Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 978
selcukkocak78
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 16:10

atak üretim antlaşması 51 asıl 49 opsiyon + ihracat şeklindeydi.biz opsiyonlarla 89 da atak projesini kapatma kararı aldık bundan sonra atak değil t 629 ve atak 2 projeleri olacak ayrıca atak ihracatı olursa atak üretimi devam edecek

selcukkocak78
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 16:17

erken duhul olarak italyada üretilen ilk 9 atak ve daha sonra geçen aya kadar üretilen tüm atak helileri geçen ay üretilen atak faz2 a moduna yükseltilecek faz 2 b de ekstra mwr var ama o her heliye takılmayacak sanırım ağırlık ve silah istasyonu sorunu çözüldümü bilmiyorum.t629 un asıl yapılmasının sebebi bu işte mwr extra top mermi mühimmatı ve daha fazla ant tank roketi yüklenebilsin diye



kadirhan71
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 17:31
EMP STRATEJİK SİLAH


EMP NEDİR
ABD Hava Kuvvetleri, ilk olarak 1991 yılında Elektromanyetik Pulse (EMP) bombası olarak adlandırılan deneysel silahını Körfez Savaşı’nda kullandı. Irak televizyonunu ‘E-bomb’ ile etkisizleştiren ABD, Saddam Hüseyin’in propaganda makinesini işlevsiz hâle getirmeye çalıştı. Başarılı olan deneme sonucunda günde 24 saat aralıksız yayın yapan Irak Uydu TV’si sustu. Televizyon Irak, yerel saati ile ertesi sabah 4.30 civarında ancak yayına döndü. ABD’nin ikinci kez yine aynı bölgede 2003’teki Irak Savaşı’nda da Ebomb’u kullandığı iddia edildi. E-bomba, ABD’deki Hoover Barajı Hidroelektrik Santrali’nin bir gün içinde ürettiği (2 Milyar Watt) elektrik gücünü ani bir şekilde açığa çıkarabiliyor. EMP Bombası, çok yakınında olunmadığı sürece ölümcül olmayan bir silahtır.

Faaliyete geçtiğinde belli bir yarıçap içindeki tüm elektrikli bileşenleri devre dışı bırakan bir elektromanyetik pulse yayar. Bu bombanın temeli, yüksek güçteki radyo dalgası ya da mikrodalga atımı yaratarak içinden elektrik geçen tüm kablo ve devreleri yok etmeye dayanır. Bomba telefon hatları,enerji
hatları, bilgisayar, otomobil, radar ve elektronik harp ekipmanları, elektronik uçuş kontrolleri, televizyon / radyo ekipmanları ve uydu, şebeke gücüne bağlı cihazlar, aydınlatma sistemlerini devre dışı bırakır.

Dünya’da üretim kabiliyeti net olarak bilinmemekle birlikte; ABD, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran’da var
olduğu tahmin ediliyor. Yarattığı etki nedeniyle bu sistemi geliştirenler, kendi güvenliklerini sağlamak, bir düşman saldırısı hatta “dost ateşi” durumunu da düşünerek e-bombaya karşı önlemler almanın yolunu da
arıyor. Bu bombanın tarihsel gelişimi konusunda net bir tarih basın ile paylaşılmadığı gibi 1962’ye kadar bilgi akışı da bulunmuyor. Bu yıldan itibaren önce EMP hakkında spekülasyonlar ve teoriler kamuoyunda yer almaya başladı. ABD, bu yıllarda, “fishbowl” olarak bilinen bazı yüksek irtifa atmosfer testlerini gerçekleştirdi. Hawaii yakınlarında patlayan “Starfish Prime” testinin Hawaii’nin elektrik altyapısında sorunlar yarattığı belirlendi.

1963’te ABD ve Sovyetler Birliği, EMP bombasının birbirlerine saldırmasını önlemek için Atmosferik Test Yasaklama Anlaşması’nı imzaladı. E-bomb’un patlama türleri aşağıdaki gibidir:
1) Yakın yüzey patlamaları: 1,9
kilometreye kadar irtifada,
2) Orta irtifa patlamaları: 1,9
kilometre ila 30,5 kilometre
arasında değişen irtifada
3) Yüksek irtifa patlamaları: 30,5
kilometre üzerinde bir irtifadadır.
Patlama o kadar güçlü olmasa da
çok daha geniş bir alanı etkiler.
Bu ön bilgilerden sonra gelin E-bomb’u biraz daha detaylı ele alalım


(+)


Nasıl çalışır?
Bomba, bir tel bobini (statör sargısı) ile çevrili metal bir silindirden (armatür olarak adlandırılır) oluşur. Armatür silindiri yüksek patlayıcı ile doldurulur ve sağlam bir ceket (kavrayan), tüm cihazı çevreler. Stator sargısı ve armatür silindiri boş alanla ayrılır. Bombanın ayrıca statöre bağlanabilen bir kapasitör bankı gibi güç kaynağı vardır. Bomba patladığında olaylar şusırayı izler:


• Bir anahtar, kapasitörleri statöre
bağlayarak kablolardan elektrik
akımı gönderir. Bu yoğun bir
manyetik alan oluşturur.
• Bir fünye mekanizması patlayıcı
malzemeyi tutuşturur. Patlama,
armatür silindirinin ortasından bir
dalga olarak geçer.
• Patlama silindirden geçerken,
silindir stator sargısına temas
eder. Bu, statoru güç kaynağından
keserek bir kısa devre oluşturur.
• Hareketli kısa devre manyetik
alanı sıkıştırarak yoğun bir
elektromanyetik patlama üretir.
Büyük olasılıkla, bu tür bir
silah nispeten küçük bir alanı
etkileyecektir- nükleer EMP
saldırısıyla karşılaştırılırsa etkisi
düşüktür ama bölgede ciddi
hasar verebilir.

Bir sonraki bölümde, bir EMP saldırısının olası etkilerine bakacağız. Amerika Birleşik Devletleri EMP teknolojisine yönelmiştir çünkü potansiyel olarak öldürücü değil ancak son derece yıkıcıdır. Bir E-bomba saldırısı, binaları ayakta bırakarak hayatları kurtaracak, ancak büyük bir ordunun harekât kabiliyeti ve haberleşmesini yok edebilecektir. Bir dizi olası saldırı senaryosu vardır. Düşük seviyeli elektromanyetik darbeler elektronik sistemleri geçici olarak sıkıştıracak, daha yoğun darbeler önemli bilgisayar verilerini bozacak ve çok güçlü patlamalar elektrikli ve elektronik ekipmanın tamamen devre dışı kalmalarına
sebep olabilecektir.

Modern savaşta, çeşitli saldırı seviyeleri, birçok yaralıya zarar vermeden bir dizi önemli savaş görevini başarabilir. Örneğin, bir E-bomba etkili bir şekilde aşağıdaki sistemleri etkisiz hâle getirebilir:

• Araç kontrol sistemleri
• Yerden takip edilen, füze ve bombalardaki hedefleme sistemleri
• İletişim sistemleri
• Navigasyon sistemleri
• Uzun ve kısa menzilli sensör sistemleri






EMP silahları, özellikle Irak’ın işgalinde etkili olmuştu çünkü uygulan elektromanyetik pulsleri sayesinde darbeli olarak yer altı sığınakları bariz şekilde etkisiz hâle getirilmişti. Irak’ın yer altı sığınaklarının çoğuna geleneksel bomba ve füzelerle ulaşmak zordur. Nükleer bir patlama, bu sığınakların çoğunu etkili bir şekilde yıkabilir ancak bu çevre bölgelerde yıkıcı bir sonuç doğuracaktır. Bir elektromanyetik puls, topraktan geçerek sığınakların ışıklarını, havalandırma sistemlerini, haberleşme, hatta elektrikli kapıları devre dışı bırakmış, sığınak tamamen yaşanmaz hâle gelmiştir. Bununla birlikte, ABD kuvvetleri de EMP saldırısına karşı oldukça savunmasızdır. Son yıllarda ABD ordusu, cephaneliğinin tamamına kapsamlı elektronik parçalar ekledi. Bu elektronik teknolojisi, büyük ölçüde, herhangi bir güç dalgalanmasına karşı oldukça hassas yarı iletken cihazların etrafına inşa edildi. Daha tempest korumasına sahip yapılanma teknolojisi aslında bir e-bomba saldırısından kurtulma şansını artıracaktır. Koruyucu önlemler konusuna daha sonra değineceğiz.

Herhangi bir ülkede yaygın bir EMP saldırısı, bir ordunun kendini örgütleme yeteneğini tehlikeye atacaktır. Böyle bir saldırı sonrası kara birliklerinin elinde mükemmel şekilde işleyen, elektrikli olmayan silahları (makineli tüfekler gibi) olabilir. Ancak bir saldırı planlamak veya düşmanı bulmak için elektronik temelli ekipmana bu şartlarda sahip olmazlardı. Etkili bir EMPsaldırısı, herhangi bir askeri birliği gerilla tipi bir orduya indirgeyebilir.

EMP silahları, genellikle ölümcül olmayan olarak kabul edilirken, belirli hedeflere yönlendirildikleri takdirde insanları kolayca öldürebilir. Örneğin bir EMP, hastanenin elektriğini keserse, yaşam desteğine bağlı herhangi bir hasta hayatını kaybeder. Bir EMP silahı uçak da dahil olmak üzere araçları etkisiz hâle getirerek kazalara neden olabilir. Sonunda, bir e-bombanın en kapsamlı etkisi psikolojik olabilir. Gelişmiş bir ülkede tam kapsamlı bir EMP saldırısı, modern yaşamı ortadan kaldırır. Böyle bir saldırıdan çok sayıda kurtulan olur ama kendilerini elektrik içeren hiçbir şeyin olmadığı çok farklı bir dünyada bulurlar.

EMP koruması kapsamında bir dizi araştırmanın yapıldığı Hollanda’da, olumlu sonuçlara ulaşıldı. Ülke, EMP korumada önde gelen firmaları bünyesinde barındırıyor. EMP koruması Faraday kafesleri, EMP verileri ve güç hattı filtreleri, EMP Ethernet dönüştürücü birimleri vb. başlıca çalışmalardır. Mühendisler EMP saldırılarına karşı koruma konusunda uzmanlaşırken; EMP tehditlerine karşı koruma için özel ürün yelpazesi bile oluşturulmuştur.

EMP koruması, MIL-STD-188- 125’te (kritik, zaman acil görevler gerçekleştiren yer tabanlı C4I tesisleri için HEMP koruması) belirtilen minimum HEMP gereksinimlerini karşılar. Üretilen filtreler, E1 (20/500 ns 5 kA tepe noktası) ve E2 (1.5 / 4000 µs 250 A tepe noktası) test darbeleri uyarınca PCI gerçekleştirilen firma içi test biriminde test edilerek olumlu sonuçlara ulaşıldı.

Elektromanyetik bombalar hem stratejik hem de taktik olarak geniş bir hedef yelpazesinde uygulanan Elektriksel Kütle İmha Silahlarıdır. E-bombalar, yüksek voltaj elektrik üretimi neticesinde ölüme sebep olabileceğinden benzer kütleye sahip geleneksel patlayıcı silahlardan daha büyük alanlara, belirli seviyedeki hasar için kuvvet büyüklüğünde önemli etkiler sunar. E-bombalar, Soğuk Savaş sonrası baskı altındaki askeri kuvvetler için uygun bir kuvvet çarpanı olabilir. Kuvvet boyutlarının azaltılması, anlaşmazlıkların çözülmesi için hem savaş potansiyelini hem de siyasi faydalarını arttırabilecektir.
Ayrıca bu teknolojinin yaygınlaşmasının etkilerinin göz önünde bulundurulması ve gelecekteki olası saldırılara karşı korunmak için önlemler alınmasıgörevlilerin ve özel endüstrinin görevidir.

Dünya’da E-bomb ile ilgili geleceğin silahı olarak birçok Ar-Ge çalışması yapılırken;Türkiye olarak bizim de bu konuda önlemlerimizi alıp sahaya inmemiz faydalı olacaktır. Roketsan’ın ürettiği ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi (YESS)’nin menzilini artırarak ve daha fazla elektromanyetik kapsam ekleyerek, EMP entegre ederek ilk adımları atılabilir. Bunun da bizi farklı bir boyuta taşıyacağı kanaatindeyim. Bir sonraki aşamada E-bomb’a geçiş yapacağız.

kaynak:C4DEFENCE


kadirhan71
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 17:32

Böyle stratejik bir silaha kesinlikle sahip olmamız lazım umarım araştırma geliştirme çalışmaları yürütülüyordur.

BJK 5106
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 18:37


(+)



Alman Die Welt gazetesinden Türk SİHA'lara övgü

Alman Die Welt gazetesi yayınlanan bir makalede, Türkiye'nin Silahlı İnsansız Hava Aracı teknolojisinde öncü ülkelerden biri haline geldiği ve bu sayede askeri başarılar kazandığı belirtildi.
Alıntı:

"Türkiye'nin TB2 savaşta devrim yapıyor" başlıklı yazıda, Türk TB2 SİHA'larının ucuz, etkili ve ölümcül olduğu belirtilerek, Türkiye'nin SİHA teknolojisinde öncü ülkelerden biri haline geldiği vurgulandı.

Makalede Türk SİHA stratejisinin Orta Doğu'daki askeri güç dengesini önemli ölçüde Ankara lehine değiştirdiğine dikkat çekildi.

TB2'nin, İngilizce Azrail anlamına gelen MQ-9 Reaper adlı Amerikan İHA'sı ile karşılaştırıldığı makalede şu ifadelere yer verildi:

"Azrail gibi Türk TB2 de 24 saatten fazla bir süre havada kalabiliyor, gözlemleyebiliyor ve hedeflere saldırabiliyor ancak Türkiye, SİHA'ları ile tamamen farklı bir strateji izliyor. Türk ordusu, savaş alanında TB2'yi Amerikalılardan çok daha radikal, daha yoğun ve büyük filolar halinde kullanıyor. Örneğin Suriye'de, Türk SİHA filosu ciddi bir hava kuvvetlerine dönüştü. SİHA'lar Libya'da da kullanılıyor ve Türkiye'ye askeri başarılar kazandırıyor. TB2, birçok avantajı birlikte sunuyor. Hedefi şaşmıyor, ucuz ve ölümcül. Bir Amerikan Reaper'ın maliyeti 16 milyon dolarken TB2'ninki sadece 6 milyon dolar. SİHA'lar, tamamen kontrol edilebilen ve hatta zırhları bile delebilecek MAM-L mini roketlerle donatılıyor. Düşük maliyeti nedeniyle bu tür drone'ler, daha az varlıklı ülkelerin büyük askeri güçlere kafa tutmalarını sağlıyor."

Drone'leri Erdoğan'ın damadı geliştirdi

SİHA'ların artık Türkiye sınırının ötesinde de talep gördüğüne dikkati çekilerek, Ukrayna'nın 2019'da 12 TB2 için anlaşma imzaladığı ve 6'sının teslim edildiği anımsatıldı.

Türkiye'nin, sadece "büyük bir drone gücü" haline gelmediği aynı zamanda drone'lerin dünya genelinde kullanımını da hızlandırdığının altı çizilerek, bugüne kadar Fransa, ABD, İngiltere, İran ve İsrail gibi sadece birkaç ülkenin SİHA'lara sahip olduğuna vurgu yapıldı.

SİHA'ların geliştirilmesi ve üretiminin arkasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın olduğuna dikkat çekilerek, 41 yaşındaki Bayraktar'ın ABD'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde okuduğu bilgisi paylaşıldı.

Makalede, Bayraktar'ın şimdi de Taaruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) olan Akıncı üzerinde çalıştığı da hatırlatıldı. (AA)




M60 T
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 18:51
F 16 Modernizasyon


TF X projesi 2027 den önce hayata geçmeyecek. Bu sebeble bizim yapmanız gereken eldeki F 16 ları modernize etmeliyiz. Muhtemelen son alınan 30 adet F 16 block 50 hariç bütün F 16 lar modernize edilecektir.

Silah Sistemi olarak F 16 karımıza Gökdoğan ve Bozdoğan füzesinin takılması kesin gözüküyor. Ayrıca bence Gökdoğan füzesinin başta uçağın radari ile hareket eden daha sonra IIR güdüme sahip bir versiyonu da üretilmeli. Bu versiyondaki IIR kamera Bozdoğan füzesine göre daha geniş acıya (180 derece) sahip olmalı. Ayrıca füze uçaktaki Kaska monte nişangah sistemi ile hedefe kitlenebilmeli. Yer mühimmatı olarak daha gelişmiş stealth kanatlı güdüm kitine sahip ( Abd JSOW benzeri) yeni bir kara saldırı muhimmatı göreceğimizi düşünüyorum. Ayrıca Ram jet motor kullanan hava-hava, hava-kara füzelerinin prototiplerini görebiliriz.

Sensör ve Radar sistemi olarak bu uçağa Aselsan üretimi Aesa radar takılacak. Umarım bu radar sistemi 2023 den önce hazır olur. Ek olarak F 16 ların tıpkı Deniz sistemlerindeki Genesis Advent benzeri bir sistem ile dıger Kara, Hava, deniz, Uzay sistemlerine bağlanmasi gerekiyor. Bu sayede uçakların yetenekleri daha çok artacaktır. Bu uçağa Yapay zeka sistemide eklenebilir. Yapay zeka hem hedef tespiti yapabilir. Hem de atılan mühimmatların hedefleri bulmasında etkili olabilir. Ayrıca yüksek G kuvveti gerektiren durumlarda uçağın kontrolünü belli bir süre ele alabilir. Bu şekilde uçak daha güvenli hale gelir.

Yeni nesil Kendini koruma sistemi de F 16 larımız için geliştirilebilir. Radara sahip hedefleri için 360 derece etkili bir jammer sistemi geliştirilebilir. Ayrıca IIR güdümlü füzelere karşı gelişmiş bir lazer körleme sistemi üretilmeli. Chaff ve Flare sistemlerinin gelecekte kullanılacağını düşünmüyorum.

Sonuç olarak yeni uçak alımı olmayacaksa F 16 larinizi 2025 den önce kapsamlı bir modernizasyondan geçirmeliyiz. Bu sayede 2040 a kadar bu uçaklar güvenli bir şekilde kullanılabilir. Ayrıca TF X projesi ilk motorlar F 110 olacak şekilde 2 filo ( bir filo 16-20 uçak) 2030 dan önce envantere alınmaya çalışılmalı. Saygılar dilerim.


Mustafaa ahmet
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 20:28

Al sana mini savaş gemisi için dikey kalkan diha






unixx
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 21:26

Darbecilere ait 2 SİHA, Sirte açıklarında bulunan Türk Savaş Gemisi tarafından imha edildi.

BENDENİZ
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 21:27

Alıntı:
Al sana mini savaş gemisi için dikey kalkan diha

Küçük bir İHA.
Daha büyükleri lazım.


entrust
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 21:40

Aselsan'ın yol haritasında e-bomb projesi var zaten




(+)




sayfa 978
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET