1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Mehmet uygur
1 yıl önce - Sal 28 Eyl 2021, 16:11
Enerji Krizi Kapıda mı !
Arkadaşlar ,
Aşağıdaki haberlere bakin ve yorumunuzu bekliyorum. Planli bir yeni operasyon basliyor econimistin ruzgar guku sembolunu hatirlayin
İngiliz ordusuna bağlı tanker sürücüleri, akaryakıt dağıtımına yardım etmek için hazır bekletiliyor
Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası Başlık Transfer Tesisi'nde (TTF) fiyatlar, ocak ayında megavatsaat başı 16 Euro'dan Eylül ortasında 75 Euro'ya kadar çıktı. Bu, bir yıldan daha az sürede yüzde 360'dan fazla artış anlamına geliyor.
Çin'de elektrik kısıntıları çelik sanayini etkilemeye devam ediyor. Ülkede 80'den fazla çelik fabrikası Eylül ayında üretimlerini askıya aldı
|
 |
Niyaziucar
1 yıl önce - Sal 28 Eyl 2021, 16:23
Rusya suud Amerika ortak bir enerji operasyonu yapıyorlar
|
 |
Gökhan Gök
1 yıl önce - Sal 12 Ekm 2021, 17:40
Doğalgaz ve Elektrik Zamları Nereye Kadar Devam Edecek?
|
 |
Ugi Öz
1 yıl önce - Sal 12 Ekm 2021, 17:50
| Alıntı: |
| Rusya suud Amerika ortak bir enerji operasyonu yapıyorlar |
Fiyatlar birtek Türkiye‘de degil, dünya‘nin her yerinde yükseliyor! Gecen belirttigim gibi, almanya‘da 5-6 an önce benzinin litresi 1.17€ gibi civarindaydi simdi bugün 1.71€`yu gecti. Uzmanlara göre 4-5 en gec 6 ay icinde 2,00€`yu gecer! Burdakiler’de isyan etmeye basladi…
|
 |
crypton
1 yıl önce - Cum 07 Oca 2022, 11:55
| Alıntı: |
Avrupa'da büyük kriz! 1970'lerden çok farklı
Geçen yıl enerji fiyatları özellikle Avrupa'da hızlı arttı, fiyat artışları 1970'leri andıran bir "enerji krizi" tartışmasını başlattı.
GİRİŞ 07.01.2022 11:08GÜNCELLEME 07.01.2022 11:08
Enerji Fiyat Indeksi (IMF/FRED), Nisan 2020'de 52,7 düzeyindeyken, Ekim 2021'de 257 düzeyine fırlamış. Benzer bir "şok" finansal kriz başlarken de yaşanmış, Ocak 2007'de 136 olan indeks Temmuz 2008'de 312'ye fırlamış, sonra hızla düşerek Mart 2009'de 121'e gerilemişti. Ancak, 2008 ile 2021 arasında enerji piyasaların beklentileri açısından belirgin bir fark var.
Doğalgaz ve ham petrolün gelecek piyasalarında indeksleri 2008-2020 döneminde belli bir aralıkta dalgalanırken, 2020'den bu yana doğalgaz ve ham petrol piyasalarında fiyat artışları beklentisi egemen görünüyor. Yıl kapanırken "Enerji Krizi" konulu yorumlarda sık sık aktarılan, kimi sanayi işletmelerinde enerji tedarikinde kesintiler, kimilerinde yeni fiyatlardan dolayı üretimi kısmalar, kimi yerlerde boş süpermarket rafları, servis veremeyen petrol istasyonları, dar gelirli hanelerin kışın evlerini yeterince ısıtamayacaklarına ilişkin kaygılar, Doğal Gaz piyasalarında, özellikle İngiltere'de enerji dağıtım şirketleri sektöründe yaygın iflaslar gibi günlük yaşama ilişkin somut örnekler de bir "kriz" durumuna işaret ediyor.
ÇOK DAHA KARMAŞIK BİR DİNAMİK
1970'lerdeki iki enerji krizinin arkasında, ABD ve Avrupa'da üretim kapasitesinin sınıra dayanmış olması gibi ekonomik etkenlerin yan sıra OAPEC (petrol ihraç eden Arap ülkeleri örgütü) ambargosu (1973), İran Devrimi (1979) gibi sert jeopolitik sarsıntılar da vardı. Bu kez, sert ve istikrarsız fiyat artışlarının, tedarik sorunlarının arkasında patojenik, ekolojik, ekonomik, jeopolitik boyutlarıyla çok daha karmaşık bir dinamik var.
Patojenik boyut, Covid-19 salgınıyla ilgili. Covid-19 salgını pandemiye dönüşünce, hastalığın etkileri ve devletlerin aldıkları, kapatma, sosyal mesafe, karantina gibi önlemler hem tüketici talebini, Turizm sektörünü, perakende sektörünü olumsuz bir yönde etkiledi, enerji tüketimini aniden ve şiddetle düşürdü. İkincisi; salgın, çok uluslu şirketlerin birçok üretim platformuna ev sahipliği yapan Çin'in Vuhan kenti karantinaya alınınca ortaya çıkan durumun sergilediği gibi birçok noktada tedarik zincirlerini koparttı, üretim ve taşımacılık dolayısıyla enerji tüketimi hızla frene bastı.
Covid-19 aşıları, test sistemleri devreye girer ve sağlık sektörü son gelişmelere uyum sağlarken; hükümetler ekonomik basınca dayanamayarak önlemleri azaltmaya, tüketici talebi ve ekonomi hızla canlanmaya başladı. Enerji sektörü de bu duruma uyum göstermekte zorlanınca arz yetersiz kaldı. Ekolojik boyut ise iklim krizinin etkileriyle olduğu kadar iklim krizini önleme sürecinde fosil yakıtlardan uzaklaşma çabalarının piyasalara getirdiği belirsizliklerle de ilişkili. Sonbahar ve kış mevsiminde kimi bölgelere aniden çöken aşırı soğuklar gaza, petrole ve hatta kömüre olan talebi aniden arttırıyor.
Buna karşılık yazları aşırı sıcak hava dalgaları, soğutucu ve klima kullanımı üzerinden elektriğe olan talebi aniden ve hızla arttırıyor. Ek olarak aşırı soğuklar Avrupa'da kimi yerlerde elektrik üreten rüzgâr tribünlerinin verimliliklerini azalttı. Böyle bir soğuk dalgası ABD'nin Teksas eyaletinde, zamanında kışa hazırlayacak yatırımlar ihmal edilmiş bir dağıtım şebekesini günlerce çalışamaz konuma soktu. Asya'da, Çin'in güneyinde su baskınları sonucu bazı kömür madenlerinin verimi düştü.
İklim krizinin etkisiyle oluşan kuraklıklar, özellikle Çin'de ve Güney Amerika'da da hidroelektrik üretiminin kapasitesini ve verimini düşürdü, doğal gaza ve kömüre olan talebi arttırdı. Özetle enerji sektörü, Covid-19 denetim altına alınmaya başlarken hızla artan enerji talebini gerektiği gibi karşılayamadı.
Yukarda değindiğim ekonomik koşullara ek iki etkenden daha söz etmek gerekiyor. Bunlardan biri 1980'lerden başlayarak hızla özelleştirilen enerji sektöründe üretici ve dağıtıcı şirketlerin, sabit sermaye yatırımlarını en az da tutmaya çalışarak, öncelikle var olan sabit sermayeden en yüksek karı üretme çabası üzerinde odaklanmış olmalarıyla ilgili: Hem kapasite gereken hızla artmadı, hem de var olan alt yapı eskimeye, kırılganlaşmaya başladı.
İkincisi, yatırım bankaları, fosil yakıttan uzaklaşma sürecinin, yenilenebilir teknolojilerin gelişmesinin hızlanma olasılığını düşünerek, kapasite arttıracak krediler karşısında giderek daha az istekli davranmaya başladılar. 2000'li yıllarda iklim krizi konusu öne çıktıkça; ABD'de kaya gazı ve topraktan basınçla çıkarılan petrol alanındaki çalışan çoğu orta büyüklükteki üreticiler, kredi alabilme olasılıklarını koruma hesabıyla, fiyatları, karlılıklarını yüksek tutabilmek için kapasiteyi bilerek arttırmadılar.
Diğer taraftan, küreselleşme döneminde, likit doğal gaz tedarik süreci, talebi boru hatlarıyla ve uzun dönemli kontratlarla karşılama pratiğinden, tankerlere ve spot piyasa alımlarına doğru kaymaya başladıkça, bütünleşmiş, son derecede dinamik bir gaz piyasası oluşmaya, dahası gaz bir girdi olma özelliğinin yanı sıra, bir yatırım enstrümanına dönüşmeye, fiyatı da spekülasyon konusu olmaya başladı. Bu da enerji sektöründe, fiyatın belirlenmesinde arz-talep ilişkisinin katkısını daha da istikrarsızlaştırdı.
JEOPOLİTİK-JEOEKONOMİ DE ÖNEMLİ BİR ETKEN
Jeopolitik-jeoekonomik sorunlar da arzın talep karşısında yetersiz kalmasına, fiyatların yükselmesine katkı yapıyorlar. Örneğin, Rusya devlet şirketi Gazprom, Avrupa'ya verdiği gazı artırmadı ya da artıramadı. Bu durum belki Ukrayna sorununa, Avrupa Birliği (AB) ve NATO'nun tavrına bir tepki olarak okunabilir.
Ancak, eğer artırmamış değil de artıramamış ise bu durum, Rusya'nın gaz piyasasında Avrupa Birliği'nin Çin karşısında rekabet gücünü kaybetmesi ve gazın Avrupa yerine Çin'e gidiyor olması olarak da yorumlanabilir. Bu konuda analistler arasında henüz bir görüş birliği yok. Bu belirsizlik de fiyatlar üzerinde baskı yaratan bir başka etken olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak, 2020-21 enerji "krizinin" arkasında, en önemli jeopolitik-Jeoekonomik etken olarak Çin'in artmaya devam eden enerji talebinin yattığını söyleyebiliriz. (Adam Tooze, "Energy crisis 2021- The China shock, 28/12/21) Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) son kömür raporunda (Coal, 2021 Analysis and Forecast 2024) işaret edildiği gibi Çin dünyada kömür üreten, tüketen ve ithal eden ülkelerin başında geliyor.
Çin gereksinimini karşılayacak miktarda kömür üretemediği zaman ve açığı ithalat ile kapatamadığında, gaz tüketimine ve ithalatına yöneliyor. Çin, Likit Doğal Gaz ithalatında da 2020 ve 2021 yıllarında, Japonya'yı geçerek bu alanda dünya birincisi oldu. IEA'ya göre dünya gaz piyasasında da fiyatları, Çin'in gereksinimleri yönlendiriyor.
Geçtiğimiz iki yılda Çin'de iklim koşulları (sel baskınları), Covid-19 etkileri, kömür sektörünü, üretimi küçük madenlerden büyük madenlere kaydırarak yenden yapılandırma sürecinin etkileri kömür üretimini aksatırken elektrik talebini (aşırı soğuk, aşırı sıcak dalgaları) artırdı. Çin'in en önemli tedarikçileri olan Asyalı üreticiler de benzer nedenlerle, kapasite sıkıntısı çektiklerinden, açığı kapatamayınca Çin'de enerji tüketimi talebi talep doğal gaza yöneldi.
Bu sırada Çin küresel ısınmayla mücadele bağlamında başlattığı kampanya kapsamına 7 milyon hanenin daha ısıtma sistemlerini kömürden gaza çevirdi. Tüm bu etkenler birleştiğinde Çin'in toplam gaz talebi %16 oranında artmış. Bu artış ithalata yansıyarak küresel doğalgaz fiyatları üzerinde büyük bir basınç oluşturdu. 2021'de Çin ekonomisi %8 düzeyinde büyüdü. Çin'in elektrik tüketimi bu dönemde yaklaşık %10 arttı.
IEA bu basıncın etkilerinin 2024 yılına kadar uzayabileceğini düşünüyor. AB ekonomilerinin doğal gaz ithalatı gereksinimlerinin AB sağlık sistemleri Covid-19 sürecine adapte oldukça, ekonomileri toparlandıkça artmaya devam edeceğini var düşünürsek; enerji tedarik süreçlerindeki, fiyatlarındaki istikrarsızlıkların 2022 yılı boyunca etkin olmaya devam etmesini bekleyebiliriz.
KAYNAK: BBC TÜRKÇE |
https://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/3180209- ...cok-farkli
|
 |
Murat cyln
1 yıl önce - Cum 07 Oca 2022, 15:44
Küresel bir enerji krizi var. buna bağlı olarak fiyat artışları var. . hem bireysel olarak tasarruf için hemde ülke olarak tasarruf için Elektrik - Doğalgaz - Su tüketimi konusunda tasarruf etmeliyiz.
|
 |
aksin
1 yıl önce - Cum 07 Oca 2022, 15:51
kapıda değil aynel yakin içindeyiz
|
 |
mehmeterden198
1 yıl önce - Pzr 09 Oca 2022, 20:44
Bu gün bir video seyrettim.
Fransa da 35 ülkenin katılımıyla 60 milyar dolara mal olacak ve yapımı devam eden füzyon reaktörü 2025 yilinda denemelere başlayacakmış.
Eğer deney beklendiği gibi geçerse Dünya enerji haritası sil baştan çizilecek. Petrol kömür doğalgaz tamamen ortadan kalkacak.
Çok ucuz ve bol bir enerji kaynağına kavuşacağız. Pahalı bir yatırım ama muazzam miktarda enerji üretecek.
Sadece 10 yil sonra bambaşka şeyler konuşuyor olabiliriz.
|
 |
BJK 5106
1 yıl önce - Pzr 09 Oca 2022, 21:12
Tehlike çanları çalıyor! 2022 petrol fiyatlarında felaket yılı mı olacak?
2021 yılında pandemi sonrası normalleşme ile dünya genelinde artan enerji fiyatları, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların 2022 yılında izleyeceği yol için de bazı ipuçları veriyor. Uzmanlar, 2022 yılının enerji alanında felaket olacağı görüşünde. Dış basında Saudi Aramco'nun CEO'su Amin Nasser'ın açıklamalarını değerlendiren bazı yazarlar, 'Petrol piyasaları şu anda kaotik ve işler kesinlikle daha da kötüye gidiyor.' yorumunda bulundu.
| Alıntı: |
Tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 pandemisinin ardından gelen normalleşme hamleleri, enerji arzını bir anda rekor seviyede artırdı.
Petrol ve doğalgaz üreticisi ülkelerin aldığı üretim ve ihracat kararlarıyla, enerji piyasalarında kaotik bir durum yaşanıyor.
Uzmanlara göre, bu durumu en iyi açıklayacak isimlerden biri, Suudi Arabistan'nın ulusal petrol ve doğalgaz şirketi Saudi Aramco'nun CEO'su Amin Nasser'dır.
Nasser, geçen ay Houston'da düzenlenen ve 70'den fazla petrol üreticisi ülkeden 5.000'in üzerinde katılımla gerçekleşen Dünya Petrol Kongresi'nde bir konuşma yaptı. Dış basın, 2022 enerji yorumunu da, Nasser'ın açıklamalarına dayanarak yapıyor.
2022 YILI PETROL İÇİN FELAKET OLABİLİR
Saudi Aramco CEO'su Amin Nasser'ın, petrol piyasaları için, "Kaos daha da yoğunlaşacak" açıklamasına dikkat çeken Byron King, petrol piyasalarının şu anda kaotik olduğunu ve işlerin kesinlikle daha da kötüye gittiğini söyledi.
Nasser, enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve satın alınabilirlik zorunluluklarına yeterince dikkat çekilmediği uyarısı yaptı.
Aramco CEO'su, küresel enerji kompleksini yeniden yapılandırmak için dünya çapında hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve işletmeler tarafından yapılan sayısız çığır açan çabalar bağlamında konuştu. Başka bir deyişle, petrol karşıtı, fosil yakıt karşıtı, karbon karşıtı/CO2 karşıtı hareketlere bir petrolcü bakış açısı sundu.
