bizim görevden vazife çıkaran üstün terübeli! ve bilgili! bürokrat ve yargı mensubu büyüklerimiz bu projeyi idda ediyorum .YAP-TIR-MAAAZZZZZ.Aslında bu insanlar sadece gökdelene neden karşı olduklarınıda inanın bilmezler.Ama maalesef devlet onlara öyle bir yetki vermiş ki..
Milli savunma stratejisinin herşeyden önce geldiği konusunda size katılıyorum.
Ama bizim 1950'lerden kalma Nike Hercules füzeleri ancak C-130 Hercules'i vurabilirler
Yunanistan'ın köprülere C-130 Hercules ile saldıracağını ise hiç sanmıyorum.
Muhtemelen F-16 Block 52+, veya daha büyük bir ihtimalle Mirage 2000-5'ten fırlatacakları uzun menzilli bir Scalp füzesi ile bu işi yapmayı deneyeceklerdir (bizim Nike Hercules'lerin radar menziline girmeye gerek duymadan)
O yüzden "demode sistemleri" ve "demode kafa yapısını" bir kenara bırakalım ve ülkemizin geleceğini "yeni sistemlere" ve "çağın gerçeklerine" göre yeniden yapılandıralım.
Nike, named for the mythical Greek goddess of victory, was the name given to a program which ultimately produced the world's first successful, widely-deployed, guided surface-to-air missile system. Planning for Nike was begun during the last months of the Second World War when the U.S. Army realized that conventional anti-aircraft artillery would not be able to provide an adequate defense against the fast, high-flying and maneuverable jet aircraft which were being introduced into service, particularly by the Germans.
During 1945 Bell Telephone Laboratories produced the "AAGM (Anti Aircraft Guided Missile) Report" in which the concept of the Nike system was first outlined. The report envisioned a two-stage, supersonic missile which could be guided to its target by means of ground-based radar and computer systems. This type of system is known as a "command" guidance system. The main advantage over conventional anti-aircraft artillery was that the Nike missile could be continuously guided to intercept an aircraft, in spite of any evasive actions taken by its pilot. By contrast, the projectiles fired by conventional anti-aircraft artillery (such as 90mm and 120mm guns) followed a predetermined, ballistic trajectory which could not be altered after firing.
End Of The Nike Era
Although Nike was created in response to Soviet efforts to design and deploy long-range bomber aircraft during the early years of the Cold War, Soviet military strategy soon changed. By the late 1950s, fearing that their manned aircraft would be too vulnerable to attack by American interceptor aircraft armed with rockets and missiles, the Soviet Union focused more of its attention on developing ICBMs or Intercontinental Ballistic Missiles against which there existed, at that time, no effective defense. The Soviet long-range strategic bomber force continued to operate throughout the Cold War. However, these forces never achieved the size or capabilities of their American counterpart, the U.S. Air Force's Strategic Air Command or SAC.
The shifting nature of the Soviet threat meant that the air defense role, for which Nike was originally intended, became relatively less critical as time passed. Defense dollars were needed for other projects (including the development of American ICBMs and potential missile defenses) and also to fund the rapidly growing war in Vietnam. As a result, beginning in the mid 1960s, the total number of operational Nike bases within the continental U.S. was fairly steadily reduced, on an almost annual basis. All Nike Ajax sites in the continental United States were closed down by 1964. Closures of select Nike Hercules sites began during the mid 1960s.
During 1974, all remaining operational sites within the nationwide Nike air defense system were inactivated. Army Air Defense Command (ARADCOM) which administered this system was closed down shortly thereafter. The deactivation of the nationwide Nike missile system signaled the end of one of the nation's most significant, highly visible and costly Cold War air defense programs.
Dubai: Kuleleri 2.5 yılda dikeriz kazandığımızı Türkiye’de tutarız
Dubai Towers’ı 2.5 yılda tamamlamak için haziranda çalışmalara başlayacaklarını açıklayan Sama Dubai’nin CEO’su Farhan Faraidooni, "Kazancımızı Türkiye dışına çıkartmayı düşünmüyoruz. Uzun dönemli yatırımcıyız" dedi. Hükümet değişse de Türkiye’de yatırımı sürdüreceklerini söyleyen Faraidooni, yatırımlarının İstanbul’la sınırlı kalmayacağını belirtti.
DUBAİ Holding’in yeni şirketi Sama Dubai, yapımını üstlendiği İstanbul Levent’teki kuleler için haziran ayında çalışmalara başlayacağını açıklarken CEO Farhan Faraidooni, yapılan eleştirilere yanıt verdi. Dubai Towers’ı 2.5 yılda tamamlayacaklarını belirten Faraidooni, buradan kazandıkları parayı Türkiye’de yatırıma dönüştüreceklerini söyledi. İstanbul’un en yüksek binaları olması planlanan Dubai Towers’a yönelik eleştirilerin bir kısmını çok abartılı bulan Sama Dubai CEO’su Farhan Faraidooni, "Türkler, tüm bu eleştiriler sonucunda yatırımcıların proje geliştirmeden önce iki kez düşünmesine yol açabilir. Bu konudaki rahatsızlığımızı Ankara’ya da ilettik. Ancak her türlü, eleştiriye rağmen yatırım konusunu bir kez bile sorgulamadık. Bu yatırımdan vazgeçsek mi diye ikinci kez düşünmedik. İnşaatın ilk aşamasını gerçekleştirecek Türk hafriyat firmasıyla da anlaştık. Artık hükümet değişse de yatırımlar sürecek" dedi.
BİNAYI TAŞIYAMAM Kİ:
Türkiye’de kazandıkları parayı yeni yatırımlara dönüştüreceklerini belirten Faraidooni, "Kazancımızı Türkiye dışına çıkarmayı düşünmüyoruz. Bu da gerçekleştirdiğimiz her yatırımın yeni projeler doğuracağı anlamına geliyor" dedi. "İstanbul’da yapacağımız binalar orada kalacak. Ne o arsaları alıp cebimize koyabiliriz, ne de söküp Dubai’ye götürebiliriz" diyen Faraidooni, "Bu binalar Türk halkının geleceği için önemli yatırımlar. Biz de uzun dönemli yatırımcıyız. İki yılda parayı kazanıp Türkiye pazarından çekilmeyi asla düşünmüyoruz" diye konuştu.
ARSA BİZİMLE KIYMETE BİNDİ:
Projeden hem kendilerinin hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kárlı çıkacağını savunan Faraidooni, arsa ile ilgili eleştirileri şöyle yanıtladı: "O arsa biz gelmeden önce de orada duruyordu. Ancak kimse ilgi göstermemişti. Biz yatırım kararımızı açıklar açıklamaz bu kez yerli inşaat firmaları ’Ucuza gitti. Ben daha çok verirdim’ demeye başladı. Madem ki vereceklerdi, neden bunca zamandır teklif etmediler? Biz alınca arsa kıymete bindi. Bu zamana kadar neredeydiler? Çalıştığımız her bölgede aynı problemi yaşıyoruz."
DOĞUYA DA YATIRIM:
Ekonomik istikrar sürdükçe Türkiye’deki yatırımlarına limit koymayacaklarını söyleyen Faraidooni, kendilerini ilk aşamada İstanbul’a yapacakları 5 milyar dolar yatırımla sınırlamadıklarını vurguladı. "Yatırımlarımız İstanbul ile sınırlı kalmayacak" diyen Faraidooni, "Türkiye’nin doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi pek çok potansiyel barındırıyor. Özellikle güney sahilleri ilgimizi çekiyor" dedi.
Kat sayısı belli değil, İmar Kanunu’nu bekliyoruz
DUBAI Towers Projesi’ndeki kulelerin içinde barındıracağı daire, otel ve rezidanslarla ilgili birçok ayrıntının belirlendiğine dikkat çeken Farhan Faraidooni, kulelerin mimarisinde herhangi bir değişikllik yapılmayacağını söyledi. Buna karşın binaların kat yüksekliğinin kesin olarak belirlenemediğini belirten Faraidooni, "Bu konuda herhangi bir açıklama yapabilmemiz için yönetimin İmar Kanunu’nu şekillendirilmesi gerekiyor. Bu plana aykırı hiç birşey yapmayacağız" dedi.
Önce Kadir Topbaş’la tanıştım Başbakan’la birkaç kez görüştüm
İSTANBUL’a ilk geldiğinde çeşitli yatırımcıların yanı sıra belediye yetkilileriyle görüşerek kendilerini tanıttıklarını ve ne yapmak istediklerini anlattıklarını kaydeden Faraidooni, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’la ikinci gelişinde tanıştıklarını söyledi. Bu görüşmede Dubai Towers için gereken arazi konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Faraidooni, "Dubai Towers için büyük bir araziye ihtiyacımız vardı. Haritada en uygun yer olarak Levent’teki İETT Garajı’nı beğendik. Çünkü orada iş merkezi, kuleler ve finans kurumlarını gördük. Dubai Towers gibi bir yapı İstanbul’da ancak böyle bir mimarı dokunun olduğu yere inşa edilebilirdi" dedi.
Bizim için kimin başa geçtiğinin önemi yok
SAMA Dubai CEO’su Farhan Faraidooni, Türkiye’de yaklaşan seçim sonrasında iktidarın değişmesinin kendilerini etkileyip, etkilemeyeceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: "Ben işadamıyım. Bir ülkeye para kazanmak için gidiyorum. Hangi hükümetin başa geçtiğinin bizim için bir önemi yok. Biz yatırım yaptıktan ve herkes kárlı çıktıktan sonra başa gelebilecek her hükümetin bizim yatırımlarımızı koruyup, imkan sağlayacağına inanıyorum."
Projeyi Türkler yapacak yeni iş imkanları doğacak
FARHAN Faradoni, Dubai Towers projesinin hayata geçirilmesinde Türk firmalarıyla çalışacaklarına dikkat çekerek "Bu projede tamamen yerel gücü ve kaynakları kullanacağız. Yüzde 100 Türklerle çalışmayı düşünüyoruz. Bu çok sayıda Türk’e iş imkanı da doğuracak" dedi. Dubai Towers bünyesinde yer alacak otelin işletmeciliği konusunda konkur açılacağını belirten Faraidooni, dünyanın ileri gelen beş yıldızlı otel işletmecileriyle görüşeceklerini açıkladı. Bunlar arasında Hilton, Sheraton, Kempinski’nin de yer alabileceğini belirten Faraidooni, "Kendi kardeş kuruluşumuz Jumeirah da bu yarışa dahil olacak. Bizim şirketimiz olması Jumeriah’ı kayırmamız anlamına gelmez." dedi. Türkiye’ye yaptıkları yatırımın zamanlamasının çok doğru olduğunu vugrulayan Faraidooni, "Ben tam zamanında yatırım yaptım. Emlakta her zaman bir döngü vardır. Fiyatlar önce yukarı çıkar, en üst noktaya ulaşır, sonra da düşüşe geçer. Biz fiyatların tam yükselmeye başladığı zamanda Türkiye’ye yatırım yaptık. Zamanlamamız çok iyiydi" dedi.
İstanbul’dan çok etkilendim, sevmeden yatırım yapamıyorum
MART 2005’te Fas gezisi ardından ilk kez Türkiye’ye geldiğini söyleyen Farhan Faraidooni, İstanbul’dan çok etkilendiğini belirterek, şunları söyledi: "İstanbul’a ayak bastığımda şehrin fotograflardakinden bile daha da güzel olduğunu gördüm. İçinde yaşarken kendimi evimde gibi hissettiğim için bir yılda en az 10 kez ziyaret ettim. Kente hayran oldum. Yatırım yaparken o şehre kalpten bağlı olmak gerekiyor, dünyada başka güzel şehirlere de gittim ama aynı duyguları hissetmedim."
bizim görevden vazife çıkaran üstün terübeli! ve bilgili! bürokrat ve yargı mensubu büyüklerimiz bu projeyi idda ediyorum .YAP-TIR-MAAAZZZZZ.Aslında bu insanlar sadece gökdelene neden karşı olduklarınıda inanın bilmezler.Ama maalesef devlet onlara öyle bir yetki vermiş ki..
Yapılamaz diyenlere kötü,yapılır diyenlere iyi haber,DTI projesi hiç bir değişikliğe uğramak sızın İBB'nin gerekli daire ve müdürlüklerine başvurusu yapıldı,imar,planlama,çevre koruma,zemin ve deprem gibi müdürlüklerden ok aldıktan sonra dosya bayındırlığa geçecek ve ardından ilk kazma vurulacak.