Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6
Ümmühan Zeynep
6 yıl önce - Prş 22 Mar 2012, 10:48

Alıntı:
sahi, ihsaniye köyünün adı nerden geliyor öyleyse?


Bu konuda bir tahmin yapabilirim:
Bursa civarında sonu -iye ile biten çok köy vardır ve bunların içinde benim bildiklerimin hemen hepsi 19.yy sonu ve 20.yy başındaki göçler sonucu devletin gösterdiği araziler üzerine kurulmuş göçmen köyleridir, isimleri de devlet tarafından verilmiştir
Örnek: Hamidiye,Lütfiye,Hayriye İclaliye İhsaniye,İrfaniye Osmaniye,Orhaniye Burhaniye,Fethiye,Mecidiye Şükriye


Özcan

6 yıl önce - Prş 22 Mar 2012, 11:07

Uludağ'daki Fatin Tepe'nin adının nereden geliyormuş meğer.

Fatin Gökmen, Kemal Erkman O.Necip Sipahioğlu, Yakup Elbek'ten oluşan Kandilli Rasathanesi ekibi, 19 Haziran 1936'da tam Güneş tutulmasını Uludağ'da gözlemlemiş.

Aylar öncesinden gözlem yapmaya uygun yer bulunup bulunmadığını araştırmak için Kemal Erkman Uludağ'a gelip araştırmalar yapmış. Kemal Erkman'ın raporu:


Alıntı:

Rasathane Direktörlüğü'ne,
19 Haziranda vaki olacak ve memleketimizin bir kısmından görülecek külli küsufun [tam güneş tutulmasının] merkez hattı üzerinde rasathanece yapılacak rasadat için nazarı itibare alınan Uludağ'daki vaz'iyeti aldığım talimat dairesinde tetkik etmek maksadile 17 Nisan 1936 Cuma günü Mudanya yolu ile Bursa'ya gittim. Orada Yüksek Kültür Bakanlığı'nın evvelce vaki olan iş'arı üzerine Bursa ilbaylığının ve Kültür direktörlüğünün bu mes'ele hakkında daha evvelden hazırlıklı bulunmasından bana lazım olan malumatı verebilecek unsurlar ve vesait kolaylıkla temin edildi.

Burada Uludağ yolunun 28. kilometreden ilerisi karla kaplı bulunduğunu ve otomobille ancak buraya kadar gelinebileceğini öğrendimse de intihab edilecek tetkik mahallinin herhalde tayini zarureti karşısında kar üstünde kayakla yürümek müşkülatını göze alarak otele kadar çıkmağa karar verdim. Bursa C.H.P. ve dağcılık kulübü başkanı Bay Saim'in bana takdim ettiği ve dağ ahvalini gayet iyi bilen dağcı gençlerden Bay Nusretle beraber ve 28. kilometreden sonra kulübün temin ettiği kayakları kullanarak 5 kilometre ötedeki otele geldim. Şu vazifenin ifası sırasında şayanı teşekkür olan bir istifadem de düşe kalka kayak kullanmasını öğrenmek olmuştur.

Otelin yakınında rasada müsait bir mahal bulunmadığından otelden şarka doğru yedi kilometre daha giderek bilhassa Şark-Garp istikametinde şimale doğru her tarafa hakim ve denizden 2150 metre yüksek (yani Fatin Tepe) sırtlarına çıktım. Buranın, tamamı aradığımız bütün şartları haiz olduğunu ve bizimle beraber daha bir çok hey'etler gelse de hepsinin yerleşmesine ve tetkikatını yapmasına müsait bir saha olduğunu memnuniyetle gördüm. Burada işim bittikten sonra vakit müsait olduğundan dağdaki otelde gece kalmiya lüzum görmeyerek Bursa'ya avdet ettim.

Dağ ahvalinin tedkiki için civar köylülerden alınacak malumatın pek müfit olamayacağını anladım. Çünkü: tetkik sahası civarında ve dağın şimal sathı mailinde bin metreden yukarı köy yoktur. Halbuki dağın bilhassa bulutla kapanması (dağla meşgul olanlardan aldığım malumata göre) ekseriyetle 1500 metreden aşağı çöken bulutlarla (Stratüs ve alçak kümülüs bulutları olacak) vaki olduğundan köylülerin uzaktan görerek verecekleri malumatta fazla bir ehemmiyet tasavvur etmedim. Binanaleyh dağın etrafında ve rakımı 1500 metreden aşağı köylerden tetkikat yapmıya lüzum görmedim. Yalnız 1500 metre yükseklikteki (Soğukpınar ehalisinden tetkik cihetini düşündümse de bu köy, dağ cenup sathı mailinde bulunmasından bize lazım olan sahanın civarına ait malumat veremeyeceklerini mülahaza ederek bundan da vazgeçtim.

Bu hususta dağ meteorolojisi hükümlerile bir tenakuz teşkil etmemesi ve bir çok cihetlerin uygun düşmesi itibarile de bilhassa şayanı itimat gördüğüm ve bu gibi tabii ahvalin tetkiki ile de kendisini alakadar bulduğum Bursa Kültür Bakanlığı'nın takdim ettiği ilk okul öğretmeni Bay Celal'den çok istifade ettim. Kendisi son iki senenin tatil aylarını mütemadiyen dağda geçirmiş ve bu suretle Haziran ayındaki bütün dağ tahavvülatını dikkatle zaptetmiştir.. Ben tetkikimi bilhassa bunun verdiği malumata istinat ettirdim. Esasen dağ kulübü reisi ve azalarının ve Uludağ Oteli müsteciri Kadri ve sair otel daimi mukimlerinden aldığım malumat da Celal'in ifadelerini tamamile tahkik ettiğini de gördüm......

Rasat mevkii Alaçam sırtı: Burası Bursa'ya 40 kilometrelik bir şose ile bağlıdır... Bursa dağcılık kulübünün bana verdiği krokilerle Erkanıharbiye mufassal haritasının terkibinden meydana getirdiğim ve tahmini 1/10 000 mikyasında bir harita raptediyorum. Bu haritada Bursa şehrinden itibaren şosanın güzergahı her kilometre başındaki işaretlerle kulubun imdat yerleri görülmektedir. Haritadan anlaşılacağı veçhile Uludağ oteli de tepeye 7 kilometre mesafededir. Tepenin şosadan sonra üstü düz ve taşlıktır. Toprak kısmı pek azdır. Bunun üstünde müteaddit hey'etlerin yer alabilmesine kafi düz bir müsait saha vardır.

Su: tepede su yoktur. En yakın 1 kilometre mesafede ve garp tarafında bulunan balıklıdereden su alınabilir. İçme suyu otelin civarındaki pınarlardan alınabilir. Bu suyun evsafı hakkında birşey söylemeyi fazla buluyorum.

Mahrukat: Doğupınar gibi civar köylerden kolaylıkla kömür ve odun tedarik edilebilir. Mamafih, civarda kurumuş ince ve kalın odun da bulunabilir.

Nakliyat: Bursadan buraya kadar en kolay ve çabuk nakliyat kamyonla yapılabilir. Şosa buna tamamile müsaitttir. Bununla beraber kestirme dağ yolundan gidip gelebilen hayvan sahipleri de nakliyat için çalıştırılabilir.

İskân: Uludağ oteli Bursa idare-i hususiyesine ait ise de bir müstecire ihale edilmiştir. Bu otelde tam servisli 30 yatak vardır. Bundan başka otelin banyo vesari sıhhi ve medeni ihtiyaçlara karşı tesisatı oldukça iyidir. Burada bir kişiye tabldot yemekle beraber yatak için 330 kuruş alınıyor ve bu normal tarifedir. Yarım kilometre mesafede ve şosanın yanında yeni yaptırılmış oldukça muntazam dağcılık kulubüne ait kârgir bir ev daha vardır. Bunun tesisatında kaloriferden ziyade spor esas tutulduğundan fazla bir şey yoksa da icabında bundan istifade etmek mümkündür. Mamafih bu binalar rasat mahallinden 7 kilometre uzaktadır. Onun için geceleri mangal yakmak ve iki kat çadır altında barınmak daha iyidir. Oturmak için kafi miktarda çadır ve karyola Bursa Askeri ve Kültür müesseselerinden temin edilebilir. Kültür direktörü, mekteplerin haziranın ilk haftasında tamamile tatil etmemiş olmasına rağmen Kültür Bakanlşığının tensibile mektep vesaitinden yardım vadetmiştir.

İnşa şeraiti: Kereste, kum, çimento vesaire her nevi malzeme Bursa'dan temin edilmek şartiyle şosadan ve kamyonla rasat mahalline kadar nakledilir, ve her türlü inşaat yaptırılabilir. Yalnız eski bir yangından kalma kurumuş ağaç gövdeleri gördüm, eğer bunlar çürük değil ise, direk mekamında istifade edilebilir. Boyları 4-5 metreyi geçmek üzere 15-20 tane bulunabilir. Şu itibarla ihtiyacımız olan 2,5 x 2,5 ebadındaki iyonnizasyon ve elektrisite atmosferik ve kozmik şua pavyonları ile 4x4 ebadında Mıknatıs ve fotografla Spekter pavyonları için hususi çadır yaptırmak ve günlerce ikamet ve çalışmak ve geceleri yatmak için 6x4 ebadında pavyon için de en basit kutup senesinde buzlu mıntıkalarda ilmi tedkikat yapan heyetlerin sığınakları şeklinde yaptırmak esas itibariyle kabul edildikten sonra önümüzdeki zaman zarfında çadırları ısmarlamak ve Mayıs 15'de Uludağ'da alet mesnetlerile bu sonuncu pavyonun ihzarına başlamak suretile hazırlanmak mümkün olacak.
Aletler için yukarıda yazdığım çadırlarla çalışma pavyonu için 600 lira kadar masrafın kafi geleceği tahmin edilmiştir.

http://www.bilimtarihi.org/gunes/1936.html

Alıntı:
Kandilli Rasathanesi'nde ele alınan ilk Güneş Fiziği çalışması, 19 Haziran 1936'daki Uludağ'da gözlenen tam Güneş tutulması olmuştur. Bu olayla ilgili tam tutulma hattı hesapları yayımlanmış, ekvatoryal dürbün de korona resimleri çekmek için Uludağ'a götürülmüştür. Bu rasatın sonuçları rasathanenin ilk Güneş yayını olarak basılmıştır. 1936 yılındaki Uludağ gözlemini Fatin Gökmen, Kemal Erkman, O. Necip Sipahioğlu'ndan oluşan Kandilli Rasathanesi ekibi gerçekleştirmiştir.

http://www.kandilli140yil.com/Tr/kandilli.asp?Pag ...me=tarihce

http://www.bilimtarihi.org/eski/009.htm


sates16

6 yıl önce - Cum 23 Mar 2012, 16:07

semt ismi değil ama Bursa ve ilçeleriyle ilgili bilgilerde olduğuna göre paylaşmakta sıkıntı yoktur.
Bursa Yenişehir ilçesinde şu an ki ismi Yolören olan köyün ismi eskiden Mekirköy idi. ve yerel halk hala Mekirköy ismini kullanmaktadır. Bu köyün ismi de zamanında orada Makri isimli bir ermeni beyi yaşıyormuş Makrinin köyü diye geçermiş, daha sonra köyün ismi Mekirköy olmuş ve 1970lerde ismi Yolören diye değiştirilmiş.
Eski sayfalarda Yenişehir'in Eskişehir ilinden bile eski olduğunu söylemiş bir arkadaş, bu konuda doğrudur. Osmanlı beylik iken Bilecik Söğütten Bursa istikametine genişlerken ilk önce Yenişehiri almış ( o zaman bizans ismiyle Neopolis ) ve ismini aslına sadık kalarak Yenişehir yapılmıştır. Bazıları
İsmi Yenişehir diye cumhuriyet zamanında kurulmuş bir ilçe sanıyor, bu konuda aydınlatayım dedim.



mehmet aysel
5 yıl önce - Çrş 01 May 2013, 03:00

Altıparmak ta eskiden bulunan o Atatürk heykelini hatırlıyorum hatta daha öncesini de hatırlıyorum ve o heykel çok uzun süre kalmadı yerinde kavşak düzenlemesi bahanesiyle kaldırıldı ama o heykel yapılmadan önce de orası Altıparmak tı. Altıparmak adını şuan Yahşibey mahallesi içinde bulunan (Osmangazi Kaymakamlığı batı aralığından yukarı çıkarken) Altıparmak camii nin girişindeki bilgilendirme panosunda yazdığına göre Altıparmak Mehmet Efendi nin yaptırıp ders verdiği yerdir bu cami ve semt te adını buradan alır.
saygılarımla


Caner Yıldırım

4 yıl önce - Sal 20 Ağu 2013, 14:30

Gemlik Öz Türkçe bir kelime olan "Gemilik" ten gelir. Gemilik: Gemilerin yanaştığı yer, yapıldığı yer anlamına gelmektedir. Zamanla "Gemlik" olmuştur.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Gemlik

Mudanya Latince kökenli dağ anlamına gelen "Mountain" kelimesinden türemiştir. Bkz: "Montania" - "Mudanya"


Rukneddin Baybars
4 yıl önce - Sal 20 Ağu 2013, 14:59

Gemlik : Gemilere uygun liman demek olan Gemilik kelimesinden bozmadır. Bursa ve civarındaki en eski kenttir.
Mustafakemalpaşa : Cumhuriyet döneminde bu ad verilmiştir. Osmanlıda kullanılan adı Kremastis den bozma Kirmastı dır.
Karacabey : Yörenin fatihi Karaca Bey e izafeten böyle denmiştir. Daha eski ismi Mihaliç dir. Mihaliç(Mağlıç) Peyniri diyerek bu ismi yaşatırız.
Orhaneli : Orhan Gazi nin yurdu anlamında Orhan İli - Orhan Eli den gelmektedir. Beyce ismi de kullanılır. Daha evvelki ismi de Hadrianus un değişik söylenişi olan Atranos idi.
Orhangazi : Beldeyi şimdiki bulunduğu yerde ihya eden Orhangazinin anısına ismi verilmiştir. Daha evvelki ismi Pazarköy dür.



ugurcavac
4 yıl önce - Cmt 01 Şub 2014, 11:31

Bu bölümü yeni okudum.
Altıparmak semti hakkındaki bilgiler arasında nasıl olmuşta orada bir Altıparmak Camii olduğu unutulmuş yazılmamış.Kaymakamlığın arka tarafındaki cami Altıparmak Camisidir.Bahçesinde adı "Altıparmak" olan alim biri yatar.Semt zamanının meşhurlarından olan bu kişiden adını almıştır.


Rukneddin Baybars
4 yıl önce - Cmt 01 Şub 2014, 12:02

Evet Meşhur Altıparmak Camiine adını veren kişi Altıparmaklı Abdullah Çelebi ye izafeten bu ad kullanılagelmiştir. Bu şahsın altı parmağı varmış lakabı da buradan gelir.

Bursa Erkek Lisesininde bulunduğu İbrahimpaşa Mahallesinin önceki ismi Başçıibrahimdir. Emir Sultan döneminde Bursada Maksemin altında bir kuzu kelle pişirme dükkanı varmış, daha sonra mahalleye adını vermiştir. Abdal Mehmede intisap etmiş ve mahallesine camii medrese yaptırmıştır.


Misafir 2a7

3 yıl önce - Çrş 04 Şub 2015, 15:17

Öyküyü bilmiyorum ama altıparmak adı söz konusu heykelden çok önceleri vardı.Darmstadt ise almanya'da bir kent ve bursa ile kardeş şehir. isim buradan geliyor.

Misafir 18d

2 yıl önce - Prş 27 Ağu 2015, 20:21

Zamaninda bugaridtanin ruscuk sehrinden gelen gocmenler oraya yerlestirilmistir.. ozamanin zenginlerinden biride ruscuk gokmenlerine burayi bagislamistir(ihsan etmistir) ismi burdan gelmektedir... bende ihsaniye koyunden oldugun icin babannem anlatmisti...

Cuneyt candemir



sayfa 6
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet