1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Esra
17 yıl önce - Sal 25 Ekm 2005, 07:25
H.Nihal ATSIZ, Yeterince Türk çıkmadı
Gazeteci-yazar Prof. Reha Oğuz Türkkan, Türkçülük davasında birlikte yargılandığı Atsız’ın kafatası ölçtüğüne dair iddiaların doğru olmadığını söyledi. Asıl kendisinin Atsız’ın kafatasını ölçtüğünü belirten Prof. Türkkan, ‘Yeterince Türk çıkmadı ve çok bozuldu’ dedi. Ünlü tarihçi ve Türkçü Nihal Atsız’ın oğlu Yağmur Atsız’ın, babasının nasıl kafatası ölçtüğüne dair yazısına gazeteci-yazar Prof. Reha Oğuz Türkkan’dan itiraz geldi.
Türkkan, kendisinin Atsız’ın yakın bir arkadaşı olduğunu hatırlatarak, ‘Atsız’ın ırkçı olduğunda şüphe yok. Fakat tanıdığım Atsız’ın ne yazılarında, ne de konuşmalarında ‘kafatasçılık’ izine rastlamadım. Yağmur Bey’in de en azından o senelerde, babasının ‘brakisefal, dolikosefal’ gibi tabirler kullandığı tek bir yazısını gösterebileceğini sanmam’ dedi. Türkkan, Sorbonne’de Antropoloji okuduğunu kaydederek, o esnada bir ‘Antropometri (kafatası ölçüm aleti)’ pergeli edindiğini, Türkiye’ye dönünce şakayla da karışık olsa asıl kendisinin kafatası ölçtüğünü söyledi. Prof. Türkkan, şöyle devam etti:
‘Bir gün, kafatası ölçümünün insanın Türk olup olmadığını anlamak için değil, bir toplumun çoğunluğunun hangi tür
kafatası sahibi olduğunu tespit için yapıldığını arkadaşlarıma anlatıyordum. Atsız Bey, Cihat Savaşer, Fehiman Altan ve Necdet Sançar’ın da yer aldığı bir gruptu. Arkadaşlar kendilerinin kafatasını ölçmemi istediler. Ölçtüm. Atsız’ınki 81.4 çıktı. Halbuki Türklerin de dahil olduğu ‘brakisefallik’ 84’ten başlar. Atsız’ın fena halde canı sıkıldı. Ben de ölçtüğüme pişman oldum. Belki Yağmur Bey’in aklında bu olaylar kalmıştır ve aradan yıllar geçtiği için yanlış hatırlıyordur.’
Türkkan, 1944 Türkçülük Davası esnasında kendisinin antropometri pergeline de el konulduğunu, beraat ettikten sonra ise bütün ısrarlarına rağmen bu aleti geri alamadığını söyledi. Orta öğretim yıllarındaki tarih kitaplarında Türkler’in brakisefal olduğunu gösteren kafatası örneklerinin yer aldığını hatırlatan Türkkan, Prof. Afet İnan’ın İsviçre’de yaptığı doktorasında da bol bol kafatası ölçümü bulunduğunu ifade etti. Türkkan, Ermeniler’in Türkler gibi ‘brakisefal’ kafatası yapısına sahip olduğunu, ancak boyun kısımlarının biraz daha yassı olduğunu sözlerine ekledi.
81.4
Prof. Türkkan: ‘Ölçtüm. Atsız’ın kafatası 81.4. Halbuki Türklerin de dahil olduğu ‘brakisefallik’ 84’ten başlıyor.’
84 ve üstü Türk
REHA Oğuz Türkkan’ın verdiği bilgiye göre, kafatasının cinsini belirlemek için ‘antropometri pergeli’ ile önce kafatasının genişlik ve uzunluk açısı ölçülüyor. Daha sonra çıkan rakamlar yüzle çarpılıp birbirine bölünüyor. Buna göre belirlenen kafatası tipleri şöyle sıralanıyor:
65-75 arası: Dolikosefal (uzun kafatası)
79-84 arası: Mezzosefal (orta yuvarlaklıkta kafatası)
84 ve üstü: Brakisefal (yuvarlak kafatası)
Doktorası için ölçüm istemiş
TÜRKİYE’de ilk antropolojik çalışmalar, Atatürk’ün isteği üzerine 1924’te, Türkiye Antropoloji Tetkikat
Merkezi’nin kurulması ile başladı. Daha sonra Türk Antropoloji Müessesesi adını alan bu kurum, 30’lu yılların sonunda Ankara’daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne bağlanarak Antropoloji ve Etnoloji Enstitüsü olarak faaliyetlerini sürdürdü. Antropoloji Müessesesi’nin araştırma görevlileri, 1937’de, Türkiye’nin on değişik bölgesinde, yaklaşık 60 bin kadın ve erkek üzerinde incelemeler yaptılar. Bu araştırmanın yapılmasının bir sebebi de, Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın Cenevre’de sürdürdüğü doktora çalışması sırasında karşılaştığı güçlükleri çözmekti. Çalışmalarda Sefalometri’ye (kafatası ölçümü) ağırlık verilmekle birlikte, tüm vücut ölçümleri de yapılacak, elde edilen bilgiler Afet Hanım’a da gönderilecekti. Daha sonra profesör olacak Afet İnan ise bu bilgileri, 1939’da Cenevre’de Fransızca olarak basılan ‘Recherches sur les Caracteres anthropologiques des population de la Turqui’ adlı eserinde de kullanacaktır.
Kaynak:Hürriyet
|
 |
S.Memo
17 yıl önce - Sal 25 Ekm 2005, 22:01
işte doğrusu.hürriyet bu aralar ATSIZ a saldırmaya başladı ya.Hayırlısı bakalımç.
Less than 70 (Hyperdolichocephalic)
Between 70 and 74.9 (Dolichocephalic)
Between 75 and 79.9 (Mesocephalic)
Between 80 and 84.9 (Brachycephalic)
Between 85 and 89.9 (Hyperbrachycephalic)
More than 90 (Ultrabrachycephalic)
|
 |
01Hakan01
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 02:02
| Alıntı: |
hürriyet bu aralar ATSIZ a saldırmaya başladı ya.Hayırlısı bakalımç.
|
Bugün bir tv kanali'nin canli yayini'na katilan Prof. Türkkan söylediklerine, "Yeterince Türk çıkmadı" bölümü'nün gazete tarafindan eklendigini belirtti.
Sizin cizelgeniz dogru ise Prof. Türkkan bosuna üzmüs ATSIZ Beg'i.
|
 |
alimemo
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 13:19
Atsiz`in bu sitede savunulduguna sasirdim. Rahmetli milliyetciligi irkciliga vurdurmus, nefret dolu ve saygisiz bir insandi. www.nihalatsiz.org adresinde makalelerini bulabilirsiniz. Rahmetliyi masum bir milliyetci zannedenler o makaleleri bir okusunlar.
|
 |
S.Memo
17 yıl önce - Çrş 26 Ekm 2005, 14:37
alimemo kardeşim haklısın.işi ırkçılığa vurmasa çok daha iyi olurmuş.hemde bayağı bir aşırı.
çünkü TÜRKgeleneğinde ırkçılık yoktur.bunu sende bilirsin.
bende iyi olan yanlarını almaya çalışıyorum atsız atanın.
|
 |
01Hakan01
17 yıl önce - Cmt 29 Ekm 2005, 04:51
Bu site'de kürt teröristlere "gerilla" bile denilebiliyor ve satirarasi kürtcülük yapiliyor. Madem demokrasiler'de her türlü görüse yer var, Türkcülüge niye olmasin?...kaldiki bir denge unsuru olarak gereklidir'de bu ülkede.
Demokrasi'nin sadece belli bir kesime fayda getirmesi beklenmemelidir.
|
 |
resitokumus
16 yıl önce - Sal 12 Arl 2006, 03:38
Atsız Ata
Ölümünün 31. yılında H. Nihal Atsızı saygı ve rahmetle anıyorum. Bu büyük Türk Milliyetçisini , NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU'nun bir şiiri ile yad ediyorum.
ATSIZ TANRI DAĞI'NDA
Burada baş sağlığı, orada gözler aydın;
İki ayrı dünyada iki ayrı tören var.
TANRI katından gelen bir yüce buyruk üzre,
Aramızdan ansızın çadırını deren var.
Orada ecdat ruhu şâdümanhk içinde
Burada tamu içre gönüllerde boran var.
Eksilmiş bir yanımız: çarpılmış gibiyiz hep
TANRI korsun, sanki Bozkurtluğa kıran var.
Yukardan gök mü bastı; altta yer mi çöktü ne
Kimsede ağız, dil yok; gözleriyle soran var.
Buradan uğurlarken onu binlerce Bozkurt
Orada karşılayan binlerce Alp-Eren var.
O gün Tanndağı'nda tan ağırdığı çağda.
Dediler Oğuz Hanın otağına giren var.
Ve Tanrı Kut Mete'nin huzurunda Atsız'ı
Kür Şad'la Kül Tiğin le diz vururken gören var.
Töredir; konan göçer, doğan gün batar elbet
Tanrı zeval vermesin devlet, din ve KUR'AN var
Dayanılmaz olsa da Atsız'lığın acısı
Ulu Tanrı'ya şükür yine soy var. Turan var.
[ Aynı konudaki 2 başlık birleştirildi. - HAKAN© - Sal 12 Arl 2006, 22:59 ]
|
 |
Gülümhan
16 yıl önce - Sal 12 Arl 2006, 15:11
Nihal Atsız ' ı Milli Görüşlerinden ziyade, bir şiir dostu olduğum için şiirleriyle tanıdım. Ağıt ' tan sonra en sevdiğim şiiri sarı zeybektir. Elimdeki kayıtlarda Birde Sarı Zeybek 2 olacaktı ama O'nu bulamadım.Türk edebiyatına ölmez eserler bırakmış Türklükte mihenk taşı olmuştur.Bazı fikirlerine katılmıyorum ancak insanların hep olumlu yönlerini görmek gerek.
" Bozkurtların Ölümü - Bozkurtlar Diriliyor" adlı romanlar bile atsıza saygı duymak için yeterli.
Ağıt
Gönlümde yazdığım bu son ağıta
Nazire yaparak coşan dalgalar !
Hastası olup da geç vakit hekim
Arayanlar gibi koşan dalgalar!
Sizinde elbette var bir sızınız,
Bundan mı geliyor korkunç hızınız?
Benide beraber alır mısınız ?
Kederle kabarıp şişen dalgalar?
Sizile paylaşsak bu korkunç gamı,
Bitmiyor bu sonsuz ecel akşamı.
Bilmem ki bundan mı titriyor gemi?
Ey dalgakıranı aşan dalgalar?
Hey ATSIZ çöküyor eski bir direk.
Baksanda dünyaya titremeyerek,
Hepimiz beraber haykırsak gerek
Ey bela dehrinde pişen dalgalar!..
Hüseyin Nihal Atsız
Sarı Zeybek
Şu dağların meşeleri karanlık,
Etekleri olur çayır çimenlik
Kızanlarla burda eder yarenlik,
“Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır,
Yağmur yağar, pusatları ıslanır”.
Sarı Zeybek şu dağların eridir,
Dağlar onun bütün yoğu varıdır.
Kendi sarı, bindiği at dorudur;
Attan inip şu dağlara yaslanır,
Gözü dalar, bakışları puslanır.
Sarı Zeybek dağdan dağa taşınır,
Taşınır da yüce dağlar aşınır.
Mola verip Gökçen kızı düşünür;
Efe dağdan köye doğru seslenir,
Yosma Gökçen sesi duyar, süslenir.
Sevmesin mi Sarı Zeybek Gökçeni?
Yüzü melek, saçı ipek Gökçeni?
Bütün Aydın elinde tek Gökçeni?
Kız sevmeyen erin gönlü paslanır,
Paslanırda imil imil yaslanır.
Padişahın kulağına varırsa,
Tutun diye devlet emir verirse,
Üç yüz atlı, beş yüz yaya yürürse
Dağlar, taşlar barut ile sislenir,
Ölen ölür, anaları yaslanır.
Candarmalar genç efeyi sardılar,
Kırk ölümden beğendiğin sordular;
Kızanları bir bir yere serdiler.
Sarı Zeybek kara sürmez şanına,
Erlik için kıyar kendi canına.
Nasıl olsa uçar da can, kalır ten;
Bir ah tuttu şu dağları derinden.
Sarı Zeybek vuruldu üç yerinden.
“Yazık olsun Telli Doru şanına,
Eğil de bak mor cepkenin kanına”.
Sarı Zeybek gün batarken vuruldu.
Nabızları yavaş yavaş duruldu,
Gözlerine kara perde gerildi
Yiğit başı düşüp kaldı yanına,
Bakmaz oldu mor cepkenin kanına.
Sarı Zeybek öldü sanma, diridir;
O, dağların yine eşsiz eridir,
Bütün kızlar artık onun yaridir.
Vurulmuştur hepsi onun ününe.
Can atarlar şimdi gerdek gününe.
Sarı Zeybek şimdi artık masaldır,
Sanma yıllar şerefini azaltır.
Yiğitlerin dillerinde meseldir.
Er kişiler kıyar da öz canına
Bir damlacık leke sürmez şanına...
1940
Hüseyin Nihal Atsız
Türklerin Türküsü
Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa,
Türk’e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa;
Yedi ordu birleşip kaşımızda parlasa
Onu kanla söndürür parçalarız, yeneriz.
Biz Turfanı yarattık uyku uyurken Batı
Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı.
Sorsan şöyle diyecek gök denilen şu çatı:
Türk gücü bir yıldırım, Türk bilgisi bir deniz.
Delinse yer, çökse gök,yansa, kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz...
Hüseyin Nihal Atsız
Nihâl Atsız'n şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.
Kitapları
"Divan-ı Türk-i Basit, Gramer ve Lugati", İstanbul 1930
"Şart Başına Cevap", İstanbul 1933
"Çanakkale'ye Yürüyüş", İstanbul 1933.
"16. Asır Şairlerinden Edirneli Nazmi'nin Eseri ve Bu Eserin Türk Dili ve Kültürü Bakımından Ehemmiyeti", İstanbul 1934.
"Komünist Don Kişotu Proleter Burjuva Nâzım Hikmetof Yoldaşa", İstanbul 1935.
"Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar, I. Bölüm", İstanbul 1935.
"15. Asır Tarihçisi Şükrullah, Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi", İstanbul 1939.
"Müneccimbaşı Şeyh Ahmed Dede Efendi, Hayatı ve Eserleri", İstanbul 1940.
"900. Yıldönümü (1040-1940)", İstanbul 1940.
"İçimizdeki Şeytanlar", İstanbul 1940.
"Türk Edebiyatı Tarihi", İstanbul 1940.
"Dalkavuklar Gecesi", İstanbul 1941.
"En Sinsi Tehlike", İstanbul 1943.
"Hesap Böyle Verilir", İstanbul 1943.
"Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir", İstanbul 1943.
"Yolların Sonu", (Bütün şiirlerinin toplandığı kitap) İstanbul 1946.
"Bozkurtların Ölümü", İstanbul 1946.
"Bozkurtlar Diriliyor", İstanbul 1949.
"Osmanlı Tarihleri I", İstanbul 1949.
"Türk Ülküsü", İstanbul 1956.
"Deli Kurt", İstanbul 1958.
"Z Vitamini", İstanbul 1959
"Osman (Bayburtlu), Tevârih-i Cedîd-i Mir'at-ı Cihan", İstanbul 1961.
"Osmanlı Tarihine Ait Takvimler" İstanbul 1961.
"Ordinaryüs'ün Fahiş Yanlışları", İstanbul 1961.
"Türk Tarihinde Meseleler", Ankara 1966.
"Birgili Mehmed Efendi Bibliyografyası", İstanbul 1966.
"İstanbul Kütüphanelerine Göre Ebussuud Bibliyografyası", İstanbul 1967.
"Âli Bibliyografyası", İstanbul 1968.
"Âşıkpaşaoğlu Tarihi", İstanbul 1970.
"Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nden Seçmeler I", İstanbul 1971.
"Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nden Seçmeler II", İstanbul 1972.
"Ruh Adam", İstanbul 1972.
"Oruç Beğ Tarihi", İstanbul 1973.
Şiirleri
Afşın'a Ağıt
Aşkınla
Ay Yüzlü Güzel Konçuy
Ayrılık
Bahtiyarlık
Davetiye
Dosta Sesleniş
Dün Gece
Eski Bir Sonbahar
Gel Buyruğu
Geri Dönen Mektup
Hâtıralar
Kader
Kağanlığa Doğru
Kahramanların Ölümü
Kahramanlık
Karanlık
Kardeş Kahraman Macarlar
Korku
Koşmalar-Ağıt
Koşmalar-Sesleniş
Kömen
Mutlak Seveceksin
Özleyiş
Sarı Zeybek
Selam
Sona Doğru
Topal Asker
Toprak - Mazi
Türk Gençliğine
Türk Kızı
Türkçülük Bayrağı
Türkistan İhtilalcilerinin Türküsü
Türklerin Türküsü
Unutma
Varsağı
Yakarış I
Yakarış II
Yalnızlık
Yarının Türküsü
Yaşayan Türkçülere Ağıt
Yolların Sonu
|
 |
resitokumus
16 yıl önce - Sal 12 Arl 2006, 18:46
Izdırap çek,inleme...Ses çıkarmadan aşın,
Bir damlacık aksa da,bir acizdir gözyaşın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın,
Tek basına dileğe dogru at salmalısın!
Nihal Atsız.
İşte bu mücadele ruhudur beni Atsıza çeken.Saygıyla...
|
 |
Aykan Türk
16 yıl önce - Sal 12 Arl 2006, 20:04
Ruh Adam, Deli Kurt, Bozkurtların Ölümü, Bozkurtların Dirilişi...
İşte, lise çağındaki bir delikanlının gönlüne kitap aşkını bir kez daha aşılayan kitaplar... Defalarca okusam tekrar isteyeceğim harika romanlar...
Atsız'ın, Türkçülük anlayışından sonra en beğendiğim yönü: Yazarlık...
Mutlaka, aynı zamanda mükemmel bir şair. "Kahramanlık" bunu anlatmaya yeter de artar bile.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|