İnvestor İntel'de yer alan Byron King makalesinde, pandemi ve yeşil enerji çabalarının karbon enerji keşfi, üretimi ve dağıtımı için yapılan yatırımları azalttığını belirterek şu ifadeleri kullandı.
HİÇ AÇILMAMIŞ KUYULARDAN PETROL POMPALAYAMAZSINIZ
2021'deki yatırımlar, 340 milyar dolarla başka bir derin olgusal sorunu gündeme getiriyor. Bu büyük bir rakam gibi görünebilir, ancak enerji sektörünü takip eden kişilere -ekonomistler ve petrol şirketi analistlerine- göre uygun sermaye harcaması rakamı, yılda 500 milyar doların üzerinde olmalıdır.
Hidrokarbon beklentileri ile kıyaslandığında, küresel enerji kompleksinde çarpıcı bir düşük yatırım görüldüğünü ifade eden King, dünyanın ulaşım, endüstriyel ve tarımsal sistemlerini ayakta tutmak için en az 500 milyar dolarlık bir yatırım yapılması gerektiğini savundu.
Bugün, yarın, gelecek hafta vb. akan petrol, zaten açılmış ve üretilen kuyulardan gelmektedir. Örneğin Suudi örneğinde, petrolünün çoğu 50 ve 60 yıl önce keşfedilen alanlardan ve 1980'lerde ve 90'larda açılan kuyulardan geliyor.
Ancak daha uzun bir zaman diliminde, mevcut yetersiz yatırım sonunda çıktıdaki mutlak düşüşe yansıyacaktır. Hiç açılmamış kuyulardan ya da hiç keşfedilmemiş alanlardan petrol pompalayamazsınız.
FİYATLAR ARTACAK
King'e göre enerji arzı şu anda büyük bir sorun ve sorun olmaya devam edecek. Bu nedenle her enerji kaynağı daha pahalı olacak be yükselen enerji fiyatları, yaklaşan enflasyonun temel bir unsuru olarak yorumlanacak.
star.com.tr |
AB, nükleer santrallere 500 milyar avroluk yatırım öngörüyor
AB Komisyonu İç Pazardan Sorumlu Üyesi Breton, nükleerin Avrupa'nın enerji üretiminde önemli rol oynayacağını belirterek, yeni nesil nükleer santrallere 2050'ye kadar 500 milyar avroluk yatırım yapılması gerektiğini açıkladı.
| Alıntı: |
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton, bir Fransız gazetesine verdiği demeçte, nükleer enerjinin AB'nin 2050 yılına kadar iklime zarar vermeyen bir kıtaya dönüşme hedefini yakalamak için gerekli olduğunu ifade etti.
Avrupa'da elektik talebinin gelecek 30 yılda iki kat artacağına işaret eden Breton, karbonsuz elektrik üretimini yükseltmenin önemli olduğunu anlattı.
Breton, karbonsuz elektrik üretim kapasitesini artırmak için nükleer ve yenilenebilir enerji alanında önemli yatırımlar yapılması gerektiğine dikkati çekti.
Nükleerin, enerji dönüşümünde önemli rol oynadığını ve bunun AB'nin sürdürülebilir yatırım sınıflandırılmasından dışlanamayacağını ifade eden Breton, "AB'nin yeşil yatırım sınıflandırması uygun koşullu sermayeye erişimi sağlamak üzere tasarlandı." değerlendirmesinde bulundu.
Breton, AB'de üretilen elektriğin yüzde 26’sının nükleer kaynaklı olduğuna dikkati çekti.
Avrupa'da gelecek yıllarda bazı eskiyen nükleer santrallerin kapanacağını anımsatan Breton, "Sıfır emisyon hedefini yakalamak için devasa yatırımların seferber edilmesi gerekir. Sadece mevcut nükleer santraller için 2030'a kadar 50 milyar avro, yeni nesil nükleer santraller için ise 2050'ye kadar 500 milyar avroluk yatırım gerekecek. Bu, nükleere yılda yaklaşık 20 milyar avroluk yatırım anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
AB üyesi 13 ülke elektrik üretiminde nükleer santralleri kullanıyor
AB Komisyonu, yeni nükleer enerji ve doğal gaz santrallerini yeşil yatırım olarak sınıflandırmaya hazırlanıyor.
Yeni sınıflandırmanın yürürlüğe girmesi halinde 2045 yılından önce ruhsat alan nükleer enerji santralleri yeşil yatırım olarak kabul edilecek.
Nükleer ve doğal gaz yatırımlarının AB tarafından iklim ve çevre dostu olarak tanımlanması ise üye ülkeler arasında derin çatlağa neden oluyor.
Bazı ülkeler, çevreciler ve çeşitli sivil toplum örgütleri nükleer ve doğal gazın sürdürülebilir ve yeşil olarak tanımlanmasını AB iklim hedefleriyle çelişkili görüyor.
Nükleerin AB tarafından yeşil yatırım olarak tanımlanmasına Almanya, Avusturya, Danimarka, Portekiz ve İspanya tepki gösteriyor.
Fransa ile birlikte Macaristan, Polonya, Finlandiya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Romanya, Slovakya ve Slovenya ise nükleer santrallerin yeşil yatırım sınıflandırma çerçevesine dahil edilmesini istiyor.
AB üyesi 27 ülkeden 13'ü elektrik üretiminde nükleer santralleri kullanıyor. AB ülkelerinde toplam 106 çalıştırılabilir durumda nükleer reaktör yer alıyor. AA |
|
 |
BJK 5106
1 yıl önce - Pts 10 Oca 2022, 15:48
Enerji krizinin dünyayı derinden etkilemeye devam edeceği öngörülüyor
2021 yılı tüm dünyada petrol, kömür ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının fiyatlarında rekor artışların yaşandığı enerji krizine sahne oldu.
| Alıntı: |
Dünya ekonomisi, Kovid-19 salgınının yaralarını sarmaya çalışırken, küresel enerji krizi 2022'de de ekonomik toparlanmayı derinden etkilemeye devam edecek.
Enerji talebinde tarihi düşüşe neden olan Kovid-19 salgını, kapanmaların ardından tekrar açılan ekonomilerin hızla artan petrol, doğal gaz ve kömür talepleri karşısında fosil yakıt piyasalarında şiddetli dalgalanmalara yol açtı.
Enerji talebinin düşmesiyle yatırımlar durma noktasına geldi, çok sayıda işçi işini kaybetti ve tedarik zincirlerinde dalgalanmalar başladı.
Salgın döneminde düşen enerji üretimi henüz ivme kazanmadan talebin hızla artması, enerji fiyatlarını Avrupa ve ABD gibi bölgelerde rekor seviyelere çıkararak piyasalarda aksaklıklara neden oluyor.
Söz konusu enerji krizi, salgın döneminde istihdam kaybıyla mücadele eden ülkelerin yüksek fiyatlar nedeniyle daha da zarar görmesine yol açıyor.
Petrolde denge yılın ikinci yarısında gelebilir
Dünyanın en yaygın fosil kaynaklarından petrolde fiyatlar, 2020'de son zamanların en dalgalı seyrini göstererek küresel piyasaları olumsuz etkiledi.
Salgın nedeniyle uygulanan kısıtlamalar sonrası 20 Nisan 2020'de WTI tipi ham petrolün varil fiyatı yüzde 300'ün üzerinde değer kaybederek eksi 37,63 seviyesine kadar indi. 2020 sonu itibarıyla Brent tipi ham petrolün fiyatı ise varil başına 2015'ten bu yana en düşük seviye olan 42 dolara geriledi.
Normalleşme sürecinde petrol talebinin hızla artmasına rağmen Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Rusya önderliğindeki OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu üretimlerini aynı hızda artırmak konusunda temkinli davranmayı tercih etti.
Brent türü ham petrolün varil fiyatı 2021'de ortalama yüzde 53, WTI türü ham petrolün varil fiyatı ise yüzde 57 ile 2009'dan bu yana en yüksek artışını gerçekleştirdi.
Fiyatların varil başına 85 dolar seviyesini aşmasının ardından ABD, Çin, Hindistan, Güney Kore ve Birleşik Krallık, stratejik petrol rezervlerinden bir kısmını piyasaya sürmeye karar verdiklerini duyurdu. Ancak söz konusu kararın etkisi sınırlı kaldı ve Brent petrol 2021'i 77 dolar bandında kapattı.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi tarafından Aralık 2021'de yayımlanan raporda, geçen yıl boyunca petrol talebinin, arzı günlük 1,7 milyon varil aştığı ifade edildi.
Bu durumun 2022'nin ilk yarısında da devam edeceğine işaret edilen raporda, arz-talep dengesinin ancak yılın ikinci yarısında sağlanabileceği ve bunun petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı yaratacağı kaydedildi.
JP Morgan'ın Aralık 2021'de yayımladığı raporda ise petrol fiyatlarının OPEC+'in üretim kısıntıları nedeniyle bu yıl varil başına 125 dolar seviyesine kadar çıkabileceği tahminine yer verildi.
Petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle, ABD'de benzin fiyatları geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 61 artışla 2014'ten bu yana en yüksek seviye olan galon başına 3 dolara ulaştı.
Aynı dönemde, dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Rusya'da benzinin fiyatı yüzde 8,7, İngiltere'de yüzde 23, Japonya’da yüzde 20, İtalya'da da yüzde 15 artış gösterdi.
Avrupa'da doğal gaz fiyatları tarihi rekor kırdı
Avrupa'nın enerji üretiminde kömürden doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi, kıtada derin bir enerji krizinin başlangıcı oldu.
Yeşil enerji dönüşümü nedeniyle uygulanan politikalar, Avrupa'nın özellikle doğal gaza bağımlılığını son 10 yılda önemli oranda artırdı.
Doğal gaz tüketimindeki artış ise ağırlıklı olarak Rusya'dan ithalat, Norveç'in üretimi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikiyle sağlandı.
Ekonomilerin açılmasıyla oluşan güçlü talep, LNG piyasalarında Asya ülkeleriyle yaşanan rekabet ve Rusya'nın sevkiyatları artırmaması nedeniyle doğal gaz fiyatlarında rekor artışlar yaşandı.
Avrupa'da ocak vadeli doğal gaz kontratları geçen ayın sonunda megavatsaat başına 180 avro seviyesini aşarak rekor kırdı.
Avrupa Birliği (AB) Enerji Regülatörleri İşbirliği Ajansı raporunda, kıtada doğal gaz fiyatlarının geçen yıl ekimde nisana göre yüzde 400 arttığı, buna bağlı olarak elektrik fiyatlarının da yüzde 200 arttığı kaydedildi.
Yetkililer, kış sezonunun soğuk geçmesi halinde kıtadaki enerji krizinin daha da derinleşebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Öte yandan, Çin ve Japonya'nın başını çektiği dünyanın en çok LNG tüketilen bölgesi Asya'da spot fiyatlar geçen yıl yüzde 230 artış gösterdi.
Kömür talebi rekor fiyatlara rağmen sürecek
Dünyanın en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunan Çin'de de arz talep dengesizliğinden kaynaklanan enerji krizi nedeniyle sert tasarruf tedbirleri alınırken, Pekin ve Şangay gibi nüfusu yoğun şehirler dahil olmak üzere ülkede planlanmış elektrik kesintileri uygulandı.
Ülke çapında uygulanan kesintiler çok sayıda fabrikanın kapanmasına neden oldu. Bu durum, bazı şehirlerdeki internet erişimi ve trafik ışıklarını da etkileyerek hayatın her alanına yansıyan olumsuzlukları beraberinde getirdi.
Elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 60,8'ini kömürden sağlayan Çin'in enerji sektöründeki sorunlarda, özellikle kömür arzındaki yetersizlik ve rekor seviyeye ulaşan fiyatlar önemli rol oynadı.
Uluslararası Enerji Ajansı raporunda Çin'deki enerji krizine işaret edilerek, kömür talebinin 2021'in ilk yarısında hızla arttığı ve bu nedenle fiyatlarda sert yükselişler yaşandığı belirtildi.
Raporda, kömür fiyatlarının ton başına 298 dolarla Ekim 2021'de tarihin en yüksek seviyesine ulaştığının ancak küresel doğal gaz ve LNG talepleri nedeniyle talebin bu yıl da devam edeceğinin altı çizildi. AA |
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|