Risale-i Nur; asrımızın anlayış ve ihtiyacına göre yazılmış bir Kur’ân tefsiridir
Nasıl tefsirse artık, kendisinin tefsire, açıklamaya ihtiyacı var
Kur'an'ın bile farklı dillerde ve zamanlarda çevirileri, meâlleri yapılmışken, Risele-i Nur adı verilen bu külliyatın sadeleştirilmesi, çevirisi yapılamıyormuş! Güya öz anlamını ve değerini kaybediyormuş!
Takipçilerinin bunu iddia etmesinin amacı bu kitaplara yüklenen gizemin ortadan kalkmaması, içeriğinin herkesçe anlaşılmaması, zamam ve şartlara göre eğilip bükülmesi, içeriğindeki zırvaların, hurafelerin, saçmalıkların ve batıl inançların ortaya çıkmaması.
Birçok sefer Risale- Nur derslerine katılmış biriyim, bu dersleri anlatan/açıklayan abilerin anlatıklarını dinlesen Nurculuğu bir din, Said-i Nursi'yi bir nebi, Risale-i Nur'u bir vahiy zannedirsin.
Bir derste Said-i Nursi(Üstad yada Bediüzzaman hazretleri derler) 100 kere anılsa, Allah Resulu 1 kere bile ya anılır yada anılmaz, aynı şekilde Kur'an ayetleri.
"Eyyüb de hatırla ki, Rabbine şöyle niyaz etmişti: 'Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.'"
ENBİYÂ SURESİ 21:83
SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir. Fakat, âyetten iktibas suretinde, bizler münâcâtımızda (Ey Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.) demeliyiz.
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın meşhur kıssasının hülâsası şudur ki:
Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek, kemâl-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: "Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor" diye münâcât edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemâl-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş.
İşte bu Lem'ada Beş Nükte var.
BİRİNCİ NÜKTE
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb'den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyübiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.
Bahusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş'et eden kurtlar kalb ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler-neûzu billâh-mahall-i İmân olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.
Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
(Lemalar, 2. Lema)
"Eyyüb de hatırla ki, Rabbine şöyle niyaz etmişti: 'Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.'"
ENBİYÂ SURESİ 21:83
SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir. Fakat, âyetten iktibas suretinde, bizler münâcâtımızda (Ey Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.) demeliyiz.
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın meşhur kıssasının hülâsası şudur ki:
Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek, kemâl-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: "Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor" diye münâcât edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemâl-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş.
İşte bu Lem'ada Beş Nükte var.
Bu adam tam bir soytari.Guzelim ayeti amacindan cikarip masalimsi bir hale sokmus.KURAN Eyyub,un (a.s) hastaligi hakkinda bir bilgi vermedigi halde sanki samimi arkadasiymis gibi anlatmis.Kucucuk beyniyle birde yorum yapmis ama youmunu da kimse anlamasin diye gereksiz ve sacmaliklarla uzattikca uzatmis.Oysa kisa ve kolay olan eftaldir.**Andolsun ki, Kur'an'ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alan var mı?** KAMER 17
Ebbiya 83 ve 84 sabir ve ALLAH,a kullugun onemi anlatilir.Bu ikisini yapanlara ALLAH,in rahmeti ve yardimi mutlaka gelecegi belirtiler.Bu kadar basit bir cumleyi nekadar zor hale sokulur bu iste tam uzman.
A.Mehmet misin ne haltsın bak adam ol beni zıvanadan çıkarma. Soytarı diye konuşma adabını takın. Adam ol insan ol. Milyonlarca kişinin değer verdiği okuduğu eserlere ve onu yazan kişiye küçücük beyninle ve bakış açınla hakaret edemezsin. Terbiye sınırlarını zorlamadan yorum yaz. Kimse sana zorla risale okutmuyor bu sayfaya da gir oku demiyor. Sen ve senin gibi 3-5 edepsiz var cevap yazmak istemiyorum gelip burda aklınız sıra karalama yapıyorsunuz ve ben cevap vermiyorum. Zannetme ki söylediklerin haklı. Sadece sizin seviyenizde cevap vermekten ar ediyorum.
Ayrıca sormak isterim o büyük beyninle cevaplarsan sevinirim !!! Paylaştığım ayet ve altında yazılmış olan açıklamalar ile ilgili saptırılan ne var? Hangi cümlenin neresi yanlış? Yanlış olan kısmın doğru izahı nedir? Bununla ilgili kaynağın nedir? Kaynağın yok ve kendi görüşlerin ise, sen kimsin? Necisin? Hangi ilmin sana böyle bir zata "soytarı" diyebilme cesaretini veriyor? Ömrünü İslamiyet'e adamış ve bu uğurda hayatı zindanlarda, mahkemelerde ve sürgünlerde geçirmiş bir kişi için "küçücük beyinli" diyebilme cüretini kendinde nasıl bulabiliyorsun? Bak tekrar yazıyorum iyi oku: Bu başlığa gelip okumak zorunda değilsin. Ayrıca kafana göre hakaret edemezsin. Eğer edersen sana aynı üslup ile cevap verildiğinde bundan şikayetçi olamazsın. Akıllı ol !!!
Bediüzzaman Said Nursi'ye laf atabilecek ne çapınız ne de beyniniz var. Sadece havlayan köpekler gibisiniz ısırmayı da beceremiyorsunuz. Mealci veletler gelip burada saçma salak konuşmaktan başka birşey yapamıyorlar. Sizin kıt aklınız algılayamıyor diye anlaşılmaz değildir. Bu kitapları anlayabilen 10 yaşında çocuklar var. Meal dediğiniz kitapları da yazan sıradan bir Arapça tercüman sizler de Arapça tercümanın müritleri. Bu eserleri yazabilmek için yıllarını ,ömrünü ve özgürlüğünü veren bir İslam fedaisidir Bediüzzaman. Sizler gibi vahhabi kafalılar anlayamazlar. Mukaddesatı olmayan hadis inkarcılarının ne aklı ne vicdanı bu eserlerin kıymeti idrak edemez.
Hadislere laf atan dallamalar öncelikle rivayetlerle namaz ve abdesti öğrendiğinizi , namaz kıldığınızı iddia ediyorsunuz(ki kılıyorsanız?) .Bana ravilerini açıklayın yahut ravi zincirinin tamamen belli olduğu Kütüb-ü Sitteye bari laf atmayın. Yahut çıkın ve deyin ki : " Derdimiz tefsirler, hadisler veya Sünnet-i Seniyye değil direk derdimiz İslam ile mücadeledir." . Şu durumda iseniz de münafıklığın alemi yok açık açık niyetinizi söyleyebilirsiniz.
A.Mehmet misin ne haltsın bak adam ol beni zıvanadan çıkarma. Soytarı diye konuşma adabını takın. Adam ol insan ol. Milyonlarca kişinin değer verdiği okuduğu eserlere ve onu yazan kişiye küçücük beyninle ve bakış açınla hakaret edemezsin. Terbiye sınırlarını zorlamadan yorum yaz. Kimse sana zorla risale okutmuyor bu sayfaya da gir oku demiyor. Sen ve senin gibi 3-5 edepsiz var cevap yazmak istemiyorum gelip burda aklınız sıra karalama yapıyorsunuz ve ben cevap vermiyorum. Zannetme ki söylediklerin haklı. Sadece sizin seviyenizde cevap vermekten ar ediyorum.
Ayrıca sormak isterim o büyük beyninle cevaplarsan sevinirim !!! Paylaştığım ayet ve altında yazılmış olan açıklamalar ile ilgili saptırılan ne var? Hangi cümlenin neresi yanlış? Yanlış olan kısmın doğru izahı nedir? Bununla ilgili kaynağın nedir? Kaynağın yok ve kendi görüşlerin ise, sen kimsin? Necisin? Hangi ilmin sana böyle bir zata "soytarı" diyebilme cesaretini veriyor? Ömrünü İslamiyet'e adamış ve bu uğurda hayatı zindanlarda, mahkemelerde ve sürgünlerde geçirmiş bir kişi için "küçücük beyinli" diyebilme cüretini kendinde nasıl bulabiliyorsun? Bak tekrar yazıyorum iyi oku: Bu başlığa gelip okumak zorunda değilsin. Ayrıca kafana göre hakaret edemezsin. Eğer edersen sana aynı üslup ile cevap verildiğinde bundan şikayetçi olamazsın. Akıllı ol !!!
Gercek alimler islami ogretir.Kendilerini degil Vahyi one cikarirlar.Sevabini ALLAH,tan beklerler kendileri unutulur ama ogrettikleri hep baki kalir.Tarikatlara gore alimler ise islami anlatarak kendilerini yucetirler.Islami anlattikca buyurler ve ilah seviyesine cikarlar.Ilahlastirlmis insanlara yanlis bir kelime soyleyenler hemen dusman gorulur.KURAN da hz.ALLLAH peygamberlerine en buyuk zulmu yapmis kafirlere bile sen onlari affet der.Hatta lanete ugramis insanlara bile affet diyor (Mâide 13).
KURAN,in hic bir yerinde hz.Eyyub,in hastaligi hakkinda bilgi vermez.Bu zat hastaliginin butun ayrintilarini acikliyor yani yalan soyluyor.Olmayan bir bilgiyle hayali yorum yaziyor ve ayetleri masalimsi hale sokuyor.KURAN da olmayan birgileri nasil aciklarim.Yoksa bende soytari olurum.KURAN,in nersinde yaziyor sizler ispatlayin yada bu adamin soytari oldugunu kabul edin.
Bediüzzaman Said Nursi'ye laf atabilecek ne çapınız ne de beyniniz var. Sadece havlayan köpekler gibisiniz ısırmayı da beceremiyorsunuz. Mealci veletler gelip burada saçma salak konuşmaktan başka birşey yapamıyorlar. Sizin kıt aklınız algılayamıyor diye anlaşılmaz değildir. Bu kitapları anlayabilen 10 yaşında çocuklar var. Meal dediğiniz kitapları da yazan sıradan bir Arapça tercüman sizler de Arapça tercümanın müritleri. Bu eserleri yazabilmek için yıllarını ,ömrünü ve özgürlüğünü veren bir İslam fedaisidir Bediüzzaman. Sizler gibi vahhabi kafalılar anlayamazlar. Mukaddesatı olmayan hadis inkarcılarının ne aklı ne vicdanı bu eserlerin kıymeti idrak edemez.
Hadislere laf atan dallamalar öncelikle rivayetlerle namaz ve abdesti öğrendiğinizi , namaz kıldığınızı iddia ediyorsunuz(ki kılıyorsanız?) .Bana ravilerini açıklayın yahut ravi zincirinin tamamen belli olduğu Kütüb-ü Sitteye bari laf atmayın. Yahut çıkın ve deyin ki : " Derdimiz tefsirler, hadisler veya Sünnet-i Seniyye değil direk derdimiz İslam ile mücadeledir." . Şu durumda iseniz de münafıklığın alemi yok açık açık niyetinizi söyleyebilirsiniz.
Ilahiniza cattigim icin hic uzgun degilim.Bu zatin sahip oldugu butun cakma unvanlar ve hayali makamlar sizlerin uydurgu sacmaliklardir.ALLAH ve muslumanlar katinda hic bir degeri yoktur.Bu adamin siradan bir insan oldugunu kabul edip kitaplarini oyle okusaniz daha buyuk hakaretleri de Hak ettigini gorusunuz.Onu ilahlatirmaniz hatalarini sizlere asla gostermiyor.Bu ahmak KURAN,i masal kitabina ve kendi fikirlerine esir etmis.
Din sadece KURAN,RASULve SAHABE,den ogrenilir.Hayali ve sahte unvanlarla araya girenler seytanin has adamlaridir.