Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Gelecek Partisi ve Ahmet Davutoğlu [SİYASET]
« önceki   123 ... 575859 ... 636465   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 58
Timur Han
11 ay önce - Prş 15 Eyl 2022, 20:28



yusufyuşa
11 ay önce - Sal 27 Eyl 2022, 19:58



İclal Aydeniz
10 ay önce - Cum 30 Eyl 2022, 17:34

Alıntı:

Davutoğlu çok fena çuvaşlamış


daha çok çuvallayacak,2023'te vatandaş amerika'nın çocuğu,ypg'ye saygı duymalıyız diyen serok ahmet'i siyasetin kabristanlığına ebediyen gönderecek

bir zamanlar stratejik derinlikçilik ve illüzyonculuk oynayan DAVIDoğlu serok ahmet hoca hazretlerinin yüzünden rusya ve iran güney komşumuz oldu,Amerikalı efendileri serok ahmedin sırtını sıvazladı ümmet enternasyonalizmi masallarıyla...

Alıntı:

Allah nurunu tamamlayacak diye ortada gezmeniz, mehdinin çıkıp dünyayı İslam eğemenliği altına alacağına iman etmeniz de bu zihniyetin bir delili yani sonra çıkıp bizim öyle bir amacımız yok deme diye bu örnekleri veriyorum.


bir zamanlar davutoğlu'nun tam temsil ettiği kafa yapısıydı bu

Allah'ın nurunu tamamlaması hafife indirgenemez,kolay bir durum değildir,aksi durumlar olsa İran'da mollalar devrim yaptığında Allah nurunu tamamlardı,Vehhabiler yıllarca Arap halkının iliğini ilmiğini sömürüyor,nurun tamamlandığı mı var

Ama tüm bu gerçeklere karşın yeşil bir blok kurma hayaliyle yanıp kavrulan DAVIDoğlu, bir “Türk Kissinger’ı” olarak adlandırıldı, Foreign Policy dergisi onu dünyanın önde gelen 100 düşünürü arasında saydı.

bu hayallere ilk olarak Suriye ile başlayan Davutoğlu Suriye ile Türkiye’nin entegrasyonundan söz etmeye başlamış, 2009’da vizeler kaldırılmış ve dahası bir yıl sonra Doğu Akdeniz Dörtlüsü adıyla Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında serbest dolaşımı öngören bir anlaşma imzalanmıştı.Davutoğlu iç savaş başlayıncaya kadar 60’tan fazla kez Suriye’ye gidecekti ama sonrasında Esad'ı devirip Şam'da Emevi camiinde namaz kılma hayalleriyle Türkiye'yi Suriye bataklığına gömecekti....

Davutoğlu efendinin kimyasını bozan gelişme ise Arap Baharı oldu. Ortadoğu'daki Baasçı ve laik düzenlerin tasfiyesi karşısında bir heyecana kapıldı. Arap dünyasında en örgütlü ve yaygın gruplar, bütün baskılara rağmen İslamcılar, onun da çatı örgütü sayılabilecek Müslüman Kardeşler’di. Tunus’tan Suriye’ye kadar uzanan coğrafyada Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesi karşısında serok ahmet,devrilen her bir diktatörden sonra büyük bir heyecanla “ırmağın kendi yatağını” bulduğunu yazıyor,Batı modernitesinin bir ürünü olan sınırların kalkarak yeni bir Ortadoğu jeopolitiğine geçildiğini müjdeliyordu. Halklarına yabancı rejimler gitmiş, bölge kendi kaynağına dönmüştü. Arap Baharı artık İttihat-ı İslam'ın baharına dönebilirdi. Tunus ve Mısır’da görece çabuk, Libya’da ise ABD ve Fransa’nın (Türkiye’nin de denizden askeri) katkısıyla rejimler yıkılmış, Suudi Arabistan bu süreçte maaşlara zam yaparak, Ürdün Kralı ise öyle bir kaynağa sahip olmadığı için hükümeti değiştirerek ve seçimlere giderek bu dalgayı atlatmaya çalışmıştı. Esad da Rusya ve İran'dan askeri destek alırken,BM daimi üyelerinden Rusya ve Çin'in Esad aleyhine alınan kararları veto etmesiyle bu dalganın kendisini teğet geçmesini sağlamıştı. Arap Baharı coşkusuyla Erdoğan'a seçim galibiyetlerini Şam’ın, Beyrut’un, Trablus’un kazancı olarak sunması ve Libya ve Mısır’da miting düzenlemesi noktasında gaz veren davutoğlu'na göre nasıl olsa bir entegrasyona doğru gidiliyor, bu ülkeler bir iç coğrafya haline geliyordu. Dahası ilişkiler devletten devlete değil, Davutoğlu ve AK Parti'den bu ülkelere doğru kurulmaya da başlanmıştı. Bunun kırılma noktası Eylül 2012’deki AK Parti Kongresine Mursi, Barzani, Halid Meşal, Gannuşi’nin diğer yabancı konuklarla birlikte katılması, ama bir tek Mursi ve Barzani ve Meşal’e konuşma yaptırılmasıydı. Mursi kısa süren iktidar deneyiminde hem Erdoğan'dan hem Davutoğlu'ndan hem de Hakan Fidan'dan destekler almıştı.Türkiye bir yandan Mısır-Türkiye-İran, öte yandan Mısır-Türkiye-Suudi Arabistan eksenlerini oluşturmaya çalışıyordu. Mursi Ağustos 2012’de İran’a kısa bir ziyaret gerçekleştirecek, Şubat 2013’te ise Ahmedinejat Mısır’ı ziyaret edecektir. Dolayısıyla, Suudi Arabistan’ın daha ihtiyatlı olduğu ama bir yanda merkezinde Türkiye’nin olduğu Mısır-İran ekseni, öte yanda yine Türkiye’nin öncü olacağı Tunus-Libya-Mısır-Gazze-Lübnan hattı kurulacaktı. Bu enternasyonalist İslamcı kuşak, bir yandan Şii-Sünni ayrılığını aşma potansiyeli taşırken, Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’yi Davutoğlu’nun hayalindeki merkez ülke, küresel bir güç yapacaktı.Bu jeopolitik eksenin eksik halkası olarak Esad'ın direndiği ve devrilmediği Suriye kalmıştı. İran’ı Esad’dan vazgeçmeye ikna etmek mümkün değildi ama İran da içinde bulunduğu yalıtılmışlık ve yaptırımlardan çıkmak adına, Suriye’de ayrı yerlerde durmakla birlikte Türkiye ile arasını iyi tutmayı ve özellikle Mısır’ı denkleme dahil etmeyi tercih etti.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun, bölge ülkelerine demokratikleşme konusunda model olmak yerine,İttihat-ı İslam çabalarına girmeleri,Mursi yönetiminin Gazze kapısını açması, IMF ile anlaşmaya yanaşmaması, Sina Yarımadasına asker sokması ve İran ile yakınlaşmaya çalışması, Türkiye’nin İslamcı bir eksen kurma çabalarıyla birleşmesi aslında tatlı başlayan bu ümmet birliği rüyasının da kabusa dönüşmesinin ayak seslerini derinden hissettiriyordu.

Önce Tunus’ta muhaliflere suikast düzenlenmesi sonrasında Ennahda hükümetinin istifa etmek zorunda kalması, ardından Temmuz 2013’te Mısır’da Mursi’nin darbeyle devrilmesi Libya ve Yemen’de istikrarsızlık, iç çatışma ve düzenin kurulamaması Arap Baharını bitirirken, aynı zamanda İslam Birliği'nin gerçekleşmesine en yakın tarihsel an’ı da yıktı. Bu süreçten sonra Davutoğlu'nun inşa ettiği dış politika zihniyeti;Esad yıkılırsa, 2013 sonrasında Arap Baharının çöktüğü bir ortamda en azından Suriye’yi Müslüman Kardeşlere teslim edip, zararı minimize etmeye çalıştı. Bu politika Suriye içindeki tabloyu giderek ağırlaştırırken, Türkiye’nin içine iki milyonluk bir kitlenin göç etmesine yol açtı.

hem Suriye'de fiili bir YPG/PKK/PYD yapısı Davutoğlu'nun İslamcılık hayalleri yüzünden var edildi hem de Türkiye burada çok büyük faturalarla,bilançolarla yüzleşti.

üstelik Suudi Arabistan'la ve İran'la kurulmaya çalışılan ortak eksen de sonuç vermedi ve Şia İran da Vehhabi Suudiler de her fırsatta Türkiye'nin karşısında yer aldılar,son Karabağ Savaşında da Ermenistan'ı desteklediler.

bütün bu fiyaskolara rağmen Türk Birliği değil İslam Birliği diyen arkadaşlar gerçekten Davutoğlu'nun bu ülkeye çıkardığı faturalardan hiç ders almamışa benziyor


Ali clarkkent
10 ay önce - Sal 04 Ekm 2022, 11:01



İclal Aydeniz
10 ay önce - Sal 11 Ekm 2022, 20:19

Alıntı:

Suriye'de durumlar düzelince İnşallah Türkiye İslam Sancaktarlığı görevi misyonuyla hareket edecek gibi gözüküyor.Iran ve Hizbullah'a kendi ülkeleri ve Irak dışında tüm müslümanlardan kınama,eleştiri mesajları gelmişti.Rejimin devrilmesi bir anda her şeyi Türkiye lehine çevirebilir.


bir zamanlar davutoğlu'nun hayali tam da buydu

Allah'ın nurunu tamamlaması hafife indirgenemez,kolay bir durum değildir,aksi durumlar olsa İran'da mollalar devrim yaptığında Allah nurunu tamamlardı,Vehhabiler yıllarca Arap halkının iliğini ilmiğini sömürüyor,nurun tamamlandığı mı var

Ama tüm bu gerçeklere karşın yeşil bir blok kurma hayaliyle yanıp kavrulan DAVIDoğlu, bir “Türk Kissinger’ı” olarak adlandırıldı, Foreign Policy dergisi onu dünyanın önde gelen 100 düşünürü arasında saydı.

bu hayallere ilk olarak Suriye ile başlayan Davutoğlu Suriye ile Türkiye’nin entegrasyonundan söz etmeye başlamış, 2009’da vizeler kaldırılmış ve dahası bir yıl sonra Doğu Akdeniz Dörtlüsü adıyla Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün arasında serbest dolaşımı öngören bir anlaşma imzalanmıştı.Davutoğlu iç savaş başlayıncaya kadar 60’tan fazla kez Suriye’ye gidecekti ama sonrasında Esad'ı devirip Şam'da Emevi camiinde namaz kılma hayalleriyle Türkiye'yi Suriye bataklığına gömecekti....

Davutoğlu efendinin kimyasını bozan gelişme ise Arap Baharı oldu. Ortadoğu'daki Baasçı ve laik düzenlerin tasfiyesi karşısında bir heyecana kapıldı. Arap dünyasında en örgütlü ve yaygın gruplar, bütün baskılara rağmen İslamcılar, onun da çatı örgütü sayılabilecek Müslüman Kardeşler’di. Tunus’tan Suriye’ye kadar uzanan coğrafyada Müslüman Kardeşlerin iktidara gelmesi karşısında serok ahmet,devrilen her bir diktatörden sonra büyük bir heyecanla “ırmağın kendi yatağını” bulduğunu yazıyor,Batı modernitesinin bir ürünü olan sınırların kalkarak yeni bir Ortadoğu jeopolitiğine geçildiğini müjdeliyordu. Halklarına yabancı rejimler gitmiş, bölge kendi kaynağına dönmüştü. Arap Baharı artık İttihat-ı İslam'ın baharına dönebilirdi. Tunus ve Mısır’da görece çabuk, Libya’da ise ABD ve Fransa’nın (Türkiye’nin de denizden askeri) katkısıyla rejimler yıkılmış, Suudi Arabistan bu süreçte maaşlara zam yaparak, Ürdün Kralı ise öyle bir kaynağa sahip olmadığı için hükümeti değiştirerek ve seçimlere giderek bu dalgayı atlatmaya çalışmıştı. Esad da Rusya ve İran'dan askeri destek alırken,BM daimi üyelerinden Rusya ve Çin'in Esad aleyhine alınan kararları veto etmesiyle bu dalganın kendisini teğet geçmesini sağlamıştı. Arap Baharı coşkusuyla Erdoğan'a seçim galibiyetlerini Şam’ın, Beyrut’un, Trablus’un kazancı olarak sunması ve Libya ve Mısır’da miting düzenlemesi noktasında gaz veren davutoğlu'na göre nasıl olsa bir entegrasyona doğru gidiliyor, bu ülkeler bir iç coğrafya haline geliyordu. Dahası ilişkiler devletten devlete değil, Davutoğlu ve AK Parti'den bu ülkelere doğru kurulmaya da başlanmıştı. Bunun kırılma noktası Eylül 2012’deki AK Parti Kongresine Mursi, Barzani, Halid Meşal, Gannuşi’nin diğer yabancı konuklarla birlikte katılması, ama bir tek Mursi ve Barzani ve Meşal’e konuşma yaptırılmasıydı. Mursi kısa süren iktidar deneyiminde hem Erdoğan'dan hem Davutoğlu'ndan hem de Hakan Fidan'dan destekler almıştı.Türkiye bir yandan Mısır-Türkiye-İran, öte yandan Mısır-Türkiye-Suudi Arabistan eksenlerini oluşturmaya çalışıyordu. Mursi Ağustos 2012’de İran’a kısa bir ziyaret gerçekleştirecek, Şubat 2013’te ise Ahmedinejat Mısır’ı ziyaret edecektir. Dolayısıyla, Suudi Arabistan’ın daha ihtiyatlı olduğu ama bir yanda merkezinde Türkiye’nin olduğu Mısır-İran ekseni, öte yanda yine Türkiye’nin öncü olacağı Tunus-Libya-Mısır-Gazze-Lübnan hattı kurulacaktı. Bu enternasyonalist İslamcı kuşak, bir yandan Şii-Sünni ayrılığını aşma potansiyeli taşırken, Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye’yi Davutoğlu’nun hayalindeki merkez ülke, küresel bir güç yapacaktı.Bu jeopolitik eksenin eksik halkası olarak Esad'ın direndiği ve devrilmediği Suriye kalmıştı. İran’ı Esad’dan vazgeçmeye ikna etmek mümkün değildi ama İran da içinde bulunduğu yalıtılmışlık ve yaptırımlardan çıkmak adına, Suriye’de ayrı yerlerde durmakla birlikte Türkiye ile arasını iyi tutmayı ve özellikle Mısır’ı denkleme dahil etmeyi tercih etti.

Erdoğan ve Davutoğlu’nun, bölge ülkelerine demokratikleşme konusunda model olmak yerine,İttihat-ı İslam çabalarına girmeleri,Mursi yönetiminin Gazze kapısını açması, IMF ile anlaşmaya yanaşmaması, Sina Yarımadasına asker sokması ve İran ile yakınlaşmaya çalışması, Türkiye’nin İslamcı bir eksen kurma çabalarıyla birleşmesi aslında tatlı başlayan bu ümmet birliği rüyasının da kabusa dönüşmesinin ayak seslerini derinden hissettiriyordu.

Önce Tunus’ta muhaliflere suikast düzenlenmesi sonrasında Ennahda hükümetinin istifa etmek zorunda kalması, ardından Temmuz 2013’te Mısır’da Mursi’nin darbeyle devrilmesi Libya ve Yemen’de istikrarsızlık, iç çatışma ve düzenin kurulamaması Arap Baharını bitirirken, aynı zamanda İslam Birliği'nin gerçekleşmesine en yakın tarihsel an’ı da yıktı. Bu süreçten sonra Davutoğlu'nun inşa ettiği dış politika zihniyeti;Esad yıkılırsa, 2013 sonrasında Arap Baharının çöktüğü bir ortamda en azından Suriye’yi Müslüman Kardeşlere teslim edip, zararı minimize etmeye çalıştı. Bu politika Suriye içindeki tabloyu giderek ağırlaştırırken, Türkiye’nin içine iki milyonluk bir kitlenin göç etmesine yol açtı.

hem Suriye'de fiili bir YPG/PKK/PYD yapısı Davutoğlu'nun İslamcılık hayalleri yüzünden var edildi hem de Türkiye burada çok büyük faturalarla,bilançolarla yüzleşti.

Esad rejimi de Rusya'nın ve İran'ın katkılarıyla,destekleriyle,yardımlarıyla devrilmekten yırttı

Rusya kuzeyde kıyıdaşımızken güneyde de hudut komşumuz olup Suriye toprakları üzerinden Akdeniz'e inerek İsrail,Yunanistan,Mısır,Kıbrıs Rum Kesimi ve Batılı emperyalistlerden sonra Mavi Vatanımıza rakip olabilecek olası bir faktör haline gelmeye başladı.İran da doğu komşumuzdan aynı zamanda güney komşumuz oldu ve İran da Rusya'dan eksikli kalmayarak Suriye toprakları üzerinden Akdeniz'e açılma derdinde

Arap Baharı ve Davutoğlu'nun fantezileri,masalları,hikayeleri,zırvaları yüzünden Suriye'de yüzde 60'lık Sünni nüfusla yüzde 15'lik Alevi nüfus arasındaki makas daraldı ve Sünni nüfus kan kaybetti.Sünni mahalleler yıkılıp Sünni camileri kullanılamaz hale gelirken İran'ın katkılarıyla Hizbullah için,Haşdi Şabi için Şii mahalleler ve Şii camileri inşa edilmeye başlandı,Suriye adım adım Şiileştirildi,Rusya'nın destekleriyle Ortodoks Hristiyan azınlıklara Ortodoks kiliseleri Suriye'de mantar gibi tesis edildi,hatta Ayasofya ismiyle bir kilise temeli bile atıldı Suriye'de

hatta İran ve Rusya ülkelerindeki üniversitelerden Suriye'de şube,yerleşke açmayı bile düşünüyor

yani Arap Baharı ve Davutoğlu'nun fantezileri,masalları,hikayeleri,zırvaları yüzünden Suriye'yi adeta İran ve Rusya paylaşıyor

bunlarda ahmet davutoğlu'nun vebali çok büyüktü

neyse ki davutoğlu gitti de stratejik derinlik gibi itibarlı yalnızlık gibi deli saçması fantezilerden,masallardan,hikayelerden,zırvalardan kurtulduk

artık Türk dış politikası 2020 yılındaki Karabağ Savaşı ile rayına oturdu

o günlerde Azerbaycan lehine,Rusya ve Ermenistan aleyhine hava sahasını kapatmayan ve Ermenistan'ın bağımsızlığını kutlayan Kazakistan son süreçte Rusya'yı dengelemeye başladı ve Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı yardım talebini de reddetti

diğer Türk cumhuriyetleri de ölü toprağını atacaklardır

Adım adım Türk dünyası uyanacak

İslam dünyasına liderlik noktasında arzu ettiği hedeflere ulaşamasa da Türkiye inşallah Türk dünyasının liderliğini yapma noktasına gelecek



Muhammed Ali 4427
10 ay önce - Çrş 12 Ekm 2022, 00:32



Ugi Öz

10 ay önce - Çrş 12 Ekm 2022, 03:57



Deniz Zeybek
10 ay önce - Cmt 22 Ekm 2022, 16:21



Deniz Zeybek
10 ay önce - Sal 25 Ekm 2022, 14:18



Muhammed Ali 4427
9 ay önce - Pzr 06 Ksm 2022, 13:37



sayfa 58
« önceki   123 ... 575859 ... 636465   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET