Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Barış

12 yıl önce - Cum 14 Ekm 2005, 12:51

Alıntı:
DARMSTAD

Alıntı:
DARMSTAD: Almanya'ya ait bir semt ismi olduğunu ve oradaki bir semtede buradaki Çarşamba isminin verildiğini okumuştum. Ama ne kadar doğru bilmiyorum.  


Bursa'nın kardeş şehirlerinden biri olan, Almanya'nın bu kentinin ismi, "Çarşamba Pazarı" adlı semtten geçen (kabaca eski Santral Garaj'dan başlayarak, Merinos Meydanı'nın üst taraflarına, daha doğrusu Kültürpark'ın "doğu" kapısının önlerine kadar uzanan) caddeye verilmiştir. Aslında semtin ismi olmamış, sadece caddeye isim olmuştur.

Akın KURTOĞLU


Almanya'nın Darmstadt şehrinde bildiğim kadarı ile Bursa Caddesi gibi birşey var.
Kardeş şehirler birbirlerinin isimlerini caddelerine vermiş özetle.
Akın Bey'in de dediği gibi semt değil, şehir isimleri caddelere verilmiş.


Özcan

12 yıl önce - Cum 14 Ekm 2005, 17:24

İstanbul fethedildikten sonra Fatih, şehre Anadolu'dan göç yaptırmış.
Her göç eden topluluğun yerleştiği semte de, memleketlerinin ismi verilmiş.
Çarşamba, Karaman, Aksaray gibi.

Buradan yola çıkarak, bizim Çarşamba semtimizin o taraftan göçen insanlardan
ötürü bu ismi aldığını düşünüyorum. Altıparmak adı da, Rize'deki aynı isimli
sıradağ yöresinden gelenlerden kaynaklanıyor bence.


ayça_leovinus
12 yıl önce - Çrş 02 Ksm 2005, 01:18
Çekirge Semti ve Çekirge Sultan Hikayesi


Çekirge semtinin ismi, Murat Hüdavendigar zamanında yaşamış bir zat olan Çekirge Sultan'dan gelir. Kişi, 'sultan' lakabını sonradan almıştır.

Biçare bir adamcağız olan bir adam, sabahtan akşama kadar Çekirge'deki hamamın önünde otururmuş. Bir gün hamamdan bir kadın feryatlar atarak çıkmış ve küpelerini kaybettiğini söylemiş. Çok değerli olan küpeler bir türlü bulunamamış. Nihayet, hamamın önünde oturan adam işe karışmış ve kadına: 'Yıkandığın kunanın yanında ufak bir delik vardır, dökülen saçlarına sarılı olan küpelerin oradadır.' demiş. Hakikaten de küpeler ordaymış.

Bu hadiseden sonra fakirin kerameti duyulmuş ve herkes adama akıl danışır olmuş. Fakirin ünü o kadar artmış ki, Sultan Murat'ın kulağına gitmiş. Adamın 'gayb ilminde' pek mahir olduğu söylenmekteymiş.

Kahin, padişahın huzuruna getirilmiş. Padişahın sorduğu iki soruya da mükemmel cevap vermiş. Fakat henüz imtihan bitmemiş. Sultan Murat, kahine doğru kapalı elini uzatarak sormuş: 'Söyle bakalım, elimde ne var?'
Bunun üzerine adam tereddüt etmiş, şaşırmış, kellesinin uçurulacağını düşünmeye başlamış. Böyle dertli dertli düşünürken, bir yandan da mırıldanmış: 'Bir atlarsın çekirge, iki atlarsın çekirge, üç......'derken, padişah elini açmış ve avcundan bir çekirge atlamış.

Bu olaydan sonra fakir, sarayda müneccim olmuş ve 'Çekirge Sultan' lakabını almış. Mezarı Murat Hüdavendigar Türbesinin önündeki yuvarlak, yeşil bir taş olan bu zat semte ismini vermiştir.

Bu binbir gece masallarına benzeyen hikayeden, ayrıca, dilimize 'bir atlarsın çekirge.....iki atlarsın çekirge......' sözü kalmıştır.



En son ayça_leovinus tarafından Pts 07 Ksm 2005, 19:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Okan Akin

12 yıl önce - Çrş 02 Ksm 2005, 09:52

Busra demis ki;

Alıntı:
Altiparmaktaki heykel,ben universite ikinci siniftayken kaldırıldı.


Iyi de sen 2. siniftayken yil kacti dostum. Tabi ki senin universite ikinci sinif yilin cok onemli bir yildi ve tarihe damga vurdu,  ama ben bu yili samimiyetle soyluyorum unuttum gitti. Zaten oldum olasi onemli tarihleri hic aklimda tutamam. Hangi yildi?  Ben bu heykellerin kaldirilis tarihini ve sebebini gercekten cok merak ediyorum.

Alinmadin umarim, samimiyetine dayanarak latife yaptim.

Dostlukla kal sevgili Busra,


aydemir kartalogullari
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 02:01
Zeyniler-Çarşamba-Altıparmak


Merhabalar

Bu sitede Bursa'nın A'dan Z'ye herşeyinin tartışılması, yazılması, fotoğraflanması bence güzel ... Ama gerek fotoğraflarda ve gerekse bilgilerde bir çok hatalar olduğunu ve ısrarla tekrarlandığını da söylemeden edemeyeceğim... Haydi bırakalım arka sokağımızda ne olduğunu ama lütfen hiç olmazsa interneti araştırma amaçlı kullanalım derim. Sürç-i lisan ettimse affola...

1961 muradiye doğumluyum ve ilkokulu şuan Osmangazi Kaymakamlığı olan 11 Eylül ilkokulunda 2. sınıfa kadar okudum. Sonrasında bu taş bina İktisadi Ticari Bilimler Akademisi olarak hizmet vermeye başladı. O yıllarda da semtin adı Altıparmaktı ve meydanda o heykel yoktu, yani 6 parmağı andırıyor dediğiniz heykel. Arap Şükrü sokağında, Arap Şükrünün büyük oğlu ve sokağın bu ad ile anılmasında büyük payı olan rahmetli Yılmaz Değişmez'in 10 masalık balıkçı lokantasına babamın yanında çok gidip geldim ve anlatılanlar o 6 parmaklı adamdı...

Altıparmak caddesinin altı şimdi olduğu gibi Çırpan mahallesiydi ve şuan resmi evrakta Darmstdat ama halk dilinde Çarşamba pazarı olan yer o zamanlar açık bir araziydi... Kışın çamurdan geçilmezdi. Hak verirsiniz ki o zamanlar Bursa bu kadar büyük değildi ve rezil edilmemişti... İlkokul çağlarımdan bahsediyorum. Pazartesi ve Cumartesi günleri şuan Heykeldeki Tarihi Belediye binasının altında, Salı günü Muradiye, Çarşamba günü Çırpan altında, Perşembe günü Yeşile gelmeden müzenin üstünde Teleferik yoluna doğru çıkan yerde, Cuma günü ise Yıldırım Külliyesi civarında halk pazarları kurulurdu... Ve ne gariptirki şimdilerde olduğu gibi esnaf pazarları paylaşmıyordu, çünkü çoğunluğu köylerden geliyordu. Mesela Muradiye'ye dağ eteklerindeki köylerden gelirdi sebzeler, Çongara fasulyesi, dağ çileği, kestane ve ceviz... Biz köy ekmeklerini dahi o pazarlardan alırdık. Çırpan altında çarşamba ve heykelde pazartesi-cumartesi günleri kurulan pazarlar daha çeşitliydi. Bursa ovasından ve şehir dışından sebze ve özellikle meyveler gelirdi renk renk, çeşit çeşit... İşte böyledir Çarşamba adıyla anılan semtin hikayesi.


aydemir kartalogullari
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 02:42
TEFERRÜÇ ve ZEYNİLER


TEFERRÜÇ VE ZEYNİLER VE BEŞEVLER

Sevgili Akın Kurtoğlu anlattığı gibi Teferrüç gezinti, eğlence yeri anlamındadır... Ama yazılımı Teferrüçgah'tır.

Uludağ 1925 yılındaki 1.Coğrafya Kongresine kadar Keşiş dağı olarak anılmış ve yazılmıştır. Şuan dahi Keles, İnegöl'ün dağ eteklerindeki köyleri ve Karacabey'li yaşlılar Keşiş derler. Uludağ'ın yaz aylarında serinliği ve güzellikleri ile dervişlere teferrüçgah görevi gördüğü yazar kitaplarda. Türkistan'dan gelerek bugün Emirsultan'ın altında ki Zeyniler mahallesinde tekkesini kuran Abdüllatif Kutsi Efendi'nin başında olduğu Zeyniye tarikati önemli tasavvuf ekollerinden biridir.  Fetih sonrası Sultan Mehmet'in İstanbul'a davet ettiği ve bir semte ismini veren Konyalı Şeyh Vefa (Bknz: http://nedir.antoloji.com/vefa-konevi/) Kutsi'nin yanında yetişmiştir.

Abdüllatif Kutsi'nin 1452 yılında ölmesi ile dergahın başına müridi Manavgatlı Şeyh Tacettin Efendi geçmiştir. Tacettin efendi'nin zaman zaman Uludağ'a çıkarak inzivaya çekilmesi Zeyniler Yaylağı'nın nüvesini teşkil etmiştir ve daha sonra burası hamam dahil bir külliye haline getirilmiştir. Bazı kalıntıları bu güne dahi ulaşan Zeyniler dergahı asırlar boyunca dervişlere hizmet vermiştir. Bundandır ki buraya önceleri Zeyniler denmiştir.

ZEYNİLER KÖYÜ - BEŞEVLER MAHALLESİ

Ahıska'dan Türkiye'ye göç eden ve mecburi iskanla Bursa'ya gönderilen Ahıska Türklerinden 5 aileye, Vali Haşim İşcan zamanında Ankara yolu üzerindeki Arabayatağı mahallesi yerleşmeleri için gösterilir. Ovanın sulak olması ve dağ havasına alışkın olmaları nedeniyle gelenler bir süre sonra bölgeden rahatsızlık duymaya başlarlar. Ve Valiliğe başvurarak dağ eteklerinde kendilerine yerleşecekleri bir yer isterler. Bir süre sonra Askeri Lisenin üstünde bugün Teferrüç olarak anılan yere yerleşmelerine karar verilir. Ve 5 aileden oluşan Ahıskalılar buranın ilk sakinleri olurlar. (İlk yerleşimcilerin varisleri Zümrütevler muhtarı, Çancılar'daki Bozkurt silahçısı, İzci lideri ve öğretmen Aydın Yıldırır, Emekli Subay ve Burfaş eski yönetim kurulu başkanı Celil Yıldırır) Daha sonraları Tacettin Efendi dergahına giden patika yoldan ilerleyerek kaplıkaya deresinin batısında, kadıyaylanın doğusunda, gülpınarın beslediği arazide tarıma başlarlar. Sonrasında buraları sahiplenirler, ekip biçerler... İlk gelen 5 aile hayvanları için ahırlar ve bağ-bahçe evleri yaparlar, topu temeli 5 adet... Ondandır ki sonraları buraya beşevler derler. 80'li yıllarda patika genişletilip yol açıldıktan sonra burası yerleşime açıldı ve villalar yapılmaya başlandı. Halkın "yabancılara arazi satılmayacak" kararına rağmen yerler bildiğiniz sebeplerden dolayı satıldı... Ve 5 evler sonrasında mahalleye dönüştü. Muhtarı dahi Teferrüç semtinde oturur...

Ama ne gariptir ki bu köyde elektrik yok, telefon yok, çeşmelerden akan su yok, bakkal yok, kahve yok, kasap yok, okul yok... Yoklar arasında bir köy... Ve sorarlarsa söyleyin Avrupa kenti olduğunu iddia eden bir şehirde, Bursa'da elektiği, suyu, telefonu, okulu olmayan bir köy vardı, şimdi mahalle oldu ama yine yok...

Bu köy veya mahalle... Zeyniler köyü veya Beşevler mahallesi... Uludağ Sarıalan'dan Bursa'ya yürüyüş yapan trekking gruplarının güzergahındadır. Ve ne yazık ki burası (Necatibey Kız Meslek Lisesi- Erkek Lisesi- Çınar Lisesi öğretmenlerinin geziye katılan öğrencilerine anlattıklarına tanık oldum) Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu Romanının kahramanı öğretmen Feride'nin görev yaptığı yerdir. Ve hiç bir öğrenci de sormadı ki "Hocam buranın okulu nerede" diye.. Ve hiç biri de demedi ki "Feride'nin evi Kuşadası'ndadır" diye...

Şimdilik bu kadar...

Yakında ayrı bir başlıkta Uludağ Manastırları ve Dergahlarında görüşmek üzere...
Bursa'yı sevmeye ve onu yaşamaya devam edin...



osman KÜÇÜK
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 12:17

Aydemir KARTALOĞULLARI 'na teşekkür etmek istiyorum.Araştırarak ve dayanaklarıyla bu bilgileri bizimle paylaştığı için.Bende Muradiyeliyim halende oradayım ve  BURSA lıyım.
Arkadaşlarımdan ricam araştırmadan bilgi vermesinler.Bu,güzel şehrimizin yanlış tanınmasına sebep olur.


M.Özgür
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 15:44

Yaa arkadaşlar ben şimdi hangi bilginin doğru yanlış olduğunu nerden bilicem. ortada yanlış bişeyler varsa düzletseniz daha iyi olmazmı? yani böyle ortaya yazıp bazıları araştırmadan bizi yanıltıyor deyince herkes zan altında kalıyo. belki o yanlış denilen bilgiyi yazan da başka kaynaktan bulmuştur. sonuçta şehirlerin tarihler efsanelerle dolu. hangisinin aslında tam doğru olduğunu o devirde yaşayanlardan başkası bilemeyebilir. yanlış anlaşılmasın sadece merak ettim ondan yazdım

aydemir kartalogullari
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 16:44
Efsane ve Tarih


"Şehirlerin tarihleri efsanelerle dolu" derken Türkiye'de efsanelerle anılan hangi şehirden bahsedildiğini anlamış değilim. Herşehrin yazılı bir tarihi vardır... Bursa'da geçen tek efsane Hazreti Süleyman'ın kulağı ağır işiten vezirinin "Cennet Burası" lafını "Cennet Bursa" olarak anlamasıdır. Ve bu efsanede Can kavmi ile Cin kavminin savaşından bahsedilir. Efsane olan budur.

Frigler, Bythinialılar, Roma ve Bizans, Osmanlı dersen bu efsane değil tarihtir. Bursa'yı; sığındığı Bythinia Kralı Prusias'a minnet borcunu ödemek için Kartacalı Komutan Hannibal'in kurduğu efsane değil araştırmalar sonucu ortaya çıkan tarihi bir gerçektir.. Osmanlı'nın 24 yıl (kimi tarihçilere göre 15 yıl) muhasara altında tuttuğu Bursa kalesi M.Ö. II. yüzyılla tarihlendiği tarih kitaplarında yazar, internette de bulabilirsin. Osmangazinin gümüşlü kümbet dediği Aya Elia manastırıda tarihi bir gerçektir. Uludağ yamaçlarında ki Abdal Murad türbesinin Trikalis zaviyesinden devşirildiği, Üftade camiinin Bursa manastırı temelleri üzerine yapıldığı, Geyikli Babanın türbesinin önünde bizanstan kalma vaftiz havuzunun bulunduğuda gerçektir.

Bursa bildiğiniz gibi Osmanlı'nın ilk başkentidir. Ve şehirdeki semtler, sokaklar genellikle o devirlerde yaşamış ünlü kişilerin adlarını alır. 80' li yıllarda başlayan yoğun göç nedeniyle yeni yeni oluşmaya başlayan mahallelere de genellikle Belediye Meclis üyelerinin önermeleriyle kendi yörelerine uygun adlar verildiği de görülür.

Ben yazdığım bilgiler doğrudur diye iddia etmiyorum ama bir araştırın yalnış yazdığımı söyleyin diyebiliyorum. Yalnış anlaşılmasın bunu tartışma yaratmak açısından yazmıyorum. Evet doğrudur, madem bu şehirde yaşıyoruz ve bu şehrin tanıtılmasına katkıda bulunmak amacındayız okuyalım, araştıralım ve sonra yazalım derim.  

Unutmadan,onu da sabah buldum yazayım... Altıparmak mahallesi Fatih devri hocalarından Altıparmak lakaplı Abdullah Çelebi Bin Mehmet efendi tarafından 1471 yılında kurulmuş. (Öl.1623) 1513 yılında yaptırıldığı yazılan Altıparmak camii Osmangazi kaymakamlığının arkasında bulunur.


Ebru K.Türk
12 yıl önce - Prş 17 Ksm 2005, 19:05

İlk sayfada 6parmak ile ilgili olarak benim yazdığım rivayetlerden birisinde, orasının eski bir muhtarı ile ilgili 6 tane parmağı olduğu yönünde bilgiler duymuştum. Onu yazmıştım ama galiba o söylentinin asıl kaynağı senin yazdığın şeyler.

Tabi en doğrusunu bilip yazmak en güzelidir ama bazen doğrular da aslında yanlış çıkabiliyor. Ben de tüm bu sitedeki bilgileri doğru diye bildiğim yerlerden alıp, doğru olduğuna inanarak yazıyorum.

-----------------------------

Aşağıdaki metni tartışma yaratmak için yazmıyorum. Sadece bir konuyu açıklamış olmak adına belirtmek istedim.

Elbette tarihi kayıtlarda gerçekler vardır ama bazen o gerçeklerin bile değişerek halk arasında efsaneye (yada terim üzerine kavga çıkmasın -yanlış anlaşılan doğrulara- dersek daha uygun olur ) dönüşütüğünü de unutmayalım. Hatta öyle şeyler olur ki zamanla gerçekler unutulur, yanlış anlaşılmalar gerçekmiş gibi algılanır. Buna en güzel örnek hepimizin bildiği "Yemen Türküsü"'dür. Sözlerinde "Burası muştur yolu yokuştur..." diye söylenir. Ama türkünün muş ile ilgisi yoktur, Muş şehrimiz de yokuş değildir. Oradaki yer Yemen'in Huş şehri olmasına rağmen bizde dikkat ederseniz TRT sanatçıları bile o türküdeki ilgili kısmı gerçeği bildikleri halde Huş değil Muş ismiyle söyler. Çünkü bu durumun Huş yada Muş olmasının önemi yoktur. Aksine artık Muş olarak yerleşmiş ismi Huş diye söylemek daha çok insanların aklını karıştırır. Kesinlikle illede böyle olmasını savunmuyorum fakat Osmanlıca'da bir söz vardır. Günümüz türkçesi ile anladığım açık şekli "Geniş bir kesimin doğru kabul ettiği yanlışı, asıl gerçeklerden daha doğru kabul etmek bazen daha yararlı olabilir." -(Galatı-Meşhur, Mutlak-ı ... evladır) gibi bişeydi.- İşte bu sebepler yüzünden halk arasında çıkan bazı söylentiler zamanla yayılmış ve artık kaynak olarak bunlar gösterilir olmuşsa,  ve bu durum hiç bir kötü sonuç doğuracak nitelikte değilse, illede en doğrusunu bilmek bazen çok da gerekli olmayabilir. Yine aynı şekilde bana gelip de "Yaa Bursa'nın ne saçma semt adları var nerden bulurlar böyle şeyleri?" diye soran arkadaşıma hiç cevap verememiş olmaktansa kaynağı kesin doğru olmasa da en azından halkın bir kısmı tarafından doğru diye inanılan bilgileri vermeyi tercih ederim.

Bu arada ben konuyu yine dağıtma noktasına geldim.  Burada bitirsem iyi olur. Umarım anlatmak istediğim şeyi anlatabilmişimdir ve böyle önemsiz bir ayrıntı yüzünden kimseyi de üzüp kırmamışımdır. Hoşcakalın  



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet