Bazı acıların tarifi anlatılmaz sadece yaşayanlar bilir, Allah'ım kimseyi böyle acılarla imtihan eylemesin İnşAllah.
İzmir depreminde 4 çocuğu ölen Anne,
Eşi ölene dul, anasi babasi ölene yetim
denir...
Peki ya evladi ölene ne denir ki...
4 evlat birakti enkaz altinda. Günlerce
elinde oyuncak ile bir umut bekledi ama olmadi. Rabbim dayanma gücü versin
Ne büyük bir imtihan Allah yar ve yardimcisi olsun İnşaAllah.
Bir adam sık sık Kur'an okurdu. Ancak O'ndan bir şey ezberleyemezdi.
Bu adamın küçük oğlu babasına dedi ki;
-Babacığım Kur'an okuyorsun ama hiç ezberlemiyorsun, sana ne faydası var ki?
Baba oğluna dedi ki;
-Evladım, sana söyleyeceğim ancak önce şu hasır sepeti şu dereden su doldur getir.
Hasır sepet kömür taşımak için kullanılıyordu.
Oğul dedi ki;
-Baba, ama bu imkansız!
Baba;
-Sen dene bakalım ne oluyor.
Oğul bu söz üzerine hasır sepeti alıp dereye gitti ve su doldurup taşımaya başladı. Yol yarı olmadan bütün su akıp gitti.
Oğul babaya dönüp dedi ki;
-Baba görüyorsun ki bu imkansız bir şey!
Baba;
-Olsun bir daha dene. Dedi.
Oğul bir daha denedi, bir daha derken beşinci seferde iyice yorulan oğlu bitkinliğini belirterek babasına;
-Baba sen de biliyorsunki bu imkansız neden tekrar ettiriyorsun? deyince baba dedi ki;
-Evladım sepette bir şey farketmedin mi? deyince oğlu anladı ve -Evet babacığım, sepet tertemiz olmuş dedi.
Baba;
-İşte böyle evlat, nasıl bu sepet kendinde bir şey tutamasa bile su ile tekrar tekrar temas edince tertemiz oldu, insan kalbi de dünya ve işlerinden kirlenir, Kur'an okumakla da ezberlemese bile kalbi suyun hasır sepeti temizlediği gibi tertemiz olur.
Evladım Kur'an kalbin ve ruhun temizleyicisi, gıdası ve şifasıdır, sakın şeytanın bu ‘ezberlemeden ne faydası var’ oyununa gelmeyesin!...
Zorunlu olmadıkça makam aracı kullanmayan, sabah erkenden kalkıp çıktığı yürüyüşlerde çay ocaklarında sabah çayı içenlerle, simitçilerle vb sohbet eden mütevazi bir insandı.
"Hocam biz yoksul köy çocuğuyduk. Her sabah köyden kasabaya yürüyerek okula gidip gelerek büyüdük. Bu yüzden valiliğin bir kuruşunu harcarken bin kez düşünürüm. Çünkü bu parada tüyü bitmedik yetimlerin hakkı vardır." der ve ona göre yaşardı.
Toplu taşıma aracında yıllar önce, İzmir ile Çeşme arası seyahat eden bir minibüsü, polis kimlik kontrolü için durdurur. Ayakta seyahat eden bir beyin kimliğine bakan polisler şaşırır ve tabiri caizse dona kalır...
İçişleri Bakanlığı tarafından verilen kimlikte, Bilecik Valisi yazmaktadır. İlk şaşkınlığı atlatan polisler, "Sayın Valim, sizi biz götürelim" teklifinde bulunsalar da; "Teşekkür ederim. Tatildeyken, devletin aracına binmem" yanıtını alırlar.
Burada anlatılan kişi, Reşadiye, Silopi, Finike ve Söğüt Kaymakamlığı; Bilecik, Niğde, Erzincan ve Manisa Valiliği görevlerinde bulunmuş Refik Arslan Öztürk'tür. Kendisi dün vefat etti.
Allah rahmet eylesin. Rabbim Peygamber Efendimize komşu eylesin inşallah.