Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7

2021 yılı sizce nasıl bir yıl olacak?
2020’ yi aratmaz 51.2%  51.2%  [44]
2021’i aratır durumuna düşeriz 31.4%  31.4%  [27]
Herkesin ihtiyacı olan bir yıl gibi olucaktır 17.4%  17.4%  [15]
Toplam Oy : 86

MeteHan!
9 ay önce - Prş 31 Arl 2020, 14:26

Bir şey beklemekten de, ummaktan da sıkıldım.
Sağlık, mutluluk, barış, hem de barış (Dünyanın en saçma beklentisi)

Yılbaşı geliyor, yeni ay, yeni hafta geliyor diye beklentiye girmemeye gayret ediyorum.
Hiç bir şey beklemiyorum, gelsin bakalım, ondan korkan onun gibi olsun.

Uzun vadeli düşünceler hep hayal kırıklığı oluyor çünkü. Yarının kaygısını duymaktansa bugünü dikkatle yaşamak daha iyi. Bugünü iyi planlarsan doğal olarak yarının belirsizliğini kaldırmış, karanlığı aydınlatmış olursun.

Şu da var; burası dünya, yarın başımıza ne geleceği belirsiz, sen plan yaparsın ama büyük kudret ne derse o olur. Bu işini düzgün yapmayacaksın anlamı taşımaz ama şu anlamı içerir. Beklentilerin mütevazi olsun. Böylece ters bir durumda üzüntün az olur, kederini çabuk atlatırsın.

Peki "umutsuz yaşanmıyor" diyen olacak, ona diyeceğiz beyler.
Bu bir tercihtir. Kimi ruhunu böyle huzura kavuşturur ama ben bu ruhsal aldatmacayı terk ettim.


Sezer10
9 ay önce - Prş 31 Arl 2020, 14:30

umutların yeşerdiği bir yıl olacaktır.

Cumali1999
9 ay önce - Prş 31 Arl 2020, 15:42

Alıntı:
umutların yeşerdiği bir yıl olacaktır.


Umarım öyle olur fakat her gelen gideni aratıyor ne yazık ki


dodurgarsa
9 ay önce - Prş 31 Arl 2020, 17:44

2020 neyse 2021 de hemen hemen aynı olacak.

Aşı yayılsa bile artık 3-5 sene hayatımızdan maskeyi çıkaramayacağız.

Kim aşılı kim değil, alnında yazmadığına göre yine herkese kuşkuyla yaklaşmaya devam.

Ekonomisi ağır hasar gören ülkelerde 2020 yılı boyunca devletin sağladığı olanakların masrafı kendini belli etmeye başlayacak, birçok ülkede bütçe aynı zorlukları yaşamaya devam edecek.

Coronaya karşı sürü bağışıklığının sağlanması en erken 2024-2025 yılına kadar devam edebilir.

Dünya genelinde toparlanma ancak 2025 sonrasında başlayabilir.

O zamana kadar da çinliler sayesinde başka bir virüsümüz olmazsa tabii.


ibokara
9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 03:05



2021'in ilk felaketi kuraklık



Dervişoglu
9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 08:18

Yine 2020 gibi melanet bir yıl olacak gibi his var içimde..
Gaybı yaratan bilir ya ...


Tacettin Şenel

9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 08:32
Her Şerde bir Hayır vardır


Çokta karamsar olmamak lazım Her yokuşun bir inişi vardır Pes etmeyin İsyan etmeyin Zorluklarla savaşın ve üstesinden gelin Ve gelirsinizde unutmayın İmtihan dünyasındayız Rabbim işlerimizi kolaylaştırsın Hastalıklar Zelzereler Afatlar afetler Tarih boyunca hep olmuştur Dünya hayatı böyle CenabıAllah Kaldıramayacağımız Yük yüklemesin Belalardan Musibetlerden Şerlerden bizi korusun inşallah Dua edin bol bol Hiçbirşeyide kötüye değil iyiye yorun kötüye yorarsanız kötü olur iyiye yorarsanız iyi olur.....

ali alimi012
9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 08:49
bu ayet tam da bize bir ayet(ibret ) oluyor anlarsak.


Alıntı:
İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. Neticede (Allah), yaptıklarının (kötü sonuçlarından) bir kısmını kendilerine tattıracaktır; umulur ki (yol yakınken) dönerler. ... İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır.

Rum suresi 41. ayet - Açık Kuran
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿٤١﴾
﴾41﴿ İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.
Bu âyetin, karada ve denizde bozulmanın ortaya çıkmasıyla ilgili kısmı hakkında tefsirlerde yer alan belli başlı yorumlar şunlardır: Karada ve denizde kasırga çıkması endişesi; bazı arazilerin bitki bitirmez duruma gelmesi ve tatlı suların tuzlu su haline dönüşmesi; gerek şehirlerde gerekse kırsal kesimde bozulmanın yaşanması (Arap dilindeki mecazi bir kullanıma dayanılarak buradaki “deniz” anlamına gelen bahr kelimesi “yerleşim merkezleri ve şehirler” şeklinde yorumlanmıştır); kaynak sularının azalması; kıtlık, yangın, sel gibi felâketlerin ve ölümlerin çoğalması; geçim sıkıntısının artması, her şeyin bereketinin kaçması (Taberî, XXI, 49-50; Zemahşerî, III, 205-206; Râzî, XXV, 127-128). Âyetin “insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden” şeklinde tercüme edilen kısmı da genellikle, “işledikleri günahlar ve yaptıkları haksızlıklar sebebiyle” biçiminde yorumlanmıştır. Bazı müfessirler ise bu âyet ile önceki âyetler arasındaki mâna ilişkisini şöyle izah etmişlerdir: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı kesinlikle yerin de göğün de düzeni bozulurdu” (Enbiyâ 21/22) anlamındaki âyette şirk inancı, bozulma ve kaos sebebi olarak gösterilmiştir. Önceki âyetlerde şirke saplanıp kalanlardan söz edildiğinden burada insanların bu tutumunun kısmen ilâhî bir cezaya çarptırılması mânası taşıyan bozulmaya değinilmektedir (Râzî, XXV, 127).

“Bozulma” şeklinde tercüme edilen ve başında belirlilik takısı bulunan fesâd kelimesiyle muhatapların bildiği bir bozulma türü veya bu kelimenin kapsamına girebilecek her türlü bozulma kastedilmiş olabilir (İbn Âşûr, XXI, 110). Yine, “Düzen bozuldu” şeklinde tercüme edilen cümlenin yüklemi (zahera fiili) geçmiş zaman olduğu için burada, gözlemlenebilen veya güvenilir bir haberle bilinen, fiilen ortaya çıkmış bir durumdan söz edildiği düşünülebileceği gibi, bu durumun beklendiğini haber verme ve uyarıda bulunma anlamının bulunduğu da söylenebilir (İbn Âşûr, XXI, 112).

“Li yüzîkahüm...” cümlesinin başındaki lâm harfinin sonuç bildirme veya gerekçe belirtme anlamlarına göre âyete değişik mânalar verilebilir. Meâlde birinci anlam esas alınmış ve Allah’ın insanlara yaptıklarının bir kısmını tattırmasının, kendi fiillerinin sonucu olduğunu belirtmek üzere önceki cümleye “böylece...” denerek bağlanmıştır. İkinci anlama göre ise şöyle bir meâl verilebilir: “... ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de dönerler.”

Bu cümlenin “yaptıklarının bir kısmı” diye tercüme edilen bölümü genellikle, insanların yaptığı yanlışlıkların bütün karşılığının burada değinilenden ibaret olmadığı, bilhassa âhiretteki cezanın bu dünyadakinden çok daha ağır olacağı şeklinde açıklanmıştır. Ayrıca bazı müfessirler buradaki ilgi zamirinin “... ki onlar ne yaptıklarını da iyi bilirler” gibi bir mâna ile anlatıma güç kattığını belirtmişlerdir (İbn Âşûr, XXI, 113).

Kanaatimizce burada karadan ve denizden söz edilmesini âyetin mânasını daraltacak yorumlara temel kılmak yerine, “karasıyla deniziyle her yerde” anlamının kastedilmiş olduğunu düşünmek (Taberî, XXI, 50), hatta âyeti evrenin insan faaliyetlerinin etkili olduğu bütün bölgelerini içine alacak biçimde yorumlamak daha isabetli olur. Şevkânî’nin haklı olarak belirttiği üzere, bazı müfessirlerin burada sözü edilen karadaki bozulmayı Hz. Âdem’in oğlu Kabil’in kardeşi Hâbil’i öldürmesi, denizdeki bozulmayı ise –Kehf sûresinde (18/71) zikri geçen– bir hükümdarın sağlam gemileri gasbetmesi şeklinde açıklamaları, naklî bir delile dayanmayan, aklî açıdan da garip bir yorumdur (IV, 261-262).

Derveze bu âyet için şöyle bir yorum yapar: Sûrenin indiği sıralarda Hicaz ve yakın çevresinde birtakım güvenlik sorunları ve gıda maddelerindeki kıtlık sebebiyle krizler yaşanmış olabilir. Orada fiilen böyle bir durum yaşanmamış olsa bile dünyanın değişik bölgelerindeki felâketlerle ilgili haberler Hicaz’a ulaşmaktaydı. İşte bu vesileyle Kur’an muhataplarına bir uyarıda bulunmuştur. İnsanlara –Allah’a kulluğa ve hakikat yoluna dönmeleri için– bu tür felâketlere kendi işledikleri günahlar yüzünden duçar olduklarını hatırlatmanın gerekçesi daima mevcuttur (VI, 301-302). Yazarın âyetin tarihsel bağlamından hareketle yaptığı ve bütün zamanlar için çıkarılacak mesaja açık duran bu yorumu mâkul görünmekle beraber, âyetin günümüzdeki açılımları üzerinde düşünmeye fırsat vermesi bakımından Muhammed Esed’in şu açıklamalarını aktarmayı yararlı buluyoruz: “Böylece, günümüzde korkunç bir şekilde –üstelik henüz kısmen– ortaya çıkan doğal çevremizdeki yoğun çürüme ve tahribat, burada ‘insanın kendi yapıp ettiklerinin bir sonucu’, yani insanın, kendini tahrip eden –çünkü katı materyalist bir temele dayanan– teknolojik gelişmelerin ve insanlığı daha önce hayal bile edemediği ekolojik felâketlerle karşı karşıya getiren çılgınca faaliyetlerin bir sonucu olarak öngörülmüştür: Toprağın, havanın ve suyun sanayi atıkları ve şehir çöpleri yüzünden dizginlenemeyen bir şekilde kirlenmesi; bitki örtüsü ve denizlerin artan bir şekilde zehirlenip yok olması; yaygın uyuşturucu ve görünürde ‘faydalı’ ilâç kullanımı sebebiyle insanın kendi bedeninde ortaya çıkan her türlü genetik bozukluklar ve insanlara yararlı birçok hayvan türünün giderek yok olması. Bütün bunlara, insanın sosyal hayatındaki hızlı bozulmayı ve çürümeyi, cinsel sapıklıkları, suçları ve şiddeti ve son aşamada nükleer dehşeti ilâve edebiliriz. Bunların tamamı, son tahlilde, insanın Allah’a ve mutlak mânevî / ahlâkî değerlere karşı umursamazlığının ve bunun yerine, ‘maddî ilerleme’yi tek önemli hedef sayan inançlara tutsaklığının bir sonucudur” (II, 828-829). Bu bağlamda, ürkütücü sonuçlarıyla dünya gündeminde ağırlıklı bir yer tutan ozon tabakasının delinmesi sorununun tam olarak âyetteki ifadeyle örtüştüğünü yani “insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden” ortaya çıkmış bir bozulma olduğunu da canlı bir örnek olarak hatırlamak gerekir.

Yeryüzündeki ve uzaydaki olumsuz gelişmeler ile bu âyetteki uyarı arasında bağ kurulurken, –bazı kimselerin yaptığı gibi– Kur’an’ın teknolojiye ve maddî ilerlemeye karşı olduğu tarzında aşırı bir yoruma kayılması, âyeti amacı ve anlam çerçevesi dışına çıkarmak olur. Yine, doğal çevredeki her türlü bozulmayı münhasıran günah kavramından hareketle gerekçelendirmek doğru olmaz; âyette “insanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden” buyurulduğu dikkate alınarak insanların her şeyi yerli yerince yapmamaları tarzında genel bir gerekçe üzerinde durulması uygun olur. Öte yandan âyette insanlara yapıp ettiklerinin bir kısmını tattırmanın gerekçesi “dönebilsinler diye” şeklinde açıklandığına göre, beşeriyetin bu olumsuzlukları yaşaması yine onların eğriyi doğrudan ayırt etmeleri için tanınmış bir fırsat ve insanın dünya hayatındaki varlık sebebi olan sınavın toplumsal boyutu olarak değerlendirilmeli ve herkes insanlığın bu ortak serüveninden dersler çıkarmalıdır.


Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 322-325


Duha06
9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 10:15

2021 güzel başladı çok şükür Amerika kaynıyor. Daha güzel günler göreceğiz inşaallah.

Ülkücü Teoman
9 ay önce - Prş 07 Oca 2021, 12:38

Alıntı:
2021 güzel başladı çok şükür Amerika kaynıyor. Daha güzel günler göreceğiz inşaallah.

Tek gecelik bişeydi, alev çabuk söndü



sayfa 7
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET