Hakemlerin Vesely 'ye çaldıkları komik hücum fauller sonucu oyun dışı kalması yetmediği gibi bir de diskalifiye oldu. Maç bizim için bitti böylece. Takım da tamamen dağıldı.
Dolayısıyla başarısız diyemeyiz beklenti buydu; ancak ligin başlamasıyla transfer fiyaskolarını ve bir anda ligde sonları görünce bugün gelinen nokta başarılı diyebiliriz.
Kokoskov Avrupa'yı tanıdı transferde biraz sazı eline alırsa seneye daha iyi olabilir diye düşünüyorum.
Ama herşeye rağmen takım pandemide yere serilmeseydi, bireysel sokak basketçisi Lorenzo Brown ve takım oyunundan uzak, kafasına göre takılan ve Berkay'dan kesinlikle çok aşağıda olan Danilo Barthel'e "rağmen" tur atlayabilirdi.
Fenerbahçe basketbol ekolü çok açık bir şekilde "takım basketbolu" anlayışı üzerine kuruludur.
Başarıları, final-fourları hep bu şekilde elde ettik.
Önümüzdeki yıl için kalması gereken isimler çok belli: Vesely, De Colo, Pierre, Guduric, Biberovic.
Sezon bitişini bile beklemeden takımı aşağıya çeken veya hiçbir katkı sağlayamayan isimlere yol vermeli.
Başta Lorenzo Brown ve Danilo Barthel. Hemen ardından 3-0'a takım kaptanı olarak hiçbir tepki bile göstermeyen,olanı biteni seyreden "kaptan" Melih.
Kusura bakma Melih, böyle kaptanlık olmaz!
Önümüzdeki yıl maceraya hiç gerek yok; umarım Alperen Şengün, Şehmus Hazer, Doğuş Özdemiroğlu gibi kendini kanıtlamış ve başarıya aç yerli oyuncularla Türk rotasyonumuza bir derinlik katıp, performansından kesinlikle emin olabileceğimiz bir 1 ve 5 numara transfer etmeliyiz.
Bu sene kaybedilen tüm maçlarda Brown'ın atamadığı sayılar, yapamadığı asistler, Barthel'in alamadığı ribaundlar var, kör göze parmak.
Mağlubiyet için üzülmeyelim renktaşlar, aslında hepimiz biliyorduk tek başına Vesely-De Colo-Guduric triosunun yetemeyeceğini.
Bunlara Ahmet Düverioğlu ve Kyle O'Quinn 'i de ekleyebiliriz. Diğerlerine güle güle denilmeli bence de.
Yedeklerinin katkısı bu kadar düşük olan bir takım var mıydı Eurolig' de bu sezon bilemiyorum.
Bu arada Moskova' daki maçta Ahmet bel ağrıları nedeniyle benchte olsa da süre almamış.
Basketbol yazarı Gökhan Türe dünkü hakem yönetimi ve Euroleague'in hakkaniyetden uzak adalet yoksun kararlarını yerden yere vurmuş.
Euroleague, bundan 20 yıl önce FIBA’dan bağımsız bir organizasyon olarak hayata geçip Avrupa’nın elit kulüplerini çatısı altında toplarken, bu yolu tercih etmesinin en önemli gerekçelerinden biri, artık kabak tadı veren hakem skandallarıydı.
Euroleague yönetimi, verdiği mesajlarda da hep “adalet” konusunu işliyor ve hakemlerin kulüplerle arasına mesafe koyarak önemli bir hamle yapıyordu.
FIBA organizasyonlarında abartılı “hakem ağırlama (!)” yöntemlerinin (özellikle pahalı hediyeler) hem hakemlik müessesesine olan güveni azalttığını hem de doğal olarak spekülasyonlara yol açtığını gerekçe gösteriyorlardı.
Haklıydılar da… İşin cılkı çıkmıştı. “Hakem bütçesi geniş (!)” olan kulüpler sahada bariz biçimde kayırılıyorlardı.
İlk etapta gerçekten de hakemlerin hem aldıkları ücretlerin arttırılması hem de kulüplerden izole edilmeleriyle “profesyonel” yapıya kavuşturulması yerinde bir hamleydi.
NEREDE KALDI FARKINIZ?
Ancak, aradan geçen 20 yıl sonunda, her geçen yıl daha da vahim bir hal alan “hakem katliamları”, Euroleague organizasyonu bünyesindeki oluşumun da çivisinin çıktığının göstergesi… Kuruluş amacına ihanet ediyorlar!..
En net ve vahim örneğine, hatta Euroleague tarihinin en büyük “hakem katliamına” dün gece Ülker Arena’da şahitlik ettik!..
Şunu peşinen söyleyelim… Hakem müdahalesi olmasa da CSKA dünkü maçı kazanabilirdi.
Clyburn ve Lundberg’in kariyer maçlarını oynadığı gecede bu mümkündü.
Ancak zaten sıkıntı, Fenerbahçe BEKO’ya “mücadele etme” şansının tanınmamış olmasıydı.
Robert Lottermoser, Sasa Pukl ve Tomasz Trawicki hakem üçlüsünün, her ne kadar niyetleri belli olsa da eminim dünkü maçı oturup tekrar izlerken kendilerinin bile mideleri bulanacaktır!..
BİR MOSKOVA’YA BAKIN, BİR DE DÜNE!
Moskova’da geçen hafta oynanan ilk iki maçın sertlik düzeyini bir hatırlayın… Zaten hem sakatlık hem de COVID-19 vakalarıyla darbe yemiş Fenerbahçe BEKO’nun “üretebilen” yegane iki ismi De Colo ve Guduric, Moskova’da bir gün arayla 2’şer dayak yediler resmen!.
De Colo da 27 sayı bulduğu ilk maçın ardından ikinci karşılaşmanın henüz başında Kurbanov’un tekme tokat savunmasıyla (hem de faul bile çalınmadan!) ağzı burnu kan içinde kenara gelişi sonrası her süre aldığında darbelere maruz kalmaya devam etmişti.
CSKA’nın bu seviyede kollandığına yakın geçmişte çokça şahit olmuştuk; bu açıdan olağan karşıladık!..
İstanbul’daki rövanşta da Fenerbahçe BEKO’nun “ev sahibi” olarak, Moskova’daki kadar “vahşice” olmasa da sertliğin dozajını yukarıda tutmasını bekliyorduk.
Vesely de Ahmet’le birlikte fedakarlık yaparak sahadaydı. 12-0’lık başlangıç, Fenerbahçe’nin kararlılığının da göstergesiydi.
Ancak Sarı-Lacivertliler’in verdiği reaksiyon, ikinci çeyrekten itibaren çalınan ve çalınmayan “akıl almaz” düdüklerle yerini kaosa bıraktı.
De Colo’yu 2. maçta kan revan içinde bırakan Kurbanov, sahalara geri dönen Vesely’nin de “icabına bakmaya” çalıştı önce!..
İstanbul’da da kaldığı yerden devam ediyordu. Pozisyon çok net olduğu için ıkına sıkına sportmenlik dışı faul çaldılar.
MVP ÖDÜLÜNÜ HAK ETTİLER!
Biz tribünden “acaba bu özgüveni ve ayrıcalığı nereden buluyor?” derken, ikinci çeyrekte Fenerbahçe’nin üç uzunu, Vesely, Barthel ve Ahmet “bir çırpıda” iki faulü yükseldiler.
Kısacası ev sahibi olmak da Sarı-Lacivertliler’in kaderini değiştirmedi.
Sertliği uygulayan CSKA, faul problemine giren Fenerbahçeli oyuncular oldu
Hele Vesely’ye ikinci yarının başında üst üste çalınan iki hücum faul, saç baş yoldurtacak cinstendi!..
İlkinde rakibine en ufak teması olmayan Vesely, ardından Shengelia’nın hareketli perdelemesinde faule maruz kaldı.
Ama o da ne?.. Vesely’le 4. faul çıktı!..
Çek pivot da haklı olarak isyan etti, pozisyonu anlatmaya çabaladı, ama olmadı.
Bir de itirazdan teknik faul aldı!.. 5 faulle kenara geldi.
Kısacası, Fenerbahçe’ye serinin 3. maçında hayat veren, takımını ayağa kaldıran Vesely, birbirinden ucuz faullerle kendini benchte buldu!..
Fenerbahçe’ye daha ağır bir darbe nasıl vurulabilirdi?..
Bu da yetmedi!.. Lottermoser’in kaldığı yerden bu sefer Pukl devam etti.
Oyuna bakacağına kenardaki Vesely’yi takip etmeyi sürdüren Pukl, Çek pivotu sahadan attı.
Bu arada CSKA da Fenerbahçe şoku atlatamadan, günümüzün moda tabiriyle “Atı Aldı, Üsküdar’ı geçti!..” Durun; bitmedi.
Cilayı ve finali de adı sanı duyulmamış Polonyalı Trawicki yaptı.
O da ağabeylerinden geri kalmadı.
Kokoskov’un yerine 2 maçtır baş antrenör olarak görev yapan yardımcısı Erdem Can’a, çizgi ihlali gerekçesiyle bastı teknik faulü!.. Sonrası mı; tam bir tiyatro!..
KEPAZELİĞİN HESABI SORULMALI
Fenerbahçe BEKO’nun mental olarak dağılıp oyundan düşmesi, CSKA’nın da bundan fayda ile arayı açıp, maçı geri dönüşü olmayan yola sokması… Maç 23. dakikada bitti, gitti!..
Şimdi Euroleague yönetimine soruyorum!..
Play-Off gibi bütün sezonun emeğinin meyvesini alacağınız bir evrede, son dönemde hem sakatlık hem de COVID-19 vakaları nedeniyle son düzlüğe girilirken ağır darbeler yemiş, baş antrenörünün bile sahada olamadığı bir takımın hakemler tarafından böylesine ağır kararlarla “linç edilmesine” ne diyeceksiniz? Yine özür mü dileyeceksiniz?..
Euroleague’in kuruluş amacıyla çelişen bu çirkin görüntü, bardağı taşıran son damlaydı.
Fenerbahçe yönetiminin de bu kepazeliğe sessiz kalmaması, başta Maurizio Gherardini ve Sertaç Komşuoğlu olmak üzere Euroleague’i ayağa kaldırmaları gerekiyor…
Kulüplere gelir yaratma konusunda uzun yıllardır zerre kadar yol kat edemeyen, “yegane” sponsorları Türk firmaları olan Euroleague’in, bir Türk takımı “doğranırken” kılını kıpırdatmaması olacak iş değil!..
Uzun yıllardır basketbol yazıyorum.
Hakem eleştirmeme konusundaki hassasiyetimi de herkes bilir.
Ama dünkü rezaletin ardından maçın yazılacak bir yanı kalmamıştı, inanın… Ben Play-Off gibi Euroleague’in en keyif alınacak sürecinde hakem yazmaktan açıkçası utandım!..
Bakalım, Euroleague yönetimi, kuruluş amacına İHANET olan bu görüntüden utanacak mı?..
Ya da bazı hakemlerinin hangi konuda “profesyonel” olduklarını mı araştıracak?.. Hep beraber göreceğiz…
Fenerbahçe’de erkek basketbol takımının önümüzdeki sezondan itibaren isim sponsorluğunu yapacak kuruluş belli oldu.
2018 yılının Aralık ayından bu yana Sarı-Lacivertli takımın ana sponsorluğunu üstlenen BEKO’nun yerine yeni sezondan itibaren, Mehmet Ali Aydınlar’ın ortağı ve CEO’su olduğu Acıbadem Sağlık Grubu’nun Euroleague’de ve ING Basketbol Süper Ligi’nde mücadele eden Fenerbahçe’nin isim sponsorluğunu yapacağı öğrenildi.
Yaklaşık 2,5 yıldan bu yana Fenerbahçe erkek basketbol takımının isim sponsorluğunu, Sarı-Lacivertli kulübün Başkanı Ali Koç’un Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttüğü Koç Holding’in bünyesindeki kuruluşlardan biri olan BEKO yapıyordu.
16 Haziran’da sözleşmesi bitecek olan BEKO’nun yerini Acıbadem alacak. Yeni oluşumda Sarı-Lacivertli takım Fenerbahçe Acıbadem olarak sahalarda yer alacak.
BÜTÇENİN ARTMASI BEKLENİYOR
Ekonomik krizin pandemi süreciyle birlikte daha derin hissedilmesi, maçların seyircisiz oynanması, geçtiğimiz yıl Sarı-Lacivertli kulübün birçok branşta olduğu gibi erkek basketbol takımında da küçülmeye gitmesine neden olmuştu.
Yeni anlaşma ile Aydınlar’ın CEO’su olduğu Acıbadem Sağlık Grubu’nun, Sarı-Lacivertli takımın yeniden Final-Four hedefini tutturabilecek bir yapıya kavuşması için maddi anlamda fedakarlıktan kaçınmayacağı öğrenildi.