1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
| İnsan etçil mi, otçul mu? |
| Etçil |
 
|
17.2% |
[10] |
| Otçul |
 
|
8.6% |
[5] |
| Hem etçil, hem otçul |
 
|
74.1% |
[43] |
|
| Toplam Oy : 58 |
|
 |
Hakkı Cem ÇARPAN
4 yıl önce - Pzr 18 Ağu 2019, 15:26
| Alıntı: |
| 1 yıl boyunca sadece et yediler. Bu süreçte kayıt alındı. Sağlık problemleri yaşamadıkları gözlemlendi. |
Deneyin 1920 yılında, yani yaklaşık seksen yıl önce yapılmış olması bir yana, yanlış ve yetersiz beslenmeye dayalı hastalıkların öyle bir yılda kendini göstermeyeceği bir yana. Yetişkin bir insanın günlük kırmızı et gereksinimi yalnızca 50gr. Fazlası besin olmaktan çıkıyor. Üstelik sebze ve meyvelerden almamız gereken vitaminlerin hiçbiri ette bulunmuyor. İşte bu nedenle et-ot dengesini iyi kurmamız gerekiyor. Et tüketiminde ağırlığı deniz balığına vermemiz gerektiğini de unutmamak gerekiyor. Ellidört yaşındayım ve ocak ayında geçtiğim genel inceleme sonucunda kolestrol diye bir sorunum olmadığı anlaşıldı; (o zaman) 95kg olmama karşın!...
|
 |
akin87
3 yıl önce - Sal 17 Arl 2019, 23:20
Bu aralar vegancıların propagandasına maruz kaldım. Ciddi teorileri var. Tüm Hayvansal ürünlerin insana zararlı olduğunu iddia ediyor. Dediklerine göre Bilimsel ispatları da var. İlgimi çeken nokta spor yapanların rejenerasyon süresinin etçiler de daha uzun sürmesi iddiası. Çok teknik olduğu için burada paylaşmıyorum ama Otçuların Enerji kullanımı ve rejenerasyon konusunda daha avantajlı olduklarını delilendiren çalışmaları var. Bana ilginç geldi. Tabi bu vegancıların motivasyonu sadece sağlık ile ilgili değil. Çoğu aşırı çevreci
Ha ben asla vegancılardan olamam, hayvansal ürünleri, bilhassa eti, çok severim
Ama dedikleri çok da yanlış gelmiyor bana...
|
 |
Batuhan Kaçar
3 yıl önce - Prş 05 Mar 2020, 21:37
Hem etçil hem otçuldur. Eti sebzeyle birlikte yemekten zevk alır insanlar.
|
 |
Hamza Halit
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 16:05
| Alıntı: |
| avcı memeli türlerinin gözleri daha çok önde olur yani durum bunu gösteriyor ki insanın etçil yönü daha ağır basıyor. |
Böyle kıyas yapacak isen, insan gözleri daha çok gorile benziyor. Goril ise et yemez. Senin teori tutmaz.
|
 |
Patron
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:12
Etcil hayvanların bağırsakları çok kısa oluyor. Etin çürümeden önce atılması amaçlı herhalde. İnsan bağırsağı oldukça uzun. İnsan çenesi yana hareket edebiliyor. Bu otçul hayvanların bir özelliği imiş. Buna rağmen hem et hem ot yiyoruz buna ingilizcede omnivore deniliyor.
|
 |
mussef
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:17
İnsan Türü Etçil Mi Otçul Mu?
İnsan türünün etçil mi yoksa otçul mu olduğu konusu uzun zamandır tartışılan ve çoğu zaman ön yargıyla geçiştirilen bir olgudur. Bu eski tartışma yazımızda birazda etik kaygılarla birlikte daha çok bilimsel neden sonuç ilişkisi bağlamında incelenecektir.
İnsan türünün beslenme şeklinin etçil olabileceğine ilişkin kanıtlar;
– Doğadaki bütün avcı ve etçil hayvanların gözleri ava odaklanma gereksinimi sebebiyle yüzün ortasında konuşlanmıştır. Otçullarda ise avcıya karşı tetikte olma zorunluluğundan dolayı gözler yüzün yan tarafında konuşlanmıştır.Böylece geniş bir görüş açısı kazanılmaktadır. İnsan türünün göz yapısı da etçillerle benzerlik gösterir ve doğamızın etçil olduğuna ilişkin en önemli kanıtlardan biri olarak sunulur. Bununla birlikte goril ve orangutanlarda da gözler yüzün ön kısmındadır ve bu iki tür de %97 oranında vejetaryendir.
– Anatomik olarak insan bedenine en fazla benzeyen, ayrıca DNA sı % 98 benzerlik gösteren maymunsular(primatlar) zaman zaman kendi türlerini ve kendinden daha küçük türleri avlamaktadır. Genellikle meyve ve bitkiyle beslenen maymunsularda besinlerin % 3’ü böceklerden oluşur. Bilim adamlarına göre bu avlanma biçimi, düşmanların vahşice sindirilmesi gerekliliği sebebiyle oluşmuştur. Bazı ‘Endonezya ve Borneo’ yerlilerinin diğer kabileleri yamyamlık amacının dışında terör duygusu yaymak için avladıklarıda bilinmektedir.
– İnsan türüne en yakın türlerden olan orangutanlar ve goriller hiçbir şekilde böcek dışında et tüketmezler. İnsan daha çok şempanze türüne anatomik ve DNA bakımından benzemektedir ve neolitik zamanlarda hepçil beslendiği yüksek ihtimaldir. Tarımla birlikte insan organizması otçul vejetaryen bir yapıya doğru uyumlanmış olabileceği yeni teorilerce desteklenmektedir.
İnsan türünün beslenme şeklinin otçul olabileceğine ilişkin kanıtlar;
Sindirim sisteminin uygunluğu;
– İnsan türünün ağız yapısı yırtıcılar gibi geniş ve esnek değildir. Yırtıcılar avın etini çiğnemeden büyük parçalar halinde yutarlar. Çene bağlantı kemikleri büyük et parçaları yutulurken yerinden çıkar. İnsan ve maymunsularda çene kemiği her zaman sabittir. Yırtıcılarda çene kemiği sadece aşağı ve yukarı olarak çalışır. İnsan ve ot oburlarda öğütme işlemi için çene kemiği sağa ve sola yatay olarak da çalışır.
– Etçillerde öğütücü dişler yoktur ve eti büyük parçalara ayırmak için sadece kesici dişler bulunur. İnsanda ise otçullarda olduğu gibi sadece öğütücü dişler ve 4 adet körelmiş köpek dişi bulunur. Goriller ve orangutanlarında uzun köpek dişleri olmasına rağmen bu türler de tamamen otçuldur. İnsanlarda kesici dişler olan köpek dişleri etçillerde olduğu gibi diğer dişlerden uzun değildir. İnsanda öğütücü dişlerin yoğunluğu uzun süre çiğnenmesi gereken gıda tipine uygun bir beslenmenin sonucunda gelişmiştir.
– Dil yapısı etçillerde pütürlü ve çok güçlüdür. Bu yapı eti kemikten sıyırma işlevini yerine getirir. İnsanda durum tam tersidir dil yumuşak ve dar yapılıdır.
– Yırtıcılar etin yanında kemiği de parçalayıp yerler. Kemikteki fosfatın kullanılmasıyla bitkisel kaynaklara ihtiyaç duyulmaz.
– Mide salgıları etçilerde çok güçlüyken otçullarda bu durum tersidir. Mide PH yırtıcılarda PH 1 gibi son derece asit bir yapı gösterirken, insan türünde asit PH 4-5 gibi düşük mide asidi vardır. Genellikle yırtıcılar avın nadir bulunması sebebiyle bir seferde 10 ve 20 kilo arasında eti tüketebilirler. İnsan türü tek seferde 750 gr eti dahi sindirebilecek güçlü mide salgılarına sahip değildir.
– Etin sindiriminin zor olması yırtıcı hayvanlarda uzun uyku ve dinlenme sürelerini gerekli kılar. Bu nedenle etçil hayvanlar genellikle uzun gündüz uykularının ardından gece yaşarken insan türü ve otçullar gündüz aktif olurlar.
-İnsan türü sadece et tüketerek de yaşayabilmektedir. Örneğin; Eskimolar sadece etten oluşan tek düze bir beslenme şekline sahiptir. Bu nedenle ömürlerinin 40 yılı geçtiği nadir görülür. Ömür uzunluğu bakımından da incelendiğinde insan türü diğer otçul hayvanlar gibi uzun ömürlüdür. Örneğin; otçul olan kaplumbağalar 200 yıl, insan türü 120 yıl, papağanlar 80 yıl, filler 70 yıl kadar yaşayabilmektedir. Etçillerin yaşam süresi çok kısadır. Kargalar etçildir ve 200 yıl yaşadıkları da efsanedir. Kargalar doğada en fazla 20-30 yıl civarı yaşarlar.
– Tamamen etçil olan kedi ve köpek gibi türlerde organizmaları negatif etkilense de sadece bitkisel gıda yiyerek yaşayabilirler. Genellikle kısa ömürle sonuçlanan organizmaya uygun olmayan gıdalarla yaşayabilme yeteneği,yırtıcıların otçul nede insan türünün etçil olduğunu gösterir.
– Etçillerde etin çürüyüp bedende (toksemeye) zehirlenmeye yol açmasının önüne geçilmesi için bağırsak uzunluğu kısadır. Böylece atıklar bedenden hızlıca uzaklaştırılır ve çürükçül bakterilere maruz kalınması engellenir. Otçullarda ise bağırsak sistemi beden uzunluğuna oranla etçillere göre en az 3 ile 6 kat daha uzundur.
– İnsan türü et tükettiğinde bağırsaklarda uzun süre kalarak bozulan et çürüme ve toksik etkiye yol açar. Bu nedenle et tüketen kişilerin idrar ve dışkılarında ağır bir koku ve çürükçül bakterilere bağlı bağırsakta gaz oluşmaktadır. Doğada yaşayan canlılarında ve sağlıklı beslenen kişilerin atıklarında keskin bir koku bulunmaz.
– Doğasına uygun beslenen hiçbir canlının dışkısında ağır koku bulunmaz. Bir nevi doğa yanlış beslenirken çirkin kokularla sizi uyarmak ister. Et liften yoksun bir gıda olduğundan her zaman pekliğe yol açarak bağırsak boşaltımını da bozar.
– Otçullarda et tüketimi ile birlikte azot oluşur ve karaciğer bu azotu bedenden uzaklaştıramaz böylece gut hastalığı ortaya çıkar. Doğada gut hastalığına yakalanan tek tür insandır. Yırtıcılar etten gelen azotu amonyağa hızlıca çevirebildiğinden gut hastalığı oluşmaz.
-Et tüketimi bedende PH seviyesini alkali yapıdan asidik yapıya çekerek kemik erimesine neden olur. PH’ın bozulmasıyla organizmada oluşan hiper asit bir çok hastalığa zemin hazırlar. Yırtıcılarda et tüketimi yanında kemiklerinde tüketilmesi fosfat alımı nedeniyle kemik yoğunluğundaki dejenerasyonu da engeller.
-İnsanlarda et tüketimi çoğu zaman sadece pişirilerek mümkündür. Çiğ etin sindirilmesi çok uzun sürmekte ve çoğu zaman mide kanserine yol açmaktadır.Çiğ balık tüketimi sebebiyle en fazla mide kanseri ‘Japonya’ da görülür. Balık tüketimiyle görülen tenyalar en çok risk oluşturanlardır.
-Bağırsaklarda B12 vitamini sentezi açısından et tüketiminin gerekli olduğu savı yetersizdir. Yumurta ve süt ürünlerinde de yeterli miktarda B12 vitamini bulunmaktadır. Doğru bir diyetle B12 vitamini et tüketmeden ve vitamin ilaçlarına gerek kalmadan temin edilebilir. Hiç bir hayvansal gıda tüketmeyen veganlar bile siprulina ,clorella gibi yosun türleri, arı poleni ve kinoa gibi tahıllarla gerekli protein ve cyanocobalamin B12 vitaminini belli oranlarda temin edebilirler. Ayrıca Hindistan cevizi sütü ve soya sütünden yapılan kefir, tofu, natto ve miso ürünleri,boza ve çaydan yapılan fermente ürünler örn. Japon mantarı çayı yeteri kadar cyanocobalamin B12 vitamini ihtiva eder.
– Fazla aktif olmayan cyanokobalamin B-12 yerine biolojik aktif olan metylcobalamin B12 vitamin takviyelerinin alınmasınında gerekli bir önlem olduğu uzmanlar tarafından belirtilmektedir.
– Protein gereksinimi kuru yemişlerden fazlasıyla karşılanabilmektedir.100 gr ette ortalama 17 gr protein bulunurken, 100 gr ceviz veya fındıkta 25 ile 35 gr arasında protein bulunur.
– Et tüketilmediği taktirde ortaya çıkacak demir eksikliği organik tarımla üretilen çiğ sebze, filizlendirilmiş çiğ baklagiller, tohumlar ve tahıl tüketilmesiyle de önlenebilmektedir. Dünya üzerinde omega 3 ve demir eksikliği görülmeyen tek ülke ‘Küba’dır. Bunun sebebi ülkede geniş çaplı organik tarım yapılmasıdır. Toprak suni gübre gibi kimyasallara maruz kalmadığında besinlerdeki demir ve omega 3 yağ asitleri kaybolmaz. Otçul hayvanların etlerindeki demir kaynağı çiğ besin tüketilmesinden kaynaklanır.
– Deniz mahsullerinde bulunan fosfor ve omega 3yağ asiti semiz otunda da bir miktar mevcuttur. Ayrıca avokado yüksek demir ihtiva etmektedir. Anemi (kansızlık) durumlarında avokado tüketmek en sağlıklı ve hızlı çözümdür.
Besin temini açısından uygunluk;
– Et tüketimi bilindiği gibi avcı olmayı gerektiren yırtıcılar gibi pençe ve hızın gerekliliğini zorunlu kılan etkenlere bağlıdır. Ayrıca avın takibi için koku almada hassaslık, gece keskin görme yetileri de gereklidir. İnsan türü bu özelliklerin hepsinden mahrumdur.
– Bazı özel gıdalar besin eksikliği oluşmaması için düzenli olarak kullanılması gerekir. Arı poleni,kendir tohumu, fermente Kinoa tahılı, kombo mantarı çayı , çörek otu, hücre duvarı kırıkmış spirulina ve clorella gibi yosun türleri bu özel gıdalara örnektir.
Günümüzde et endüstrisi, hayvanları doğal ortamından alıp korunaklı alanlarda muhafaza edip, doğal döngüyü bozarak yırtıcıların saldırılarından koruyarak otçulların aşırı üremesine yol açmaktadır. Otçulların aşırı üremesi ve bununla birlikte gelişen yem sektörü doğanın hızlı bir şekilde tahrip edilmesine, sera gazı salınımının artmasına ve toplumun sağlığının bozulmasına yol açarak insanlığın geleceğini tehdit etmektedir.
Dünya ülkelerinin büyük bir kısmında zeka seviyesi yüksek köpek, kedi ve yunus gibi canlılar gıda olarak tercih edilmezken türcü bir yaklaşımla diğer tüm canlılar insan türünün kıyımı altındadır. Bu konuda ahlaki yaklaşımlar, hayvan hakları ve sağlık nedenleri gibi söylenecek çok söz olmakla birlikte karar okuyucunun duyarlılık ve sağ duyusuna bırakılmıştır.
Vejetaryen olma kararında sizi cesaretlendirecek tarihe geçen bazı ünlü vejetaryenler
Yunan filozofu Aristo, ünlü tarihçi Homeros, İngiliz doğa bilimci Darwin, Bilim adamı Nikola Tesla, ünlü İtalyan ressam Leonardo Da Vinci, Alman kökenli fizikçi Einstein, İngiliz fizikçi Isaac Newton, ünlü oyun yazarı Shakespeare, Rus yazar Tolstoy, Fransız yazar Voltaire, Alman besteci Wagner, İngiliz filozof Bacon, İtalyan kökenli azize Catherine de Sienne, Romalı siyaset adamı Cicero, Yunan şairi Euripides, Hintli lider Mahatma Gandi, Fransız azizi Jean-Baptiste, Fransız şairi Lamartine, Fransız ahlakçı Montaigne, Yunan filozofu Platon, İrlandalı yazar Bernard Shaw ,Gautama Buddha….
Bazı sözler:
Pisagor; “İnsanlar hayvanları öldürüp yedikçe, dünya üzerinden cinayet, kan dökme ve savaşlar kalkmayacaktır.”
Leonardo da Vinci;”Bir gün hayvanların öldürülmesine de insanların öldürülmesi gibi bakılacak.”
Francois Volter;”Eğer hayvanlar konuşabilseydi, onları kesip yemeye cesaret eder miydik?”
Bernard Shaw;”İnsan, bir aslanı öldürmek istediği zaman ona spor der: Bir aslan onu öldürmek istediğinde ise buna vahşet der. Hayvanlar benim arkadaşım ve ben arkadaşlarımı yiyemem.”
İndra Gandi;”Yaşamanın tek yolu, yaşama izin vermektir.”
Önemli Not;
İnsan türünün evrimsel uyum sürecinin devam ettiğine ilişkin teoriler ,ayrıca insan türünün doğasına çok uygun olmasa da geçmişte zaman zaman et tüketmesi sebebiyle % 100 vejeteryan bir beslenmede esansiyel bazı besinlerin alınamaması ihtimali bulunmaktadır. Vejetaryen beslenme doğal süt ve yumurta gibi hayvansal gıdaların bulunmasının zor olmadığı eski çağlarda zor bir beslenme şekli olmamıştır. Lakin günümüzde temiz ve nitelikli gıdaya ulaşmanın çok zor olması esansiyel bir çok besin maddesinin alınmasını nerdeyse olanaksız kılmıştır.
Örnek deney olarak PROGNOS sistemiyle yapılan ölçümlerle 17 ve 25 yıl gibi iki farklı zaman diliminde vejetaryen beslenme sonucu,bitkisel ürünlerde neredeyse hiç bulunmayan EPH ve DHA gibi esansiyel yapıların beyinde azaldığını şahsi olarak deneyimlemiş bulunmaktayız. Bu nedenle esansiyel yapıların karşılanabilmesi için en azından şuur seviyesi düşük canlılar olan deniz mahsülleri veya balık tüketimini tavsiye etmekteyiz. Her ne kadar diğer canlıların yaşam hakkını sonuna kadar savunsak da ve makalemizdeki diğer bilgilerle çelişiyor gibi görülsede kendi yaşamımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için en azından balık tüketerek ağırlıklı vejetaryen beslenmenin uygun olduğunu düşünmekteyiz.
Aşağıdaki grafiklerde PROGNOS ölçümleriyle beyindeki EPH ve DHA oranlarındaki kritik azalma görülmektedir. 20 yılın üzerinde uygulanan vejetaryen diyetle % 60 oranında esansiyel yağ asitlerinin düştüğü gözlenmiştir.EPH ve DHA eksikliği Alzeimer, MS (multiple sclerosis), Dispraksi ,PMS (ağrılı adet sendromu) Kanser gibi bir çok farklı hastalığa yol açabilmektedir.
http://prognosterapi.com/2016/12/24/insan-turu-et ...-otcul-mu/
|
 |
güllü99
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:17
Sorunun cevabı çok basit: İnsanın zengini etcil olur fakiri otcul
|
 |
murad22
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:18
İnsanlarda ayı gibidir ne bulursa yer et,ot farketmez
|
 |
Ali clarkkent
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:24
Sual: Vejetaryen olmak, yani hiç et yememek, eti kendine zararlı görmek, dine uygun mudur?
CEVAP
Et yememek günah değilse de, eti zararlı bilip, kendine haram etmek caiz olmaz. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Ey iman edenler! Allah’ın size helal ettiği, temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah, sınırı aşanları sevmez.) [Maide 87]
Her gün et yemek, kalbe sıkıntı verir. Hiç et yememek ise, ahlakı bozar. (Şir’a şerhi)
|
 |
ÖzgürZB
2 yıl önce - Sal 27 Nis 2021, 17:25
İnsan etçildir, et mutlaka yemelidir...
Kurban Kesmek allahtan ziyade fakirleri doyurmak ve tüm et yiyemeyen insanlara da et yemesini sağlamak içindir...
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|