Anlamadığınız için kıymetini takdir edemiyorsunuz. 10 yaşındaki çocukların çok rahat anladığı bölümler var onlardan başlamanızı tavsiye ederim. Zaman geçtikçe hem ufkunuz hem de kelime dağarcığınız genişleyecektir.
Bu eserlerle tanıştıktan sonra İslamla müşerref olan o kadar çok insan var ki.
Cidden sen ne boş bir insansın. İşin gücün yalan ve iftira. Daha laf ettiğin şahsın tarikat ile bir bağı olmadığını dahi bilmeyecek kadar cahil aynı zamanda bilmediğini bilmeyecek kadar da ahmaksın. Zır cahilsin ancak rahatlıkla cehaletinle ahkam kesiyorsun özgüvenine hayran kaldım. Yeter daha fazla konuşup saçmalama.
Cidden sen ne boş bir insansın. İşin gücün yalan ve iftira. Daha laf ettiğin şahsın tarikat ile bir bağı olmadığını dahi bilmeyecek kadar cahil aynı zamanda bilmediğini bilmeyecek kadar da ahmaksın. Zır cahilsin ancak rahatlıkla cehaletinle ahkam kesiyorsun özgüvenine hayran kaldım. Yeter daha fazla konuşup saçmalama.
Bos insanlar ALLAH,in siradan kulllarini sahte makamlarla yucelterek ALLAH,in ve Rasulunun onunu gecirirler.Sonra da one gecen sahtekarlarin yalanlarini dinleyip uyutulurlar.
Hak (gercek) Dine sadece KURAN,RASUL ve SAHABE,lerin hayatini okuyarak ulasabilir. Baskalarindan din ogrenenlerin sonu cehennemdir.
**Ve diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! ’Sadat’ımıza (bazı tarikat ve maneviyat rehberlerimize ve hoca efendilerimize) ve ’Kübera’mıza (devlet, siyaset ve servet büyüklerimize aldanıp haksız ve ahlâksız işlerine) itaat ettik. (Bu iki sınıfın vaazlarına ve va’adlerine inanıp peşlerinden gittik. Onlar ise bizim iyi niyetimizi ve teslimiyetimizi istismar edip, bizleri kâfir ve zalim sistemlere peşkeş çektiler.) Böylece onlar bizi Hakk yoldan saptırmışlardı.**AHZAB 67
A.Mehmet sen varya tam bir cahilsin..Birde utanmadan ayeti alıp parantez içinde kimin olduğu belirsiz kafana göre yorumları yazıyorsun. Allah iftiralarını karşılıksız bırakmaz insallah. Kendine her türlü eziyet ve tenkit edenlere dahi "imanlarını kurtarırlarsa hakkımı helal ediyorum" diyen bir insana bu kadar hadsizce ve bilgisizce ve ahmakça saçmalıklar yazmak senin ne haddine!! Seni zırvalarınla, saçmalıklarınla, iftiralarınla ve hadsizliğinle başbaşa bırakıyoru. Sana cevap yazmıyorum artık. Cahille tartışma kazanamazsın sözü tam senin için yazılmış. Sen git yaşar nuri oku.
Ben de hayatımın bir dönemini A.Mehmet gibi cahilce geçirdim. Modernistler eziklik psikolojisi içinde oldukları için değerli ilim alimlerine kötü laflar söyleyerek laikçilerin arasında itibar göreceklerini zannediyorlar ama çok yanlış bir yol izliyorlar.
A.Mehmet sen varya tam bir cahilsin..Birde utanmadan ayeti alıp parantez içinde kimin olduğu belirsiz kafana göre yorumları yazıyorsun. Allah iftiralarını karşılıksız bırakmaz insallah. Kendine her türlü eziyet ve tenkit edenlere dahi "imanlarını kurtarırlarsa hakkımı helal ediyorum" diyen bir insana bu kadar hadsizce ve bilgisizce ve ahmakça saçmalıklar yazmak senin ne haddine!! Seni zırvalarınla, saçmalıklarınla, iftiralarınla ve hadsizliğinle başbaşa bırakıyoru. Sana cevap yazmıyorum artık. Cahille tartışma kazanamazsın sözü tam senin için yazılmış. Sen git yaşar nuri oku.
Bir kisim insanlari sahte unvanlar ve hayali makamlarla sisirip ALLAH ve Rasulunun onune gecirenler dine en buyuk ihaneti yapiyorlar.Cakma makamlarin arkasina siginanlar kendi sapkin dusunce ve inancini tertemiz dine katip kirletiyorlar.Kirletilmis dini ogrenen muslumanlar da sapitip,paracalanip,bolunup koyun suruleri ve kafirlere yem oluyorlar.
Bu zat usaklik yaptigi kafirlerin azabina ugrayip dunaydaki cezasini tatti.Ummeti parcalayip, saptirdigi icin ahirette de atesi bol olsun.**Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar..Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.*** AHZAB 67,68 Diyanet meal.
Ben de hayatımın bir dönemini A.Mehmet gibi cahilce geçirdim. Modernistler eziklik psikolojisi içinde oldukları için değerli ilim alimlerine kötü laflar söyleyerek laikçilerin arasında itibar göreceklerini zannediyorlar ama çok yanlış bir yol izliyorlar.
Dini anakaynak ve en dogru kitaptan ogrenmek varken niye baskalarindan din ogrenmeye calisyorsunuz.Hz.ALLAH kitabinda herkezin analayacaga sekilde ayetler indirdigini acikliyor. (KAMER 17). ALLAH,in sozune mi inanmiyorsunuz yoksa dunyanin en kolay kitabini anlamayacagiz diye eziklikmi hissediyorsunuz.Asil kendinize bu sorulari sorun.ALLAH,in kitabini okuyanlar ALLAH,tan baska kimseden korkmaz ve kimseyi muhatap almaz.Muslumanlar kendi kitabini okumuyor daha kotusu oku diyenlere dusman kesiliyorlar.KURAN okuyunca tapindiklari o sahtekarlarin yalanlarinin ortaya cikmasindan korkuyorlar.Eger ezikligi birakip KURAN okusalar belkide yucettikleri sozde alimlerden daha iyi anlayacaklar.ALLAH,in kime hidayet verecegi belli olmaz.Hidayet kimsenin tekelinde degildir.
***Ey Resulüm!) Gerçek şu ki: Sen sevdiğini (ve istediğini) hidayete erdiremezsin. Ancak Allah, dilediğine hidayet verir. O, hidayete erecek (iyi niyet, gayret ve karakterde) olanları daha iyi bilir.** KASAS 56
Modernistler eziklik psikolojisi içinde oldukları için değerli ilim alimlerine kötü laflar söyleyerek laikçilerin arasında itibar göreceklerini zannediyorlar ama çok yanlış bir yol izliyorlar.
Sufiler Allah'ın medrese ehlini aramızdan alması ile sünniliğe çöreklenerek kendilerine gelen her eleştiriyi modernizm, vahhabizm diye yaftalayarak tezgahlarını korurlar. İçerde medrese ehli kalmayınca harbiden gelen eleştireler modernist seküler tayfadan gelir ve bunları kolay bertaraf ederler. Dışardaki veya arap diyarlarındaki medrese ehlini de vahhabi diye yaftalayınca bunlardan başka sünni kalmaz.
Sufiler sünniliğin asla kabul etmeyeceği şeylere inanırken 3 gram beyni olan modernist ve seküler tayfalar dahi bunlardaki bazı çarpıklığı görür. Bunlar da gelen eleştirilerin imansızlıktan kaynaklandığını, bahsi geçen sapıklıklara inanmanın imanın bir gereği olduğunu zannederler. Oysa modernist tayfadan gelen eleştiriler iki başlıktadır. Kimisi kendi dinsizliklerinden gelen eleştirilerdir. İkincisi de harbiden sünni islam ve medrese islamı ile paralel yapı gösterir. İşte sufi bu ikisi arasındaki ayrımı yapamaz.
Said tıpkı hristiyanlıktaki Paul gibi iman satar. Paul kurtuluşun nasıl olacağını anlatırken şeriatsız salt bir iman ile kurtulabilineceğini söyler. Saidin dilinde ise imanı kurtarma vardır. İyi de sorun şudur . Nasıl bir iman? Sufi ve kelamcı tayfa mürcieliğin de dibine vurunca Allah'ın varlığına imanı yeter olarak görürler. Bu da yanlış bir imandır. Saidin kurtardığı iman islam'ın bahsettiği iman değildir.
Yani, “Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”
Evet, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bid’aların istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmek daha ziyade kıymettardır. Hususan fesâd-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor. Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u İlâhi hâtırasına inkılâp eder. Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyyeyi mürâât ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor. Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ittibâını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder. Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan, Şâri-i Hakikî olan Cenâb-ı Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır.
İşte, bu sırra binaen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.