Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4
Rıdvan Yeşiltaç

15 yıl önce - Cmt 24 Eyl 2005, 22:12

Sevgili Sina tamamen katılıyorum, ilaveten

Şu andan itibaren ermeni soykırımı olması yada olmamasının tartışılması, ne faydası var ne getirir hiç , çok şey götürür nasılmı, aynen yıllar önce yahudilerin Almanyayı tazminata mahkum etmesi gibi tazminat hakkı başka bir şey değil önemli olan onların ermeni soykırımı idda ve lobileşmelerine karşı, insan haklarını çiğnediklerini dile getirmek,
1900 yıllarına kadar nerdeyse çoğu dışişleri bakanı ermeni idi (Osmanlı zamanında), o zaman yaptıkları çalışmaları ne yapacağız.


Sina

15 yıl önce - Cmt 24 Eyl 2005, 22:31

Şunu da ben ekleyeyim  ayrıca Rıdvan Bey,

Tazminat yada ellerinden alındığını iddia ettikleri yerlere geri dönmeleri hukuken geçerli olmadığı gibi Lahey'de önleri kapalı bulunmaktadır. Bu durum şu anda olmasa bile yıllardır ve yıllarca diasporalara ve siyasete alet edilecektir. Ermenilr bu diaspora belasından kurtulamayacaktır. Sırf bu yüzden olsa bile gerçeği elbet inkar edecektirler.

Bu durum da aynen şu anda spor mantığından sıyrılmış artık bir endüstriye dönmüş futbol oyunuyla ortak yanları mevcut. Nasılsa futbolda artık araç ve gereçler, amacın önüne geçmişse, bu diaspora ve red etme mantığının arkasında da yine bu işten rant sağlayan siyasi kesimler gelmektedir.

Bugün benzetmelerden yola çıktık. Her ne kadar tam anlamıyla olmasa da anlatmak istediğimi özetliyordur diye düşünüyorum



Rustem
15 yıl önce - Cmt 24 Eyl 2005, 23:04

Konfransla ilgili birkaç noktayı da belirtmek istiyorum.

Bence bu konferansın yapılacağı yerlere de dikkat etmemiz gerekiyor. Boğaziçi, Bilgi ve Sabancı üniversiteleri Soros Vakfından yardım alan üniversitelerdir. Son dönemde bizi yönetenlerin Soros ve benzerleri(Sami Ofer) ile ne türden ilişkide oldukları da aşikardır.

   Daha önce bu konferansı düzenleyenler için "Vatan Haini" diyen Adalet Bakanı'nın şimdi mahkemelerle alay edercesine bunlara yol göstemesi de ayrı bir tartışma konusudur. Acaba bir yerden talimat mı aldı diye de düşünmeden edemiyorum.

Son olarak Ermeni Soykırımı ile hiç ilgisi olmayan, kendilerini demokrasi beşiği sanan ülkelerde bile Ermeni Soykırımı yok demek suçken bizim hala bu çok demokrat ülekelere yaranmak için  demokrasi adı  altında bunlara izin vermemiz bir TÜRK genci olarak beni çok rahatsız ediyor.


Rustem
15 yıl önce - Cmt 24 Eyl 2005, 23:46

Alıntı:
Tazminat yada ellerinden alındığını iddia ettikleri yerlere geri dönmeleri hukuken geçerli olmadığı gibi Lahey'de önleri kapalı bulunmaktadır.


Unutmayalım ki AB 1960 antlaşmalarına göre Güney Kıbrıs Türkiye'nin üye olmadığı hiç  bir kuruluşa giremez maddesini ihlal ederek Güney Kıbrıs'ı kabul etmiştir.

Lahey'de de eğer bir tazminat veya toprak tartışması olacaksa bu tartışmanın sonucunu hukuk değil siyasi çıkarlar belirleyecektir.


Okan

15 yıl önce - Cmt 24 Eyl 2005, 23:52

Simdi Ermeni Zortkiriminin tartisilmasi gerekli bir olay degildir.

Tamam tartisilabilir. Ama tartisilmasinin hic bir faydasi yoktur.

Turk tezi, Ermeni zortkirimi olmamistir, cift tarafli kanli bir takim olaylar yasanmistir, butun dunya savasirken. Her iki tarafinda bir takim karsilikli hatalari olmustur, yabanci gucler ve de Ermeni ceteler bunun tetikcisi olmustur. Bunun sonucunda karsilikli etki-tepki bazinda olaylar meydana gelmistir.

Biz bunu boyle kabul ediyoruz, ve daha farkli kabul edilmesinde Turkiye'nin hic bir siyasi cikari yoktur. Hal boyleyken, vatandasin vergileriyle bizim universitelerimizde nicin konferanslar duzenleniyor.

Konferans duzenlenecekse, Turkiye nasil ileriye gider, Turkiye'nin gunumuzdeki sorunlari nasil cozulur onun konferansi duzenlensin.

Millet isi gucu birakmis Ermeni Zortkirimi oldu mu olmadi mi?

Biz olmadi diyoruz, yeterince de bu konu hakkinda tezimiz, yazilmis cizilmis kaynaklarimiz var zaten.

Ermeniler ve onlarin taraftarlari da oldu diyor onlarin da kaynaklari var.

Gidin alin kitaplari kaynaklari okuyun kendi kendinize. Ister tarafsiz takilin isterseniz bir taraftan olun.

Tekrar soruyorum bu tartismanin Turkiye'ye faydasi nedir. Turkiye'nin nufusu yuzde kaci bu tartismanin Turkiye'de yapilmasini istiyor. Zaten bu tartismayi Turkiye'de yapan insanlarin dunyanin dort bir yaninda zaten bu konudaki goruslerini belirtiyorlar.

Bogazici Universitesi isi gucu birakip niye bunlara canak tutuyor.

Ermeni zortkirimin hic bir onemi yoktur bence. Olmamistir, olmus olsa bile Ermeniler yaptiklari kiskirtmalardan dolayi, bunun vebalini kendi cetelerinde, Rus isbirlikcilerinde arasinlar. O zaman Turkiye'yi Sevr anlasmasiyla bolmek isteyen yabanci devletlerde arasinlar.

Hic onemi yoktur, Bogazici'nde bu konferansi duzenleyenlerin cogu bence batinin yalakasidir. Ben boyle dusunuyorum..



Karakan
15 yıl önce - Pzr 25 Eyl 2005, 13:03

Sözde ermeni soykırımının tartışmasının saçma, yersiz, zamansız filan olduğunu ileri sürüyorsunuz.

Hayrettir! Pes doğrusu!

Tüm milletlerarası ilişkilerde bu konu gündeme getiriliyor, AB bastırıyor, gelişmeş ülkeler ardı ardına bunu tanıyorlar ve hatta hukuki alana kaydediyorlar. Birleşmiş Milletler dahi resmen "soykırım" kelimesine atifta bulunuyor...

Sizler hala bunu tartişmak ne demek oluyor, elimizde her türlü delil var gelsinler baksınlar diyorsunuz! Bu ne biçim mantık???

Madem böyle niçin elimizdeki şimdiye kadar saklanmış olan Osmanlı arşivleri milletlerarası araştırmaya açılmamış???

Madem haklıyız, madem bizi suçsuz yere suçluyorlar, niçin bu olayı Birleşmiş Milletlere veya La Haye mahkemelerine götürmüyoruz???

Madem hakkımızı "tarihi gerçekleri" savunuyoruz, niçin bunu uluslararası ortamlarda yapmıyoruz???


"Kimseye hesap vermeye mecbur değiliz" mantığıyla hareket eden hükümetler yüzünden bu olay bu duruma geldi.

Dış politikamızda "diken" haline gelmiş ve bütün bunlara rağmen şimdiye kadar bir tek konferans dahi düzenlenip bu olaylar masaya yatırılmamış! Kusura bakmayın ama bu deve kuşunun yaptığı gibi kafayı kuma sokmaya benziyor.

Türk milleti bu suçlamanın altından kalkmalıdır!
Fransızların bir sözü vardır (sevmem kerataları bilirsiniz!) ama doğrudur:
"Qui ne dit rien, consent" derler.
" Sessiz duran kabullenendir" yani suçunu kabullenendir anlamında.

Anlayana!...


Metehan

15 yıl önce - Pzr 25 Eyl 2005, 19:06

Ermeni Konferansında tartışma ve protestolar

      "İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" konulu konferansın 9. oturumuna dinleyici olarak katılan ve kendisini Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Kurucu Dekanı olarak tanıtan emekli öğretim görevlisi Prof. Dr. İlhan Çuhadaroğlu ile toplantının hazırlık komitesi üyeleri arasında tartışma yaşandı.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu, öğleden sonra yapılan "Ermenilik Halleri" konulu oturumunun sonunda söz aldı.
     Forumda bir ağıt havası hissettiğini, neredeyse mendilini çıkarıp gözyaşlarını sileceğini kaydeden Prof. Dr. Çuhadaroğlu, "Kendimi acaba Bulgaristan’daymışım, Yunanistan’daymışım gibi hissettim" dedi.
     Bunun üzerine salondakiler, Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nu alkışlarla protesto etti. Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nun konuşmasını devam ettirmesi üzerine salondan "Soru sorun" şeklinde müdahale edildi. Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nun sözlerini sürdürmesi üzerine dinleyicilerden bir kısmı salondan çıktı.
     Bu arada sözlerini sürdüren Prof. Dr. Çuhadaroğlu, toplantının tek taraflı olduğunu ve karşı söz söyleyeceklere söz hakkı verilmediğini öne sürdü.
     Bunun üzerine Oturum Başkanı Prof. Dr. Nükhet Sirman, Prof. Dr. Çuhadaroğlu’na tekrar "Sorularınızı sorun" şeklinde müdahale etti.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu, "Toplantıyı yapma amacınız bize konuşma hakkı tanımıyor diye. Oysa bana bu salonda konuşma hakkını tanımıyorsunuz. Eğer bana tahammül ediyorsanız iki dakika müsaade edin konuşayım. Dinlemeye alışacaksınız" dedi.
     Bunun üzerine Prof. Dr. Sirman, toplantıyı sona erdirdiğini açıkladı.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nun konuşmasını sürdürmesi üzerine bir süre sonra mikrofon kapatıldı.
     Bu arada Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nun "İsviçre’de kanun çıkarıldı. Hanginiz buna karşı çıktınız?" demesi üzerine, toplantının hazırlık komitesinden Doç. Dr. Halil Berktay "Yalan söylüyorsun" dedi.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu da "Sensin yalancı" diyerek karşılık verdi.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu’nun sözlerini devam ettirmesi üzerine yine hazırlık komitesinden Doç. Dr. Cemil Koçak "Edepsiz" diye bağırdı.
     Bunun üzerine Prof. Dr. Çuhadaroğlu da "Edepsiz" diye cevap verdi.
     Prof. Dr. Çuhadaroğlu, daha sonra güvenlik görevlileri eşliğinde salondan dışarı çıktı.
     
    PROTESTOLAR HIZ KESMEDİ

     Ermeni Konferansının ikinci gün oturumları protestosuz başladı ancak konferansın yapıldığı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Yerleşkesi önünde toplanan Büyük Birlik Partisi (BBP) üyesi bir grup, üniversite binasına yumurta ve domates attı. BBP üyesi grup, "Kana kan intikam intikam", "Kanımız aksa da zafer İslam’ın" sloganlarıyla tepkilerini dile getirdi.
     Bazı kişiler de, üniversite yerleşkesinde asılı olan Türk Bayrağı’nın yanında AB Bayrağı da bulunmasına tepki göstererek, bunun yasaya aykırı olduğunu savundular. Ellerindeki Türk Bayrağı’nı gösteren bu kişiler "Bunlar bizim bayrağımız, o da içeride bulunanların bayrağı" yorumunu yaptılar.
     Bu arada, caddeyi ayıran parmaklıkların üzerine de Kültür ve Töre Derneği’nin üzerinde "Hınçak, Taşnak, Asala içeride, Türk milliyetçileri dışarıda", "Tek taraflı tez bilim değildir" yazılı ve "Hocalı katliamı"ndan resimler bulunan afişler asıldı. Konferansı izlemeye gelenler de zaman zaman eylemciler tarafından yuhalandı.
     Ermeni Konferansı’na dinleyici olarak katılan İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin ile Şube Yönetim Kurulu üyesi Veysi Altay, bir grup İşçi Partilinin fiziksel ve yumurtalı saldırısına uğradı.
     Ermeni Konferansı’na dinleyici olarak katılmak üzere gelen Eren Keskin ile Veysi Altay İP’lilerin hem fiziksel, hem de yumurtalı saldırısıyla karşılaştı. Altay, yanağına isabet eden sert bir cisimle yararlanırken, Keskin’e de çok sayıda yumurta isabet etti.
     İHD İstanbul Şubesi’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, İHD’li yöneticilerin gazeteciler sayesinde linç edilmekten kurtulduğu belirtildi.
     Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ile Kültür ve Töre Derneği üyeleri de, devam eden konferansı protesto etti.
     ADD Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı, yerleşke önünde ADD’nin 538 şubesi adına bir basın açıklaması yaptı. ADD üyeleri, açıklamanın ardından gençlik marşını okudular.
     Kültür ve Töre Derneği üyeleri de, büyük boyutlu bir Türk Bayrağı’nı caddede bulunan reklam tabelasının üzerine astılar. Gruptan bazı kişiler de, üniversite binasına yumurta fırlattılar. Bu kişilere arkadaşları tarafından "Polislere atmayın" uyarısı yapılırken, pek çok yumurtalı eylemle karşılaşan basın mensuplarının sık sık fotoğraf makinesi, kamera ve diğer cihazlarını temizlemek zorunda kaldıkları dikkati çekti.
     Bu arada, polis barikatını aşan 40 yaşlarındaki bir kişi, konferansı protesto amacıyla bağırarak üniversiteye doğru yöneldi. Bu kişi, güvenlik kuvvetlerince durdurularak üniversite çevresinden uzaklaştırıldı.
Los Angeles Times: Ermeni Konferansı çığır açıyor

     ANKA

     İstanbul’da düzenlenen tartışmalı Ermeniler konulu konferans, Türkiye’nin dışında da yankı buldu. Los Angeles Times gazetesi, mahkeme kararına meydan okuyarak düzenlendiğini belirtttiği konferansın, "çığır açan" olay olarak yorumlandığını yazdı.
     ABD’nin önde gelen gazetelerinden Los Angeles Times, konferansın yoğun güvenlik önlemlerinin ve mahkeme kararına meydan okuyarak düzenlendiğini kaydetti. Gazete, konferansın, katılımcılar ve Batılı gözlemcilerince, ilk kez Türk akademisyenlerinin ülkenin "Ermeni soykırımı"na yol açan olaylarının resmi versiyonuna meydan okuyabildiği "çığır açan" bir etkinlik olarak nitelendirildiğini belirtti.
     
    GÖSTERİCİLER, ÇOĞU TÜRKLERİN ÖFKESİNİ DİLE GETİRDİ

     Konferansın yumurta ve çürük domates atan göstericilerce protesto edildiğine dikkat çeken gazete, göstericilerin birçok Türkün ülkenin "acı verici" geçmişini tartışmaya açılmasına duydukları öfkeyi dile getirdiklerini öne sürdü.
     Los Angeles Times, konferansın ikincisinin bir mahkeme tarafından, iki defa iptal edildiğine işaret etti. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mahkeme kararını kınadığını ifade eden gazete, Erdoğan’ın kararın zamanlamasının Türkiye’nin AB çabalarını baltalamayı amaçladığını söylediğine dikkat çekti.
     Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ise, konferansa mesaj gönderdiğini kaydeden gazete, panelistlerin, "Bir zamanlar refah içinde yaşayan, 20’inci yüzyılın başında bir milyon üzerinde tahmin edilen Ermeni nüfusunun nasıl bugünkü 80 binlik düzeyine indirildiğine ilişkin Türkiye’nin resmi açıklamasını" parça parça ederken, akademisyenler, gazeteciler ve diplomatlardan oluşan çok sayıda dinleyicilerin duygularının yoğun olduğu yorumunu yaptı.
     "Bir milyondan fazla Ermeni, Osmanlı İmparatörlüğü güçlerince 1915 yılında başlatılan bir soykırım kampayası sırasında sistematik bir biçimde öldürüldü" savına yer veren gazete, Türk hükümetinin ise soykırım görüşünü sorgulamayı sürdürdüğünü kaydetti.
     
    KONUŞMACILAR İHTİYATLIYDI

     Los Angeles Times, konuşmacıların çoğunun "ihtiyatlı" bir tutum takındığını, konferansın amacının öldürmelerin soykırım olup olmadığına ikişkin bir karar vermek olmadığını söylediklerine dikkat çekti.
     Türkiye’nin son dönemde Osmanlı arşivlerini açtığını, ancak suçlayıcı unsurları taşıyan belgelerin yok edildiği iddia edildiğini kaydeden gazeteye konuşan Avrupalı bir diplomat da konferansın önemini vurgularken konferans için, "Türkiye’nin, ne kadar çekişmeli olursa olsun tüm görüşlerin serbestçe ifade edilebildiği Batı stili bir demokrasi olma yolunda olgunlaşmakta olduğunu kanıtlıyor" dedi.
     ABD’li gazete, konferansa katılanların bazılarının, Türkiye’nin, yeni ceza kanunu kapsamında haklarında yasal işlem yapılmasından duydukları kaygıyı dile getirdiklerini yazdı.



http://www.milliyet.com.tr/2005/09/25/index.html


Karakan
15 yıl önce - Pzr 25 Eyl 2005, 19:50

Prof. Oran: Türkiye'de son tabu Ermeni meselesi de ortadan kalktı

Prof. Dr. Oran, ''Türkiye çok tabu gördü. Sınıf kavramı, Atatürk'ün eleştirilmesi, laikliğin eleştirilmesi Kıbrıs, sosyalizm, komünizm, Kürdistan... Tüm bunlar tabu olmaktan çıktı. Tek tabu kalmıştı, Ermeni meselesi. O da tabu olmaktan çıktı. Kutlu olsun'' dedi.
(25 Eylül 2005 Pazar)

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Baskın Oran, Türkiye'nin çok tabu gördüğünü belirterek, ''Sınıf kavramı, Atatürk'ün eleştirilmesi, Kıbrıs, sosyalizm, komünizm ve Kürdistan tabu olmaktan çıktı. Tek tabu kalmıştı, Ermeni meselesi. O da tabu olmaktan çıktı'' dedi.

Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde devam eden ''İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' başlıklı konferansın ''Bir Yüzleşme Eşiğinden Tabuların Oluşmasına'' konulu oturumunda ''Bir Tabunun Kökenleri: Türkiye Kamuoyunun Ermeni Sorunundaki Tarihsel-Psikolojik Tıkanışı'' başlıklı bir konuşma yapan Prof. Dr. Oran, ''tabunun, hain ilan edilmeyi göze almadan konuşulmayacak konunun adı olduğunu'' söyledi.

Prof. Dr. Oran, ''Türkiye çok tabu gördü. Sınıf kavramı, Atatürk'ün eleştirilmesi, laikliğin eleştirilmesi Kıbrıs, sosyalizm, komünizm, Kürdistan... Tüm bunlar tabu olmaktan çıktı. Tek tabu kalmıştı, Ermeni meselesi. O da tabu olmaktan çıktı. O da tartışılıyor. Bu konferans, son tabunun kırılmasının tescilidir. Kutlu olsun'' dedi.

Bildirisini ''Osmanlı'nın son döneminde tabu, Kurtuluş Savaşı sırası ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında tabu ile bugün tabu'' olarak ele alacağını ifade eden Prof. Dr. Oran, Osmanlı'nın son döneminde bu konunun tabu olmadığını, konuşulup tartışıldığını kaydetti.

Hatta, ''Kötülüklerin İncelenmesi Komisyonu'' ve ''Divan-ı Harbi Örfi'' gibi kuruluşlar oluşturularak tabunun cezalandırılmaya
çalışıldığını söyleyen Prof. Dr. Oran, Misak-ı Milli'ye bir madde ilave edilerek Ermeni tehciri sanıklarının da cezalandırılmaya çalışıldığını anlattı.

Prof. Dr. Oran, aynı dönemde bu tabunun kökenlerinin de yeşermeye başladığını kaydederek, İttihat ve Terakki seçkinlerinin ''Anadolu, Ermeniler tarafından ezeli düşman Ruslar'a verilmek isteniyor'' şeklinde paniğe kapıldıklarını, Müslüman eşrafın da ''Ermeniler dönüp mallarına sahip çıkarsa'' paniği yaşadıklarını savundu.

Sevr Anlaşması'na da dikkat çeken Prof. Dr. Oran, Sevr'in 62. maddesine göre doğusunda İran, batısında Fırat, güneyinde Suriye ve Irak, kuzeyinde de kurulması kararına varılan Ermeni yurdunun güney sınırı bulunan özerk Kürdistan'ın kurulamadığını anlattı.

Sevr'e göre Ermenistan devletinin güney sınırının belli olmadığını, Kürtler'in de ihtiyatlı davranarak Kurtuluş Savaşı'nda Ankara'ya katıldıklarını ifade eden Prof. Dr. Oran, ''Eğer Kürtler Ankara'ya katılmasaydı, Kurtuluş Savaşı'nın nasıl bir hale geleceğini ben bilmiyorum'' dedi.

Türk kimliği inşa edilirken Ermeniler'in ''öteki'' olarak görüldüğünü savunan Prof. Dr. Oran, o ortamda Ermeni tehcirinin önemli sorumlularının kaçıp Ankara'ya katıldığını, tehcir sanıklarını mahkum eden Divan-ı Harbi Örfi'nin Mustafa Kemal ve arkadaşlarını idama mahkum edince Misak-ı Milli'ye eklenen tehcir sanıklarının cezalandırılmasına ilişkin maddenin unutulduğunu iddia etti.

'KOLEKTİF BELLEKTEN ERMENİ SORUNU TAMAMEN SİLİNECEKTİR'

Prof. Dr. Oran, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Lozan'a giden 3 delegenin eline 14 maddelik prensipler verilecektir. 2'si olmazsa olmaz maddelerdir. 'Bunlardan söz açılırsa dönüp geleceksiniz' denmiştir. Bunlar kapitülasyonlar ve Ermeni Yurdu'nun kurulmasıdır.

Kadrolarının tamamı ittihatçı olan Türkiye Cumhuriyeti'nde kolektif bellekten Ermeni sorunu tamamen silinecektir. Bugün ise tabu; Sevr paranoyasının dönüşünü yaşadığımız günlerdir.'' Tabuya ilişkin özel nedenler de bulunduğunu, Osmanlı'nın millet sisteminin, ''Milleti Hakime'' yani Müslümanlar, ''Milleti Mahkume'' yani gayrimüslimler olarak görüldüğünü ve bunun gayrimüslimleri 2. sınıf teba olarak gördüğünü iddia eden Prof. Dr. Oran, şunları söyledi:

''Bu ayrımcı nitelik, ulusal kimliğin inşası içinde kullanılacaktır. Bugün Türk sayılmak için mutlaka Müslüman sayılmak lazımdır. Müslüman olmayan Türk değildir. Biz onlara Ermeni vatandaş, Rum vatandaş deriz. Makbul bir Türk sayılmak için Müslüman olmak da yeterli değil. Laik, Hanefi, Sünni Müslüman Türk olmak gerekir.'' Ermeni meselesinin Türkiye'de asala cinayetleri başlayınca duyulduğunu ve insanların böyle bir şeye tepki gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Oran, insanların, Ermeni diasporasının anlattıklarını öğrenmeye başlayınca daha da çok tepki duymaya başladığı belirtti.

Sayın Oran'ın açıkladıkları ne kadar doğru! Bu resmen ayırımcılıktır. Bölücülüktür. Bu alevî o yahudi şu boşnak diye Türk Milletini parçalamak isteyenler mevcut ve aramızdalar. Bu sözlerden ders almalarında yarar var. Atalarımızın kanıyla boyanmış bu kutsal topraklarda kendini Türk hisseden her vatandaş TüRK VATANDASIDIR!

Prof. Dr. Oran, ''Diaspora, 3 T'yi 'tanıma, tazminat, toprak' olarak ortaya atarak 'tanımayı' önlüyor. Alfabesini bile terk ettiği bir imparatorluğun yaptığı şeylerden dolayı tazminat ödemeyi Türkiye'de insanın aklının ucuna getiremezsiniz. Toprak ise tamamen saçmadır'' diye konuştu.

Bu topraklarda gözü olanlar gelsinler almaya kalkışsınlar. Bunlar devamlı havlayıp saldırmaya katiyen cesareti olmayan köpeklere benziyorlar.

TÜRK DİPLOMATLARINA YÖNELİK SUİKASTLER

Prof. Dr. Baskın Oran, Türk diplomatlarına yönelik suikastların cezasız kalmasına da işaret ederek, şöyle konuştu:

''Türk diplomatlarına suikastlerin cezasız kalması, nasıl 1915'in o korkunç kırımı Ermeni halkında büyük bir tepki yarattıysa, çok daha ufak, düşünülemeyecek kadar ufak bir suç olduğu, 35-40 kadar Türk diplomatının öldürülmesinin cezasız kalması, katillerin kaçıp gitmesi, çok az bir ceza alıp ertesi yıl çıkıp dolaşması, Türkiye'de bu tabuyu güçlendiren bir faktör olmuştur. O kadar ki İçişleri Bakanı Meral Ak bilmem ne Öcalan'a hakaret etmek için 'Ermeni dölü' dediği zaman, 'bir kadının ağzına yakışmıyor, sen utanmıyor musun?' diyen bir kişi bile çıkmamıştır'' Tabuda ''jenosis'' teriminin de önemli bir sebep olduğunu ifade eden Prof. Dr. Oran, şunları söyledi:

''Diaspora, onlarca yıl büyük felaket diye adlandırdığı 1915 kırımına jenosis terimi 1948'de çıkıp çok tutunca birden bire sarılmıştır. Yahudi soykırımına benzerlik inşa etmek için diaspora hem 1915'i tanıyın demektedir, hem de Yahudi jenosisi ile aynı şey sayarak tanımayı mümkün olduğu kadar zorlaştırmaktadır. Ermeni tabusu Türkiye'nin hasta kafasının sonucudur. Sevr paranoyasının en büyük tetikçisidir. Türkiye'deki bu paranoya ülkenin bu konuyu tabu olmaktan çıkarmasıyla paralel olarak iyileşmeye gidecektir. Tarihsel görev Türk aydınlarına düşer. Onlar ellerinden geleni yapıyor. Sorunun çözümü Türkiye'deki paranoyanın tedavisiyle ilgili değildir. Paralel bir kafa yapısı, Ermeni diasporasında da görülmektedir. Bu mesele iki taraflı bir meseledir. Ermeni diasporasının 1915 travmasıyla sarsılmış olan zihin yapısı, travmanın mevcudiyeti, bu paranoya ile travmanın beraber tedavi edilmesini gerektiren bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu tarihsel görev Ermeni diasporasına düşmektedir. Ermeni diasporası artık karar verecek. Daha önce çok önemli bir işlev gördü, unutturulmuş insanlık tradejisini dünyaya hatırlatmak gibi bir görev yaptı.'' ''Diaspora çok daha önemli bir görevi yüklenebilecek mi? Diyalog kanallarını Ermenistan ile Türkiye arasında engellemek yerine, açmak gibi bir görev yüklenecek mi?'' sorusunu yönelten Prof. Dr Oran, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Diaspora her fırsatta Türkiye'yi sıkıştırmayı devamı yeğleyebilir. Ne de olsa tuzu kurudur. Diasporanın bunu yapa gelmesi, Türk diplomatların katilini onaylaması, Ermeni tasarılarını çıkarmasıyla devam etmiştir. Fakat diasporanın vermesi gereken bir karar vardır. Bir yandan Türkiye'ye tabuyu tartış derken, İsviçre ve Fransa gibi ülkelerde tabunun tartışılmasını engellemek kibarlık sayılmaz. Türkiye'yi bir yandan eleştirmektedir diaspora, bir yandan jenosis diyerek, tazminat diyerek, toprak talebi diyerek Türk aydının işini fevkalade zorlaştırmaktadır. Bunu üçüncü ülkelerin birtakım bilim adamlarından destek alarak yapmaktadır. Bu Ermeniler ile Türkler'in arasında halledilecek bir meseledir.'' Prof. Dr. Oran, sorular üzerine de, dünyada Ermeni diasporası tezinin anlatıldığını, Türk tezinin ise dinlenmediğini dile getirerek, diasporanın bir kimlik sorunu bulunduğunu söyledi.

'MİLLİ MARŞI KORKMA DİYE BAŞLAYAN TEK ULUS BİZİZ'

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayhan Aktar da, 1918 Kasım-Aralık aylarında Osmanlı meclisinde tartışılan Ermeni meselesine işaret etti.

Prof. Dr. Aktar, o dönemde meclisin konuyu soğukkanlılıkla tartıştığını, bugün konunun tartışılmasının engellenmesinin ise korkularımızdan kaynaklandığını söyledi.

Prof. Dr. Aktar, ''Dünyada milli marşı korkma diye başlayan tek ulus biziz. Cesaretle bizi biz yapan korkularımızın üzerine gitmemiz, artık büyüdüğümüz konusunda önce kendimizi ikna etmemiz gerekiyor'' dedi.

Sayın Aktar'ın bu sözleri alkışlanacak sözler. Bravo!
   






 
[/list]


tolgacem
15 yıl önce - Pzr 25 Eyl 2005, 21:14

arkadaslar bu hukumet cidden maf etti ulkemizi.
basın acıklaması yapan avukat dogru soylemis.osmanlının sonu gibi olmayalım sonunda


Karakan
15 yıl önce - Pzr 25 Eyl 2005, 22:08

Sayın Tolgacem,

Bunun hükümetle ilgisi yok.

Büyüyen ülkenin dertleride büyür. Bunların hepsi aşılır ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti zamanı gelince dünyada layık olduğu yeri alır. Kimsenin şüphesi olmasın.

Bu aşamalardan geçmeye mecburuz çünkü kalkınmanın ve medenileşmenin şartları bunlar. Komünikasyon devrindeyiz unutmayalım. Artık harpler, harp meydanlarından önce medya meydanlarında kazanılıyor. Ermeniler bizi bu meydanlarda mağlup etmekteler. Bunlarla başedebilmenin tek çaresi işte böyle konferans, seminer gibi medyatik silahlar kullanmak, yani onların bize kullandığı silahlarla cevap vermektir.



sayfa 4
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET