Makedonya razı gelirse, tabi ki TSK orada üs tesis edebilir. Ama bu üsse ağır teçhizatı nasıl göndereceksin? Yunanistan haliyle izin vermez, NATO üyesi olan Bulgarlar da. Bu tür teçhizatı gemilere yükleyeceksin; Yunan yarımadasını dolaşacak, Adriyatik'te Arnavutluk'a getirecek oradan da kara yoluyla Makedonya'ya taşıyacaksın. Attığın taş ürküttüğün kurbağaya değecek mi?
O taşın ne için atıldığı çok önemli.. kar zarar düşünülecek bi konu değil bu...
Makedonya'ya Siha üssü yapabiliriz.. ve bora füze sistemleri ile donatabiliriz..
ABD kuklası Yunanistan'a karşı anca Rusya faktörüyle Yunanistan'ı dengeleyebilirsiniz keza Yunanistan Ukrayna'yı destekliyorken bundan daha iyi fırsat olamaz
Keçi Adası'ndaki Yunan askerleri ve adaya yerleştirilen ağır silahlar görüntülendi
Yunanistan'ın, Bodrum Yarımadası'nın 8 kilometre güneybatısındaki Keçi Adası'nı (Pserimos) uluslararası hukuka aykırı silahlandırması ve burada asker bulundurması, Anadolu Ajansı tarafından görüntülendi.
Ali Ballı, Ayşe Yıldız |22.06.2022 Muğla
Alıntı:
Ege Denizi'nde Onikiadalar olarak bilinen Batnoz, Lipsi, İleriye, Kelemez, İstanköy, İncirli, İstanbulya, İleki, Herke, Kerpe, Çoban, Sömbeki, Rodos ve Meis'in de olduğu bölgede statüsü belirsiz bazı kayalık alanlar, ada ve adacıklar da bulunuyor. Bunlardan biri olan ve İstanköy ile Kelemez arasında bulunan Keçi Adası, Bodrum'un Turgutreis Mahallesi'ne en yakın ada.
Uluslararası hukuka göre, yerleşime kapalı olan, silahlandırılmaması gereken adalar arasında yer alan Keçi Adası, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in geçen günlerdeki ziyaretiyle gündeme geldi.
Yunan medyasında geniş yer bulan bu ziyaret sırasında Miçotakis, sosyal medya hesabından, adaya çizilen Yunan bayrağını "Ege'nin mavisi bayrağın mavisiyle buluşuyor." notuyla paylaştı.
Uluslararası hukukun ihlali AA kamerasında
Yunan unsurlarının Keçi Adası'ndaki yapılaşma çabası, adaya yerleştirilen askerler ve ağır silahlar AA tarafından görüntülendi.
Keçi Adası'nda, yakınından geçen tekne, yat ve gemilerden de rahatlıkla görülebilen alanın deniz tarafından girişinde helikopter pisti, devamında yolu kesen beton bariyer, birbirine benzer prefabrik 4 yapı, nöbet ve gözetleme kuleleri, vericiler, su depoları ve güneş enerjisi sistemleri yer alıyor.
Adada yapılaşmanın olduğu alanda, siper veya sığınağa benzeyen taş yapıların çevresinde kamuflajlı tek tip kıyafetli Yunan askerleri bulunuyor. Bazı askerlerin yapıların önünde dinlendiği görülürken, devriye atan ve nöbet tutan askerler de dikkati çekiyor.
Uydu fotoğraflarında adanın arkasındaki sahil kısmında bir helikopter pistinin daha olduğu görülüyor. Bu alana inen yolun da demir çapraz bariyerlerle kapatılmış olması fotoğraflara yansıyor.
Ağır silahlar da konuşlandırıldı
Uluslararası antlaşmalara göre, Onikiadalar'ın hukuki statüsü dışında bırakılan, yerleşime kapalı ve silahsız olması gereken Keçi Adası'na çizilen Yunan bayrağı da dikkati çekiyor. Bayrağın her iki yanında, üstleri kamufle edilen siperlerdeki topçu bataryaları rahatlıkla görülüyor.
Özellikle İstanköy, Kelemez, İleriye ve Siros adaları güzergahında ilerleyenler, Keçi Adası'ndaki bu yapılaşma ve askeri hareketliliği görebiliyor. Adaya çizilen Yunan bayrağı ise bölgeden geçenlere adanın "Yunan toprağı olduğu" algısı yaratma çabası olarak değerlendiriliyor.
İstanköy ve Kelemez istikametindeki kruvaziyerler ile balıkçı teknelerinden de görüntülenen adadaki uluslararası hukuka aykırı durumu uydu fotoğraflarıyla da tespit etmek mümkün.
Türk kara sularında kalan Keçi Adası, Turgutreis ve Gümüşlük açıklarındaki Tüllüce, Küçük Tüllüce, Sarıot ve Çatal adalarına da çok yakın konumda.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 3 Haziran'da İstanköy ve İstanbulya adalarında düzenlenen programlara katılmış, bu iki ada 1947 Paris Antlaşması'na aykırı şekilde silahlandırıldığı gerekçesiyle tartışmalara yol açmıştı. Miçotakis'in Keçi Adası'na da geçerek burada polis karakolu, sağlık ocağı ve sahil güvenlik ofisini ziyaret ettiği haberleri de Yunan basınında yer almıştı.
Yunanistan'ın Keçi Adası'na asker yerleştirme girişiminin en az 10 yıllık geçmişi olduğu biliniyor.
Terör ve güvenlik uzmanı Tokmakoğlu görüntüleri yorumladı
Terör ve güvenlik uzmanı, eski Hava Kuvvetleri İstihbarat Daire Başkanı emekli Kurmay Albay Gürsel Tokmakoğlu, bölgeden çekilen görselleri yorumladı.
Keçi Adası'nın ana karaya olan mesafesi nedeniyle Lozan Antlaşması'nın 12. maddesi gereği Türkiye'nin olduğunu belirten Tokmakoğlu, şunları söyledi:
"Bizim adamızı sahiplenmiş. Uluslararası hukuka göre bu bayrak suç. 'Bayrağı ya buradan kaldır ya da biz gereğini yaparız' demek gerekiyor. Burası çok ciddi bir konu. Egemenlik hakkıyla ilgili Lozan'ın hiçe sayılmasıyla ilgili bir husus var burada. Bu bayrak işin ne olduğunu anlatıyor. İş bu kadarla da kalmamış, askeri tesis olduğuna dair emareler var. Tel örgüler, alt ve üst tarafta yol var, mevzide üstü örtülmüş silah var. Uçaksavar cinsi bir silah, taret diyoruz."
Böylece adaya askeri tesis hüviyeti kazandırılmaya çalışıldığını aktaran Tokmakoğlu, "Çünkü hem deniz kenarında hem de yukarısı tel örgüyle kapatılmış. Bu bir istihkamdır. Lozan Antlaşması'nda da istihkam kelimesi geçer, istihkam kuramaz. Gemi ve küçük botların yanaşacağı yer küçük liman var. Kamuflajlı bir depo yaptığına göre silah, mühimmat cinsi şeylerin getirilip depolandığı bir yer. Bir depo daha var." değerlendirmesinde bulundu.
Adanın söz konusu bölgesinde 4 baraka bulunduğunu, iki anten ve iki jeneratör de göründüğünü anlatan Tokmakoğlu, şöyle konuştu:
"Buranın elektriği, suyu var, 20 kişiye kadar insan barınıyor. Silah deposu, uçaksavar, tel örgü, iki tane helikopter iniş yeri, gemi bağlanma yeri var. Bayrağını yapmış. Burada bunları Lozan Antlaşması'nın ihlalinin açık delili olarak görüyoruz. Bu askeri tesis olunca 'Burası benim' iddiası var. İkincisi burada muhabere sistemi var. Burada yaşayan askerler Türkiye'nin buraya bir müdahalesi söz konusu olursa onu engellemek için Yunanistan'ı koruduğunu ifade eder. Egemenlik hakkının askerle birlikte sahada vücut bulması... Böyle olunca 'Burada her türlü çatışmaya hazırım' demek istiyor. Kardak hadisesinde olduğu gibi buraya gelirseniz silahı, mühimmatı ve haberleşme sistemleri, 20'ye yakın askeri var. Askersiz, silahsız olması gerekiyor, istihkamın olmaması gerekiyor."
Tokmakoğlu, çiçeklerin de olmasının uzun süreden beri adada yaşamın devam ettiğinin göstergesi olduğuna işaret ederek, "Lozan'ı ve Türkiye'nin egemenlik haklarını, hukukunu hiçe sayan bir davranış, ciddi bir konu. Burada Türkiye artık her istediğini yapabilir ama Yunanistan'ın büyük bir provokasyon içinde olduğunu gösteriyor. Tesisi Türkiye'nin karşısındaki bir burna inşa etmeleri, Türkiye'den çıkan balıkçıların, tur teknelerinin, herkesin görebileceği yere bayrak açmaları aslına bakarsanız provokasyondur. Devletin mercileri değerlendiriyor." ifadelerini kullandı.
https://www.aa.com.tr/tr/gundem/keci-adasindaki-y ...di/2619591
Bence keci adasindaki ve Türkiyeye yakin olan adadaki askerlerin hepisi uzo icecem diye kafalari yerinde degildir... yoksa hangi yürekle oradalar... ilk les olacak kisiler onlar... ister siha atisi ile ister top atisi ile istersede hava füze saldirisi yada sat komando sizmasi yada cikarmada her ne türde olursa olsun bunlar ilk les... kacacak delikleride yok ... iki secenekleri var ilk etapta geberecekler.... ikinci iste beyaz bayrak sallayip teslim olacaklar.... baska yollari yok beyaz bayragi sallamadan les olacaklar olasi savasta... bunlarin cogu ya uzo ile kandiriliyorlar yada baska ilacla... yoksa yunanin cani cok tatli
Cihat Yaycı Paşa Bursa'da katıldığı bir etkinlikte konuştu.
Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı farklı plan içinde olduğunu belirten Emekli Amiral Cihat Yaycı, "Yunanlı amiral 'köprüyü uçururuz' demiş. Sonrası ne olur? Öyle bir intikam alırız ki ne olduğunu anlayamazlar. Türkiye'ye karşı farklı bir plan içindeler. Türkiye, Yunanistan'a göre bir star. Bize göre yunanlar alt lig takımı. Yunanistan 500 sözleşmeli er alım ilanı yayınlarken 300 kişi alabildi. Bizde ise 50 bin alım ilanı yayınlarken 5 milyon müracaat oluyor. Yine Yunanistan zorunlu askerliği 9 aydan 12 aya çıkardı. Çünkü profesyonelleşemiyorlar. Biz zorunlu askerliği 6 aya indirdik. Ve bizde şehitlik makamı gibi bir makam var. 'Vatan sağolsun' deriz. Yunanlar'da 5 asker ölsün bakın nasıl hesap soruyorlar. Ege'ye ben Adalar Denizi diyorum. Adaları fazla olduğu için yunanların gözetleme ve istihbari üstünlüğü var diyebiliriz. Fakat bizim dibimizde de adaları var. Elimizi uzatsak harp zamanında rahatlıkla alabiliriz. Hatta asker çıkarmaya bile gerek kalmadan etrafını kuşatsak, ikmallerini kessek 1 hafta sonra isyan çıkar ve teslim olurlar. Yunanlar tembeldir. Bizim gibi savaşan bir millet değiller çünkü biz her yerde savaşıyoruz ve tecrübeliyiz. Savunma sanayinde herşeyi kendimiz üretiyoruz. Coğrafi olarakta onlardan üstünüz" dedi.
TÜRKLERE SOYKIRIM UYGULADILAR
Amiral Yaycı, "1820'de Yunanistan'ı kuran Fransa, İngiltere ve Rusya'dır. Mora Yarımadası'nda Türkleri katledenler de onlardır. Soykırım uygulamışlardır. Yunan çeteler çocuk, kadın, yaşlı demeden Türkleri katlettiler. Bunlar tek başlarına bir şey yapamazlar" diye konuştu.
"YUNANLAR DENİZ ALANINI 1 MİL ARTTIRSA YÜZDE 13 VATAN SUYU KAYBIMIZ OLUR"
Yaycı, "ABD Yunanistan'a askeri yığınak yaptı. Bunu aslında Rusya'ya karşı Ukrayna'da bulunduracağını söylüyordu. Çoktan Ukrayna'ya ulaşması gerekiyordu. Şu an Bulgaristan'dan Yunanistan'a çok sayıda hibe askeri silah ve mühimmat geçişi olduğu haberini aldık. Batı sınırının Türkiye değil Yunanistan olduğu anlayışı içindeler. Bizim başımıza çok büyük sıkıntı açabilirler. Kara sularından atmaya çalışabilirler. Deniz alanını 1 mil arttırsa yüzde 13 vatan suyu kaybımız olur" ifadelerini kullandı.
"2001'DEN BERİ HİÇBİR GAYRİ MESKUN ADA MESKUN HALE GETİRİLMEDİ"
Cihat Yaycı, "Ege'de 152 Ada ve Kayacık var. 2001 yılından itibaren hiçbir gayri meskun ada meskun hale getirilmedi. Yani 12 ada yunanlara verildi diye çıkan haberler doğru değil. Daha önce karakol yaptıkları adaya klise yapmaları adayı ele geçirdikleri anlamına gelmiyor. Hiç kimse yapamaz ama yine de söyleyelim; 'Hiçbir adadan Türk bayrağı indirilip yerine Yunan bayrağı çekilmedi. Adamız işgal edildi diyenlere Türk bayrağı asılımıydı?' diye sormak gerekiyor. 1997 yılında 152 ada, adacık, kayalıkları listeledik. TSK türk bayrağını kesinlikle bir yerde indirtmez böyle bir olay da kayda geçmemiştir" şeklinde konuştu.
"BIÇAK ÇEKEN SALDIRGANA EŞİNİ TESLİM ETMEYE BENZER"
Emekli Amiral Yaycı şöyle devam etti; "Yunanlar ada sayısını arttırmak isterse Türkiye kabul etmezse kesinlikle karşılık vermek gerekiyor. Sineye çekmek demek olayın vahametini anlamanız için söylüyorum, 'bıçak çeken saldırgana eşini teslim etmeye benzer'. Yani birisi bir karış toprağımızı verelim, savaşmayalım derse yarın eşinide verir. Yunanlar Fransa ile çok değişik bir anlaşma yaptı. 'Sana saldıran bana saldırmış sayarım' anlaşması. Yunanlarda NATO üyesidir. Bizde NATO üyesiyiz. Fransa'ya böyle bir anlaşmayı ne için yaparsın? Zaten NATO bunu vadediyor."
"NATO ÜYELİĞİ TÜRKİYE'Yİ ABD VE RUSYA'YA KARŞI KORUYOR"
Yunanistan'ın Fransa'yla yaptığı anlaşmaya atıfta bulunan Yaycı, "Muhtemelen savaş durumunda bu anlaşmaya uyarak Yunanistan'ı haklı görüp Türkiye'yi dışlamaya çalışacaklar. 'Türkiye saldırgan, ittifakın ruhunu ve dokusunu bozuyor' diyecekler. İlk olarak Türkiye'ye karşı Yunanistan'ı destekleyecekler. 2'nci olarak ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni NATO'ya alacaklar. PKK, PYD gibi terör örgütlerine 'müdahale edene bizde ederiz' diyecekler. 15 Temmuz'da darbeler yoluyla müdahale etmek isteyenler bunlardır. NATO üyeliği Türkiye'yi ABD'ye ve Rusya'ya karşı koruyor. ABD ve Avrupa'nın NATO ruhuna aykırı hareket ettiğimizi söylemesi, Suriye'de PKK ve PYD'ye karşı müdahaleleri, Rusya- Ukrayna savaşındaki tarafsız tutumu ki doğru olan tutum buydu, bu ülkeleri oldukça rahatsız ediyor" diye belirtti.
"TÜRK ASKERİ PAKTININ KURULMASI LAZIM "
Amiral Yaycı Türk birliği ve Türk askeri paktının kurulması gerektiğini belirterek şu şekilde devam etti; " Türk İşbirliği Teşkilatının askeri kanadının kurulması lazım. Bu askeri birlik kurulmuş olsaydı Kazakistan'da Rusya'nın başını çektiği Kollektif Güvenlik Anlaşması müdahil olamazdı. Rusya'nın baskısı altında olan Türk devletleri var. ABD'de bunlara karışıyor. Rusya, Çin gibi ülkelerle pakt yapmak hata olur. Kimseye güvenmeyeceksiniz. Menfaat kimle ortak olmayı gerektiriyorsa onunla ortak olacaksınız. Türkiyeli olacaksınız. Bazı yerde Atlantik bazı yerde Avrasya bazı yerde Çin ile bazı yerde Rusya ile işbirliği yapacaksınız. Son olarak bizim verecek bir karış toprağımız ne de bir damla vatan suyumuz vardır."
Dünyada soğuk savaş döneminin yerini hiper savaşlar, çatışma ve kaos döneminin aldığını belirten Külünk, "Artık hiçbir ülke hele ki Türkiye gibi kadim bir devlet geleneğinin devamı olan, kadim devlet aklına sahip olan bir devletin artık sözünün yerel olması mümkün değildir. Türkiye evrensel söz söylemek zorundadır çünkü dünyada soğuk savaş dönemindeki dar alan çatışmalarının yerini hiper çatışma alanına bıraktı. Dolayısıyla hiper çatışma ve kaos ortamında söylenecek her sözün de hiper olması zorunludur. İnsanlık artık eş zamanlı dijital kavim göçü yaşıyor. Dünyanın her yerinde etkileşim içinde var olmak zorundayız" dedi.
Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı kışkırtıcı politikasına da değinen Külünk, batı tarafından şımartılan Yunanistan'ın ikinci bir Ukrayna ve Miçotakis'in de ikinci bir Zelenski olma hevesinden vazgeçmeleri çağrısında bulunarak şunları söyledi:
"Biz hep Ege'de 12 adayı konuşuyoruz ama adı konmamış 152 ada var. İtalyanlar üzerinden Yunanistan'a devredilen adaların silahlardan arındırılmış adalar olması gerekirken ısrarla silahlandırması, ABD'nin üst kurması, yalnız Dedeağaç değil Girit üzerinden de ciddi hamleler yapılıyor. Kara parçası olarak ifade edilen vatan toprağı da uydudan başlayan siber alemde devam eden dijitalde varlığını hissettiren ve denizlerin hiç olmadığı kadar stratejik açıdan öne çıktığı dönemde denizler devleti olarak anılmak, yani bizim için ana vatan, mavi vatan, dijital vatan, siber vatan, uydu vatanı konuşmayı, inşa etmeyi zorunlu kılan bir süreçteyiz. Mavi vatan 1 milyon 261 bin kilometrekarelik vatan parçası demektir. Türkiye'nin yüzölçümünü verirken artık 784 bin kilometrekarelik değil 1 milyon 261 bin kilometrekare olarak okunmalı. Eğer denizlerdeki vatan kavramının ve deniz devleti olduğumuzu önemsemez, bunu hissettirmezsek, Anadolu topraklarında bizi bütün bırakmazlar! Eğer denizler devleti olduğumuzu kabul edip denizler üzerindeki egemenlik haklarımızı sonuna kadar sahiplenme noktasında serhat boyu kavramımızı eğer 1 milyon 261 bin kilometre karelik deniz boylarından tanımlamazsak, eksik bırakırız."
İklim değişikliği ironisi arkasında bütün insanlığı kıtlıkla ve açlıkla tehdit eden şeytani bir aklın saldırıları açık hale getirdiği bir süreci yaşadığımızı vurgulayan Külünk, "Geçen hafta buğday tarlalarımız yakıldı. Hollanda'da da yakıldı, aynı aklın operasyonudur. Tekirdağ'daki arı kovanlarına yapılan saldırı gibi... Dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. Marmaris'te ve Kuzey Kıbrıs'ta başlayan orman yangınları hiçbiri birbirinden bağımsız değil hepsi aynı merkezin operasyonları ve doğrudan bütünsel insanlığa yönelik tehdittir" şeklinde konuştu.
2023 yılının Türkiye'nin bin yıllık devlet tarihinden ve cumhuriyetin kuruluşundan sonraki gelecek bin yılını belirleyecek en kritik tarihi kavşak noktası olacağını savunan Külünk, ülkemiz üzerine oynanan siyasi oyunların denizlerimizdeki enerji kaynaklarına ulaşmayı engellemek amacıyla yapıldığını ileri sürdü.