Kamusal hizmetlere maliyet hesabıyla bakılması bence doğru değil.
Belediyecilik sonuçta muhasebecilikten farklı olmalı.
İETT zarar ediyormuş... Daha önce hiç mi etmiyordu? Ya da İETT'nin zarar etmesi sorunlu bir durum mu?
Kamusal bir hizmette karlılık hesabı yapmak tuhaf kaçıyor. İETT 2022 yılı bütçesine bakıldığında zaten bilet hasılatından beklenilen tutarın 1 milyar 500 milyon TL olduğunu görülüyor. Hatta bunu dolar hesabına vurduğumuzda konuştuğumuz büyüklük yaklaşık 100 milyon dolar. Bu arada hatırlatalım, 1 yıl boyunca tüm toplu ulaşım araçlarından elde edilen bilet gelirleri İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tüm gelirlerinin sadece %5’ini oluşturuyor.
Bu rakam Osmangazi Köprüsü’ne ödenen garanti geçişlerinden de az, bu rakam Çanakkale garanti ödemelerinin yarısı. Bu rakam¨malum Beşli¨nin işlettiği 3. Havalimanı’ndan bu yıl alınmasından vazgeçilen kira gelirinin 2,5’ta biri.
Denebilir ki bunlar merkezi hükümetin icraatı. Ama Belediye Başkanı, herhangi bir köprünün başına gidip ¨Şuraya her yıl verilen garantinin yarısı ile tüm İstanbullular ulaşımı ücretsiz kullanabilir¨ diyebilirdi.
Peki ne yapılabilir?
Özel araç kullanımı pahalılaştırmalı. Özellikle merkezi caddelerde park fiyatlarını neredeyse ulaşılmaz hale getirmeli. Böyle yaparak İstanbul trafiği rahatlayacak, böyle yaparak 3 saatte bir ring yapan otobüsün ring saati 1,5- 2 saate düşecek. Zaten İBB’nin yakıt alımı 800 milyon TL iken araç alımı ve araç bakımı gideri 2 milyar TL. Yani yakıt giderlerini halka yansıtmak yerine var olan araçların kullanım süresini artırmak, amortisman paylarını düşürülebilmek daha tasarruf sağlayan bir yöntem (ki bu durum yakıt tasarrufunu da getirecektir).
Yine iş yerlerinden alınan çevre temizlik gelirinin sadece 37 milyon TL olduğu biliniyor. Neden koca plazalar, şirket genel merkezleri, AVM’ler için daha farklı bir ücretlendirme uygulanmaz? Çok kaba bir hesapla AVM dükkanından ayda 1-2 TL vergi ya düşüyor ya düşmüyor. Yani McDonalds’ın faaliyetinin karlılığının devamı için belediyenin kamusal kaynakları bol bol kullanılıyor.
Siyasi rakibinin gerekçelerini kullanan bir yönetimin, siyasi rakibini bu alanda yenmesine imkân yok. Çünkü Özal’dan bu yana iktidara gelen tüm yönetimler/belediyeler söz konusu “kamu hizmeti” olunca birden maliyetleri keşfediyorlar.
Sözün özü, ulaşım mümkünse ücretsiz ya da cüzi fiyatlarda olmalı.
Bir kamu kurumu kâr da etmemeli zarar da. Yöneticiler, kurumların gelirini ve giderini dengede tutmaya çalışmalı. Gelirler, giderlerin %90'ından daha az olmamalı, %110'undan fazla olmamalı. Yani;
diyelim ki İETT bir yılda 1 milyar TL gelir elde ediyorsa, giderleri 1 milyar 111 milyon TL'yi aşmamalı ve 910 milyon TL'nin aşağısında olmamalı. (Rakamlar afakidir)
Bu konuda en güzeli şu bence; toplu ulaşım fiyatları, nüfus yoğunluğuna göre hükumet tarafından belirlensin. Hatta su ve ekmek fiyatları da
Hükümet niye belirlesin?
Araçları, personelleri alan, işleten Belediyeler/belediye işletmeleri, onların fiyatları belirlemesi uygundur.
Alıntı:
Bir kamu kurumu kâr da etmemeli zarar da. Yöneticiler, kurumların gelirini ve giderini dengede tutmaya çalışmalı
Elbette kamu hizmetlerinde kâr düşünülmemeli, birinci öncelik hizmettir, ancak her hizmetin bedeli vardır, bu bedelin bir kısmını da almak önemlidir.
Acaba atanan yöneticiler kurumların gelir gider dengesini düzgün tutabiliyor mu?
Mesela sözkonusu İBB'nin İETT'sinin otobüsünün başkan beyin siyasi emelleri için İstanbul'dan 1000 km'den fazla mesafede ne işi var?
Bütün şehirler için ortak ve hakkaniyetli bir fiyat politikası olsun diye. Hükumet diyecek ki, "kilometrekareye düşen her kişi için il içi ulaşım ücreti x kuruş olacak" ve ilin nüfus yoğunluğuna göre çarpma işlemi ile illerin il içi ulaşım bedelleri belli olacak.
Benzine de zam yaptiği icin ekoyu kınıyorum yaziklar olsun gecen de bir söylenti çıkmış lise mezunu bir kamili üst duzey 310 bin lira maasla işe aldirmis aslı astari var mi arastirmak gerek.iki tane vekile de burs ayarlamislar bilmem kac milyon garip gurebanin yetimin hakkini boyle yedirenlerin Allah bin kere belasini versin
Bütün şehirler için ortak ve hakkaniyetli bir fiyat politikası olsun diye. Hükumet diyecek ki, "kilometrekareye düşen her kişi için il içi ulaşım ücreti x kuruş olacak" ve ilin nüfus yoğunluğuna göre çarpma işlemi ile illerin il içi ulaşım bedelleri belli olacak.
Nüfus yoğunluğuna göre mi ? Yoksa katledilen mesafeye göre mi belirlenmeli?
Siz galiba şöyle diyorsunuz kalabalık şehirlerde ulaşım pahalı olsun. Tenha şehirlerde ucuz olsun diyorsunuz galiba.
Eğer öneriniz bu ise bunu ne belediyeler ister nede halk ister. Her iki tarafta istemez.
Benzine de zam yaptiği icin ekoyu kınıyorum yaziklar olsun gecen de bir söylenti çıkmış lise mezunu bir kamili üst duzey 310 bin lira maasla işe aldirmis aslı astari var mi arastirmak gerek.iki tane vekile de burs ayarlamislar bilmem kac milyon garip gurebanin yetimin hakkini boyle yedirenlerin Allah bin kere belasini versin
Şu kadın mı?
Malum, gündemde bu terörist var;
Öyle biri demiş, bir söylenti falan...
Anca akıllara bu terörist gelir.