eğer savunma sanayiye son 15 yılda bu yatırım yapılmasaydı küfür ettikleriniz tarafından bugün güney doğu gitmişti sizde her ev'den bir oy verip pilav dağıtmak zorunda kalıp pirinç israfı yapmzdınız
Bugün güçlüysek savunma sanayimiz sayesinde güçlüyüz
ha akıllı olmassanki öyle görünüyor yarın karın yerine bacını takarsın ciprasın koluna emin olun bu ülkede ciprasın koluna girmeye çok gönüllü vardır
ABD'NİN YUNAİSTANDAN ÇIKARI NE ACABA BİR ZAHMET SÖYLEYEBİLRMİSİNİZ ACABA ZAHMET OLMAZ İSE TABİ
Trump son yıllarda AB ile ABD arasındaki ilişkileri çok bozmuştu ve bunun zararlarını görmeye başladılar, Çin ile mücadele etmede müttefiksiz kaldılar. Haziran 2020'de Çine karşı AB ile ABD ortak masa kurma kararı aldılar ve ilişkilerini düzeltmeye çalışıyorlar. ABD'nin Yunanistanın yanında yer alması Yunanistandan çıkarı olmasından dolayı değil AB'den çıkarı olmasından dolayı. AB ile ilişkileri daha iyi seviyeye getirmek için ABD için fırsat ayrıca Rusya'ya da gözdağı vermiş oluyor ABD, Akdeniz'de benim sözüm geçer mesajı verir bu hareketi ile.
Biz ne olursa olsun taviz vermemeliyiz, Yunan, Fransız, Amerikalı yan yana gelsin fark etmez. Haklı olduğumuz, kendi meselemiz olan bir konuda geri adım atmamalıyız. İstedikleri kadar karşı çıksınlar sondaj çalışmaları devam etmeli.
Trump son yıllarda AB ile ABD arasındaki ilişkileri çok bozmuştu ve bunun zararlarını görmeye başladılar, Çin ile mücadele etmede müttefiksiz kaldılar. Haziran 2020'de Çine karşı AB ile ABD ortak masa kurma kararı aldılar ve ilişkilerini düzeltmeye çalışıyorlar. ABD'nin Yunanistanın yanında yer alması Yunanistandan çıkarı olmasından dolayı değil AB'den çıkarı olmasından dolayı. AB ile ilişkileri daha iyi seviyeye getirmek için ABD için fırsat ayrıca Rusya'ya da gözdağı vermiş oluyor ABD, Akdeniz'de benim sözüm geçer mesajı verir bu hareketi ile.
Biz ne olursa olsun taviz vermemeliyiz, Yunan, Fransız, Amerikalı yan yana gelsin fark etmez. Haklı olduğumuz, kendi meselemiz olan bir konuda geri adım atmamalıyız. İstedikleri kadar karşı çıksınlar sondaj çalışmaları devam etmeli.
Yav yunanaistan kimde ABD AVRUPA ile anlaşmak için yunanistanı kullanacak böyle bir şeye ihtiyacı yokki adamın yunanistan küçük bir patates hepsi bu avrupanın sırtında bir kambur
ABD'nin olası bir Çin savaşında Türkiyeye ihtiyacı var ve TRUMP BU YÜZDEN BAZI ŞEYLERE GÖZ YUMUYOR BİZE KARŞI
yunanistan kim ne siyasi gücü var ne jeopolitik gücü var ne askeri gücü var kimse yunanaistan için Trkiye ile savaşmaz bunu en iyi yunanaistan biliyor
yazdığın son mısrada hamaset bu iş kabadayılık işi deği o kabadaylığı muhamenet gemisi vurulduğu zaman yapacaktın niye yapamadın ? boş konuşuyorsun hemşerim boş
Herhangi bir çatışma çıkması durumunda ABD Yunanistanın yanında yer alacak gibi, ABD'nin bu tutumunu kınamamız lazım. Bizim denizlerimizde bizim faaliyetlerimize karışmaya hakları yok.
Sanki ABD’nin daha büyük sorunu yokta Yunanistana yardim edecekmis..
ABD'nin Yunanistanın yanında yer alması Yunanistandan çıkarı olmasından dolayı değil AB'den çıkarı olmasından dolayı. AB ile ilişkileri daha iyi seviyeye getirmek için ABD için fırsat ayrıca Rusya'ya da gözdağı vermiş oluyor ABD, Akdeniz'de benim sözüm geçer mesajı verir bu hareketi ile.
O kadar da basit değil, keşke olsaydı... Dedeağaç'ta kurulmaya başlanan ABD üssüne ne diyeceksiniz? Orası birinci derecede ABD çıkarlarına mı, NATO çıkarlarına mı hizmet edecek? Evet, maksatları Rusya'yı güneyden sıkıştırmak? Tek neden buysa, o zaman niye gelip Türkiye'de (Karadeniz kıyısında) bir üs kurmayı teklif edemiyorlar? (Tabi işin bir tarafında Dedeağaç'ın coğrafi konumu var: oraya asker, silah, tesis vs.yığmak diyelim Türkiye'de Samsun ya Sinop'a yığmaktan daha kolay ve çabuk. Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi kısıtlayıcı bir faktör de yok....)
Ayrıca daha geniş açıdan bakarsanız, ABD'nin daha tam olarak gözükürde el atmadığı bir de Girit Adası var! Burası Doğu Akdeniz'i kontrol edebilecek Kıbrıs'tan sonra gelen en stratejik ada. Üzerinde zaten Yunan'ın kurduğu yeterince askeri tesisi var (GKRY'den mecburen devraldıkları S-300'ler de orada konuşlanmış durumda...), ayrıca hava ve deniz üsleri ciddi altyapıyla mevcut! 2. Dünya Savaşında da böyle olduğunu kanıtlamıştır. Kıbrıs'ta (onlara göre) bir iki başlılık var; üstelik Suriye'ye yani Rus üslerinin de bulunduğu bir alana yakınlığı nedeniyle biraz da "riskli". Oysa Girit, kaymaklı çift katlı ekmek kadayıfı!
Burada aklına geleni işin sağını solunu düşünmeden, bozuğun da bozuğu bir üslupla, imla gramer kurallarını hiçe sayarak yazan bir üye var. Derin analizlerinden birinde demişler ki:
Alıntı:
muhamenet gemisi vurulduğu zaman
O kalleşçesine vurulan (ve ateş açılma nedeni Amerikalı'larca son derece aptalca bir şekilde kamufle edilmeye çalışılan) gemi (destroyer) TCG MUAVENET isimli gemidir. Önce neyin ne olduğunu bilin (bilmiyorsanız da öğrenin!) ondan sonra klavyeye sarılın ltf. Türk Donanması'nda hiçbir zaman "muhamenet" isimli bir gemi olmamıştır; zaten bu kelimenin ne eski ne de yeni Türkçe'de bir karşılığı da yoktur!
Dedeağaç'ta kurulmaya başlanan ABD üssüne ne diyeceksiniz? Orası birinci derecede ABD çıkarlarına mı, NATO çıkarlarına mı hizmet edecek? Evet, maksatları Rusya'yı güneyden sıkıştırmak? Tek neden buysa, o zaman niye gelip Türkiye'de (Karadeniz kıyısında) bir üs kurmayı teklif edemiyorlar? (Tabi işin bir tarafında Dedeağaç'ın coğrafi konumu var: oraya asker, silah, tesis vs.yığmak diyelim Türkiye'de Samsun ya Sinop'a yığmaktan daha kolay ve çabuk. Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi kısıtlayıcı bir faktör de yok....)
Dedeağaç'a kurulan ABD Üssü Lozan Antlaşmasına aykırı, antlaşmaya göre silahsız olması gereken bir bölge ama ABD Nato tatbikatlarını bahane ederek silah yığıyor oraya. Hem Rusyayı güneyden sıkıştırma amacı güdüyor hem de olası bir Yunanistan- Türkiye gerginliğinde Türkiyenin Batı Trakyaya kara harekatı yapabilmesini engellemeyi amaçlıyor. Yani ABD bize diyor ki Batı Trakyaya asker sokma gibi bir niyetin olursa önce beni çiğneyip geçmen gerek. ABD bizim dostumuz olan bir ülke değil, batı ülkeleri ile Türkiye arasında bir savaş olduğunda batının tarafını tutacak bir ülke. Tam bağımsız bir Türkiye istiyorsak Doğu Akdeniz meselesinde karşımızda kim olursa olsun boyun eğmememiz gerekiyor, geri adım attığımız an bu mücadelede ağır darbe alırız. Bu nedenle kararlı bir şekilde tüm dünyayı karşımıza alma pahasına da olsa bu meseleden vazgeçmeyeceğimizi tüm dünyaya haykırmalıyız. Kendi sularımızda hak iddia edemezsek başka hiçbir şeyde hak iddia edemeyiz.
Doğru, Dedeağaç'ta üs kurulması Lozan Anlaşmasına aykırı (bunu yazarken unutmuşum; iyi ki hatırlattınız... ) ama bunu günümüz koşullarında kim takar ki? Geçmişte Yunan da silahsız olması gereken birtakım Ege Adalarını göz göre silahladırmadı mı?
Ancak bu Dedeağaç üssü konusunda nasıl "minareyi kılıfına uyduracaklar"? Biliyorsunuzdur, ABD Lozan Anlaşmasını imzalamamıştır: bu durum onlara istedikleri zaman bu anlaşmanın aksine hareket edebilme serbestisini (maalesef) vermekte. Ancak orası, bağımsız bir devlet olan ve Lozan Anlaşması'nın da taraflarından birisi olan Yunanistan'ın toprağıdır. Yunan, o araziyi ABD'ye mi sattı (satacak)?
İşte Yunanistan'ın görmek istemediği 4 örnek karar
Türkiye’nin dibindeki adalar üzerinden Türkiye’yi Doğu Akdeniz ve Ege’de ‘hapsetmenin’ peşinde koşan Yunanistan’ın eli uluslararası hukuk noktasında çok zayıf.
Türkiye’ye 2 kilometreden daha yakın mesafedeki Meis Adası üzerinden on binlerce kilometrelik deniz alanını elde etmeye çalışan Yunanistan’a karşı Türkiye’nin haklarını ispat eden birçok uluslararası mahkeme kararı bulunuyor. Söz konusu mahkeme kararları, Yunanistan’ın anakarasından uzaktaki adalar üzerinde kıta sahanlığı talep edemeyeceğini ortaya koyuyor. İşte ‘Yunanistan’ın görmek istemediği’ 4 örnek karar:
1) İNGİLTERE-FRANSA ANLAŞMAZLIĞI:
İki ülke arasında Manş Denizi’ndeki anlaşmazlığın görüldüğü uluslararası tahkim davasında, Fransa kıyılarına oldukça yakın konumdaki Birleşik Krallık’a bağlı adalarının kıta sahanlığına sahip olamayacağı, sadece karasuları hakkı kazanabileceği belirtildi. Örnek olarak, Birleşik Krallık’a bağlı, 2011 nüfus sayımına göre 98 bin nüfuslu ve Fransa’nın Normandiya bölgesine sadece 25 kilometre uzaklıktaki Jersey Adası’nın sadece karasularına sahip olabileceği belirtildi.
Söz konusu ada İngiltere’ye ise 150 kilometre uzaklıkta. Normandiya’ya sadece 15 kilometre uzaklığında ve yaklaşık 2.500 kişinin yaşadığı St. Anne Adası da benzer şekilde sadece sınırlı bir karasuları hakkına sahip. Bu noktada, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi uluslararası hukuka aykırı hareket etmekle suçlayan Fransa’nın geçmişte kendisine yakın İngiltere’ye bağlı adalara karşı hak iddia etmesi ve bunun uluslararası mahkemeler tarafından tescil edilmesi oldukça manidar
2) ROMANYA-UKRAYNA ANLAŞMAZLIĞI:
İki ülke Eylül 2004’te, başarısız ikili müzakerelerin ardından deniz yetki alanlarının belirlenmesi konusunda Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu. İki ülke arasındaki anlaşmazlığın başlıca sebebi yaklaşık 100 kişilik nüfusu bulunan ve Romanya’ya oldukça yakın konumdaki Yılan (Zmiinyi) Adası’ydı.
Uluslararası Adalet Divanı’nın 3 Şubat 2009 tarihli kararında Yılan Adası’nın Ukrayna’nın iddia ettiği gibi kendi başına bir kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik bölge (MEB) hakkı iddia edemeyeceği vurgulandı.
Karar metninde, Yılan Adası’nın Ukrayna’nın taleplerinin aksine ülkenin kıyı yapılandırmasının bir parçası olmadığı belirtildi. Kararla, Yunanistan’a benzer şekilde bir ada üzerinde kıta sahanlığı hayallerine kapılan Ukrayna’nın haksız taleplerde bulunduğu ortaya çıktı.
3) LİBYA-MALTA ANLAŞMAZLIĞI:
İki ülke arasındaki anlaşmazlık Uluslararası Adalet Divanı’na taşındı. Deniz yetki alanının belirlenmesinin değerlendirilmeye alındığı davada, Malta’nın ada devleti olması nedeniyle Libya’dan talep ettiğinden daha az deniz yetki alanına sahip olması gerektiği sonucuna ulaşıldı. 1992 tarihli karar, kara ile adalar arasındaki deniz yetki alanları haklarının eşit olmadığı sonucunu yansıtıyor.
4) ERİTRE-YEMEN ANLAŞMAZLIĞI:
Bab el Mendez boğazının kuzeyinde ve Eritre-Yemen arasındaki adalar ve kaya parçalarının hakları konusunda yıllarca anlaşamayan iki ülke konuyu Daimi Tahkim Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme Yemen’in adalar nedeniyle daha geniş bir kıta sahanlığı talebini geçersiz saydı.
Buna göre, iki ülke arasındaki deniz sınırının belirlenmesinde adaların ve kaya parçalarının mesafesi değil iki ülkenin karaları arasındaki mesafe dikkate alındı.
YUNANİSTAN İLE MÜZAKERE EDİLECEK BİR ŞEY YOK. SÜREKLİ ''MÜZAKERE EDELİM'' DİYE DEVLET YETKİLİLERİ TARAFINDAN SÖYLENİYOR ANCAK BU BİZİM DEĞİL ONLARIN AVANTAJINA. SON YILLARDA YAPTIGIMIZ MÜZAKERELER PEK İSTEĞİMİZ SONUÇLARI VERMEDİ.
Not: Müzakereler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınmasına yönelik ise o ayrı mesele.