Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Tolgaryus
14 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 01:42
Bursa'da olası bir deprem ve imar sorunları


6 sene önce Gölcük ve Düzce depremlerinde yaklaşık 20 bin vatandaşımızı kaybettik.Son günlerde İzmir deprem fırtınası ile diken üstünde.
Peki Bursa'da olası depreme karşı hazırlıklar ne durumda?

Öncelikle söylemeliyim ki şu anda yapılan binalarda denetim çok kötü.Hızlanan inşaat sektörü ile patlama yaşayan konut inşaatlarında denetim üstlenen yapı denetim firmaları malesef görevlerini hakkı ile yapmıyorlar.Düşük ücret ile kontrolü alınan inşaatlara teknik eleman koyamıyorlar.Denetimsiz kalan inşaatlarda kalfalar kendi doğruları doğrultusunda iş yapıyorlar.Müteahhit firmalarda teknik eleman çalıştırmıyorlar.Yapı denetim firmaları sadece yazışmaları ve resmi takip işlerini  yerine getiriyorlar.İnşaatta yapılanlar tamamen kontrolsüz.Her inşaatın reklamında depreme dayanıklı ibaresini görebilirsiniz.Evet,dayanıklı ama sadece kağıt üstünde.O inşaatta bulunan kalfa sorumluluk sahibi biriyse şanslısınız demektir.Yeni binaların sağlamlığı tamamen şans faktörüne bağlı.

6 sene önceki felaketi çok kısa zamanda unuttuk.

İhsaniyede bir çok inşaat yapıyor.Basit bir gözlem yapalım.Binanın temeli ne kadar aşağıda?Yani bastığı zemin ne kadar sağlam?Şu anda karşımdaki inşaatın temeline merdiven ile çıkılıyor.Şaka gibi değil mi?Evet merdiven ile temel üstüne çıkabiliyorsunuz.Dikkatinizi çekerim,iniyorsunuz demiyorum.İhsaniyede en 1-1,5 metre siyah toprak var.Bu katman tamamen atılmalı, altta bulunan sarı toprak ortaya çıkarılmalıdır.Hatta daha derine inilip en az 1 metre sağlam dolgu yapılırsa nispeten sağlam bir zemin elde edilebilir.Bunu yaparken bile kaş yapayım derken göz çıkaranlar var.Sağlam dolgu doğru dürüst sıkıştırılmıyor ,ki bu daha büyük bir tehlikeye yol açıyor.

Malesef Bursa deprem kuşağının içinde ve zemin çok yumuşak.Bursa ovası tam 400 metre alüvyon dolgudur.Bu dipten gelen deprem dalgalarının tsunami dalgası gibi yüzeye geldikçe şiddetinin artmasına yol açacaktır.Buna verebileceğimiz en güzel örnek 28 mart 1970 te  meydana gelen Gediz depremidir.Yaklaşık 200 km uzakta gerçekleşen bu depremde o tarihlerde Bursa ovasındaki ender yapılardan biri olan Tofaş fabrikasının bir kısmı yıkıldı.Alüvyon tabakası deprem dalgasını büyüterek yüzeye çıkarmış ve yıkıma yol açmıştır.

Bursa ovasının durumunu şöyle açıklayalım;

Boş bir kaseye bir kibrit çöpü koyun ve hafif hafif sallayın.Kibrit çöpünün verdiği tepki Uludağ eteklerindeki deprem tepkisine benzer.Aynı kaseye jöle doldurun,üstüne kibrit çöpünü koyarak hafif hafif sallayın.İştge bu tepki depremde Bursa ovasının vereceği tepkidir.

Bursa nın yeni yüzü Emir-Koop yerleşim bölgesindeki 10 ila 22 kata kadar çıktığını düşündükçe tedirginliğim artıyor.Bursa nın maksimum kat yüksekliği 5 olmalıdır.Bunun başka bir alternatifi yoktur.

Gecekondu bölgeleri zaten tamamen kontrolsüz yapıldığı için tabiri caiz ise Allah'a emanettir.Şehrin ortasından geçen Ankara yolunun alt kısımının neredeyse tamamı gecekondu.Emekköy ve Bağalarbaşı nın %99 u gecekondu.

En can sıkıcı durum imara açılan bölgelerin çok sınırlı olması.Düşük gelirli insanlara hitap edecek,bitişik nizamlı,3 kata kadar müsadeli,ucuza satılan bölgeler açılmalı.

Son olarak herkes binasının kontrollerini güvenebileceği özel kurumlara yaptırmalı,alınabilecek tedbirleri çok iyi öğrenmelidir.Bu noktada devletten bir şeyler beklemeden harekete geçilmelidir.Devletin her eve kadar inmesi hayalcilik olacaktır.

Ev alırken bilinçli olmalı,güvenilir olduğuna inanılan firmalardan,projesi kontrol ettirilerek ev alınmalıdır.
Ev alırken dikkat edilecek noktalar ile ilgili detayları başka bir başlıkta ele alacağım.

Unutmayın,deprem değil dayanıksız yapılar felakete yol açar.

saygılarımla


En son Tolgaryus tarafından Cum 28 Ekm 2005, 14:02 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi


Ebru K.Türk
14 yıl önce - Pts 24 Ekm 2005, 03:14

Aslında ben Bursa'da yüksek yapıların yapılması gerektiğini, hatta çarpık olan tüm semtlerin ancak yeniden bir ayrık nizam planlama ve bunun karşılığında 20 kata kadar yapıma izin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede bitişik nizamda rastgele boylarda ve büyüklüklerde yapılan, eni 4-6m arasındaki dar caddelerden ve çirkin binalardan kurtulunabilir. Yani müteahit yeni bir evi bahçesiyle birlikte 1000m2 alana yapacaksa, herkese evinin kat sayısına göre aynen yeni daire verse bile yine kendine yeterince daire kalacağı için bunu kolayca yapar. Lakin sadece yeni ve imar planına göre yapılacaklar için yüksek kat olmalı. Aksi halde herkes evinin üzerine yeni katlar çıkar durur.

Gelelim benim düşüncemin teorikte güzel görünse de pratikte uygun olamayacağı kısmına.

Aynen Tolga'nın dediği gibi bir deprem sorunu var Bursa'nın. Ancak deprem riski çok diye yüksek yapı yapılmamalı dersek çok büyük yanılgıya düşmüş oluruz. Japonlar ve San Fransisco'daki insanlar gayet güzel gökdelenler yapıp yinede sorunsuz yaşayabiliyor. O yüzden Bursa değil Adapazarı bile istenirse 20-25 katlı binalar ile imar edilebilir.  

İşte aslında yeni hiç bir masraf yapmadan, sadece güzel bir imar planı değişikliği ile Bursa'da çözülebilecek olan çarpık yapılaşmanın tek çözümü, binaların kat sayısı arttırmak olsada bu malesef günümüz şartlarında, bir deprem anında ölümleri ve yıkımları arttırmaktan başka işe yaramaz.

Elin japonu 60-70 katlı bina yaparken kuralına göre yapar, 8 şiddetinde deprem olsa sadece binası esner. Ama Türkiye'de 25 katlı bina yapmayı bile beceremeyiz. Beceririz ama becermek istemeyiz, uğraşmayız. Ne denetleyen görevliler gereğince denetim yapar, ne de müteahitler insaf sahibidir. Ne kanundan korkar, ne Allah'tan. Vicdan denen şey ise geçirdiği evrim sonucu yok olmuş veya safra kesesi ile aynı işi yapar hale gelmiştir. Durum böyle olunca benim gibi düşünenlerin önerileri hayalcilikten öteye gidemiyor.

Yalnız kesinlikle karşı çıktığım bir nokta var. O da bitişik nizamda ev yapılmasıdır. Asla ve Asla ticarethanelerin yoğun olduğu merkezi caddeler üzerindeki yerler dışında bitişik nizam olmamalıdır. Olan yerlerde de kesinlikle çok sık aralıklarla otopark alanları bulunmalı yada evlerin önlerinde çok geniş bahçeler bırakılarak yapılmalıdır. (Amerikan modeli) Aksi halde yollar ve yaya kaldırımları otopark olarak kullanılmaya devam eder. Ne araçlar geçebilir, ne yayalar. Bir felaket anında da o yollar üzerine yıkılan binalar yüzünden hiç kimse hiç bir yere ulaşamaz.

Bursa'nın deprem sorunu başlığını imar sorununa çevirdim ya helal olsun bana. Ama sizde hak verirsiniz ki deprem olurken insanların korktuğu şey sallanmak değil, içinde bulunduğu binanın yıkılma ihtimalidir. İşte Bursa'da da asıl sorun bu deprem anında ne yol, ne ev kalacak olmasıdır. Her şey yıkılacak. Çözümü tüm binaların yeninden yapılması, bunun en maliyetsiz yöntemi ise yeni binaların yeni bir planlama ile yüksek katlı yapımına izin verilmesidir ama ne şekilde yapılırsa yapılsınlar yeterli denetim ve kurallara uygun bir yapım tarzı olmadığı sürece sonuç değişmeyecek, sadece birileri daha fazla zengin olacaktır..



ayça_leovinus
14 yıl önce - Cum 28 Ekm 2005, 02:24

Bursa'da tarihi bir şehir. Ve biliyoruz ki deprem riski altında. Yüksek yapı yapılması ise tek başına bir çözüm değil. Bir kere yüksek yapılar silüet değerlerini değiştiriyor. Bu göze alınması gereken bir durum.
' Elin Japon'unun ya da Amerikalısının' yaptığı sadece yüksek bina yapmak değil. Bir kere Japonya'nın söz konusu şehirleri ve Amerika tarihi kentlere sahip değil. Tarih ve modern kent nasıl beraber yaşayacak bunun incelemesi yapılmalıdır.
Bu inceleme de 'kentsel tasarım rehberleri' hazırlamaktan geçer. Roma, Floransa, Barcelona gibi kentlerin 'rehberleri' vardır. Aynı şey İstanbul için de geçerlidir. Bugün heykelden fotoğraf çektiğimizde Şehreküstü'nde yapılan gökdelenleri görüyoruz. bu gökdelenler yan yana sıralanınca Ulucami'nin arkasındaki görüntü çok mu güzel olacak sizce? Tarihin arkasına duvar örmek gibi bence.
Hiç mi yüksek bina yapmayalım. Yapalım tabi. Ama nereye,nasıl yapalım? 4-5 katlı bitişik nizamlardan, bahçesizlikten,etrafımızı saran duvarlardan kurtulalım tabi.
Kentsel ölçekte doluluk ve boşluklar nasıl olmalıdır. Tarih ve yeni nasıl beraber yaşamalıdır. Bunlar 'Otostopçunun Galaksi Rehberin'de yazmaz. Uzman ekiplerce ve halk katılımıyla hazırlanmış rehberlerde bu soruların cevapları olmalıdır.


Tolgaryus
14 yıl önce - Cum 28 Ekm 2005, 08:22

Şahsi görüşüm Bursa ovasına yüksek binaların yapılmasının hiç uygun olmadığıdır.Yapılmakta olan yada yapılan yüksek  binalarda kullanılan yöntemlerin ve teknolojilerin Japonya'da sistemlerle karşılaştırılması malesef mümkün değil.Fomaradaki yüksek binaların avantajı sağlam zemine sahip dağ eteklerine yakın olmasıdır.400 metrelik alüvyon birikintisinde sağlam zemine ulaşmak mümkün değildir.
Dolayısı ile Bursa ova bölgesinde zemin yapısı olarak, dağ eteklerinde de şehrin silüeti açısından yüksek yapılara uyugun değildir.


Ebru K.Türk
14 yıl önce - Cum 28 Ekm 2005, 12:46

Yazdıklarımdan sonra bir düzeltme yapma ihtiyacı hissettim.

Bende kesinlikle Tarihi bölgenin etrafını kale duvarları gibi kuşatacak yüksek yapılara karşıyım. Tarihi alan ise Emirsultan, Çekirge ve Şehreküstü arasında kalan bölgedir. Buralar dışındaki alanlara uygun yöntemler kullanıldığı takdirde kesinlikle gökdelen olmayan yüksek binalar rahatca kurulabilir. Dubai Towers'lar kuralım diye önermedim zaten.

Benim yüksek binalara izin verilmeli görüşüm özellikle Emirsultandan itibaren şehrin doğusuna doğru varolan çarpık bölgeler içindi. Oraları yeniden bir nilüfer gibi yapmak imkansız. Ama değişmeleri gerek. En maliyetsiz yöntem ise yeni bir imar planı ve karşılığında yüksek kat yapımına izin verip müteahitlerin devreye girmesini sağlamak. Bunu yaparken ise kesinlikle ve kesinlikle çok iyi bir denetim ve uygun şartlarda bina yapımı sağlanmalı. Eğer bu olmayacaksa sağlanacak dönüşümün ömrü en fazla ilk depreme kadar sürecektir. Bunun farkındayım.

Ayrıca zaten 20 katlı binalar için de gökdelen deyemeyeceğimiz için öyle önemli imaj sorunları çıkmaz. Zaten uygun yerlere yapıldığı takdirde şehrin modern görüntüye kavuşması dışında da bir şey değişmez. Çünkü şu anda yüksek yapılar yokken şehrin görünent siluetinin güzelliğini, yüksek yapılar olduğu takdirde oluşacak durumla kıyaslarsak kesinlikle şu andaki siluet Türkiye'nin en çirkin kent siluetlerinden biridir. Özellikle Tarihi bölgenin doğusunda ve kuzeyinde adeta Gazze Şeridine benzeyen mahalleler oluşmuş durumda.

Türkiye'de ve Bursa'da kentsel dönüşüm ve şehrin güzel bir şekilde imar ve planlaması adına "yapılması gerekenler", "imkanlar dahilinde yapılabilecek olanlar" ve "halen yapımı devam eden uygulamalar" çok farklı. Yapılması gerekenleri yapmaya yetecek maddi kaynak hiç bir şekilde yok. O halde imkanlar dahilinde yapılabilecek olanlara bakıyorum. Elbette bende isterim 3er katlı bahçeli villa tipi yapılardan oluşan bir Bursa görmek. Ancak bu kadar dip dipe kurulmuş evleri o hale dönüştürmek dünyadaki hiç bir ülke için mümkün değil. Üstelik de çeştli uygun bölgelerde yüksek yapılaşmaya izin verilmemesi durumunda şehrin kapladığı alan daha fazla olacak. Yani dikey büyüme yerine yatay büyümeyi devam ettirmek ancak korumaya çalıştığımız Bursa ovasını ve Uludağ eteğindeki ormanları yok etmekle sonuçlanacak. Yada şehrin göç almasını önleyecek bir yöntem olmalı ki bu İstanbul'a bile uygulanamadığına göre Bursa için asla mümkün değil. Göçü durdurmak için proje üretmek ise malesef belediylerin veya Bursa halkının yapabileceği bir çalışma değil.

Bu arada illede yüksek bina yapılmalı derdinde değilim ama bir deprem durumunda orantısal olarak İstanbul'dan bile daha fazla zarar göreceği belli olan Bursa'nın en kısa zamanda ve uygulanebilecek en kolay yöntemle dönüşümünün tarihi bölge dışındaki alanlarda yüksek sayılabilecek apartmanlara izin verilmesiyle mümkün olacağını düşünüyorum.  Eğer yeni gelen göçleri de düşünerek artacak nüfusuda sayarsak bu kadar çok nüfusu hem ova ve dağ yönüne genişletmeden hemde 2-3 katlı binalar yaparak barındırabilecek şekilde az yer kaplayan, üstelikde düşük maliyetli ve uygulanabilir başka yöntemler varsa kesinlikle 3 kattan yukarı bina yapımına bende karşıyım.



SABRİ BİLGİN
14 yıl önce - Cum 28 Ekm 2005, 14:30

Yıldırım Belediyesi'nin Yiğitler Mahallesi'nde TOKİ ile ortak olarak yapacağı ve temeli bugün atılacak binalar 3 katlı yapılacakmış ve hepsi bahçeli olacakmış.İlk görüşte kulağa hoş gelebilir ama bence diğil.Ülkemizde mimari malesef çok gelişmiş diğil.Gelişmiş olsaydı avrupai tarzda yapılır ve İngiltere'de Londra'da meşhur olan bahçeli evlerden oluşan bölgeler oluşurdu.Ancak bana öyle geliyorki korkarım, bu 3 katlı binalar gecekonduların biraz gelişmiş versiyonu olacak.Bursa'nın deprem bölgesi olması göz önünde bulundurularak böyle bi yapılaşmaya gidilmesi güzel ama dediğim şartlarda yapılırsa.Deprem için çok az katlı yapıların kesin çözüm olduğuna inanmıyorum.İster gökdelen olsun ister villa tipi daireler yeterki depreme dayanıklı yapılsın, yeter ki kent esttiğine uygun olsun. Bu kötü yapılaşmadan biran önce kurtulmalıyız.

SABRİ BİLGİN
14 yıl önce - Cmt 29 Ekm 2005, 11:47

Arkadaşlar yukarıdaki mesajda hatalı bilgi verdiğimi farkettim.Çok özür diliyorum ve düzeltiyorum.Yıldırım belediyesi'nin yapacağı konutlar 3 katlı diğil ,zeminle beraber 10 katlı inşa edilecekmiş.Bu durumda 3 katlı evler hakkında yukarıda yaptığım yorum da geçerliliğini yitirdi.Tekrar çok özür diliyorum.

Akın Alan
14 yıl önce - Pzr 02 Nis 2006, 03:47

1. DERECE SAĞLAM ALANLAR :
Toplam alan(ha):4168,91
BBB oaranı: 16,35%
Bina sayısı: 57556

2. DERECE SAĞLAM ALANLAR:
2839,73
11,14%
27732

3. DERECE SAĞLAM ALANLAR:
16058,03
62,96%
66198

1.DERECE RİSKLİ ALANLAR:
30,42
0,12%
16

2.DERECE RİSKLİ ALANLAR:
220,88
0,87%
8356

3. DERECE RİSKLİ ALANLAR:
2070,69
8,12%
14333

4.DERECE RİSKLİ ALANLAR:
111,35
0,44%
25

 


ziya güney
13 yıl önce - Çrş 22 Ksm 2006, 15:57

Depremle ilgili olarak gerek ülkemiz  gerekse kentimiz ölçeğinde yapılması gereken birçok hukuki, teknik  idari tedbir, düzenleme ve uygulamaya ihtiyaç vardır. Bunların en önemlileri zemin etütleri ile kentimiz için afet ve deprem  master planı hazırlanması ve uygulanmasıdır..

ZEMİN ETÜDÜ VE GERÇEKLER  ( 1 )

Bilindiği gibi başta kentimiz olmak üzere ülkemizin büyük bir bölümü 1. sınıf deprem bölgesinde kalmaktadır.

Bugüne kadar başta deprem olmak üzere doğal afetlerle ilgili olarak yerel yönetim ve medya zeminlerinde görüş ve düşüncelerimizi dile getirdik..

İmkan fırsat buldukça da yurt dışı da dahil olmak üzere bu konulardaki çalışmaları yakından takip edip siz değerli okuyucularımızla paylaşmaya çalışıyoruz..

ABD deki bilim adamlarının 1985 Mexico City, 1998 Nevada, 1995 Kobe, 1994 Northridge ve diğer birçok depremler üzerinde 20 yıldan fazla süren araştırmalar yaptıklarını ve bu araştırmalar neticesinde önemli bulgulara ulaştıklarını biliyoruz..

Depremlerde aynı özellikli yapılarda   belirli bölgelerde ağır hasarlar meydana gelirken hasar olması gereken bölgelerde daha az hasar görülmesi veya hiç hasar görülmemesi dikkati çekmiştir.

Dikkat çekici bu özellik üzerinde yoğunlaşan ve 20 yıldır araştırmalar yapan bilim adamları, depremde ağır hasar gören bölgelerdeki zemin yapısı ve yüzey dalgalarının deprem şiddetini büyütmesi ayrıca müddetini uzatmasıyla meydana geldiği sonucuna varmışlardır.

Bu bilim adamlarının ortak görüşüne göre büyük genlikli olan yüzey deprem dalgaları 30 mt. derinliklere kadar meydana gelebildiğinden deprem zemin etütlerinde en az 30 mt derinliğe kadar inilmesi gerekmektedir.

Bu konu ülkemiz kadar 1. sınıf deprem bölgesi olan kentimizi de yakından ilgilendirmektedir.

Özellikle kentimizde bütün metropol alanı kapsayacak yeni nazım planın yapılmakta olduğu ve zemin kaymasından ötürü büyük bir felaketin yaşandığı şu günlerde..

Nazım plana son şeklini vermeden önce yapılması gereken önemli işlerden birisi de geçtiğimiz yıllarda 15 m derinlikte kuyular açılarak yapılan zemin etütlerinin bu gerçekler ışığında revize edilerek bölge ölçeğinde en az 100 m ada ve parsel ölçeğinde 30 m  derinlikte açılacak kuyulardan elde edilecek jeolojik ve jeofizik  verilere göre zeminin  depreme karşı davranışlarını tespit edip planlara işlemektir.

Daha sonra da depreme karşı hassas olup fazla hasar görülebilecek  ada ve parselleri yeşil alan olarak, önemli ve yüksek binaları da daha güvenli zeminlerde planlamak gerekir..

Bugüne kadar imar plan ve revizyonları için yapılan ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü onaylı zemin araştırması yerleşim ve uygunluk raporlarının içerdiği özellikler genel olarak;
1- Zemin sıklığı, 2- zemin türü, 3- zeminin yüzey topoğrafik eğimi, 4-  zeminin sıvılaşması 5- zemin hakim periyodu 6- zemin taşıma kapasitesi dir.

Bu özellikler 10-15 m lik sığ kuyulardan elde edilebilir. Ancak bu özellikler deprem zemin etüdünün olmazsa olmaz verilerinden olmakla beraber esas önemli olmazsa olmaz şart ağır hasar bölgelerinin tespitidir ve yukarıdaki bilgi ve veriler  ağır hasar bölgelerinin tespitinde yetersiz kalmaktadır.

Sonuç olarak;
Bölge ölçeğinde yapılacak zemin etütlerinde;
en az 100 m derinliğe kadar araştırmalar yapılarak zeminin tabankaya topoğrafyası belirlenmeli,
3 boyutlu sismik hız modeli elde edilmelidir.

Ada ve parsel ölçeğinde  yapılan zemin etütlerinde ise;
En az 30 mt. derinliğe kadar araştırmalar yapılmalı , zeminin düşey-yanal değişimleri belirlenmeli, kayaçların sismik hızları ve dinamik parametreleri mutlaka yerinde tespit edilmelidir.

Geçtiğimiz hafta Çekirge Selvili Cadde ile İntam 95 ve 97 de  yaşadığımız felakette yukarıda kısaca özetlediğimiz zemin etüt ve araştırmalarının gerek planlama gerekse inşaat öncesinde yeterli olarak  yapılmamış olduğunu bilmem söylemeye gerek varmı..

ZEMİN ETÜDÜ VE GERÇEKLER.. ( 2 )

Başta deprem olmak üzere doğal afetlerle ilgili olarak bugüne kadar  alınan tedbir ve yapılan düzenlemelerin   yetersiz kaldığını görüyoruz..

Bundan evvelki yazımızda doğal afet yasasından -uygulamaya kadar uzanan zincirin en önemli halkalarından birisini teşkil eden zemin etüdü ile ilgili gelişmiş batı ülkelerindeki araştırmalardan ve bizdeki zemin etütlerinin yetersizliğinden bahsetmiştik..

Bugün de başta deprem olmak üzere diğer doğal afetleri de kapsaması gereken zemin etüt raporlarının ne kadar gayri ciddi ve baştan savma hazırlandığına dikkat çekmek istiyoruz..

-Öncelikle kent ölçeğinde yapılıp imar planlarına işlenen bölgesel ve mikro ( ada ve parsel ) ölçeğinde yapılan zemin etütleri ile özellikle 1. sınıf deprem bölgelerinde gerekli olan jeolojik ve jeofizik bilgiler ile zemin davranışlarını tam ve doğru olarak tespit etmek mümkün olmamaktadır.

-Çünkü zemin etütleri yapılırken bölgesel olarak 100 m. derinliğinde açılması gereken kuyular yeterli sayıda açılmadığı gibi, ada ve parsel ölçeğinde en az 30 m. derinliğinde açılması gereken kuyuların derinliği de 10-15 m. lerde kalmaktadır.

-Yapıların ruhsat aşamasında belediyelerce parsel ölçeğinde istenen zemin etüt raporları adet yerini bulsun kabilinden hazırlanmakta bu konuda Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 18 Ağustos 2005 tarihinde yayınladığı genelgede istenen teknik ve bilimsel bilgi ve belgeleri içermemektedir.

-Birçok zemin etüt raporundaki bilgiler ait olduğu parseldeki zemine ait olmayıp daha önce o bölgede yapılmış sondajlardan veya belediyelerin çok daha geniş alanlar için yaptırmış olduğu sondajlara ait genel bilgileri kapsamaktadır.

-Zemin etüt raporlarını hazırlayan firmalar arasındaki rekabet dolayısıyla fiyat ve buna paralel olarak zemin etüt raporlarının da kalitesi düşmekte, yapılacak inşaat için hayati öneme sahip bu konu fason bir işe dönüşerek ciddiyet ve önemini kaybetmektedir..

-Bütün bu sebeplerle de aynen yapı denetim firmalarında olduğu gibi zemin etüt raporu hazırlanmasında da ciddi, güvenilir firmalar iş yapamaz hale gelerek piyasadan çekilmektedirler..

Zemin etüt raporlarının hazırlanmasında yaşanan bu üzücü ve acıklı durum karşısında da ne belediyeler ne de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ciddi hiçbir tedbir almayarak bu duruma adeta seyirci kalmaktadırlar..

Kentimizde Çekirge Selvili Cadde ve altındaki İntam 95-97 bloklarında yaşanan son felaket bu durumun açık bir göstergesi olup bundan böyle deprem, heyelan  sel vb. gibi doğal afetlerde aynı durumla karşılaşmamak için ilgililerin yetkililerin gereken önlemleri bir an önce almaları gerekmektedir.
ZİYA  GÜNEY

KENTİMİZDE AFET VE DEPREM MASTER PLANI..

Bundan evvelki yazımızda  “ deprem’in “ tekrar ülkemiz ve birçok kentimiz gündeminin ilk sıralarına oturduğunu belirtmiş bu konuda ülke genelinde yapılması gerekli çalışmaları özetlemeye çalışmıştık..

Bugün de ülkemiz genelinde yapılması gereken çalışmalar ışığında kentimizde neler yapılması gerektiği üzerinde makro ölçekte de olsa durmak istiyoruz..

-Birinci sınıf deprem bölgesi olan kentimizde ülkemiz geneli için hazırlanacak “ Milli Afet Planı “ çerçevesinde öncelikle “ Deprem Master Planı “ yapılmalıdır.

-Kaldı ki halen B.Şehir zeminlerinde kentimizin yeni B.Şehir sınırlarını da kapsayacak metropol ölçekte nazım plan hazırlıkları devam etmektedir.

Bu çalışmalar ve hazırlanacak nazım plan ve ulaşım master planı ile entegre bir şekilde ilgili resmi kurumlar, üniversite meslek ve sivil toplum kuruluşları ile hemşehrilerimiz arasında sorumluluklar, kararlar ve yöntemler belirlenmelidir.

-Bu planda kentimizin depreme karşı daha güvenli hale getirilmesi için deprem zararlarının azaltılması ana strateji olarak belirlenmelidir.

-Bu planda kentimizle ilgili kısa,orta ve uzun vadede alınacak karar ve uygulamalar tesbit edilmelidir.

-Master plan yerel ölçekte bütün aktörlerin hukuki,teknik,mali,sosyal ve idari açılardan yetki, görev,sorumluluk ve kaynaklarını net olarak tarif etmelidir.

-Master plan kentimizdeki mevcut yapı stoku ,kurumsal mekanlar ve alt yapı tesislerinin değerlendirilmesi ve gerekenlerinin güçlendirilmesini öncelik sırasına göre kapsam içine almalıdır.

-Bu sebeble de deprem riskleri ile ilgili bütün teknik kriterler,ölçümleme ve analizleri içeren mikro bölgeleme çalışması yapılmalıdır.

-Bu çalışmalar yapılırken Bursa Valiliği İl Afet Yönetim Merkezinde bugüne kadar oluşturulan bilgi,belge dökümanlar ile B.Şehir bünyesindeki Kent Bilgi Sisteminden faydalanılmalıdır.

-Hazırlanacak  “ Afet ve Deprem Master Planı “ bürokratik işlem ve formalitelere boğulmamış, yönetim, karar ve finansman ayakları  güçlü, kısa ve pratikte uygulanabilir olmalıdır..


Deniz.Ylçnky
13 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 00:03

Hacivat deresi'nin (yıldırım ilçesinin doğu sınırı) doğusunda depremden sonra perde duvarlı oldukça sağlam ve yüksek binalar yapıyorlar. Ancak bu bölgede depremde heyelan oluşabilir. zemin oldukça kötü diye duymuştum.



sayfa 1
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet