Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Ufuk

17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 08:41
ABD müttefik mi düşman mı? "Başkan" Barzani


Alıntı:
Barzani’ye ‘başkan’ muamelesi

Kasım CİNDEMİR/WASHINGTON

Bush dün Oval Ofis’te IKDP Lideri Barzani’yi ağırladı. Bush, giydiği yerel kıyafetlerden dolayı büyük övgü yağdırdığı Barzani’ye ‘Başkan’ diye hitap etti. ABD Başkanı George Bush, dün Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani’yi ’Kürdistan bölgesel hükümetinin başkanı’ sıfatıyla Beyaz Saray’da ağırladı.


Oval Ofis’te yapılan görüşmenin ardından yapılan basın açıklamasında Bush, yerel kıyafetleri içindeki Barzani’ye ‘Başkan’ diye hitap etti. ‘Irak’tan, Kürdistan bölgesel hükümetinin başkanı Barzani’yi Oval Ofis’te ağırlamak benim için bir onur’ ifadesini kullanan Bush, ‘Barzani cesur bir adam. Bir tirana karşı ayağa kalktı. Bugün Barzani bu kıyafetleri giydi, çünkü çok da uzun olmayan bir zaman önce bu kıyafeti giyseydi Saddam Hüseyin’in adamları tarafından kaçırılacak ve sırf bu kıyafeti giydiği için öldürülecekti. Barzani bu kıyafeti burada rahatlıkla giyiyor, çünkü biz özgür bir ülkeyiz. Barzani artık kıyafetini kendi vatanında da giyiyor, çünkü Irak artık özgür’ dedi.

Barzani ile çok iyi bir görüşme yaptıklarını söyleyen Bush, ‘dinsel bölünmelerden dolayı Irak’ta demokrasinin sallantıda olduğunu duyuyoruz. Ancak bunun demokrasinin özünde var’ diye konuştu. Ardından da gülerek konuyu CIA ile Beyaz saray arasındaki skandala bağlayan ABD başkanı, ‘Washington da haber sızdırma olayıyla çalkalanıyor’ ifadesini kullandı.

Bush kazançlı çıktı

Washington’daki gözlemciler, Irak Devlet Başkanı olan Iraklı Kürt Lider Celal Talabani’nin ABD başkentine ziyaretinden sonra, Washington yönetiminin bir jest olarak Barzani’yi de Oval Ofis’te ağırlamak istediğini ve bu görüşmenin yapıldığını belirttiler.

Ancak siyasi çevreler, Barzani ziyaretinin iç ve dış palitikada avantaj sağlamak için iki boyutu olduğunu dile getirdiler. Bunlardan birinin Irak’ta kısa bir süre önce uzlaşmaya varılarak referanduma sunulan Anayasa taslağı konusunda Sünni bloğunu yumuşatmak için taviz veren Şiilerle uzlaşmaya varan Kürtlerin liderini Bayaz Saray’a davet ederek ödüllendirmek. İkinci olarak Irak politikasının ABD kamuoyunda dibe vurduğu sırada Bush Barzani davetini iç politika malzemesi yaptı.

Barzani de Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, ‘Eğer amacımızdan geri adım atarsak, teröristler bizim ve sizin kapınıza dayanacak. Bu nedenle zaferden başka hiçbir şeyi düşünmemeliyiz. Sizin liderliğinizde, ABD ordusu ve halkının desteğiyle başarı kazanacağız’ sözleriyle Bush’a Irak politikasında tam desteğini dile getirdi.


Ufuk

17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 08:45

Alıntı:
Salih ZEKİ/WASHINGTON, (DHA)

Kavakçı’nın türbanı ABD Senatosu’nda sergileniyor

Eski Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı’nın 1999 yılında TBMM’de büyük tartışmalara neden olan türbanı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu’nun katkılarıyla ABD Senato binasında düzenlenen ’İnancın vücudu’ adlı sergide yer aldı.

Türkiye’deki türban yasağının vurgulandığı serginin afişlerinde Merve Kavakçı’nın gözü yaşlı bir resmi ve Türk polisinin bir kızın türbanını çıkarırken çekilmiş bir resim ile trafik kazasında ölen bir Türk kızının türbanına da yer verildi. Sergi davetiyesinde, ‘Biz vücudumuzu kapatan semboller ve kıyafetlerle inancımızı ortaya koyuyoruz. Ancak pek çok ülke şimdi kamu binalarında ya da okullarda inancın gösterilmesini yasaklıyor. Hatta bazıları işyerlerinde de yasaklıyor’ ifadeleri göze çarpıyor. Merve Kavakçı’nın, 2 Mayıs 1999’da TBMM’de giydiği türbanı daha sonra hiçbir yerde takmadığı ve sergi için sandıktan çıkardığı belirtildi. Russell Senato binasının ana giriş kapısının hemen ardındaki geniş salonda açılan sergi perşembe gününe kadar açık kalacak.


Ufuk

17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 09:05

Alıntı:
ABD askerlerinin Bağdat’taki Errahmet Yetimler Yurdu’ndan kaçırarak “tecavüze” yeltendiği kızlardan 2’si kurtuldu, 6’sından ise haber yok.


İŞGAL altındaki Irak’ta zulüm sürüyor. Arama bahanesiyle yetimler yurduna baskın yapan ABD’li askerler, 15-22 yaşlarındaki 8 kızı “Sorgulayacağız” diyerek silah zoruyla askeri araca bindirdi. Kaçırılan kızlardan ikisi, bir süre sonra Bağdat’ın farklı semtlerinde bulundu.

YOLA ATTILAR

Askerlerİn elinden kurtulan Vicdan Kazım ve Felah adlı kızlar, yaşadıkları dehşeti anlatırken şunları söyledi: “Bize tecavüz etmek istediler. Bağırmaya başlayınca da yola attılar. Amerikan askerleri, döndüğümüzde, ‘yurtta zorla tutulduğumuz’ şeklinde ifade vermemizi istedi.”


Yetimler yurdundan kız kaçırıp tecavüze yeltendiler

KatliamcI ABD askerlerinin, bu kez de Bağdat’ın Erreşad semtindeki Errahmet Yetimler Yurdu’ndan 8 kız çocuğunu kaçırdığı bildirildi. Kaçırılan kızlardan Vicdan Kazım, Amerikan askerlerinin kendilerini döverek tecavüze kalkıştıklarını belirtirken, yurt müdiresi kayıp 6 kız için endişelendiklerini belirtti. Amerikan askerlerinin, bundan bir hafta önce arama yapılacağı gerekçesiyle geldikleri Erreşad semtinde bulunan Errahmet Yurdu’ndan yaşları 15-22 arasında değişen 8 kız çocuğunu alıp götürdükleri bildirildi. Kaçırılan kızlardan 2’si Bağdat’ın farklı yerlerinde bulunurken, yurt müdiresi El Hafaci olay sonrasında yaptığı açıklamada, “Bizim yurdumuz 12 yaşından büyük kimsesiz çocukları barındırıyor ve biz burada onlara analık-babalık ediyoruz. 6 kızımızdan haber alamadığımız için çok endişeliyiz.

Amerikalılar’a kızların nerede olduğunu sorduğumuzda konudan haberlerinin olmadığını söylediler” şeklinde konuştu. Serbest bırakılan kızlardan Vicdan Kazım, “Bizi gelip silah zoruyla yurttan aldılar. ‘Bizi nereye götürüyorsunuz?’ diye sorunca vurmaya başladılar. Boynuma silah kabzasıyla vurdular. Bana tecavüz etmek istediler. Daha sonra ben de onlara karşılık vermeye, bağırmaya başladım, beni yolda attılar. Beni bilmediğim bir yere attıkları için yurdu sağa sola sorarak buldum. Amerikan askerleri bize döndüğümüzde, ‘yurtta zorla tutulduğumuzu’ öne sürmemizi söyledi” dedi.


http://www.reklam_link.com.tr/manset.asp?nta= ...altid=7047


Husnu Kursun2
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 16:58



tolgacem
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 17:10



Patron
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 17:34



Husnu Kursun2
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 20:11



Metin Arslan

17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 20:31



fatih kocaoglu
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 20:38

Alıntı:
THE WALL STREET JOURNAL
ÜLKEM VEFALI BİR MÜTTEFİK VE DOSTTUR



NEW YORK, 31/03(BYE)--- The Wall Street Journal’ın 31 Mart 2003 tarihli sayısında, Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Ankara çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:


Türkiye, Orta Doğu ile tarihi, kültürel ve geleneksel bağlara sahiptir ve bölgedeki bütün ülkeler ve halklar ile yakın ilişkiler gütmektedir. Komşumuz Irak'taki gelişmeler, bölgede yeni bir istikrarsızlık ve endişe kaynağıdır. Kuveyt'in özgürlüğüne kavuşturulmasının ardından Irak sorunu çözümsüz kalmıştır.


Irak sorunu, özellikle son altı aydır Türkiye'yi olduğu kadar bölgemizi de yakından meşgul eden başlıca konulardan biri olmuştur. 3 Kasım seçimlerinden sonra kurulan 58. Türk Hükümeti kendisini, Irak konusunda yoğun bir mesainin içinde bulmuştur. Başkanlığımda kurulan 59. hükümet de gece-gündüz bu sorunla ilgilenmek durumunda kalmıştır. AKP Hükümeti, Irak sorununun savaşa varmadan, yeni acılar yaşanmadan çözümü için çok çaba sarf etti.


BM denetçileri, raporlarında, Irak'ın işbirliğinin gittikçe arttığını kabul etmekle birlikte, Irak'ın, elinde olduğu bilinen kimyasal ve biyolojik unsurlarla ilgili tam bilgiyi sağlamaktan kaçındığını da vurgulamışlardır. Bunun sonucu olarak, esas itibariyle, Irak'ın işbirliğinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1441 numaralı kararının belirlediği şartları karşılamakta eksik kaldığı sonucuna varılmıştır.


Irak'a en üst düzeyde bulunduğumuz tavsiyelerde, ellerinde olabilecek kimyasal ve biyolojik maddeler konusunda açık olmak gerekliliğini tekrar tekrar vurguladık. Biz, küçük ve arada sırada ileriye doğru atılan adımların, savaşı önlemeyeceğini de vurgulamıştık. Kaygılarımız ne yazık ki doğru çıkmıştır.


Türk Hükümeti, Irak'taki durumla bağlantılı olarak üç kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden yetki talebinde bulunmuştur. 6 Şubat tarihinde, muhtemel bir Irak harekatında Türkiye'nin müttefiki ABD'ye verebileceği destek çerçevesinde kullanılabilecek üslerin modernizasyonuna ilişkin hükümet tezkeresi kabul edilmiştir. 1 Mart tarihinde ise Irak'a ABD önderliğinde girişileceği kesinlik kazanmaya başlayan askeri harekat bağlamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve önceden belirlenmiş düzeydeki yabancı ülke kuvvetlerinin Türkiye'ye kabulü hakkındaki hükümet tezkeresi Türk Meclisi'nde anayasal çoğunluk sağlanamadığı için kabul edilmemiştir. Bu sonuç ve nedenleri, demokratik bir atmosferde, geniş çaplı ve aleni bir şekilde tartışılmıştır. Türk parlamenterlerin, bir savaştaki kayıplar kadar, Türk kamuoyunu da dikkate almaları gerektiği yönündeki endileşeleri paylaştıkları görülmüştür.


Bu tarihten sonra Irak konusunda izlenen gelişmeler hızla bir savaşa doğru yol alındığını daha belirgin olarak ortaya koymuştur. Stratejik ortağı ABD'yi desteklerken, Türkiye'nin tercihi savaşla barış arasında değil, her halükarda yanıbaşımızda yaşanacak bir savaşın Türkiye'ye etkilerinin nasıl sınırlanabileceği üzerinde olmuştur.


Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, uzun süreli bir dostluğa dayanmaktadır. Irak krizinin başından bu yana, bizim yalnızca müttefiğimiz olmayıp, stratejik ortağımız da olan Washington ile yakın müzakere içinde olmuşuzdur. ABD, gerçekten de harekata destek isteyerek, bizden sayısız taleplerde bulunmuştur. Türkiye bunlara ilgisiz kalmamıştır ancak bunlar, iki ülke arasındaki yakın ilişkilerin dokusuna uygun olarak ciddi bir şekilde değerlendirilmiştir.


ABD basınında ve kısmen de Türk basınındaki bazı haberlerde yer aldığının aksine, görüşmelerimiz hiçbir zaman dolar pazarlığı olmamıştır. Aksine, kötü günlerde iki müttefikin omuz omuza hareket etmesi gerektiği anlayışını korumuşuzdur. Türkiye, Kore'den Körfez Savaşı'na, Bosna'dan Somali'ye, Kosova'ya ve Afganistan'a kadar, her büyük çatışmada ABD'nin yanında olmuştur.


ABD'nin acil talebi doğrultusunda Türk hava sahasının ABD önderliğindeki koalisyon hava unsurlarına açılması için 19 Mart günü yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne başvurduk. Irak'ta savaşın başladığı ilk gün olan 20 Mart'ta Meclisimiz bu yetki talebimizi onayladı. Hava sahamız koalisyon hava unsurlarının geçişlerine 21 Mart itibariyle açılmıştır.


TBMM, hükümetime Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta sınırlı bir bölgede konuşlandırılma yetkisini de vermiştir. Bu konuda Kuzey Irak'taki bazı kesimlerde ve ABD ile belirli Avrupa ülkelerinde bir tedirginlik duyulduğunu gözlemlemekteyiz. Bu gereksizdir. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta değil bir savaşa girmeye, tek bir kurşun atmaya bile niyeti yoktur. Komşumuzun doğal kaynaklarında da gözümüz yoktur. Ancak, geçen Körfez Savaşı'nda, Saddam Hüseyin'in vahşetinden kaçan 500 bin mültecinin akını canlı olarak hafızalarımızdadır. Aynı tecrübeyi bir daha yaşamak istemiyoruz.


Hududun Irak tarafında sınırlı bir konuşlandırma hedefi, böyle bir mülteci akınında, insani yardımı onlara etkili bir şekilde sağlamak içindir. Daha da ötesi, bölgede yoğunlaşmış olan, PKK/KADEK teröristlerinin olası sızmalarına karşı önleyici tedbirler almaya ihtiyacımız vardır. Kısaca bölgedeki Türk askeri mevcudiyeti Amerika Birleşik Devletleri ve bölgedeki Iraklı gruplarla da eşgüdüm ve işbirliği içinde sürdürülecektir.


Türkiye'nin Irak politikası, açıklık ve samimiyet üzerine kurulmuştur ve Türkiye'nin politikası açıktır. Irak'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği korunmalıdır. Irak'ın siyasi sistemi, Irak halkının demokratik katılımı ve rızası ile belirlenmelidir. Daha da ötesi, Irak'ın doğal kaynakları, Irak halkının tümünün zenginliği ve varlığıdır. Bu kaynaklar, hiçbir şekilde, nüfus kesimleri arasında paylaştırılmamalıdır.


Irak'ın Arap, Kürt, Türkmen ve diğer bütün nüfus kesimleri Türk ulusunun kardeşleri ve akrabalarıdır. Onlara özgürlük, demokrasi, insan haklarına saygı ve müreffeh bir gelecek diliyoruz. Türkiye, yarım yüzyıldan uzun bir zamandır stratejik ortağı ve müttefiki olan ABD'nin yanında, bölgede barış ve kalıcı bir istikrar için gayret gösterecektir. ABD ile yakın işbirliğimizi devam ettirmeye kararlıyız. Kahraman genç kadın ve erkeklerin, olabilecek en az kayıpla evlerine dönmelerini ve Irak'taki acının en kısa zamanda sona ermesini ümit ediyor ve bu yönde dua ediyoruz



İkitdarımızın Bir zamanlarki vefa Politikası malasef milletçe bunlara şahit olduk.

http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/DISBASIN/200 ...3.HTM#%200


En son fatih kocaoglu tarafından Çrş 26 Ekm 2005, 20:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


fatih kocaoglu
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 20:49

Alıntı:
Gitmeyin, komşularımız girer

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, İngiliz kuvvetlerinin ülkeden çekilmesine karşı çıkarken ‘Irak’ta kaos olur, belki iç savaş. Yabancı müdahale olur. Komşularımız (Türkiye, Suriye, İran) girer’ diye konuştu. Talabani, İngiltere’de pazar günleri yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesi ile yaptığı söyleşide, ‘Afganistan’dan Irak’a kadar 50 milyon Müslüman’ı kurtardınız. Bu yüce bir amaçtı. Eğer kuvvetleriniz yarın ayrılırsa, dökülen kanlar ve fedakarlıklar boşuna gider’ ifadesini kullandı. Talabani, İngiliz kuvvetlerinin geri çekilmesi halinde teröristlerin bir propaganda zaferi elde edeceğini de savundu.

Saddam’ın idam edilmesine de karşı olduğunu ifade eden Talabani, ‘Nazi Rudolf Hess gibi muamele edilmesi daha iyi olurdu’ dedi. ‘Yargıçların kararının uygulanmasını önlemeyeceğim’ diyen Talabani, ‘Burada çoğu insan benimle mutabık değil. İslam dünyasında idam cezasına karşı olmak zordur, çünkü Kuran tarafından garanti ediliyor’ şeklinde görüş bildirdi.



24 Ekim 2005

Irak’ın % 82’si işgalcilere karşı

The Sunday Telegraph gazetesi, Irak’ta yapılan gizli bir kamuoyu yoklamasının, halkın yüzde 45’inin, ABD ve İngiliz askerlerine saldırıları haklı gördüğünü ortaya koyduğunu ileri sürdü.

İddiaya göre çalışma, ‘Irak halkının yüzde 82’sinin, ülkelerinde yabancı asker varlığına şiddetle karşı’ olduğunu ortaya koydu. Yüzde 67’lik bir grup da, ‘işgalden sonra kendimi daha az güvenli hissediyorum’ dedi.





Korkunun Ecele Faydası Yok



Abd'yi Türkiyede Belli bir azınlık Müttefikimiz ve Uluslararsı Stratejik dostumuz olarak görmekte,Ancak Devletler Arası ilişkilerde Stratejik Dosta veya Düşman tanımlaması yapmak polyananın tecavüze uğramasından öteye gitmeyen bir yapay konudur.    
Abd'nin Ayrı Bir dostluğunuda görmemek lazım Yakın Tarhimizde Yaşanılan somut olaylara Baktığımızda Eşref Bitlis Paşanın Şehit edilmesi,Pkk'nın açıktan desteklenmesi,
şu anda aklıma gelmeyen birçok tehdidin ve aba altından sopa göstermesinin altında, Dost ve Stratejik Müttefik olarak paketlenip süslenen, ancak gerçekte hiç de müttefiklik içinde olmayan bir ABD yönetimi ve onun dünyaya, özellikle bizlere sunmuş kültürel,Kimliksel Özgürlükçü akım ve imaj politikaları vardır



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET