Bir iktidarın halk nezdinde yeri varsa 40 yıl da yönetir. Babadan oğula sistem mi ki koltuk garanti olduğu için ölene kadar katlanılması zorunluluğu varmış gibi lanse etmişsin demokrasinin 20 yılını. Ayrıca sürekli iktidar değiştirmek mantıklı değil. Bunun ne demek olduğunu 20. yy Türkiyesi tecrübe edindi ve kötü birşey olduğunu gördü. En kötü istikrar en iyi istikrarsızlıktan iyidir.
Evet demokratiktir ve literatürde herhangi bir aksi durum yoktur buna kimse itiraz etmiyor zaten. Ancak dünyanın neresi olursa olsun uzun süreli iktidarlar zarar verici niteliktedir. Çünkü mutlak güç yozlaştırır. Mutşak gücün halk desteğine rağmen uzun süreli olarak belirli bir zümrenin elinde bulunması istikrar/ilerleme açısından zararlıdır. Bugün siz geçmiştekilerin yaptıklarından dolayı veya iktidarınızdan memnun olduğunuz için bunun sağlıklı olduğunu savunuyor olsanız bile bu sağlıklı olduğu veya herkesin iktidardan memnun olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla her şey sizin gördüğünüz kadar toz pembe olmayabilir. Ancak bütün bunlar demokratik olduğu gerçeğini de değiştirmez.
Bu sebeple Z kuşağının tercihleri doğrultusunda sandıkta gerçekleşecek ve hoşunuza giden/gitmeyen herhangi bir iktidar değişiminde aynı demokratik tavrı ve olgunluğu beklemek de karşı tarafın hakkıdır.
Z kuşağı, eğlencesine düşkün bir nesil. 15 liralık sigaranın 13 lirasının, 12 liralık biranın 9 lirasının, 7000 liralık PlayStation 5'in 4000 lirasının vergi olduğunu bu gençlere anlatamazsın. Bu gençler teknolojiyi seviyorlar, sosyal medyada sürekli olarak avrupa ve amerikan gençlerinin arabayı, telefonu, tableti, bilgisayarı ne kadar ucuza satın alabildiğini görüyor.
Çoğunluğu dinden uzak olan bu kuşak 2023 seçimlerine direkt olarak etki edecekler ve ben mevcut hükümeti desteklemediğini görüyorum. Bakalım ne olacak. (İstisnalar vardır tabii)
Z kuşağı, eğlencesine düşkün bir nesil. 15 liralık sigaranın 13 lirasının, 12 liralık biranın 9 lirasının, 7000 liralık PlayStation 5'in 4000 lirasının vergi olduğunu bu gençlere anlatamazsın. Bu gençler teknolojiyi seviyorlar, sosyal medyada sürekli olarak avrupa ve amerikan gençlerinin arabayı, telefonu, tableti, bilgisayarı ne kadar ucuza satın alabildiğini görüyor.
Türkiye'de 15 liraya aldığı o aynı sigaranın Amerika'da 80 liraya satıldığını göremiyor nedense.
Z kuşağı, eğlencesine düşkün bir nesil. 15 liralık sigaranın 13 lirasının, 12 liralık biranın 9 lirasının, 7000 liralık PlayStation 5'in 4000 lirasının vergi olduğunu bu gençlere anlatamazsın. Bu gençler teknolojiyi seviyorlar, sosyal medyada sürekli olarak avrupa ve amerikan gençlerinin arabayı, telefonu, tableti, bilgisayarı ne kadar ucuza satın alabildiğini görüyor.
Çoğunluğu dinden uzak olan bu kuşak 2023 seçimlerine direkt olarak etki edecekler ve ben mevcut hükümeti desteklemediğini görüyorum. Bakalım ne olacak. (İstisnalar vardır tabii)
Bu sizin temenniniz.Ben de diyorum ki yeni nesil daha açık görüşlü olduğu için ülkenin şartlarını durumunu daha iyi anlayacak ve mevcut hükümeti destekleyecek.Çoğunluğu dinden uzakmış neye göre uzak elinizde ölçüm cihazı mı var.Siz teknolojiyle beraber dinden uzaklaşılacağını düşünüyorsunuz ya da öyle hayal ediyorsunuz.Belki de bu çocuklar teknolojiyle dini daha iyi anlayacak kavrayacak tabi bu dediğiniz sizin temenniniz olunca size göre birçok şey değişecek iktidar değişecek.18 yıldır değişmedi çok seçimlere bel bağladınız hep hüsrana uğradınız .Bundan sonra da değişr mi yoksa devam eder mi İnşallah hepimiz göreceğiz.Şimdi de yeni nesilin daha önceden yetişmemiş olmasına bel bağlıyorsunuz.Zaman herşeyi gösterir .Bel bağladığınız yeni nesilin siyasi tercihleri de sizi hüsrana uğratmasın seçimlerden sonra ağlamayın da bir daha üzülmeyin buralarda
Tabii ki eğlencesine düşkün olur. Geçim derdi yok, yediği önünde yemediği arkasında. İlgi alaka sınırsız, okul, spor, arkadaşlarla sosyalleşme... Halbuki eski nesiller öyle miydi? 10 yaşındaki çocuk bile ekmek derdine düşerdi. Bir elmayı tüm kardeşler bölüşür, kendiden büyüklerin elbiselerini giyer, ikinci el kitap satın alabilir de üzerini jelatinle katlayabilirse kendinden mutlusu yoktu. Erkek çocuklar okul sonraları ve hafta sonları çıraklık yapardı. Annesinden bi patates kızartması isteğinde şanslı ise bir sonraki halk pazarının gelmesini beklerdi. Her gün ekmek çaldığı için içeri atılan çocuklar haberleri okurduk. Şimdi çok şükür her şey bol, halk refah içinde. Yeni nesil tabii ki eğlence peşinde koşacak.
Evet demokratiktir ve literatürde herhangi bir aksi durum yoktur buna kimse itiraz etmiyor zaten. Ancak dünyanın neresi olursa olsun uzun süreli iktidarlar zarar verici niteliktedir. Çünkü mutlak güç yozlaştırır. Mutşak gücün halk desteğine rağmen uzun süreli olarak belirli bir zümrenin elinde bulunması istikrar/ilerleme açısından zararlıdır. Bugün siz geçmiştekilerin yaptıklarından dolayı veya iktidarınızdan memnun olduğunuz için bunun sağlıklı olduğunu savunuyor olsanız bile bu sağlıklı olduğu veya herkesin iktidardan memnun olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla her şey sizin gördüğünüz kadar toz pembe olmayabilir. Ancak bütün bunlar demokratik olduğu gerçeğini de değiştirmez.
Bu sebeple Z kuşağının tercihleri doğrultusunda sandıkta gerçekleşecek ve hoşunuza giden/gitmeyen herhangi bir iktidar değişiminde aynı demokratik tavrı ve olgunluğu beklemek de karşı tarafın hakkıdır.
Bak anlamıyorsun işte, demokrasiye saygı duyuyorum deyip zaten zararları minimum seviyede olduğuna veya olacağına inanılan kimseler veya partiler iktidar yapılıyor. Burada çelişkiye düşüyorsun. Bu 10 yıl olur, 15 yıl olur, 20 yıl olur önemi yok. Sense tahmin etmesi zor değil Türkiye'ye bakıp ideolojik eğilimine göre öznel yorumlamada bulunuyorsun. Bu dediğinin ise dünyada hiçbir geçerliliği yok, olmadı da. Örneğin Merkel 15 yıldır, Putin 20 yıldır iktidar. Dolayısıyla dünyaya toz pembe bakıp bilmeden dünyanın salt doğrularını okuyabilme kavrayabilme bakımından sıkıntıya düşmemek için "hep 2." taraf psikolojisiyle düşünmemek gerekir. Demokrasinin herkesi mutlu etmesi gibi birşey zaten söz konusu olamaz. Dünyada hicbir yönetim ve sistem bulunduğu ülkenin her vatandaşını mutlu etmez, edemez. Bir kesim mutlu olmuyor diye özgürce sandıktan çıkan halkın iradesinin yozlaştıracağını söylemek için sebep-sonuç ilişkisini tam kavrayamıyor olmak gerekir. Oysaki olay çok basit, istikrarlı olunduğu sürece seçilir, seçildiği için uzun süreli programlar hayata geçirilir. Bir ülkenin yönetimi sürekli değişiyorsa her yönetimin kendinden öncekinin programını taşıması herzaman söz konusu olamaz. Bu istikrarsızlığı getirir.
Aslinda tarih hep tekrardan ibarettir. Her refah seviyesinde bir nesil bu sekilde olabiliyor.
Örnek Almanya Z nesli.
Karakter olarak zayif ne dini konulara nede Politik konulara hakim... Dini 3 günlük tatilin tadini cikariyor
Ama bu günü Özel kilan nedir diye sorsan bilmiyor.
Calismayi sevmez genelde embesil gibi devlet sosyal yardimi ile yasar. Hersey hakkinda bir fikri var ama hiçbir Sey bilmez. Disiplin yok. Calisacak g... t
Yok ama yabancilardanda nefret eder.
Almanyayi batirsa batirsa bu nesil batiracak!!!
Türkiye, deki Z neslini Gezi park olayinda gördük.
Siddete meyilli, disardan müdahaleye acik oyuna gelebilen bir yapiya sahip.
Ukraynanin bölünmesindede bu Z kusagi basrol oynadi.
Bir genclik te milli suur, vatan sevgisi, millet sevgisi olmadiktan sonra neye fayda.
Bizim Z kusaginin hayali sadece su iktidar insin derdinde... PKK dersin megri megri der. Suriye dersin
Ordaki olusumu terör örgütü olarak görmez. Akdeniz dersin ne isimiz var oralarda der. Libya dersin
Akp macera ariyor der ama aslinda bunlarin hepsi devlet politikasidir.
Bak anlamıyorsun işte, demokrasiye saygı duyuyorum deyip zaten zararları minimum seviyede olduğuna veya olacağına inanılan kimseler veya partiler iktidar yapılıyor. Burada çelişkiye düşüyorsun. Bu 10 yıl olur, 15 yıl olur, 20 yıl olur önemi yok. Sense tahmin etmesi zor değil Türkiye'ye bakıp ideolojik eğilimine göre öznel yorumlamada bulunuyorsun. Bu dediğinin ise dünyada hiçbir geçerliliği yok, olmadı da. Örneğin Merkel 15 yıldır, Putin 20 yıldır iktidar. Dolayısıyla dünyaya toz pembe bakıp bilmeden dünyanın salt doğrularını okuyabilme kavrayabilme bakımından sıkıntıya düşmemek için "hep 2." taraf psikolojisiyle düşünmemek gerekir. Demokrasinin herkesi mutlu etmesi gibi birşey zaten söz konusu olamaz. Dünyada hicbir yönetim ve sistem bulunduğu ülkenin her vatandaşını mutlu etmez, edemez. Bir kesim mutlu olmuyor diye özgürce sandıktan çıkan halkın iradesinin yozlaştıracağını söylemek için sebep-sonuç ilişkisini tam kavrayamıyor olmak gerekir. Oysaki olay çok basit, istikrarlı olunduğu sürece seçilir, seçildiği için uzun süreli programlar hayata geçirilir. Bir ülkenin yönetimi sürekli değişiyorsa her yönetimin kendinden öncekinin programını taşıması herzaman söz konusu olamaz. Bu istikrarsızlığı getirir.
Ben ideolojik yönelimden, halkın iradesinden, Putin veya Merkel'den bağımsız konuşuyorum. Söylediklerim tamamen toplumsal refah, güçler ayrılığı, denge-denetim, kitle psiklojisi ve sosyoloji ile alakalı bundan yola çıkarak diyorum ki gücün kim veya ne tarafından geldiğinin bir önemi yok Mutlak güç yozlaştırır ve tarih bunun örnekleriyle sabittir. Olayı saptırmak için sürekli kendi istediğiniz tarafa çekip halkın iradesi zırhına saklamaya çalışmayın söylediğim şey halkın iradesinden bağımsız bir şey. Almanya örneğini de vermeniz yanlış çünkü Almanya gerek seçim gerek denge denetim gerek parlemento sistemiyle bizden çok ilerde Putin'in yönettiği ülke ise Sovyetlerden kalan son parça ve hala Sovyet etkisinde kalmış bir toplum. Yani bunların ikisi de Türkiye ile karşılaştırılabilecek sağlıklı örmekler değil. Demokrasi de olsa monarşi de olsa ne olursa olsun bir ülkeyi 20 sene aynı iktidarın yönetmesi sağlıklı bir durum değildir. Halk sadece iktidarı seçmez muhalefeti de seçer ama iktidara herkes saygı beklerken muhalefete kimse saygı göstermez ülkemizde seçim kazanan kişi veya zümreler hemen "rakibimi ezeyim, psikolojik olarak çökerteyim." moduna giriyor. Bu davranış ne kadar sağlıklı yada ne kadar demokratik leyhte veya aleyhte muhalif olanların söylediği her şeye de kulak tıkanmaz çünkü seçimler iktidarı belirliyorsa muhalefeti de belirliyor ve iktidara gelemeyen tarafında senden istek ve beklentileri olacaktır sen bugün kulak tıkarsan yarın rüzgar tersine döndüğümde derdini anlatsan dinleyecek kimse bulamazsın. Demokratik olgunluk sana oy vermeyenlerin de taleplerinden bir kısmını ciddiye ve dikkate almaktır. Tam tersi şekilde muhalefet de iktidarın yaptığı her şeyi eleştiriyorsa o da yanlış bir tavır. Umarım anlatabilmişimdir.
En son AnL_95 tarafından Cmt 13 Hzr 2020, 11:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Yeni nesil şöyle böyle diyerek bir yere varılamaz sonuçta o dediğiniz çocuklar daha küçük tam olgunlaşmadılar.Onları birileri kendi istek ve görüşleri etrafında yetiştirmeye çalışıyor.İçlerinden bazı çocukları bu şekilde yetiştirmeye çalışanlar var diye hepsini sanki bizden ayrı gibi görmeye gerek yok.Belki içlerinden bazı çıkacak olanlar Yavuz'un Fatih'in ruhunu taşıyacak.Ve bize dilimizi yutturacak.Falanca yerin gençleri öyle diye herkes öyle olacak değil.Allah-ü Teala yaşadığımız bu dünyada bize çok ezberleri bozdurdu.O yüzden ilerisi hakkında bilmediğimiz zamanda kesin olarak konuşmak yanlış olur.En doğrusunu Yüce Yaradan Allah-ü Teala bilir.
Demoktatik olgunluk bir kere secilmis iktidara saygi duymaktir. Iktidara saygi duymuyorsan halkin seçimine saygi duymaktir.
Almanya bir kere bizim gibi sorumlu bir cografyada yasamiyor ikincisi ABD, ye göbekten bagli. En önemli so almanyada öyle bir sistem kurulmus ki hic bir parti tek basina iktidara gelemiyor. Iktidari sadece paylasan iktidar olan iki parti CDU ve SPD partisi
Ve gerisi figüran. Almanya koalisyonlarla yönetilir
ve muhalefet cok ciddi bir sekilde faal bizdeki gibi bir muhalefet bulamazsiniz. Adamlar milli konularda beraberler. Hic bir muhalefet partisi gidipte Ülkesini karalamaz, radikal unsurlardan meldet ummaz.
Öyle birdiginiz gibi bir özgür yargi, medya yok
Hele is devlet menfaati oldumu. Alman derin devleti
Neo naziler tarafindan öldürülen Türklerin failini ortaya cikmasini engelledi, Fetö, PKK kravatli geziyor
Medyasi tek elden yönetilir yazarlari ayni tornadan cikmis gibiler. Türkiye, de referandum var, Halka danisilir onlarda Buda yok.
Türkiye, de Gazetecilik kilifi altinda her türlü igrencliktir vatan hainligi yapiliyor bunada özgür medya diyorlar... Almanyada o özgür yazarlarin cesetleri ormanlik Alanlarda bulunur Yada intihar etmistir. Muhalefet adi altinda ne Tür igrenclikler yapildigini hepimiz görüyoruz.