1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 34  |
 |
fluox
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 04:37
Ayıdan post Rusya'dan dost olmaz.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 15:26
| Alıntı: |
| Ayıdan post Rusya'dan dost olmaz |
Rusya nasıl bir b.k ise Amerika da aynı b.kun lacivertidir.
|
 |
Adil Karadeniz
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 15:30
Arkadaşlar önümüz yıllar bizim için sıkıntılı geçeceğe benziyor. Amerika/Rusya didişmesi yapacağımıza biz ne önlemler almalıyız bunları konuşmalıyız. Böyle bir ortamda birbirimizi yememiz emin ol onların işine gelir.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 16:16
| Alıntı: |
Küresel jeopolitikte tektonik kırılmalar!
Türkiye’de herkes seçim sonuçlarına kilitlenmiş durumda.
Millet ekonomik krizi, mutfaktaki yangını bile unuttu, sürekli akan haberleri takip ediyor.
Ancak, dünyada çok önemli şeyler oluyor.
Mart ayı sonunda İtalya’da, Vezüv Yanardağı patlamadı belki ama dünya jeopolitiğinde devasa bir tektonik kırılma yaşandı.
Bu kırılma, küresel dengelerdeki kökten değişimin, yeni bir jeopolitik depremin de habercisi.
Marko Polo’nun tersine, 800 yıl sonra bu kez Çin Devlet Başkanı Şi Cinping İtalya’ya gitti.
Ve 22 Mart 2019 Cuma günü Çin ile İtalya arasında, "Yeni İpek Yolu" projesi olarak anılan Kuşak ve Yol Girişimi için bir mutabakat zaptı imzalandı.
Diplomatik gözlemciler, Şi’nin tarihi İtalya ziyaretini, 1972’de ABD Başkanı Richard Nixon’un Pekin gezisine benzetti.
NATO ve AB üyesi İtalya, ABD ve AB'nin çekincelerine rağmen girişime katılan ilk G7 ülkesi oldu.
Doğu ve Orta Avrupa'da 15 kadar ülke bu anlaşmayı imzaladı bile ancak Fransa, Almanya ve İngiltere halen imzalamayı reddediyor.
ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere’nin “Truva Atı” olmakla suçladıkları İtalya’nın Kuşak ve Yol hamlesi oyunu değiştirdi.
Atlantik kalesinden bir tuğla düştü.
Hatta kalenin kapısı açıldı da denebilir.
Şi’nin ziyaretinde iki ülke arasında 20 milyar dolarlık 29 ortak proje ve işbirliği anlaşması imzalandı, ama asıl mesele o değildi.
DENİZ İPEKYOLU’NUN DAMARLARI: LİMANLAR
Asıl mevzu, küresel oyunu değiştirecek olan limanlardı.
Venedik limanında 2 sene önce yapılan yenileme anlaşmasına ek olarak Şi’nin ziyaretinde, Cenova, Trieste ve Palermo limanlarının da Kuşak ve Yol’a katılmasında mutabakata varıldı.
Özellikle Adriyatik Denizi’ndeki Trieste limanı, Çin’in Doğu Avrupa’ya denizden giriş yolunu oluşturuyor.
16 + 1 (Doğu ve Orta Avrupa Devletleri ile Çin) anlaşması çerçevesindeki ticaret, Süveyş’ten gelen deniz yoluyla güçlendirilmiş oldu.
Almanya, Hollanda ve Belçika için bu liman anlaşmaları alarm zilleri çaldırdı.
Hamburg, Rotterdam ve Antwerp limanlarında büyük kapasite düşüşleri beklenebilir çünkü.
İtalyan Hükümeti bu anlaşmaları imzalarken, Yunanistan’ın Pire Limanı’nı örnek aldı.
Çin, Deniz İpekyolu planı çerçevesinde ilk olarak 2009’da Yunanistan’ın Pire limanına girdi.
2016’da Çin’e ait COSCO’ya (China Ocean Shipping Company) satılan Yunanistan’ın Pire limanının konteyner kapasitesi, son 10 yılda 5 kat büyüdü, ticaret hacmi 3 katına çıktı.
Çin resmi rakamlarına göre, Kuşak ve Yol girişimi çerçevesinde, Çin dünya genelinde 34 ülkede 42 limana ya sahip oldu, ya da ortak.
Trieste Limanı
Dünyanın dördüncü büyük nakliye firması, ikinci büyük liman işletmecisi olan COSCO, 2018’de Belçika’nın Brüj limanındaki en büyük yatırımcı oldu.
Brüj’ün bir önemli özelliği Avrupa otomotiv nakliyatındaki en önemli liman olması.
Tabii pek çok kişi, Çin otomobil firması Geely’nin İsveç’in Volvo’sunu satın aldığını, Almanya’nın devi Daimler Benz’e de ortak olduğunu bilmiyor. Geely son olarak Daimler’in smart car bölümünü de satın aldı.
Çin daha da önemlisi, Almanya’nın fabrika robotu üreticisi devi Kuka’yı satın aldı.
Kuka, dünyadaki çoğu fabrikaya robot satan dev bir şirket.
Çin’in “Made in China 2025” hedefinin 10 ayağından biri olan Endüstri 4.0 projesinde bu adım çok önemli bir rol oynuyor.
2008 ABD ekonomik krizinin dolaylı kurbanlarından İtalya’nın, ekonomik krizden çıkış için Çin ile işbirliği yapması, Almanya ve Fransa’nın defansında büyük bir açığa yol açtı.
Almanya, bir süreden beri Çin’i “Sistemik Rakip” olarak tanımlıyor.
Özellikle, Dışişleri Bakanı Heiko Maas gibi Atlantik yanlısı Alman politikacılar, Çin’i öcü gibi gösteriyor.
Ancak Şi’nin bu son ziyaretinde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan farklı bir manevra da geldi.
Macron, AB Komiseri Juncker ve Merkel ile ortak toplantıda, Çin’in artık sadece bir ticaret partneri olarak görülmemesini, Çin ile ilişkilerin stratejik ve jeopolitik eksende ele alınması gerektiğini vurguladı.
Çünkü ABD’nin de desteğine rağmen Atlantikçi AB çelik çekirdeğinin eli, Çin’e karşı çok güçlü değil.
İngiltere'nin birlikten ayrılıyor olması, AB'ye Çin ile müzakerelerde büyük güç kaybettiriyor. Üstelik İtalyan hükümetinin, Fransa ve AB Komisyonu ile yaşadığı gerginlikler, Roma'yı Çin kartı oynamaya teşvik ediyor.
Çin, İtalyan uzay ve havacılık grubu Leonardo ile ilgileniyor. Ayrıca İtalya'ya Huawei aracılığıyla cep telefonlarında 5G yeni nesil internet altyapısını kurmayı istiyor. İtalya, Çin tarafından alındıktan sonra Pire Limanı'nın kapasitesinin 5 kat arttığını görüyor ve her geçen yıl kapasitesi daralan Trieste limanı için de aynı umudu taşıyor. İtalyan hükümeti bu yakınlaşmayı politik açıdan bir başarı olarak görüyor. Avrupa Birliği politikalarına karşı popülist söylemle iktidara gelen, Fransa ve AB yönetimi ile tartışan hükümet, "İtalya'nın AB sübvansiyonlarına bağlı olmadığını, ülkenin bağımsızlığını gösterdiği" mesajını veriyor.
Avrupa, 9 Nisan'da, AB-Çin zirvesinde konuyu yeniden ele alacak.
Donald Trump ve Şi Jinping'in ise Nisan ayında bir araya gelmesi bekleniyor.
Çin’in Avrupa’ya nüfuzunun engellenmesi şu aşamada mümkün görünmüyor.
DİĞER TEKTONİK KIRILMALAR
İkinci tektonik kırılma ise, ABD’nin en güçlü silahı olan dolar hegemonyasına karşı yaşandı geçen günlerde.
ABD’nin tehdit ve yaptırımlarına karşı, 5 yıldan beri, Çin ve Rusya, bankalar arası SWİFT elektronik fon transferi sistemine alternatif bir sistem yürürlüğe sokmaya çalışıyor.
18 Eylül 2014’te, Avrupa Parlamentosu, “Ukrayna’daki mevcut durum ve AB-Rusya ilişkilerinin durumuna ilişkin” kararında, Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılmasını öneriyordu. Moskova ise buna yanıt olarak ülke içerisindeki para transferleri için, SPFS (System for Transfer of Financial Messages) adlı alternatif bir sistem yürürlüğe koymaya başladı. Bu sistem, Aralık 2017’de faaliyete geçti. Bu yapıya 500’den fazla Rus bankası bağlandı ve bazı yabancı bankalar da sisteme entegre olmaya başladı.
ABD’nin hedefindeki diğer ülke olan Çin de, olası yaptırım ve ekonomik baskılara karşı 2015’ten beri CIPS (China International Payments System) adını verdiği kendi Yuan transfer sistemini geliştiriyor.
Ve beklenen oldu.
Rus Merkez Bankası, SPFS ve CIPS sistemlerinin geçen haftadan itibaren birbiriyle bağlantılı hale getirildiğini açıkladı.
Üçüncü tektonik sarsıntı da Venezuela’da yaşandı.
Rusya’dan sonra Çin de, ilk kez Venezuela’ya asker gönderdi.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu’ndan 120 askerin Venezuela açıklarındaki Margarita adasında konuşlandıkları duyuruldu.
“İnsani ve Askeri Yardım” amaçlı gelen ÇHKO askerlerinin sayısı sembolik olsa da Çin’in ABD tehditlerini sallamadığını göstermesi açısından önemi büyüktü.
Zaten Çin yönetimi, Amerika’nın Latin Amerika’yı arka bahçesi olarak gören 1823 model Monroe doktrinini tanımadığını bildirmişti.
Trump Yönetimi, Rusya ve Çin’in Venezuela’ya girmesine “sert karşılık” vereceklerini söylüyordu.
Çin’in bu son adımı, askeri alanda da ABD’ye karşı küresel hamleler yapabildiğinin somut göstergesi oldu. |
Avrupa'nın nato dan ayrılması hızlanacak gibi duruyor. Amerika , Avrupa yı da yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Dünya bir kırılmanın eşiğinde. Türkiye olarak böyle bir durumu çok zor yakalarız. Umarım Devletimiz bu durumu iyi değerlendirir.
Amerika bize gerçek anlamda müttefiki olarak davranmadığı için aslında kendi ayağına sıkıyor.
Amerika, Kanada, İngiltere, Avusturalya, İsrail ittifakına güveniyor şu anda elinin güçlü olduğuna inanıyorlar ancak elbet Türkiye ye muhtaç olacakları günler de kısa vadede olmasa bile uzun vadede gelecek. Umarım o gün geldiğinde Türkiye ye tamir edilemez şekilde zarar vermiş olmazlar. Öyle olursa Amerika , havada karada Türkiye nin desteğini unutmalıdır. Umarım öyle bir salaklık yapmazlar.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 20:20
| Alıntı: |
ABD'den skandal Afganistan kararı!
Amerika Birleşik Devletleri,Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Afganistan'daki savaş suçlarını incelemek amacıyla görevlendirilen Fatou Bensouda'nın vizesini iptal ederek skandal bir karara imza attı.
05 Nisan 2019 Cuma 17:30
ABD'den skandal Afganistan kararı!
ABD, Afganistan'daki savaş suçlarını incelemek için görevlendirilen Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Fatou Bensouda'nın vizesini iptal ederek, ABD askerlerinin Afganistan'da işlediği olası savaş suçlarının incelemesini engellemeye çalışıyor.
ABD, uluslararası hukuku yok saymaya devam ediyor. Bunun son örneği ise geçtiğimiz günlerde yaşandı.
Vizeyi iptal edildi
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından Afganistan'da ABD askerlerinin işlediği olası savaş suçlarını incelemek için görevlendirilen Başsavcı Fatou Bensouda'nın vizesi iptal edildi.
Vize iptaline sebep olarak herhangi bir sebep gösterilmezken, Bensouda'nın ofisinden yapılan açıklamada Başsavcı'nın görevini yerine getirmek için elinden geleni yapacağı ifade edildi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, ICC'nin ABD ya da mütttefik kuvvetler hakkında yapacağı soruşturmalara karşı kısıtlamaların sertleştirileceğini ifade etmişti. |
Demokrasinin beşiği Amerika 
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 23:26
Bebeğimin beşiği TÜRKİYE!!!
(+)
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Cum 05 Nis 2019, 23:46
Somali ordusu Türkiye ile yeniden kuruluyor.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Cmt 06 Nis 2019, 18:45
| Alıntı: |
’NATO dağıtılmalıdır’
6.4.2019 02:00
Almanya’da NATO’nun 70. yılı nedeniyle çok sayıda toplantı, çalıştay ve konferans yapılıyor. Bu toplantılarda geçmiş 70 yılda NATO’nun işlevi, yaptıkları ve muhasebesi ele alınıyor. Varılan sonuç ise pek çoğunda aynı: NATO artık bir güvenlik sorunudur.
Paylaş Tweet'le
ALİ MERCAN / FRANKFURT
Alman Sol Parti Milletvekili ve Güvenlik Politikaları Uzmanı Alexander Neu’da benzer görüşü paylaşanlardan. Neu, şu görüşleri paylaşıyor:
“NATO dünya güvenliği için tehdittir. Sadece zamanı geçmekle kalmamış, bütün dünya için bir güvenlik sorunu halini almıştır. Amerika, emperyalist emellerini kabul ettirmek için askeri bir güç oluşturmaktadır. Bu arada uluslararası hukuk çiğnenmekte, BM dışlanmakta ve askeri karışıklıkları kışkırtmaktadır.”
Benzer görüşler, Alman Sendikalar Birliği ev sahipliğinde yapılan çalıştay ile Komünist Parti’ye yakın Özgür Düşünce Birliği tarafından düzenlenen toplantılarda da dile getirildi. Avrupa Ordusu girişiminin NATO’ya alternatif bir olgu olduğu belirtilen konuşmalarda, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de “Rusya olmadan güvenlik olmaz” görüşünü savunduğu vurgulandı. Bu toplantıda da konuşan neu, şunları söyledi:
“NATO dünyada en güçlü ve ağır silahlara sahip askeri bir askeri pakttır. Üyeleriyle birlikte dünyanın toplam askeri giderlerinin yarısından fazlasını harcamaktadır. 2018 yılında 1 trilyon dolardan fazla bütçesi vardı. Devamında üyelerinin milli gelirlerinin yüzde ikisini pakta aktarması öngörülmektedir. Buna göre bu miktar sadece Almanya için yılda 80 milyar avro tutmaktadır. Çin ve Rusya’nın savunma giderleriyle karşılaştırıldığında aradaki orantısızlık ortaya çıkmaktadır.”
RUSYA İLE KOLLEKTİF GÜVENLİK KURULMALI
“Son 20 yılda NATO, Yugoslavya’ya, Afganistan’a ve başka birçok alana baktığımızda hep saldırı yapmış ve uluslararası hukuka aykırı hareket etmiştir. Bu örnek aşılmalıdır. Öncelikle Almanya NATO’nun askeri yapılanmasından çekilmeli ve ikinci adım olarak NATO dağıtılmalıdır. Rusya ile birlikte ortak bir güvenlik sistemi geliştirilmelidir. NATO için ayrılması öngörülen giderler iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara karşı önlemler için ayrılmalıdır.”
NATO HİÇBİR ZAMAN SAVUNMA PAKTI OLMADI
Özgürlük Aşkı dergisinde yer alan bir yazıda da benzer görüşlere yer verildi:
“NATO’nun kuruluşunun 70. yıldönümü Batı’da kutlama günü ama insanlığın çoğunluğu için tam tersi. NATO’nun dağıtılması sol dış politikanın esas hedefidir, Almanya için bu yolda ilk adım NATO’dan çıkmak olmalıdır. NATO başından itibaren hiçbir şekilde bir savunma paktı olmadı. ABD’nin hegemonyasını kurmak ve üstünlüğünü göstermenin bir aracı oldu |
Amerika enayi gibi bunları Ruslara karşı korudu. Almanya ve fransa kendi avrupa ordusunu kurarak Amerikaya kazık atmak istiyorlar.
Avrupa ile rusya nın yakınlaşacağını sanmıyorum ama.
Bence Avrupa ile bir oluşum kurulabilir. Ancak Rusya yine de düşman olarak kalmalı.
Avrupa ülkeleri güç olarak bize daha yakın. Amerika ve Rusya bizden çok çok güçlüler. Kendinden çok fazla güçlü ülkelerle ittifak kurmak yanlıştır.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Cmt 06 Nis 2019, 20:22
| Alıntı: |
Amerikan Columbia Üniversitesi profesörü: İsrail’le DAEŞ birbirine çok benziyor
Amerikan Columbia Üniversitesi profesörü Hamid Dabashi, İsrail ile DAEŞ arasındaki tek farkın, Siyonist köşe yazarlarının Yahudi devletinin ‘terörist saldırılarını’ savunması olduğunu yazdı.
06 Nisan 2019 Cumartesi 17:35
Amerikan Columbia Üniversitesi Profesörü Facebook'ta, İsrail ile DAEŞ arasındaki tek farkın, Siyonist köşe yazarlarının Yahudi devletinin “terörist saldırılarını” savunması olduğunu yazdı.
Üniversitenin Orta Doğu, Güney Asya ve Afrika Çalışmaları bölümünde görevli bir profesör olan Hamid Dabashi, geçtiğimiz hafta İsrail yanlısı öğrencileri kızdıran bir yazıyı kaleme aldı.
"İkisi de işgalci"
Dabashi, “Cihatçı grubun ‘katil haydutları', Suriye'nin bazı bölgelerini fethetti ve ‘halifelik' ilan etti. Bu arada onların İsrailli mevkidaşları da, Suriye'nin bazı bölgelerini (Golan Tepeleri) ele geçirdi ve Siyonist yerleşimci kolonisinin bir parçası ilan etti.Tek fark: DAEŞ'in, terörist kıyafetleri yayınlayan New York Times'ta ki temiz giyimli Siyonist köşe yazarları gibi müttefikleri yok" dedi.
İsrail yanlısı öğrenciler tepki gösterdi
Profesörün açıklamalarına tepki gösteren Columbia Üniversitesi'nde okuyan İsrail yanlısı öğrenciler geçen perşembe günü yayınlandığı bildiride,“Bu tür tamamen alçakça ve reddedilmiş bir ifade, prestijli bir kurumdaki fakülte görevlisinden beklenmezdi” dedi.Amerika'dan ayrı olarak da Birleşik Krallık'ta Ulusal Öğrenci Birliği'nin yürütme komitesine aday olan bir öğrenci de İsrail'i, DAEŞ'e eşitledi.Bath Üniversitesi öğrencisi Zeid Truscott, beş yıl önce DAEŞ'in lideri Ebu Bekir El Bağdadi'nin, Mossad tarafından eğitildiğini iddia eden bir yazı paylaştı.Yahudi Öğrenciler Birliği de, Truscott'un sosyal medyadan yayınladığı İsrail karşıtı paylaşımlardan rahatsız olduğunu açıkladı.
"Günümüzün en zengin ve güçlü Siyonisti Selman" demişti
Bu arada İranlı Profesör Hamid Dabashi, İsrail karşıtı söylemleri nedeniyle işgal devletini savunanların hedefi haline gelmişti. Dabashi'ye göre tüm Yahudiler Siyonist, tüm Siyonistler de Yahudi değildir. Hatta Dabashi, tüm inançlardan Siyonistlerin çıkabileceğini savunarak, “Günümüzün en zengin ve güçlü Siyonist'i Muhammed bin Selman'dır” demişti.İranlı Profesör Dabashi, ülkesiyle yapılan nükleer anlaşmaya karşı çıkan 3 grup olan Siyonistler, Suudiler ve ABD Neoconlarını; 'aptal' ve 'cahil' olarak nitelemişti. |
| Alıntı: |
Haaretz Gazetesi yazdı! " ABD ve İsrail, Prens Selman’ın devrilmesinden endişe duyuyor"
Terör Devleti Siyonist İsrailin etkili gazetelerinden Haaretz’de çıkan bir haberde, İsrail ve ABD’nin, Suudi Veliaht Prensi Selman’ın devrilmesinden endişe ettikleri ileri sürüldü.
06 Nisan 2019 Cumartesi 14:47
Haaretz Gazetesi yazdı! " ABD ve İsrail, Prens Selman’ın devrilmesinden endişe duyuyor"
İsrail'in etkili gazetelerinden Haaretz'in bugünkü sayısında Suudi rejimine yönelik dikkat çekici bir haber yayınlandı. Askeri ve savunma konularında İsrail'in önde gelen medya analistlerinden Amos Harel ve Yarden Mechaeli tarafından kaleme alınan yazıda; İsrail ve ABD'nin,Suudi Kralı Selman'ın oğlu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın devrilmesinden endişe ettikleri öne sürüldü.
‘İran düşmanlığı iki devleti bir araya getirdi'
Amos Harel ve Yarden Mechaeli, "İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki devlet çıkarlarının buluşması, Orta Doğu'daki en önemli zorunlu koridorlardan biri. İran'a karşı ikili bir Suudi-İsrail ittifakının önünde bulunuyoruz. İran'a olan düşmanlıkları, Tel Aviv ve Riyad'ı bir araya getirmek için çalışıyor” dedi.
İki analistin kaleme aldığı, İsrail ile Suudi yönetimi arasındaki ilişkileri inceleyen yazısı şöyle:
“Suudi Arabistan kendisini Arap dünyasının lideri olarak sunuyor; ancak Filistinlilerin şu anki durumu İsrail ile dostane ilişkiler hakkında açıkça konuşmasını zorlaştırıyor; çünkü, Suudi-İsrail ilişkileri bir güvenlik ve ticari çıkarlar ağına dayanıyor.
‘Netanyahu, Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında Suudileri savundu'
Başbakan Netanyahu, Suudi Arabistan'ı ABD'nin İran'daki rejimi izole etmek için ihtiyaç duyduğu desteği sağlayabilecek bir parti olarak görüyor ve ortak çıkarları güçlü olmaya devam ediyor; çünkü Netanyahu, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında Suudi Arabistan'ı savunan dünyadaki az sayıda liderlerden biri oldu.
‘ABD Ve İsrail, Selman'ın Devrilmesinden endişe duyuyor'
Başbakan Netanyahu'nun, Suudi Arabistan'ı desteklemesinin başka bir nedeni var. ABD gibi İsrail, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın devrilebileceğinden endişe duyuyor. Suudi rejiminin çöküşü Ortadoğu'da tehlikeli bir gelişme ile sonuçlanabilir. Amerikan imalatının sofistike silah sistemleri ve bu silahların yanlış ellere geçmesi durumunda İsrail'in güvenliğini tehlikeye atacaktır.
Mossad Başkanı, Suudi Yetkililerle bir araya geldi
Tel Aviv ve Riyad arasındaki ilişkiler güvenlik ve istihbarat izini sürüyor. Mossad başkanı Yossi Cohen, Suudi güvenlik partileriyle bir araya geldi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, İran'dan gelen tehditlere karşı koymak için güvenlik bilgilerini paylaşıyor. Mısır'a ait, Sina Yarımadası'nın doğusunda yer alan Tiran ve Sanafir adaları üzerindeki kontrolünün Suudi Arabistan'a devredilmesinde İsrail'in siyasi desteği var.
Suudi Arabistan Petrol Şirketi'nin (Aramco) bilgisayarlarının İran kaynaklı korsan saldırılarına maruz kaldığı 2012'de Suudi-İsrail koordinasyonunun ortaya çıktığını belirttiler. Bu, Riyad'ın İsrailli bilgisayar şirketleri ile temas kurmasına neden oldu. O zamandan beri siber dünyadaki iki şirket arasında güçlü bağlar ortaya çıktı
Suudi-İsrail İlişkilerinin Geleceği Prens Selman'ın Gücüne Bağlı
Suudi yetkililer geçtiğimiz günlerde İsrail pasaportlarını göstermeden İsrailli işadamlarına vize vermeyi kabul ettiler. Suudi yetkililer, Pazartesi günü Suudi Arabistan'ın İsrail'le, Suud el-Qahtani ve Ahmed el Asiri'yle ilişkilerini Kaşıkçı'nın davasıyla kaybettiğini doğruladılar.
Suudi-İsrail ilişkilerinin geleceği, Muhammed bin Selman'ın gücünü nasıl koruyacağına bağlıdır, krallıktaki nüfuzunu geri kazanmayı başarırsa, İsrail ile yeni bir yakınlaşma şansı artacaktır." |
Suud ruhunu şeytana satmaya devam ediyor
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Cmt 06 Nis 2019, 23:46
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı es-Serrac: Hafter bizi sırtımızdan vurdu
Libya'da bir televizyon kanalına açıklamalarda bulunan Serrac, Libya halkının kanının akıtılmasında suçlu bulunan herkesin yerel ve uluslararası adalete teslim edileceğini söyleyerek, "Elimizi barış için uzattık. Ancak Hafter siyasi anlaşmayı bozarak bizi sırtımızdan vurdu. Bunun sert bir cevabı olacak" dedi.
Uluslararası topluma "devleti militarize etmek isteyenlere" destek vermemeleri çağrısında bulunan Serrac, Hafter'e karşı seferberlik halinde olduklarını dile getirdi.
Serrac son olarak Hafter'in, ülkede kan akıtılmasından yana olduğunu ve "Libya'yı meçhule sürükleyerek, krizi çözme çabalarını baltaladığını" vurguladı.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/libya-ulusal-mutab ...du/1444280
|
 |
sayfa 34  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|