluşturduğunu aktaran yetkililer, 2021'de toplam 80 milyar metreküplük LNG tedarikinde ABD'nin yüzde 20, Katar'ın yüzde 20, Rusya'nın yüzde 18, Nijerya'nın yüzde 17, Cezayir'in yüzde 14, Norveç'in yüzde 2 pay aldığını, geriye kalan yüzde 9'luk kısmın ise diğer tedarikçilerden sağlandığını ifade ediyor.

Veriler, AB'nin ana doğal gaz tedarikçisinin Rusya olduğunu ortaya koyarken bu ülkeden gaz büyük ölçüde Avrupa'ya Yamal-Avrupa, Kuzey Akım, Soyuz ve TürkAkım gibi boru hatları ile gönderiliyor.

Rusya Avrupa'da "dominant" konumda

AB'nin enerji altyapısı Norveç ve Kuzey Afrika'dan daha fazla gaz almaya ve LNG ithalat miktarını yükseltmeye yeterli olmakla birlikte, hızla söz konusu miktarlarda gaz tedarikini artırmanın mümkün olmadığı belirtiliyor.

AB'ye Rusya'dan sonra en fazla gaz akışı sağlayan ülke konumundaki Norveç, hali hazırda gaz üretim kapasitesinin maksimum seviyede olduğunu, Rusya'nın kesintisi durumunda bunu doldurmalarının mümkün olmadığını açıklayarak seçeneklerin daha da azalmasına neden oldu.

Cezayir'in Avrupa'ya gaz akışını LNG ve İspanya ile İtalya'ya olan gaz hatları ile artırma imkanı bunuyor. Ancak Cezayir'in mevcut altyapı yetersizliğinden dolayı söz konusu gaz miktarını ancak yılda birkaç milyar metreküp yükseltmesi öngörülüyor.

Azerbaycan'ın Şah Deniz 2 sahasından çıkarılan doğal gazı Avrupa'ya ulaştırmak üzere inşa edilen Trans Adriyatik Boru Hattı'ndan (TAP) ise Avrupa'ya geçen yıl 8,1 milyar metreküp gaz gönderildi. Bu rakamın hızla yükseltilmesi mümkün görünmüyor.

Öte yandan, ekonomik toparlanma sonucunda artan talep nedeniyle küresel LNG piyasaları zaten sıkışık durumda bulunuyor.

LNG'sini Asya ülkelerine uzun dönem sözleşmelerle sağlayan Katar, hali hazırda tam kapasite üretim yaptığını, Rus gazının kesilmesi halinde Avrupa'ya katkı sağlamayacağını açıkladı.

AB ise küresel piyasalarda uzun dönem sözleşmelerle alım anlaşması yapmış Asya ülkelerinin gazlarını almak için ikna çabaları gösteriyor. Ancak Asya ülkelerinin de gaz tedarikinde fazla seçeneği bulunmadığından AB swap taleplerine sıcak yaklaşmadığı belirtiliyor.

AB'nin yıllık LNG ithal etme kapasitesi 157 milyar metreküp seviyesinde bulunuyor. Rusya'dan akışın sürdüğü durumda bile, AB toplam LNG kapasitesinin yüzde 66'ını kullanıyor. Bu nedenle büyük çaplı bir kesintide tüm ihtiyacın LNG ile sağlanması mümkün görünmüyor.

Bununla birlikte talebin en yüksek olduğu kış mevsiminde Avrupa gaz depolama seviyeleri çok düşük durumda bulunuyor.

AB gaz depoları hali hazırda yüzde 40 civarında dolulukta ve bu gazın Rusya'dan kesinti halinde çok kısa sürede tükenmesi bekleniyor.

Bu durumda, AB'nin elektrik ithal etme, çevreye zararlı ve iklim hedeflerine uyumsuz kömür santrallerini tekrar çalıştırma, kapatılması planlan nükleer reaktörlerin sürelerinin uzatılması, kapalı santrallerin faal hale getirilmesi dışında fazla seçeneği kalmıyor.

AB'nin iç talebi düşürmesi gerektiği de dikkate alındığında, başta yüksek enerji tüketen sanayide doğal gaz ve elektrik kısıtlamaları uygulanabileceği öngörülüyor.

Rusya'nın ilk alternatifi Çin
Rusya, Soğuk Savaş döneminde dahi Avrupa'ya gaz akışını kesmezken, olası bir sıcak çatışmanın tedarik istikrarını etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.

2014'te Kırım'ı yasa dışı şekilde ilhak etmesinin ardından Batı'nın sert ekonomik yaptırımlarına uğrayan Rusya, o dönemden bu yana başta enerji olmak üzere alternatif pazar arayışına girdi.

Rusya'nın doğudaki komşusu ve dünyanın en büyük ekonomilerinden Çin, bu kapsamda ön plana çıkıyor.

Yaptırımlar nedeniyle yüzünü Asya'ya çevirme stratejisi izleyen Rusya için Kasım 2014'te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping arasında imzalanan ve değeri 400 milyar dolar olduğu öne sürülen doğal gaz anlaşması büyük önem taşıyor.

Söz konusu sevkiyat için Gazprom'un inşa ettiği "Sibirya'nın Gücü" boru hattı, yılda 38 milyar metreküp taşıma kapasitesiyle Rusya'nın doğusundaki en büyük büyük gaz taşıma sistemi konumunda bulunuyor.

Gazprom'dan 24 Ocak'ta yapılan açıklamada, 18 Ocak'ta Sibirya'nın Gücü üzerinden sevk edilen doğal gaz miktarının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 150 artarak rekor seviyeye ulaştığı bildirilmişti.

Ancak boru hattı üzerinden sevk edilen gaz miktarı 38 milyar metreküp düzeyindeki tam hacme ulaşsa dahi, Rusya için yılda 180 milyar metreküp ihraç ettiği Avrupa pazarını ikame etmeye tek başına yeterli olmayacak.

Bunun için Çin'e yönelik ihracatını daha da artırmak isteyen Rusya, Moğolistan üzerinden Sibirya'nın Gücü 2 adlı bir boru hattı daha inşa ederek Çin'e yılda ilave 50 milyar metreküp doğal gaz inşa etmek istiyor.

Hindistan da hedef pazarlar arasında
Rus yetkililer, Avrupa doğal gaz pazarının kaybedilmesi halinde ülkenin önemli mali kayıplar yaşayacağı görüşünde birleşiyor.

Öte yandan, böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi halinde gelişmekte olan ülkelerde yeni pazarlar kazanılabileceği de öne sürülüyor.

Rusya için yeni sayılabilecek pazarlar arasında, doğal gaz talebinde önemli artış beklenen Hindistan bulunuyor.

Boru hatlarıyla dünyanın en çok doğal gaz ihraç eden ülkesi Rusya, Asya piyasalarındaki göreceli yükselişin etkisiyle küresel LNG piyasalarında da payını artırmayı hedefliyor.

Geçen yıl 30 milyon ton LNG ihraç eden Rusya, küresel LNG piyasasındaki mevcut yüzde 4'lük payını, 2035'e kadar yüzde 15-20 seviyelerine çıkartmayı hedefliyor.(AA)




BJK 5106
1 yıl önce - Prş 03 Şub 2022, 01:02

Alıntı:
Buna göre, Avrupa'nın iklim hedeflerini yakalamasına katkı sağlayan, çeşitli koşulları yerine getiren gaz ve nükleer projeler sürdürülebilir yatırım listesine dahil edilecek.

Ruhsatını 2045'e kadar alan, gelişmiş teknolojileri kullanan, çevreye zarar vermeyen ve atıklarını güvenli biçimde tasfiye edebilecek nükleer enerji santral yatırımları yeşil ve sürdürülebilir ekonomik aktivite olarak tanımlanacak.

İnşaat iznini 2030 yılı bitiminden önce alan, kömürden yenilenebilir enerjiye geçişe katkı sağlayan ve kilovatsaat başına 270 gramdan az karbon emisyonu salan doğal gaz yatırımları da söz konusu sınıflandırmada yer aldı.

AB sınıflandırması, özel sektör yatırımlarını iklim hedeflerine ulaşmak için gerekli olan faaliyetlere yönlendirmeyi amaçlıyor.

Bazı ülkeler, çevreciler ve çeşitli sivil toplum örgütleri nükleer ve doğal gazın sürdürülebilir ve yeşil olarak tanımlanmasını AB iklim hedefleriyle çelişkili görüyor ve bunu "yeşil göz boyama" olarak nitelendiriyor.

Fransa, Polonya ve Macaristan'ın başı çektiği 10 kadar ülke, nükleer enerjinin iklim değişimiyle mücadelede etkili, güvenli ve rekabetçi bir kaynak olduğunu belirterek, yeşil yatırım sınıflandırma çerçevesine dahil edilmesini talep ediyordu.

Almanya'nın öncülüğünde bir grup ülke de doğal gazın bir süre için AB yatırım sınıflandırma kurallarında sürdürülebilir olarak kabulünü istiyordu.

Nükleerin AB tarafından iklim ve çevre dostu olarak tanımlanmasına Almanya, Avusturya, Lüksemburg, Danimarka, Portekiz ve İspanya gibi ülkeler sert tepki gösteriyor.

Avusturya ve Lüksemburg, söz konusu düzenlemeye karşı Avrupa Adalet Divanı'nda yasal süreç başlatacaklarını açıkladı.

Hollanda ve Danimarka da doğal gazın sürdürülebilir kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Söz konusu mevzuatın reddedilmesi için AB Konseyi içinde Birlik nüfusunun en az yüzde 65'ini temsil eden 20 üye ülkenin buna karşı çıkması veya AP milletvekillerinin çoğunluğunun buna onay vermemesi gerekiyor. (AA)


BJK 5106
1 yıl önce - Pzr 06 Şub 2022, 13:14

Alıntı:
AA muhabirinin "Gas Infrastructure Europe" verilerinden derlediği bilgilere göre, Ocak 2021'de Avrupa'daki doğal gaz depolarında yaklaşık 60 milyar metreküp gaz bulunuyordu ve doluluk oranı yüzde 52 olarak kayıtlara geçti.

Bu yılın aynı döneminde bu miktar 18 milyar metreküp azalarak 42 milyar metreküpe, depoların doluluk oranı ise yüzde 37,5'e geriledi.

Avrupa'da deposunda en fazla doğal gaz bulunan ülke 10 milyar metreküple (yüzde 47) İtalya oldu. İtalya'yı 8,7 milyar metreküple (yüzde 35) Almanya, 4,4 milyar metreküple (yüzde 33) Fransa izledi.

Doğal gaz depolarının doluluk oranı açısından ise 200 milyon metreküple depolarının yüzde 80'i dolu olan Portekiz ve 750 milyon metreküple depolarının yüzde 75'i dolu olan Birleşik Krallık başı çekti.

Avrupa'da depoların doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 36,6 seviyesinde bulunuyor.

Gazın azalmasında, talep artışı ve soğuk kış etkili oldu


Kış mevsiminin beklenenden daha soğuk geçmesi ve enerji talebindeki artış depolardaki doğal gazın daha çok kullanılmasına yol açtı. Rusya'nın Ukrayna üzerinden Avrupa'ya gönderdiği doğal gaz miktarını azaltması ve hidroelektrik santrallerinden üretimin azalması da depolardaki gazın azalmasında etkili oldu.

Uzmanlar, Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilim nedeniyle doğal gaz tedarikinde sıkıntı yaşanabileceğini ifade ediyor. Avrupa ve ABD'li yetkililer iki ülke arasında savaş çıkması durumunda, Avrupa gazının yüzde 40'ını tedarik eden Rusya'nın uygulanacak yaptırımlara vanaları kapatmakla karşılık vermesinden endişe ediyor.

Rusya, Avrupa'ya doğal gazı ya uzun vadeli kontratlarla ya da belli miktar gaz satışını sağlayan tek seferlik anlaşmalarla sağlıyor. Öte yandan, Rusya'nın Avrupa'ya yüzde 15 daha fazla gaz gönderme kapasitesi olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, doğal gazda arz sıkıntısının, Avrupa tarafından istenmeyen Kuzey Akım-2 doğal gaz boru hattının gerçek bir "ihtiyaç" olduğunu göstermek isteyen Rusya'dan kaynaklandığı görüşünü de savunuyor. (AA)


BJK 5106
1 yıl önce - Sal 08 Şub 2022, 11:50

Alıntı:
ABD-Avrupa Birliği (AB) Enerji Konseyi Bakanlar Toplantısı kapsamında Washington'da bulunan Borrell, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Son günlerde bölgenin, Rusya'nın neden olduğu jeopolitik türbülansın etkisinde kaldığını ifade eden Borrell, enerji konusunun ise Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin merkezinde olduğunu söyledi.

Borrell, "Çünkü Rusya, Avrupa'ya sağladığı önemli enerji tedarikini jeopolitik kazanımlar için bir etki aracı olarak kullanmak konusunda tereddüt etmiyor ve AB'deki enerji fiyatları bir yıl önceye göre 6 ile 10 kat arasında arttı. Bunun tüketicilerin ve ekonominin rekabetçiliği üzerinde çok etkisi var." diye konuştu.

Avrupa'nın bir an önce enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini vurgulayan Borrell, Avrupa'da enerji tüketiminin büyük ölçüde gaz ve kömüre dayandığını, bunun da yenilenebilir enerjiye dönmek için iyi bir gösterge olduğunu kaydetti.

"AB olarak ABD ve NATO'nun Rusya'ya verdiği yanıtı memnuniyetle karşılıyoruz"
ABD ve NATO ile Rusya arasında güvenlik garantileri konusundaki yazışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Borrell, "AB olarak, ABD ve NATO'nun Avrupa güvenliği üzerine koordinasyon konusunda Rusya'ya verdiği yanıtlardaki unsurları memnuniyetle karşılıyoruz." dedi.

Borrell, bu yanıtların, birlik ve kararlılıklarını, krizin diplomatik yollarla çözümü için halen alan olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.

Diplomasinin kendileri için öncelik olduğunu kaydeden Borrell, "Aynı zamanda, Ukrayna'ya karşı bir daha saldırganlık gösterilirse bu sefer çok daha ağır bedellerin söz konusu olacağına yönelik kararlılığımız da devam ediyor. En iyisini diliyoruz ama en kötüsüne hazırız." diye konuştu.

Ukrayna konusundaki kaygıları paylaşıyor
ABD'de Ukrayna'nın her an işgal edilebileceğine dair alarmın Avrupa'da neden söz konusu olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Borrell, şöyle devam etti:

"Rusya'nın Ukrayna sınırına askeri yığınak yapmasından kaynaklı risklere yönelik güçlü kaygıyı paylaşıyoruz. Ve bana göre 'Soğuk Savaş'tan sonra Avrupa güvenliği açısından en tehlikeli dönemden geçiyoruz. Ama aynı zamanda halen diplomasi için zemin olduğuna inanıyoruz. Halen herkes için kaygının ne olduğunu konuşabileceğimize inanıyoruz."

Borrell, bağımsız bir ülkenin sınırlarına 140 binden fazla asker konuşlandırılmasının her şekilde tehdit olduğuna ve bunun büyük risklerinden kaçınmak için çalışmaların artırılması gerektiğine vurgu yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov'un AB üyesi ülkelere Moskova'nın kaygıları konusunda bir mektup yazdığını hatırlatan Borrell, bu mektuba yanıt konusunda koordinasyon yaptığını belirtti.

Blinken: "Avrupa'nın enerjisiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz"
Toplantıda değerlendirmede bulunan Blinken da Ukrayna sınırına askeri yığınak yapan Rusya'nın, buna karşılık vermemesi için de Avrupa'yı enerji ile tehdit ettiğini kaydetti.

Blinken, "Rusya, Ukrayna ile 2009'da ihtilafa düştüğünde Avrupa'ya gaz tedarikini durdurmuştu. O zaman insanlar soğuktan ölmüş ve enerji tedariki bozulduğundan ekonomiler de sarsılmıştı. Rusya'nın Avrupa'ya gaz akışını kesmeyi tercih etmesi durumunda, bunun bir daha olmasına müsaade etmeyeceğiz ve enerji tedariki ile enerji fiyatlarının artmasını önlemeye kararlıyız." dedi.

Dünyadaki diğer büyük enerji üreticisi hükümetlerle üretim ve dağıtım kapasitelerini artırmaları için görüştüklerini anlatan Blinken, müttefiklerimiz ve sektör paydaşlarıyla, Rusya'nın gazı kesmesi durumunda ellerindeki enerji kaynağını nasıl paylaşacakları üzerine koordinasyon yaptıklarını kaydetti.

ABD'nin Ukrayna krizi konusunda verdiği alarmın ne kadar doğru olduğuna yönelik soru üzerine Blinken, söyledikleri şeylerin felaket tellallığı olmadığını, basit gerçekler olduğunu söyledi

ABD'li bakan sözlerini şöyle tamamladı:

"Tarih bağlamında gerçekleri ele almalıyız. Gerçekleri görmeli ve onlara tam hazır olduğumuzdan emin olmalıyız. Josep'in de dediği gibi birkaç aydır Rusya'nın Ukrayna sınırına asker yığdığını gördük. Bu (kaygılar) havadan meydana gelmiyor. Rusya'nın 2014'te Ukrayna'yı işgal edip Kırım'ı ilhak edip Donbas bölgesinde bugüne kadar devam eden çatışmalara neden olduğu bir bağlamdan çıkıyor. Gördüğümüz şey burdur ve karşılık verdiğimiz şey budur." (AA)




BJK 5106
1 yıl önce - Cum 11 Şub 2022, 00:25

Alıntı:
Macron, Belfort kentinde yaptığı açıklamada, enerji konusunda ülkesinin dışa bağımlılığını azaltmayı ve sanayisini geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Fransa'nın gelecek on yıllarda fosil enerjiyi azaltmak için bugüne göre yüzde 60 daha fazla elektrik üretmesi gerektiğini ifade eden Macron, nükleer ve yenilebilir enerjiyi aynı anda geliştirmek istediklerini kaydetti.

Macron, EPR tipi 6 nükleer santral inşa edeceklerini ve ilave 8 santral projesinin başladığını belirtti.

İlk nükleer santralin inşasına 2028'de başlanacağı ve 2035'te hizmete açılacağını ifade eden Macron, ülkenin elektrik ihtiyaçları nedeniyle faaliyette olan mevcut nükleer santrallerin kapatılmayacağını söyledi.

Macron, 2050'ye kadar güneş enerjisi üretim kapasitesini neredeyse 10'a katlamayı hedeflediklerini kaydetti.

Kasım 2021'de yaptığı açıklamada, Fransa'nın enerji alanındaki bağımsızlığını garanti edebilmek için onlarca yıldan sonra nükleer santral inşa etmeye karar verdiklerini ifade eden Macron, 2030'a kadar endüstri, teknoloji, nükleer ve sağlık gibi alanlara 30 milyar avro yatırım yapacaklarını kaydetmişti.

Fransa, 18 nükleer santralde faaliyette olan 56 reaktör ile elektriğin yaklaşık yüzde 70'ini nükleer enerjiden sağlıyor. (AA)





BJK 5106
1 yıl önce - Pts 14 Şub 2022, 16:20

Alıntı:
Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimin etkisiyle enerji piyasalarında emtia fiyatları yükselişini sürdürüyor.

Küresel enerji piyasalarında Kovid-19 salgınında yaşanan kapanmaların sona ermesinin ardından talep beklenmedik şekilde artmış, bu da fiyatları yükseltmişti. Bu duruma ek olarak Rusya ve Ukrayna'nın savaşın eşiğine gelmesi de enerji piyasalarındaki tedirginliği artırdı. Enerji tedarikinde büyük ölçüde Rusya'ya bağımlı olan Avrupa'da, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarında yükseliş devam ediyor.

Moskova-Kiev hattında sıcak çatışma beklentisinin artmasıyla Avrupa'da mart vadeli kontratlarda doğal gaz fiyatı bugün yüzde 14 artarak 88 avroya çıktı.

Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de işlem gören mart vadeli kontratların fiyatı geçen haftayı 77 avro civarında kapatmıştı. Söz konusu ticaret noktasında doğal gaz an itibarıyla 85 dolardan işlem görüyor.

Avrupa, tükettiği doğal gazın yaklaşık yüzde 40'ını, bir başka deyişle 175 milyar metreküpünü Rusya'dan ithal ediyor. Rusya ise gazını kıtaya ağırlıklı olarak Belarus ve Polonya üzerinden geçen Yamal-Avrupa, Baltık Denizi'ni kullanan Kuzey Akım boru hatları ve Ukrayna üzerinden gönderiyor.

AB Komisyonu yetkilileri, üye ülkelerin gaz ithalatının yüzde 40'ını Rusya'nın, yüzde 38-39'unu Norveç'in karşıladığını belirtiyor.

Akaryakıt fiyatlarında rekor artışlar görüldü

Rusya-Ukrayna gerilimi petrol fiyatlarını da etkiliyor. ABD'li yetkililerin iki ülke arasındaki krize ilişkin yaptığı açıklamaların ardından petrol fiyatları hızla artarak 2014'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Bu ay başında 90 dolar seviyesine ulaşan Brent petrolün varili, bugün saat 09.34 itibarıyla 95,39 dolardan işlem gördü. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 94,31 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlar, olası bir işgalin ABD ve Avrupa yaptırımlarını tetikleyebileceğine ve Rusya'nın ihracatının kesintiye uğramasıyla arzın daha da sıkılaşacağına yönelik endişelerle yükselmeye devam ediyor.

Söz konusu yükseliş, Avrupa ülkelerindeki akaryakıt fiyatlarını da olumsuz etkiliyor. İngiltere, Almanya, Belçika, İtalya ve İsviçre gibi ülkelerde akaryakıt fiyatlarında rekor artışlar yaşandı.

İngiliz araç sigorta şirketi RAC tarafından yapılan açıklamada, ülkede ortalama benzin fiyatının 12 Şubat itibarıyla litre başına 1,47 sterlin, motorin fiyatının ise 1,51 sterlini aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığı bildirildi.

Ayrıca Almanya'da benzinin (E10) litre fiyatı 1,712 avroya ulaşarak, 2012'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Belçika'da da benzin litre fiyatı 1,799 avroya çıkarak son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. İtalya'da benzinin litre fiyatı geçen hafta içinde 2 avroyu geçerek rekor kırdı.

Öte yandan İsviçre'de ise son bir haftadır litre fiyatı 1,85 franka yükselen 95 oktan benzinin, bu ayın sonuna doğru birçok kantonda 2 franga çıkarak 2008'den bu yana en yüksek seviyeyi göreceği tahmin ediliyor. AA




Avrupa'da gaz fiyatları Ukrayna krizi nedeniyle yüzde 14 arttı

Rusya-Ukrayna geriliminin artmasıyla Avrupa'da mart vadeli kontratlarda doğal gaz fiyatı yüzde 14 artarak 88 avroya çıktı.
Alıntı:
Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'de işlem gören mart vadeli kontratların fiyatı geçen haftayı 77 avro civarında kapatmıştı.

Doğal gaz kontratları, haftanın ilk işlem gününde ise yüzde 14 artarak 88 avroya yükseldi. Fiyatlar geçen yıl bu dönemde 18 avro seviyesindeydi.

AB ülkeleri, mevcut durumda doğal gaz ihtiyacının yüzde 90'ını ithal ediyor. Rusya, Avrupa'ya en fazla doğal gaz tedarik eden ülke konumunda bulunuyor.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden'ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan dün, ABD yönetiminin Ukrayna'nın bu hafta içinde Rusya tarafından "her an" işgal edilebileceğini belirtmişti. Bu açıklamanın ardından enerji piyasalarında endişe artmıştı.AA




BJK 5106
1 yıl önce - Pts 14 Şub 2022, 16:26

Alıntı:
Almanya'da spot piyasada elektrik fiyatları, 2021 sonu itibarıyla bir önceki yıla göre 2 kattan fazla artışla son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Almanya'nın enerji piyasası düzenleyici kurumu Bundesnetzagentur verilerine göre, 2020'de 30 avro olan megavatsaat başına elektrik toptan satış fiyatı geçen yıl ortalama 97 avroya yükseldi.

Ülkede, geçen yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 223 artarak son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaşan spot piyasada elektrik fiyatının, haziran-aralık döneminde keskin bir artış göstermesi dikkati çekti.

Haziran 2021'de 74,08 olan megavatsaat başına ortalama elektrik toptan satış fiyatı, Aralık 2021'de 221 avroya, Avrupa'da enerji krizinin yaşandığı 20-26 Aralık haftasında da 293 avroya kadar çıktı.

Elektriği satın almak için toptan fiyat ödeyen enerji şirketleri, daha sonra tüketicilere satıyor. Toptan satış, üretici ve son tüketici arasındaki bağlantı noktası olduğu için değişimler gelecekteki fiyat eğilimlerine yönelik gösterge niteliği taşıyor.

Uzmanlar, toptan elektrik fiyatlarındaki artış nedeniyle Almanya'da hanelerin çok daha yüksek enerji faturalarıyla karşı karşıya kalacağı öngörüsünde bulunuyor.......AA




BJK 5106
1 yıl önce - Prş 17 Şub 2022, 14:12

Alıntı:
Avrupa'nın Rus gazına alternatif kaynak arayışlarında Afrika'da Cezayir ön plana çıkıyor

Rusya-Ukrayna geriliminin yarattığı jeopolitik riskler nedeniyle alternatif gaz arayışını hızlandıran Avrupa için Afrika kıtasında Cezayir, Moskova'ya olan bağımlılığı tamamen ortadan kaldıramayacak olsa da diğer seçenekler arasında ön plana çıkıyor.

Avrupa Birliğinin (AB) doğal gaz ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan Rusya'ya bağımlılığı azaltmak ve boru hatlarından gaz akışının kesilmesi ihtimaline karşılık, Brüksel'in tedarik çeşitlendirme çabalarında Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da bulunan üretici ülkeler gündeme geliyor.
Avrupa'nın boru hattına alternatif olarak kullandığı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinde Katar ve ABD listede üst sırada bulunurken, Avrupa kıtası ile doğrudan doğal gaz hattı bulunan Kuzey Afrika'da Cezayir ve Libya avantajlı ülkeler konumunda bulunuyor.

Cezayir, Nijerya doğal gazının Nijer üzerinden Avrupa'ya taşınması tartışmalarında Rus gazını tamamen ikame etme imkanına erişemese de AB'nin Moskova'ya bağımlılığını azaltabilecek potansiyeli bulunan en önemli alternatiflerden biri olarak değerlendiriliyor.

Avrupa gaz ithalatının yaklaşık yüzde 40'ı Rusya'dan sağlanıyor. Finlandiya, Almanya, Polonya, Slovakya ve Bulgaristan gibi ülkelerde bu oran yüzde 60'ların üstüne çıkıyor. Çekya ise tamamen Rus gazına bağımlı bulunuyor. Avrupa, küresel ölçekte ise doğal gazın en büyük ihracatçıları arasında yer alıyor.

Doğal gaz arz tartışmaları Avrupa’da devam ederken geçen hafta Cezayir Enerji ve Maden Bakanı Muhammed Arkab ile Nijerya Petrol Kaynaklarından Sorumlu Devlet Bakanı Timipre Sylva telekonferans yöntemiyle görüşmüş, Nijerya doğal gazının Nijer ve Cezayir üzerinden Avrupa'ya taşınmasını sağlayacak boru hattı projesi konuşulmuştu.

Cezayir'de mevcut durum


Rusya-Ukrayna geriliminde olası Rusya yaptırımlarının Avrupa'nın doğal gaz tedarikini riske sokacağı düşünülürken, Avrupa ile doğal gaz boru hatları bağlantıları bulunan Cezayir'in tedarik için alternatif rotaların en uygunlarından biri olması, gözleri bu ülkeye çevirdi.

2,3 trilyon metreküp kanıtlanmış doğal gaz rezervine sahip Cezayir'den doğal gazın Avrupa’ya taşınmasının deniz altı boru hatları yardımıyla sağlanabilmesi, spot LNG gibi nispeten pahalı seçeneklere göre avantajlı durumda bulunuyor.

Cezayir, İtalya, Portekiz ve İspanya'ya boru hatlarıyla, Türkiye ve Yunanistan'a ise düşük miktarlarda sıvılaştırılmış gaz ihracatı yapıyor.

Buna rağmen Cezayir'in yıllık 500 milyar metreküp civarında gaz tüketen ithalata bağımlı AB için büyük ölçekte gaz taşıyacak altyapıdan yoksun olması, ülkenin yeni altyapı çalışmaları yapmasını gerektiriyor.

Afrika kıtasından doğal gaz boru hatlarıyla Avrupa’ya taşınan gaz miktarının 2021 yılında 50 milyar metreküpe ulaştığı hesaplanırken, bu miktar Avrupa'ya giden Rus boru hatlarından sadece biri olan Nord Stream I'in kapasitesinin altında bulunuyor.

Hassi R'Mel sahası hatların ortak noktası


Cezayir geçen yıl 100 milyar metreküpe yakın üretimle tarihi rekor kırmıştı. Ülke, 2020'de 81,5 milyar metreküp doğal gaz üretimiyle Afrika'da lider konumda bulunuyor. Bunu 58,5 milyar metreküp üretimle Mısır, 49,4 milyar metreküple Nijerya, 13,3 milyar metreküple Libya takip ediyor. Afrika’nın diğer ülkelerindeki üretim ise aynı dönemde 28,6 milyar metreküp seviyesinde gerçekleşti.

Ülkenin Hassi R'Mel doğal gaz sahasından çıkarılan gaz, Fas üzerinden İspanya'ya ulaştırılıyor. Cezayir, Fas, İspanya, Portekiz topraklarından geçen hat Magrep-Avrupa Gaz Hattı olarak biliniyor.

Bechtel ve Saipem tarafından inşa edilen hat 1620 kilometre uzunluğa sahip ve beş bölümden oluşuyor. İlk etapta 8,6 milyar metreküp yıllık gaz taşınması amaçlanan hatta talep doğrultusunda 12 milyar metreküp yıllık taşınma kapasitesi için genişletme çalışması yapılmıştı. Bu hattan Avrupa'ya 2020'de 3,67 milyar metreküp gaz taşınmıştı. 2021 yılında ise Avrupa’ya taşınan gaz miktarı 6 milyar metreküpe yaklaşmıştı.

Ancak Magrep-Avrupa Gaz Hattı, 31 Ekim 2021'den bu yana Fas ve Cezayir'in diplomatik ilişkilerinin bozulmasından dolayı kapalı durumda bulunuyor. Cezayir, hattın 25 yıllık işletme kontratını yenilemeyeceğini duyurmuştu.

Resmi açılışı 2011'de yapılan Cezayir ve İspanya arasındaki deniz altı doğal gaz hattı Medgaz da Hassi R'Mel sahasından başlıyor ve Beni Saf Limanı'ndan yer altına inerek İspanya'ya ulaşıyor. Hattın karadaki kısmı 547 kilometre, deniz altındaki kısmı ise 210 kilometre uzunluğunda bulunuyor. Yıllık 10 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesine sahip hattan 2020'de 5,39 milyar metreküp gaz taşınırken bu miktarın 2021'de 8 milyar metreküpü aştığı tahmin ediliyor.

Tunus üzerinden Sicilya'ya oradan da İtalya'ya ulaşan Trans Akdeniz Doğal Gaz Hattı da yine Hassi R'mel doğal gaz sahasından başlıyor. Hat, yıllık 33 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip. 2020'de bu hattan Avrupa'ya 11,44 milyar metreküp doğal gaz iletilirken, 2021'de ise ithalat neredeyse iki katına çıktı.

Cezayir'de toplam nominal sıvılaştırma kapasitesi 33 milyar metreküpe yakın 4 LNG tesisi yer alıyor.

AB, Rus gazına alternatif her seçeneği değerlendiriyor


Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği Petrol ve Gaz Direktörü Sohbet Karbuz, AA muhabirine, Avrupa'nın Rus gazını ikame etmek için her türlü alternatifi değerlendirdiğini söyledi.

Kuzey Afrika'dan ek doğal gaz, Amerika ve Katar'dan LNG, Azerbaycan'dan da doğal gaz alma konusunda Avrupa’da görüşlerin olduğunu belirten Karbuz, "Avrupa'nın kendi evinde de üretimi artırmama konusundaki inadı devam ediyor. Gröningen sahasındaki artış bir istisna olarak kalacak. Avrupa'nın elinde iki koz daha var ancak bu kısa süreli bir çare değil. Birisi doğal gaza olan talebi düşürmek. İkincisi biyogaz, bio-metan ve hidrojen gazının toplam gaz üretim ve tüketimindeki payını artırmak." diye konuştu.

Nijerya gazının Hassi R'Mel gaz sahasına getirilip Avrupa'ya iletilmesi konusunun yıllardır tartışıldığını dile getiren Karbuz, özellikle hattın muhtemel rotası üzerinde bulunan bazı bölgelerde daha önce Fransa'nın gerçekleştirmiş olduğu nükleer denemelerin neden olabileceği sağlık tehlikelerinin de içinde bulunduğu birçok sebepten dolayı projenin hayata geçmesinin çok zor olduğunu ifade etti.​​​​​​​

Karbuz, Cezayir'in atıl durumda bulunan önemli bir LNG kapasitesi bulunduğunu fakat ülkenin önceliğinin İspanya'ya yükümlülüklerini yerine getirmek olduğuna dikkati çekerek, Cezayir, Libya ve Mısır'ın Afrika'dan AB'ye gaz iletilmesinde ana kaynaklar olduğunu aktardı.

Bu kaynakların Avrupa'nın artan enerji ihtiyacı göz önüne alındığında fiyatı ne olursa olsun miktar açısından geride kaldığını söyleyen Karbuz, Afrika doğal gazının Avrupa için en azından kısa vadede tek başına yeterli olamayacağını ancak tedarik çeşitlendirmesinin kısmi bir parçası olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
(AA)


Alternatif çeşitliliğinde bizim potansiyelimiz de malum.

Ve buna dair konularda önümüze abuk subuk engelleyiciliklerle çıkmazlarsa kendi menfaatlerine de bir iş yapmış olurlar!...


Uğur ÖZ
1 yıl önce - Çrş 23 Şub 2022, 20:47



sayfa 2
« önceki   123 ... 323334   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET