Son asrın mimarı mı?
Saidi kürdi Ne yapmışta bu asrı inşa etmiş?
Kendi külliyatını takip edenler bile birbirine düşmüş vaziyette. Türlü türlü bölünmüş ler birbirlerini çekiştiriyorlar yok okuyucu yok yazıcı yok dinleyici yok fetöcü yok yeniasyacı yok kurdoğlucu aboovvv
hangi şubesine gitsem hep yaşlı ve Doğulular var sadece. Kendi çocuklarını bile getiremiyorlar sohbetlere.
Aman ne mimariymiş
Bu Nurcular da son zamanlarda devlet değerler eğitimine bunları yolluyor diye kendilerini bişey sanar oldular
Alıntı:
Son asrın mimarı olacak ne yapmış ki bu şahıs? Son asrın mimarı demek dünyada son yüz yılın yol göstericisi, bugünlere gelmesinde katkısı olmuş büyük bir insan demek benim anladığım?
Bişey yaptığı yok, bunlar kendileri çalıp kendileri oynuyor, abileri bişeyler yaptık diyince bunlarda kendilerini bişey sanıyorlar
En son Ülkücü Teoman tarafından Pzr 29 Mar 2020, 23:43 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
O günün sahibi gibi konuşursun kardeş nerden geliyor bu eminlik söyle bizde bilelim
çok basit biz sapıklıkla doğruğuluğu çok rahat anlıyoruz. biz feto hükümetinize darbe yaptğı için fetoya sapık demedik. yukarıdaki videoda saidin dediklerine sapıklı dediğimiz gibi fetonun söylediklerine de sapıklık diyorduk. siz "nakşilere göre cebrail gelmiş ebubekr' e gizli bilgi vermiş o da selmani farisi' ye o gizli bilgiyi vermiş o da gitmiş horasandaki nakşibendiye o gizli bilgiyi vermiş o da gelmiş gelmiş menzile ismailağaya ulaşmış" iddiasını bizden duyduğunuzda sizde hiçbir kıpırdama olmuyorsa, darbe yapan fetoculara düşman olduğunuzdan daha fazla nakşilere düşman kesilmiyorsanız ben sizin cehenneme gideceğinize garanti veriririm.
Üstad Said Nursi bugünleri görür gibi bizlere hitap ediyor
Ey yüzden tâ üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş, sâkitâne benim sözümü dinleyen ve bir nazar-ı hafiyy-i gaybî ile beni temâşâ eden Said, Hamza, Ömer, Osman, Yusuf, Ahmed, v.s. Size hitap ediyorum.
Tarih denilen mâzi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizinle konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim. Siz inşaallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar. Sizden şunu rica ederim ki, mâzi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit mezarıma uğrayınız. O çiçeklerin birkaç tanesini, mezartaşı denilen, kemiklerimi misafir eden toprağın kapıcısının başına takınız.
Ömrüm boyunca hic bir cemaat ya da oluşuma yakınlık duymadim hatta cemwqti gec mezheplere bile varligi gerekli ki konusunda supheyle yakladan biri olfum fetonun en parlak dönemlerinde bile elimden geldiğince çevreme yanlışlarını anlatmaya çalıştım ki benim sana söylemek istediğim bu değil neden bunlara inanıyorsun inanmiyorsun meselesi değil insanlara haddimiz olmadan hüküm vermenin yanlışlığını dile getirdim allahtan başkasının bilemeyeceği konularda hüküm vermekten kaçınmak gerektiğini dile getirdım
Bu meselede benim şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nur'a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'ân'a bağlanmış. Ve Kur'ân dahi Arş-ı Âzamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın, o kuvvetli ipleri çözsün?
Mustafa Kemal, İsmet İnönü en güçlü ve kudretli olduğu dönemde emsali görülmemiş baskılar, işkenceler, mahkemeler, hapisler ve zindanları ile bu ipleri çözemediler.
Bilginize...
Alıntı:
Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur'a karşı çevrilen plânlar ve hücumlar inşaallah bozulacaklar. Onun şakirtleri başkalara kıyas edilmez, dağıttırılmaz, vazgeçirilmez, Cenâb-ı Hakkın inayetiyle mağlûp edilmezler. Eğer maddî müdafaadan Kur'ân men etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde umumun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şakirtler, Şeyh Said ve Menemen hadiseleri gibi cüz'î ve neticesiz hadiselerle bulaşmazlar. Allah etmesin, eğer mecburiyet derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nur'a hücum edilse, elbette hükümeti iğfal eden zındıklar ve münâfıklar bin derece pişman olacaklar.
Elhâsıl, madem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz; onlar da bizim âhiretimize, imanî hizmetimize ilişmesinler.
fetüs bile bu cemaatin gölgesinde filizlendi fidan oldu.içlerinden biriside çıkıp siz yanlış yoldasınız diyemedi.hatta en ateşli destekçileri bazı nurcular oldu.demekki birine anlam yüklemeden önce o birini iyi tanımak gerkiyor.asrın müçtehidi alimi gibi abartı tazimlere gerek yok.normal bir alimdi.allah rahmet etsin.
Saidi Nursi ve Fetö aynı değildir .
Yaşasa idi O da bunu yapardı vs. vs.vs. gibi bir şey olur aynısı dediğiniz zaman .
Meseleyi bilmeyenler Derinlik sahibi olmayanlar Ozihni arka plana sahip olmayanlar bu konuda Etkilenen pozisyonunda olanlar şunu yi bilsinler .
Saidi Nursi Hayatında kendisi hayatını belli bölümlere ayırmş ve hatalı olduğu dönemleri olduğunu bizzat kabul etmiş birisidir .
Yani Yarını bugünden görebilmesi için yemediği sopa kalmamıştır manen Tabiri Caizse ve O da bunu samimiyetle itiraf eder zaten .
Yani Kendisi de bunu itiraf Makamındadır .
Fakat Cumhuriyeti Kuranlara en şedid karşı çıkmayı Değerleri ile Hikmeti HÜDA Kılıç ile değil DİL ile yapmıştır .
Silah onun işi olmamıştır .
Aynı dediğinizde bu sizin onu tanımadığınızı / Hayatını bilmediğinizi ve ezbere laf atığınızı gösterir .
Bu sebeple Fetö unsurları içinde veya onların içinde imiş gibi gözüken her kimlerse silah ile içeride iş tutmayı ve Evnagelik dünyanın pşlanları ile ortak hareket etmeyi seçmişlerdir .
Saidi Nursi bu mana da Hristiyanlara yakın olmayı düşünen ama Kendi kriterleri ile KENDİ aklı ile / değerleri ile meseleyi gütmeyi düşünen bir Kişidir .
Bu sebeple ...
Onunla fetöyü aynı kefeye koymayın .
Kişi öldükten sonra Ardından konuşulduğunda Savunmasını yapamaz .
Zamanında yaptığı işler ve sözler vs. hayatını ortaya koyar ve Savunamayan kişi adına ben savunma yaptım .
Bilir bilmez bugündeki kişleri onun adına yargılamayın .
Onu kendi eserleri sözleri ve amelleri ile yargılayabilirsiniz .
O yaşasa idi ne tarafta olurdu meselesi ZAN olur .
Vebali size ait olur .
Eğer korkuyorsanız .
Müslümanın Dirisi gibi Ölüsü de Tazime layıktır .
Son nefeste ne halde olduğunuz biz bilemediğimizden (Mustafa Kemal için bile bilemiyoruz)
Amelleri ile mücadelesi ile İslama hizmet etmiş birisi kusurları ile beraber Harimi İsmetine Söz edilmemesi konusunda ,
Saygıyı HAK eder .
Devrinizin olaylarına bakıp Kendinize kurulmasını istemediğiniz Mahkemeyi dünde yaşamış birilerini kurmayın .
Bediüzzaman hazretlerinin talebelerinden çok kereler feyo ya tenkid ve tefrid olmuştur. İki gurup arasında ciddi münakaşa her zaman vardı... Bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmek ancak cahillerin meziyetidir, Cahil ile de fazla münasebet iyi değil...
İslam toplumunda münafıklık her dönem sorun olmuştur. Peygamberimizin vefatından sonra münafıklar harekete geçmiş, 4 halifeyi epey meşgül etmişler. Abbasi döneminde neredeyse Abbasi halifeliğini ortadan kaldıracak güce ulaşan Buveyli devleti, Mısırda uzun süre hüküm sürmüş Fatımıler devleti, İslam alimlerine suikast kuran Hasan Sabbahlar olduğu görülecektir.
Sırf Allah rızası yolunda hizmetine bir dağ köyünde başlayan Said Nursi kalan ömrünü hapislerde tecritte baskı ve zülümle tamamlayarak ruhunu teslim etmiş. Cenazesine bile tahammül edilmemiştir.
Kendisini dünyada iken yenemeyen mason ve zındık komiteler ölümünden sonra boş kalmadılar. Tıpkı onlara benzeyen birini buldular, hizmet metodlarını kopyaladılar. Hizmetle alakadar esnafların çoluk çocuğu eşini akrabasını okul, dersane gayesi ile ele geçirdiler.
O kadar güçlendiler ki Said Nursi nin yaşayan talebelerini dinlemediler. En sonunda esas amaçları olan tahrif işine başladılar ve beddua aldılar. Akabinde hukümetle açıktan bir kavgaya girdiler. İşte bu mevzu risalede böyle geçiyor.
Alıntı:
Beşinci esas: Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur'âniye, onlara herşeye bedel, kâfi geliyor.
Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak. Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile, birinin hatâsıyla onun mâsum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek.
Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında Kur'ân'ın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri, bir propaganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek. Hem milletin her tabakası, muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirtleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.
Said Nursi iman hizmeti dışında gazete açın, okul açın, dershane-kurs açın dememiş. Talebeleri dememiştir. Buna rağmen bunu yapanların ne kadar iyi niyetli olduğunu sizlerin takdirine bırakıyorum.
Yahudi ebced cifri, batıni ebced cifri dün said nursi tarafından anadoluda pazarlanırken bugün de hükümet yanlı medyanın din programlarında hurufilik propagandası yapılıyor ki aynı kişiler fetocularla haşhaşilikle mücadele ettiklerini iddia etmektedirler. Nerden baksan tutarsızlık.
not: mustafa öztürk'ün görüşlerinin büyük çoğunu benimsemem.