Basketboldan da sorumlu olan başkan vekili Semih Özsoy, görevinden istifa etti.
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Sayın Semih Özsoy'un yönetim kurulumuzdan istifa ettiğine dair dilekçesi tarafımıza ulaşmıştır.
Bu dilekçeye istinaden Yönetim Kurulumuzca alınan karar doğrultusunda Sayın Semih Özsoy'un istifası kabul edilmiştir.
Başkan Vekilliği görevini sürdürdüğü iki yılı aşkın bu sürede göstermiş olduğu özverili çalışmaları, kulübümüze yapmış olduğu değerli katkılar ve verdiği emekleri için kendisine teşekkür eder, kararın hayırlı olmasını dileriz.
Milliyet Gazetesi'nde Tayfun Bayındır imzasıyla yayınlanan haberin ayrıntıları
Fenerbahçe’de Ali Koç başkanlığındaki ikinci sezona küçük pansumanlar ama yönetimdeki büyük çatlaklarla girilir...
Burhan Karaçam, Şaban Erdikler, Tankut Turnaoğlu gibi önemli isimler yönetim kurulu toplantılarına mazeret bildirmeye başlarlar. Bu ekibe sonralarda Erol Bilecik de dahil olur.
Özellikle Karaçam’ın kırgın ve küskün olduğu medyaya yansır.
Tüm bunlar olurken futbol takımındaki başarısız sonuçların yanına bir de Semih Özsoy’un kontrolündeki basketbol şubesinin kötü sonuçları eklenir.
Sosyal medya yine Özsoy’a yüklenmektedir.
Bu arada Fenerbahçe Beko Başantrenörü Zeljko Obradoviç’in sözleşme yenileme zamanı gelmiş ve taraftar da bu konuda büyük baskı kurmuştur.
Obradoviç ile mutlaka sözleşme imzalanmasından yana olan Özsoy bir kaç kez dünyaca ünlü antrenörle masaya oturur.
Bu toplantıların sonuçlarını Ali Koç’a her aktardığında ise “Sezon bitsin” yanıtını alır. Bunun üzerine Obradoviç arka arkaya iki kez istifa eder.
Obradoviç’i istifadan döndürmek için Semih Özsoy devreye girer.
İlk istifada yüz yüze görüşen ve Obra’yı sakinleştiren Özsoy, ikinci istifa sonrasında ise “Yeni bir hikaye yazacağız ve yine komutan sen olacaksın” mesajı atarak Obradoviç’in gönlünü alır.
Tüm bunlar olurken Semih Özsoy’un basketbol şubesindeki görevinden alındığı yerine ise Tankut Turnaoğlu’nun getirildiği haberleri çıkar.
İlk yönetim kurulu toplantısında Turnaoğlu söz alır ve “Böyle bir durum yok. Haberi yalanlayalım” der. Semih Özsoy yalanlamaya gerek olmadığını söyler, araya Erol Bilecik girer “Bu bizim büyük hatamız, yanlış oldu düzeltmemiz gerek” değerlendirmesinde bulunur.
Ali Koç ise çok fazla yorum yapmaz. Konu orada kapanır. Pandemi günlerinin hemen başında sorun daha da büyür.
Ligler iptal edilmiştir ama Obra’ya başta Barcelona olmak üzere Avrupa’dan teklif üzerine teklif yağmaktadır.
Sırp hoca özel uçakla İstanbul’a gelir ve ayağının tozuyla Semih Özsoy ile yemeğe gider. Yemekte, sözleşmesinde indirime giderek Fenerbahçe’de kalacağını, kulübün bütçe kısıtlamasına gitmesini anlayışla karşıladığını ve yeni bütçeye göre bir takım oluşturacağını Özsoy’a söyler.
Obra kendi maaşıyla ilgili hiçbir talepte bulunmaz. Obradoviç ve Fenerbahçe basketbol takımının geleceği bu yemekte masaya yatırılmışken, Ali Koç aynı saatlerde Fenerbahçe TV’de ‘İcraatın İçinden’ programında Can Gebetaş’ın sorularını yanıtlamaktadır.
Obradoviç sorusu geldiğinde ise “Arkadaşlar şu an yemekte birlikteler, sorun yok. Obradoviç Fenerbahçe’de dilediği kadar kalabilir” açıklamasını yapar.
Ali Koç aslında başından beri Obradoviç’e açık çek vermesine ve koşulsuz kalmasını istemesine rağmen Sırp hocadan hiçbir zaman net yanıt alamamıştır.
Ertesi gün Obradoviç, İstanbul’dan ayrılır. Obra’yı havalimanına kadar Ali Koç getirip uğurlar...
Koç’un içi rahattır. Büyük bir sorun çözülmüştür, Obradoviç kalmış gibi açıklamalar yapılır ama kısa bir süre sonra Fenerbahçelileri şoka uğratan açıklama gelir.
Obra “Yokum” demiştir….(Fenerbahçe içindeki önemli kaynaklar Ali Koç’un bu süreçte Obradoviç’e çok sıcak yaklaşmasına karşın Obra’nın 500 bin dolarlık fark yüzünden görevi bıraktığını iddia ediyorlar.)
Başantrenörümüz Igor Kokoskov: Fenerbahçe dünyadaki en büyük basketbol markalarından biri
Fenerbahçe Beko Basketbol Takımımızın Başantrenörü Igor Kokoskov, Fenerbahçe TV’de yayınlanan Günün Röportajı programına konuk oldu.
Alıntı:
İlk olarak adaptasyon sürecinden bahseden Igor Kokoskov, “Çok hızlı bir geçiş oldu.
Birkaç hafta öncesine kadar Kings’le birlikte Florida’da NBA fanusundaydık (NBA Bubble, pandemiye karşı tedbir olarak takımların bir arada bulunduğu alan).
NBA daha şanslıydı EuroLeague ve Türkiye liginden.
Devam etme şansı oldu. Burada olduğum için çok mutluyum.
İlk izlenimlerim çok güzel. Zaten İstanbul sevdiğim bir şehir.” dedi.
1990 yılında yaşadığı trafik kazası ve bu kazanın hayatına olan etkisini anlatan Kokoskov, “Çok kötü bir andı.
Bir trafik kazası geçirdim ve elimden hayatımın en önemli şeylerinden biri olan basketbolu ve sporu almış oldu.
Ne kadar kötü bir an da olsa o an sadece şuna şükrettim; çok daha kötü olabilirdi.
En azından basketbolun içinde kalma şansım vardı, yürüyebiliyordum ve özgürdüm. Aslında bu yukarıdan gelen bir mesaj gibiydi sahip olduğumuz şeylere şükretmek adına.
Daha kötüsü de olabilir. Aslında bir yandan bir şans da oldu başka şeylere sebep olan.
O mesajı aldım ve en iyi şekilde kullanmaya çalıştım. 21 yaşıma kadar fiziksel olarak kendimi toparlayıp antrenörlüğe başladım küçük takımlarda, altyapılarda.” şeklinde konuştu.
BABAM PROFESYONEL FUTBOLCUYDU
Başantrenörümüz Igor Kokoskov basketbola nasıl başladığını ise şu sözlerle aktardı: “Babam profesyonel futbolcuydu.
O yüzden kafam hiç karışmadı, sporun içinde olacağımı biliyordum. Hayattaki tek çelişkim; futbolcu mu olmalıyım, arkadaşlarım gibi basketbolcu mu olmalıyım?
İlkokulda arkadaşlarımla hep basketbol oynuyordum. Basketbolu tercih ettim ve babam da kararıma saygı duydu.
Aslında büyüdüğüm zaman Sırbistan’dan öte Yugoslavya’ydı.
Spor açısından çok güçlü ve sistemli olarak ilerleyen bir yerdi. Sistemin en önemli parçası da genç oyunculara verilen önemdi.”
NBA’de uzun süre sürdürdüğü antrenörlük serüvenine de değinen Kokoskov, “İlk seyahatlerim antrenörlük değişim programı gibi bir şey içindi.
25-26 yaşlarımdaydım ve tüm seyahatlerimi kendim organize ediyordum.
Ama NBA ve NCAA o kadar uzak ve dokunulmaz yerlerdi ki bizim çok fazla ulaşma şansımız yoktu o dönemde.
Benim aslında oraya gidiş amaçlarım daha çok bilgi ve bir şeyler öğrenmek adınaydı.
Çünkü o dönemde hem Partizan’da çalışıyordum hem de Sırp milli takımının asistan koçuydum. Bilgiler öğrenmek, değişik şeyler tatmak için gidiyordum.
Gittiğim zamanda da ne kadar ulaşılmaz da olsa kapılar açıktı hem kolej hem de NBA açısından. Eğitim, bilgi için birçok fırsat tanındı.
Ama çok farklı bir dünyaydı. 20 yılla kıyaslayınca şu an çok daha kozmopolit, çok daha uluslararası boyutlarda.
En iyisi ben değildim ama şans olarak ilk olanlardandım.
Hem ilk gençtim, hem NBA’deki ilk yabancı uluslararası koçtum, All Star takımında yer alan, şampiyon olan bir takımda yer alan ilklerdendim. En iyisi olmayabilirim ama ilklerdendim.” ifadelerini kullandı.
AVRUPA'NIN KÖKLÜ BİR BASKETBOLU VAR
NBA’in yıllar içindeki gelişimini ise Igor Kokoskov şu şekilde aktardı: “20 yıl önce ilk NBA’e başladığımda NBA ne kadar stratejik, planlı ve akıllıca da yapsa bir sonraki adımların ne olacağını henüz bilmiyorlardı.
Medyanın her zaman sorduğu soru da NBA Avrupa bölümünün ne zaman başlayacağı oluyordu. Ürünü korumak adına asıl yeri Amerika olup bütün dünyaya sunulacak bir şekilde olmasını istediler.
NBA’in direkt Çin’e veya Avrupa’ya taşınma şeklinde değil, ana merkezi Amerika olup ürünü bütün dünyaya pazarlamak, basketbol dünyasının merkezleşmesi gibi bir şey oldu çünkü bütün dünya o pazar üzerinden ilerliyor.
Aslında Avrupa’daki basketbol dünyasından daha akıllı değil. Sadece daha erken başladılar. Bunu bir ürün olarak, kar getiren bir proje olarak sunmaya 30 yıl önce başladılar.
Finansal ve pazarlama açısından da bütün dünyayı domine ettikleri için bu da oyunculara çok cazip geliyor.
O yüzden hepsi onun bir parçası olmak istiyor. NBA’in devam edebilmesi için Disney World’ün içinde bubblea 3 aylık bir süreç için 170 milyon dolar harcadılar.
Sadece ürünün değerinin ve pazarlamasının devam etmesi için. NBA’ ne kadar domine etse de, lider olsa da bizim hevesimizin kırılmaması lazım çünkü Çin ayrı olsun, Avrupa ayrı olsun buranın zaten tarihi, köklü bir basketbolu var ve çok daha iyi yerlere geleceğine eminim.”
NBA ve milli takımlardaki yoğun programından da bahseden Kokoskov, “Kendimi her zaman NBA’de çalışan Avrupalı bir koç olarak tanıtmışımdır.
Son 14 yıldır zaten Avrupa basketbolunun içindeyim, FIBA’nın içinde. Milli takımlarla çalışıyorum. Sırbistan milli takımında Obradovic’in asistan koçuydum.
Sonra Gürcistan’da çalıştım ve son olarak da Slovenya’da. Çok uzun süre çalışmalar gerekti. Milli takım ve NBA’den hiçbir zaman kopmadım.
Milli takımlarla çalışırken bir sezonum 11 ay sürüyordu, ailem en yakın. Çok fazla özveride bulunmanız gerekiyor.” dedi.
OBRADOVİC'E 'FENERBAHÇE İLE AVRUPA ŞAMPİYONU OLACAKSINIZ' DEMİŞTİM
Eski Başantrenörümüz Zeljko Obradovic’le ilgili ise Igor Kokoskov, “Obradovic çok saygı duyduğum, sevdiğim, izlediğim birisi. Hem mentörüm hem de çok yakın arkadaşım. İlk Fenerbahçe’ye geldiğinde asistan koç olma görevini konuştuk ama o Phoenix Suns’la devam eden bir kontratım olduğu için benim için doğru zaman değildi. Ona, ‘Gidip bensiz Avrupa şampiyonu olacaksınız.’ demiştim. Gidip yaptı da.” diye konuştu.
Fenerbahçe Beko’ya transferinin öncesinde eski takımı Sacramento Kings’de görev alan eski oyuncularımız Bogdan Bogdanovic ve Nemenja Bjelica’nın görüşlerini aktaran Igor Kokoskov, “Hepsiyle konuşma şansım oldu. Bogdan ve Bjelica’yla sürekli birlikteydik aynı takımda olduğumuz için. Burayla ilgili hepsinin çok güzel sözleri oldu. Hem bu takımla ilgili hem de İstanbul ve Türkiye’de yaşamakla ilgili.” dedi.
Gelecek sezon oynatacağı basketbol stiliyle ilgili de konuşan Igor Kokoskov, “Amerika’ya taşındığımda ‘Koçluk açısından özelliğin nedir?’ diye sordular.
Çünkü NBA takımlarının çok geniş staffı var.
Herkesin özel olduğu, iyi olduğu ayrı bir onu var. Aslında Avrupa’da koç olmanın en büyük avantajlarından birisi, her şeyi yapıyorsunuz.
Antrenman planı, antrenörlük, scouting… Birçok bilgi ve konuya sahip oluyorsunuz. İlk işim LA Clippers’dı ve tarihin en genç NBA takımıydı.
Oradaki hedefimiz genç oyuncuları geliştirmekti. Sonra Detroit’te de veteranlar takımı vardı, oradaki tek amaç kazananlar takımı olmasıydı.
Gerçekten de öyle oldu, 5 konferans finali oynadık, 2 NBA finali oynadık ve 1 tane yüzüğümüz oldu.
Oradaki amaç kazanan takımı oluşturmaktı.
Çok iyi bir takımdık ama yavaş oynayan bir takımdık. Phoenix’e gittiğimizde de Steve Nash vardı.
5 yıl birlikte çalıştık ve kariyerinin en zirve noktasındaydık.
Hatta özel tişörtler yaptırdık, ‘Steve’le koşun’ diye. Antrenör olarak elinize nasıl bir takım veriliyorsa aslında ona adapte olmanız gerekiyor.
Clippers’da genç bir takımla oynadık, Detroit’te daha yavaş bir takımla oynadık. Sonra Phoenix’e geldik, daha hızlı bir takım.
Elinizde nasıl bir malzeme varsa ona adapte olmanız gerekiyor. Hepimiz aslında şefler gibiyiz. Elimize ne malzeme verilirse en güzel yemeği sunmaya çalışıyoruz.
Güzel olan da bu zaten. Siz yaratıyorsunuz. Her takımın zayıf ve iyi noktaları vardır. Zayıf noktaları kapatıp güçlü noktaları daha da iyi yapmamız gerekiyor.
Soyunma odasında da oyunculara söylediğim bir şey; ‘Önemli olan antrenör değil, iyi takımlar oyunculardan oluşur.’ O yüzden her şey oyuncularda bitiyor.
İşim antrenör olarak aslında kararları vermek ama bu takım Nando'nun takımı, Jan’ın takımı, yani oyuncuların takımı.” ifadelerine değindi.
Covid-19 pandemisine de değinen Kokoskov, “Bunu hep konuşuyoruz. Bu bizim bir gerçeğimiz. Hem bireyler olarak hem takım olarak.
O yüzden ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz. Hala covidle ilgili çok fazla belirsizlik var. Etrafımızda ve kesinlikle kontrolümüzün altında değil.
Sporun içinde çalışanlar olarak çok fazla şey yapamıyoruz. Biz hep bir sonraki antrenman, ileriki günlerle ilgili çalışıyoruz, konuşuyoruz. Covid hep gündemimizde ama yapabileceğimiz çok fazla da bir şey yok.” şeklinde konuştu.
BAŞARIYA AÇ BİR OYUNCU GRUBUMUZ VAR
Gelecek sezon EuroLeague’de yaşanacak rekabeti değerlendiren Başantrenörümüz Igor Kokoskov, “ Antrenör olarak takımdan çok memnunum.
Hem devam eden eski oyuncularla hem de yeni gelenlerle birlikte çalışmaktan çok memnunum.
Çok sağlıklı ve aynı zamanda başarıya aç, formayı giymeyi isteyen bir oyuncu grubumuz var.
12 oyuncu var ve hepsi birbirine çok güzel şekilde uyum sağlıyor. Hepsi oynamaya da açlar.
Tüm rakiplerimize karşı saygılı olacağız. Hem bir sonraki maçı kazanmak için elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.
İletişimin önemine değinen Kokoskov, “İletişim gerçekten çok önemli. Her seviyede.
Soyunma odasında, kulüp bazında, takım bazında… Tamam, takım oyunculara ait ama sonuçta bu maçı taraftar için oynuyoruz.
Onlar olmayınca hiçbir anlamı kalmıyor.
Beklentilerin farkındayım çünkü Fenerbahçe dünyadaki en büyük basketbol markalarından biri.
Bizim en büyük görevimiz de sahada elimizden gelen her şeyi yapmak.
Her maçı kazanacağımıza söz veremiyoruz ama her şeyimizle oynayacağımıza söz veriyoruz ve bu bizim en büyük görevimiz.” dedi.
Son olarak NBA’deki favorisini aktaran Kokoskov, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Toronto çok iyi durumda, Clipper iyi durumda ama benim dileğim hiç beklenmeyen bu başarıya ulaşması mesela Utah gibi.
Tabii verdiğim bu bilgiler üzerine lütfen bahisler oynamayın. Hala NBA‘i izleme şansımızın olması ve ilerisi için umut olması çok güzel.”