1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4 |
| Hangi ülkelerle birlik olmalı |
| Türk Birliği |
 
|
38.5% |
[37] |
| Avrasya Birliği (Çin, Rusya, İran) |
 
|
8.3% |
[8] |
| Avrupa Birliği |
 
|
31.2% |
[30] |
| İslam Birliği |
 
|
18.8% |
[18] |
| Batı Asya Birliği |
 
|
1.0% |
[1] |
| Doğu Avrupa Birliği |
 
|
2.1% |
[2] |
|
| Toplam Oy : 96 |
|
 |
Ali Eren Seli
1 yıl önce - Prş 28 Tem 2022, 12:33
| Alıntı: |
Bir şey hayali, imkânsız diye vazgecilmez.atatürk ve bircok kahramanimiz vazgeçmedi inandı kazandı.tarihimizde hayali, imkansızı başarmak var. inanmayanlar zaten bizden değildir |
tabi doğru
Hatay (1939) Kıbrıs (1974) Kardak (1996) Karabağ (2020) Geç de olsa adalet yerini buluyor
darısı Keşmir için Filistin için ve Doğu Türkistan için olsun
|
 |
Ali Eren Seli
1 yıl önce - Pts 01 Ağu 2022, 12:20
| Alıntı: |
Benim en büyük hayallerimden biri İslam Birliği'nden sonra bir alt birlik olarak Türk Birliği'dir ve bu birliğinde kendine özgün harflerini(Göktürk harfleri)kullanmasıdır. |
neden olmasın İslam İşbirliği Teşkilatı geliştirilip bir İslam Paktı oluşur, oda İslam Birliği'ne dönüşür ve ortak dili de Kur'an-ı Kerim'in dili olur
ilaveten Türk Devletleri Teşkilatı geliştirilip Türk Birliği olur ve ortak dili de Göktürkçe olur
neticede Orhun Yazıtları ve Göktürk alfabesi kadar Türklüğümüz tartışılmaz ise Kur'an-ı Kerim ve alfabesi kadar da Müslümanlığımız tartışılmaz
Tanrı Dağı kadar Türklüğümüz uluysa Hira Dağı kadar da Müslümanlığımız azizdir
|
 |
İclal Aydeniz
10 ay önce - Cum 30 Eyl 2022, 17:39
| Alıntı: |
neden olmasın İslam İşbirliği Teşkilatı geliştirilip bir İslam Paktı oluşur, oda İslam Birliği'ne dönüşür ve ortak dili de Kur'an-ı Kerim'in dili olur |
bir zamanlar Erbakan da İslam dinarı ve İslam Paktı vaadediyordu ama işler Erbakan'ın dediği gibi olmadı,zira her İslam ülkesinin ajandası bambaşka
bir zamanlar stratejik derinlikçilik ve illüzyonculuk oynayan DAVIDoğlu serok ahmet hoca hazretleri de Allah nurunu tamamlayacak diye ortada geziyor,mehdinin çıkıp dünyayı İslam eğemenliği altına alacağına iman ediyordu tıpkı adnan tanrıverdi gibi...
Yeşil bir blok kurma hayaliyle yanıp kavrulan DAVIDoğlu, bir “Türk Kissinger’ı” olarak adlandırıldı, Foreign Policy dergisi onu dünyanın önde gelen 100 düşünürü arasında saydı.Amerikalı efendileri serok ahmedin sırtını sıvazladı böyle masallarla...
bu hayallere ilk olarak Suriye ile başlayan Davutoğlu Suriye ile Türkiye’nin entegrasyonundan söz etmeye başlamış, 2009’da vizeler kaldırılmış ve dahası bir yıl sonra Doğu Akdeniz Dörtlüsü adıyla Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında serbest dolaşımı öngören bir anlaşma imzalanmıştı.Davutoğlu iç savaş başlayıncaya kadar 60’tan fazla kez Suriye’ye gidecekti ama sonrasında Esad'ı devirip Şam'da Emevi camiinde namaz kılma hayalleriyle Türkiye'yi Suriye bataklığına gömecekti....
Davutoğlu efendinin kimyasını bozan gelişme ise Arap Baharı oldu. Ortadoğu'daki Baasçı ve laik düzenlerin tasfiyesi karşısında bir heyecana kapıldı. Arap dünyasında en örgütlü ve yaygın gruplar, bütün baskılara rağmen İslamcılar, onun da çatı örgütü sayılabilecek Müslüman Kardeşler’di. Tunus’tan Suriye’ye kadar uzanan coğrafyada Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesi karşısında serok ahmet,devrilen her bir diktatörden sonra büyük bir heyecanla “ırmağın kendi yatağını” bulduğunu yazıyor,Batı modernitesinin bir ürünü olan sınırların kalkarak yeni bir Ortadoğu jeopolitiğine geçildiğini müjdeliyordu. Halklarına yabancı rejimler gitmiş, bölge kendi kaynağına dönmüştü. Arap Baharı artık İttihat-ı İslam'ın baharına dönebilirdi. Tunus ve Mısır’da görece çabuk, Libya’da ise ABD ve Fransa’nın (Türkiye’nin de denizden askeri) katkısıyla rejimler yıkılmış, Suudi Arabistan bu süreçte maaşlara zam yaparak, Ürdün Kralı ise öyle bir kaynağa sahip olmadığı için hükümeti değiştirerek ve seçimlere giderek bu dalgayı atlatmaya çalışmıştı. Esad da Rusya ve İran'dan askeri destek alırken,BM daimi üyelerinden Rusya ve Çin'in Esad aleyhine alınan kararları veto etmesiyle bu dalganın kendisini teğet geçmesini sağlamıştı. Arap Baharı coşkusuyla Erdoğan'a seçim galibiyetlerini Şam’ın, Beyrut’un, Trablus’un kazancı olarak sunması ve Libya ve Mısır’da miting düzenlemesi noktasında gaz veren davutoğlu'na göre nasıl olsa bir entegrasyona doğru gidiliyor, bu ülkeler bir iç coğrafya haline geliyordu. Dahası ilişkiler devletten devlete değil, Davutoğlu ve AK Parti'den bu ülkelere doğru kurulmaya da başlanmıştı. Bunun kırılma noktası Eylül 2012’deki AK Parti Kongresine Mursi, Barzani, Halid Meşal, Gannuşi’nin diğer yabancı konuklarla birlikte katılması, ama bir tek Mursi ve Barzani ve Meşal’e konuşma yaptırılmasıydı. Mursi kısa süren iktidar deneyiminde hem Erdoğan'dan hem Davutoğlu'ndan hem de Hakan Fidan'dan destekler almıştı.Türkiye bir yandan Mısır-Türkiye-İran, öte yandan Mısır-Türkiye-Suudi Arabistan eksenlerini oluşturmaya çalışıyordu. Mursi Ağustos 2012’de İran’a kısa bir ziyaret gerçekleştirecek, Şubat 2013’te ise Ahmedinejat Mısır’ı ziyaret edecektir. Dolayısıyla, Suudi Arabistan’ın daha ihtiyatlı olduğu ama bir yanda merkezinde Türkiye’nin olduğu Mısır-İran ekseni, öte yanda yine Türkiye’nin öncü olacağı Tunus-Libya-Mısır-Gazze-Lübnan hattı kurulacaktı. Bu enternasyonalist İslamcı kuşak, bir yandan Şii-Sünni ayrılığını aşma potansiyeli taşırken, Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’yi Davutoğlu’nun hayalindeki merkez ülke, küresel bir güç yapacaktı.Bu jeopolitik eksenin eksik halkası olarak Esad'ın direndiği ve devrilmediği Suriye kalmıştı. İran’ı Esad’dan vazgeçmeye ikna etmek mümkün değildi ama İran da içinde bulunduğu yalıtılmışlık ve yaptırımlardan çıkmak adına, Suriye’de ayrı yerlerde durmakla birlikte Türkiye ile arasını iyi tutmayı ve özellikle Mısır’ı denkleme dahil etmeyi tercih etti.
Erdoğan ve Davutoğlu’nun, bölge ülkelerine demokratikleşme konusunda model olmak yerine,İttihat-ı İslam çabalarına girmeleri,Mursi yönetiminin Gazze kapısını açması, IMF ile anlaşmaya yanaşmaması, Sina Yarımadasına asker sokması ve İran ile yakınlaşmaya çalışması, Türkiye’nin İslamcı bir eksen kurma çabalarıyla birleşmesi aslında tatlı başlayan bu ümmet birliği rüyasının da kabusa dönüşmesinin ayak seslerini derinden hissettiriyordu.
Önce Tunus’ta muhaliflere suikast düzenlenmesi sonrasında Ennahda hükümetinin istifa etmek zorunda kalması, ardından Temmuz 2013’te Mısır’da Mursi’nin darbeyle devrilmesi Libya ve Yemen’de istikrarsızlık, iç çatışma ve düzenin kurulamaması Arap Baharını bitirirken, aynı zamanda İslam Birliği'nin gerçekleşmesine en yakın tarihsel an’ı da yıktı. Bu süreçten sonra Davutoğlu'nun inşa ettiği dış politika zihniyeti;Esad yıkılırsa, 2013 sonrasında Arap Baharının çöktüğü bir ortamda en azından Suriye’yi Müslüman Kardeşlere teslim edip, zararı minimize etmeye çalıştı. Bu politika Suriye içindeki tabloyu giderek ağırlaştırırken, Türkiye’nin içine iki milyonluk bir kitlenin göç etmesine yol açtı.
hem Suriye'de fiili bir YPG/PKK/PYD yapısı Davutoğlu'nun İslamcılık hayalleri yüzünden var edildi hem de Türkiye burada çok büyük faturalarla,bilançolarla yüzleşti.
üstelik Suudi Arabistan'la ve İran'la kurulmaya çalışılan ortak eksen de sonuç vermedi ve Şia İran da Vehhabi Suudiler de her fırsatta Türkiye'nin karşısında yer aldılar,son Karabağ Savaşında da Ermenistan'ı desteklediler.
bütün bu fiyaskolara rağmen Türk Birliği değil İslam Birliği diyen arkadaşlara bakınca daha çok musibet yaşayacağız gibime geliyor
|
 |
Gökhan Gök
5 ay önce - Cmt 18 Mar 2023, 10:01
TARİHTE BİR İLK.! 'TURAN' BİRLİĞİ ERDOĞAN'A DESTEK İSTEDİ.!
|
 |
Havva Fiğan
3 ay önce - Sal 23 May 2023, 18:28
| Alıntı: |
TARİHTE BİR İLK.! 'TURAN' BİRLİĞİ ERDOĞAN'A DESTEK İSTEDİ.!
|
Türk Devletleri Teşkilatı geliştirilerek Turan Paktı'na,İran ve Suudi Arabistan gibi birbirine hasım ülkelerin normalleşmeleri gibi adımların devamı gelerek Müslüman ülkelerin asgari müşterekliklere imza atmaları sağlanır ve İslam İşbirliği Teşkilatı bir gün İslam Paktı'na dönüştürülebilir
D-8 geliştirilip D-20 olabilir
Türkiye NATO-AB ve ŞİÖ-Avrasya Ekonomik Birliği-KGAÖ kutuplaşmalarına mahkum değildir
|
 |
Hulki Tarık Gemici
2 ay önce - Cum 23 Hzr 2023, 15:46
| Alıntı: |
Ben Türk İslam Birliğinden yanayım. Orta Asya Türk devletleri ve Müslüman devletler bir araya getirilebilirse AB ve ŞİÖ den daha etkili bir birlik kurulabilir
Diğer Türk cumhuriyetleri önce başlarındaki Rusya yanlı diktatörlerden kurtulsunlar. En büyük engel Ruslara yakınlıkları.
Şu aşamada bu mümkün değil bana göre. Bunun olmasını çok isteriz ama hali hazırda orta asya Türki cumhuriyetleri ne ekonomik olarak ne siyasi olarak ne de askeri kuvvet olarak bunu karşılayacak düzeyde değiller.
Mesela Kırgızistan gibi bir sosyal düzeni olmayan ekonomisi kötü ve rüşvetin artık kangren gibi olmuş bir ülkeyle nasıl birlik kurulabilir.
Bence Erdoğan da bunları düşündüğü için avrupa olmazsa şangay beşlisi olur diyor. |
Türkiye, Sovyetlerin dağılmasından sonra büyük bir hevesle atıldığı Orta Asya’da 30 yılın ardından bazı mevziler elde etmiş durumda. Bölgedeki siyasi, ekonomik, kültürel varlığını gün geçtikçe arttırıyor. Azerbaycan ile ilişkilerde gelinen son seviye, Orta Asya ile olan ilişkilerini daha da derinleştirme ihtimalini de güçlendirmiş görünüyor. Türkmen doğal gazının Hazar denizinden boru hattıyla Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması ihtimali konuşuluyor. Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişiminin parçası olacak bazı ticaret güzergahlarının Orta Asya-Kafkasya-Türkiye ya da Orta Asya-İran-Türkiye üzerinden geçmesi muhtemel görünüyor.
Türkiye bölge üzerinde rekabet halinde olduğu Çin ve Rusya ile koordinasyonunu sağlamak zorunda. Ancak yakın gelecekte ŞİÖ üyesi olması zor. Örgütün yapısı Türkiye’nin üyesi olduğu NATO ve Avrupa Birliği ile tesis etmiş olduğu gümrük birliğinin bir alternatifi olmasına da imkan vermiyor.
|
 |
111Samet
2 ay önce - Cum 23 Hzr 2023, 23:53
Bence Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti en azından Türk devletleri veya İslam devletleri tarafından tanınmalı. Bu konuda da çalışmalıyız. Avrupa Birliğine girmek te önemli.
|
 |
Ulaşım Uzmanı
2 ay önce - Cmt 24 Hzr 2023, 10:58
Avrupa Birliği daha yararlı özellikle de hukuk alanında bize çok yarar sağlar
|
 |
sayfa 4 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|