Günün birinde annem komşuya gidip onlardan tuz istedi.
Fakat neden bunu yaptığını anlamamıştım çünkü evimizde bolca tuz vardı.
Anneme sordum.
Dedi ki;
"Komşularımız bizden sıkça bir şey ister.
Maddi durumları iyi değil.
Kendilerini suçlu ve mahçup hissetmemeleri için ben de onlardan küçük, onlara zor gelmeyecek bir şey istedim!
Tuz.
Bizim de onlara muhtaç olduğumuz anların olduğunu gösterdim ki, bir dahaki sefere bir ihtiyaçları olduğunda çekinmeden gelsinler, kapımızı çalsınlar."
Alıntı
Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın vardı. Kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başladı. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmazdı. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştı. Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğdu. Tek başına tüm zorluklara göğüz germek ve yavrusuna bakmak olduça zordu. Günler geçti. Kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kaldı. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardı. Aradan biraz zaman geçti ve anne eve geldi. Gelinciği ve kanlı ağzını gördü. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırdı ve oracıkta öldürdü hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyuldu. Anne odaya yöneldi Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı gördü.
TV’de bir programda sunucu, milyoner misafirine sordu:
-- "Hayatında seni en çok mutlu eden nedir?" Adam:
-- "Hayatımda dört mutluluk merhalesi yaşadım, ta ki mutluluğu buldum:
1- Mala, eşyaya düşkünlüğüm oldu, elde edince, mutluluğun bu olmadığını anladım.
2- Çok pahalı şeylere düşkünlüğüm oldu, elde edince, onların verdiği mutluluğun, zamanla tesirini kaybettiğini gördüm.
3- Büyük şirketler; mesela bir futbol takımı veya uluslararası bir şirket sahibi olunca, mutluluğu yakalarım sandım, ama hayal ettiğim mutluluğu onlarda da bulamadım. Hatta gördüm ki; imkanların çoğaldıkça, sorumlulukların artıyor, rahatından fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsun.
4- Bir arkadaşım benden engelli çocuklar için tekerlekli araba almada sponsor olmamı istedi. Hemen yüklü bir bağışta bulundum. Teslim günü gelince arkadaşım ısrarla çocuklara kendi elimle arabaları teslim etmemi ve çocukların sevincine ortak olmamı istedi. Tabii gittim, çocukların arabaları alırken ve kullanırken ki sevincini görünce çok mutlu olmuştum. Rutin bir sevinçti, bir kaç gün sonra unutacaktım.
Ordan çıkmak için kapıya yöneldiğimde, bir çocuk bacağıma yapıştı. Nazikçe kurtulmaya çalıştım, ama çocuk ısrarla bırakmıyor ve dikkatlice yüzüme bakıyordu. Ona, "benden başka bir isteğin mi var?" dedim. Çocuğun cevabı bana gerçek ve kalıcı mutluluğun adresini vermişti. Bana;
-- *"Hayır bir şey istemiyorum, yüzünü hafızama kazıyorum ki, Cennette karşılaştığımız zaman seni tanıyayım ve Rabbimin huzurunda sana bir daha teşekkür edeyim."* dedi.
Gerçek mutlulukları yakalayacak amelleri bize nasib eyle Allah’ım!.....
AMİN ECMAİN YA RABBEL ÂLEMİN