1987 yılında Özal zamanında çıkan bu kanun ile emekli ikramiyesi almayan memur, işçi daha yüksek emekli maaşı alacaktı.
Pek çok kişi yüksek maaş almak için emekli ikramiyesinden vazgeçti.
Emekli ikramiyesi deyip geçmeyin, şimdiki gibi 200-300 bin lira değil, Anadolu'da iki tane daire alabiliyordunuz.
Bu gün emekli ikramiyesini alıp 2 daire alan emekli ile bundan feragat edip süper emekli olan kişi aynı maaşı alıyor. Aynı maaş derken arada çok küçük bir fark var.
Sizce bu adalet midir?
Alıntı:
Emekli maaşı fakire verilen sadaka değildir.
Devlet eğer gariban insanlara yardım edecekse bunun için SYDV var.
Her düşük maaş alan da fakir değildir.
Adamın onlarca apartman ve dükkandan kira geliri var. Kiminin yüzlerce dönüm tarlası var. Zamanında az prim ödediği için az emekli maaşı alıyor.
Bu adam fakir değildir. Millet prim öderken bunlar mal sahibi oldular.
İhtiyacı olana ayrı bir kalemden yardım yap.
Emekli maaşı amacının dışına çıkmasın.
Bu millete günü dolduktan sonra bir kuruş prim ödettiremezsiniz.
7000 gün prim ile emekli olabilen ama 60 yaşı bekleyen, günü dolduktan sonra prim ödemez.
İki daire parası abartı olur. Ortalama bir daire parasına yakın para yatırmıştı o dönemin ssk emeklileri... Şimdi o yaş gurubundakilerin en genci 90 yaş civarında sanırım. Hayatta kalanları da çok az... Ancak o dönemde süper emekliliği seçen ssk emeklilerine büyük bir haksızlık yapıldı.
Bir diğer konu, devlet, vakıf gibi işlev gören, devlete ait sosyal yardım kuruluşlarından, emekliye maaş ödeyemez. O çok farklı bir konu...
Almanya, abd gibi ülkelerde, muhtarlıklar eliyle, emeklilere yapılan ödemeler var. Ancak o ülkelerde yapılan yardımlar düzenli değil. Her ay değişiyor. Hatta verilmediği zamanlar da oluyor. O ülkelerde emeklilerin maaşı, sosyal güvenlik kurumlarının aktüaryel dengesi içinde gerçekleştiğinden, fiyat artışları emeklilerin maaşına tam olarak yansıtılamamaktadır. Çünkü kurumun aktüaryel dengesi dikkate alınmaktadır. Almanya'da tabandan maaş alan emekli 850 euro civarı alıyor. Abd'de taban maaş 1000 dolar civarı... Bu ülkelerde emeklilerin çoğunluğu kirada yaşadığı için aldıkları maaş, evin kirasına bile yetmemektedir. İşte bu durumda o ülkelerde vakıflar devreye girerek, ev kira giderine katkı yapmaktadır. Bu yazdığım bilgiler, 2022 yılı itibariyle güncel bilgilerdir.
Oysa bizde, kuruluşun aktüaryel dengesi içinde olmasa bile, devlet sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, kurumun gelir gider dengesinin üzerinde olsa bile emekliye zam yapmaktadır. Kurumun zararı söz konusu olduğunda, kurumun pasifine "görev zararı" olarak yazılmaktadır. Ayrıca bizde emeklilerin ekseriyetinin bir evi vardır.
Vakıf türü sosyal yardım kuruluşlarına bir başka açıdan değinecek olursak; bu kuruluşlar genel bütçeye dahil kuruluşlar değildir. Gelir ve giderlerini her bir kuruluş kendisi yönetir.
Devletin, ben emeklime yetecek maaşı veremiyorum. Emeklilere genel bütçe dışındaki vakıf türü yerlerden yardım yapılsın demek, devletin aciz duruma düşürmek anlamına gelir. Bu açıdan bakınca devlet, sosyal devlet olma anlayışından uzaklaşmış olur. Çok şükür devletimiz acze düşmüş bir devlet değildir. Asgari geçim tutarından da olsa emeklilerine genel bütçeden maaş ödeyebilmektedir.
1999 Gölcük depremi hepimizin hafızalarındadır. O dönemde devlet acze düşmüş ve depremde toplanan yardım paraları ile memurların maaşı ödenmiştir. İşte asıl acziyet, böyle bir acziyet olur.
İki günde derken, devlet o dönemde zaten aciz vaziyetteydi.
Yazar kasalar başbakanlığın önüne fırlatılıyordu. Yani deprem olmasaydı bile, devletin bir sonraki ay maaşları ödeyecek mi, ödeyemeyecek mi, söylemlerini çok iyi hatırlıyorum.
Kanun gereği, hazinemizin bile merkez bankasından borç alabileceği bir nakit limiti vardır. O dönemde devlet nakit kullanma limitini doldurmuştu.
Yani özetle; iki günde derken, devlet olarak ben emir verdim, para bastım olmaz. O günlerde de olmadı. Bu günlerde de olmaz.
emekli olduğum 2004 yılında maaşım bin lira civarında..... asgari ücret te yedi yüz lira civarındaydı..
son zamlardan sonra asgari ücret 8500 civarında... benim maaş 5500 civarında...
nasıll bir matematik??? nasıl bir denklem??? önde olan maaşım asgari ücretin altında kaldı?? nasıl oldu da oldu?????
İki günde derken, devlet o dönemde zaten aciz vaziyetteydi.
Işte kendin söylüyorsun; O hale gelmek iki günde olmaz, bu bir süreç. O sürece 2 günde gelinmiyor.
Devletler senyoraj hakkını devretmedigi surece maaş odememezlik olmaz. Bu Yunanistan in başına gelmişti çünkü kendi senyoraj yetkisini Ecb'ye devretmişti.
Işte kendin söylüyorsun; O hale gelmek iki günde olmaz, bu bir süreç. O sürece 2 günde gelinmiyor.
Devletler senyoraj hakkını devretmedigi surece maaş odememezlik olmaz. Bu Yunanistan in başına gelmişti çünkü kendi senyoraj yetkisini Ecb'ye devretmişti.
"İki günde parayı emisyona sunamaz" demiştim !
Oysa sen çok farklı bir konudan bahsediyorsun. O konuya girmeyeyim. Çünkü konu amacından uzaklaşır.
Bir önceki mesajımı bir daha okursan, devlet neden iki günde emisyona sunamayacağını anlamış olacaksın.