1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 25  |
 |
izmirli genc
4 yıl önce - Pts 18 Mar 2019, 22:52
Bir misafir kardeşimiz çok doğru tespit etmiş. Nil su kaynağının , habeş ve sudan kısmı ,Mısır baskısı yüzünden kullanılamamaktadır. Bu konuda Habeş -sudan ortak çalışmasını teşvik etmek gerekir.
Artık öyle yöntemler var ki, (aquaphonics, geroasis sistemleri,saltwater greenhouse gibi) Sudan'ın çok geniş çölleri yeşillenebilir ve bunun için gayet çevreyle uyumlu ,az su kullanan usüller var.,
Mısır Soytarısı Fifi iti , bu yolla sıkıştırılabilir.
|
 |
33mert01
4 yıl önce - Sal 19 Mar 2019, 06:13
| Alıntı: |
Bir misafir kardeşimiz çok doğru tespit etmiş. Nil su kaynağının , habeş ve sudan kısmı ,Mısır baskısı yüzünden kullanılamamaktadır. Bu konuda Habeş -sudan ortak çalışmasını teşvik etmek gerekir.
Artık öyle yöntemler var ki, (aquaphonics, geroasis sistemleri,saltwater greenhouse gibi) Sudan'ın çok geniş çölleri yeşillenebilir ve bunun için gayet çevreyle uyumlu ,az su kullanan usüller var.,
Mısır Soytarısı Fifi iti , bu yolla sıkıştırılabilir. |
mısır ordusu afrikanın en güçlü ordusudur
zaten bu orduya güvenerek mursi 2013'te etiyopyayı baraj inşa ederse saldırmakla tehdit etmişti
https://www.ntv.com.tr/dunya/mursiden-etiyopyaya- ...K2bbZ5u9HA
neyseki sisi mursiyi devirdide savaş riski ortadan kalktı
şimdi sudan etiyopya ve mısır henüz sonuç alamasalar bile diplomatik yollarla üçlü bir anlaşmaya varmaya çalışıyorlar
barajsa şuan bitmeye yaklaştı
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Sal 19 Mar 2019, 16:33
| Alıntı: |
'2025'te tek süper güç onlar olmayacak': ABD çağı bitiyor mu?
Soruları yanıtlayan ABD'li uzmanlar, ABD'nin dünya üzerindeki tek egemen görüntüsünün yakında sona ereceğini öne sürdü.
19 Şubat 2018
“Bu mu yani? Amerika çağı sadece 72 yıl, 1945’ten 2017’ye kadar mı sürdü? 14. Louis’nin Fransa’ya hükmetmesinden daha mı az? Onca çabaya rağmen, Sovyetler Birliği’nin ömründen sadece 36 ay mı fazla?” Dünyaca ünlü Time Dergisi, geçen ay çok ses getiren “Yalnız Amerika” başlıklı sayısında bu soruları irdeledi. Tüm dünya, “Amerikan çağının sonuna mı geldik?” diye soruyor. Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak da bu meselenin peşine düştü, 2 isimle konuştu. Biri Thomas Fingar... 2004-2005 yılları arasında istihbarattan sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’ydı. Sonrasındaki 3 yıl da Ulusal İstihbarat Konseyi Başkanlığı yaptı. Konsey 4 yılda bir, yeni seçilen başkana, 15 yıl içinde dünyada gerçekleşebilecek senaryoları içeren bir rapor hazırlıyor. Fingar, son raporunu 2008’de hazırladı. Rapor, yeni seçilen başkan Obama’nın masasına konuldu. En çarpıcı tespit şuydu: “2025’te ABD dünyanın tek lideri olmayacak.” Diğer isimse eski bir Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) analisti ve harp okulunda ders vermiş olan John Schindler...
Thomas Fingar, eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ulusal İstihbarat Konseyi Başkanı.
‘ABD ARTIK GÖNÜLSÜZ BİR EGEMEN GÜÇ’
- 2025’te ABD’nin tek egemen güç olmayacağını tahmin etmişsiniz. Hangi verilere dayanarak bunu söylediniz?
ABD’nin gücünün seviyesinde azalma olacağı, diğer ülkelerle aramızdaki farkın kapanacağını tahmin etmiştik. Altını çizmek istiyorum; “ABD artık süper güç olmayacak” demedik.
- “Tek süper güç” ifadesinin altını çizmek gerek sanırım...
Evet. Özellikle Batı bloku içerisinde ABD’nin gücü bir süredir diğerlerine kıyasla azalıyor. Nedeni “Müttefiklerimizi güçlendirmeliyiz” politikamızın başarısı. Hep “Müttefiklerimiz güçlüyse ittifaklarımız da güçlü olur” mantığını takip ettik. Bunun sonucunda Avrupa, Japonya yaralarını sardı, zenginleşti, Doğu Asya Kaplanları ortaya çıktı. Böylece biz ve müttefiklerimiz arasındaki mesafe kısaldı.
‘ABD HÂLÂ ODADAKİ GORİL’
- Ne kadar kısaldı?
Aslında fark hâlâ hayli fazla. Dünya ekonomisinin yüzde 20’sine hükmediyoruz. Tabii 2. Dünya Savaşı’ndan sonra neredeyse yarısına hükmediyorduk, haliyle bir düşüş var. Askeri üstünlüğümüz hâlâ geçerli, yumuşak gücümüz hâlâ hayli etkin. Yani hâlâ odadaki goril miyiz? Evet, öyle. Fakat Amerikalılar artık şunu söylüyor: “Neden dünyada düzenin, güvenliğin sağlanması için bu kadar çok para harcıyoruz? Neden başkaları da kendi paylarına düşeni yapmıyor?”
- Özellikle hangi alanlarda güç azalması tespit ettiniz?
Mesela şu anki başkan nedeniyle yumuşak gücümüzün tavana vurduğunu söyleyemem. Ulusal siyasetimiz neredeyse 10 yıldır paralize olmuş durumda. Fakat bence bu döngü halinde yaşadığımız ulusal yenilenmelerden biriyle sonuçlanacak. Halk yeniden siyasete ilgi duymaya başladı. Genel verilere baktığınızda ekonomi iyi gidiyor ama 80’lerden beri orta sınıf eriyor.
ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Lübnan’da tek başına oturduğu kare, çok konuşuldu.
‘KİMSE ÇİN GİBİ OLMAK İSTEMİYOR'
- Trump’a oy verenler de daha çok bu kesimdi değil mi?
Evet. Ama sadece sağ değil solda da benzer durum var. İşler yolunda gitmiyor ve yönetim de istenen çözümleri bulamıyor. Fakat her şeye rağmen Amerikalılar ülkelerinin düşüşte olduğunu düşünmüyor. Sadece istemedikleri bir siyasi durumun içine düştüklerini ve düzelebileceğini söylüyor. Federal hükümet ülkemizdeki birkaç aktörden sadece biri. Çünkü denge ve denetim mekanizmalarımız devrede. Trump yönetimiyle birkaç yıl daha idare edebiliriz. Demokratik sistemimiz zarar gördü ama çökmeyecek, onarabiliriz.
- Peki ya rakipler?
Dünyada pek çok yeri gezdim, hiç “Çin gibi olmak istiyoruz” diyeni duymadım. Herkes Çin gibi büyümek istiyor ama yumuşak güç anlamında aksi söz konusu. Özellikle de demokrasi konusunda.
‘ORTADOĞU’YA PETROL İÇİN GİRDİK AMA ARTIK ÇIKARIMIZ YOK’
- Özellikle Ortadoğu’da “Artık ABD’nin zamanı bitti” diyenler çok. Nedeni Afganistan, Irak, Suriye savaşları. Ne dersiniz?
Sorunun temeli, “ABD Ortadoğu’da egemen güç olmak istiyor” tezine dayanıyor. Ama son 30 yılda, yani hükümet yetkilisi olduğum dönemde ben bunu görmedim. Bakın, Ortadoğu’ya giriş sebebimiz petroldü. Ekonomimiz için çok önemliydi ama artık değil. Her yerde petrol var. Orada hâlâ kalmamızın nedeni siyasi. Amerikan halkı da haliyle “Neden hâlâ oraya para akıtıyoruz, oranın istikrarı neden bizim meselemiz?” diyor. Gerçekten de Ortadoğu’da artık yok denecek kadar az çıkarımız var ve Obama’nın dış politikası da buna dayalıydı.
- 11 Eylül saldırıları sonrası yaratılan retorik aksi değil miydi? “Ortadoğu’daki terör bizi evimizde vurdu” söylemi. DEAŞ saldırıları da aynı şekilde...
Bazı Amerikalı siyasilerin aksine şunu söyleyeceğim: Topraklarımızda yabancı terör nedeniyle ölenler neredeyse yılda bir kişi. Peki ya biri sıfıra indirmek için ne kadar milyar dolar, ya da siyasi bedel ödememiz gerek? Bence bu daha çok Avrupa’nın, Türkiye’nin, Fransa’nın, Almanya’nın meselesi. Dostlarımıza sırtımızı dönemeyiz ama bu sorun birlikte çözülmeli.
- “Egemen güç” olmanın bedelini ödediğinizi mi düşünüyorsunuz?
Bakın, ABD artık gönülsüz bir egemen güç. Dostum John Ikenberry’nin söylediği gibi artık “liberal egemen güç” olmak istiyor. Emperyal bir güç değil...
‘DÜŞMANIMIZ YOKKEN NEDEN 800 MİLYAR DOLAR HARCIYORUZ?’
- Trump, NATO’ya kızarken bu duyguları mı dile getiriyor?
Tabii ki söyleyiş tarzı korkunç ama evet. Mantık şu: Topraklarımızda düşmanımız yokken neden savunmamıza 800 milyar dolar harcıyoruz? Artık ABD geçmişi istemiyor, yeni bir sistemi istiyor. Sorumlulukların eşit paylaşıldığı, daha sorumluluk sahibi bir düzen istiyor.
- 2008’deki raporunuzda “Türkiye yükselen güçlerden biri olacak” demişsiniz. Böyle mi oldu?
Türkiye konusunda hayal kırıklığı yaşadım. O dönemde ülkeniz AB’ye uyum yasaları çıkarıyordu. Tabii ki sorunlar vardı ama bizim açımızdan veriler önemli ilerlemelere işaret ediyordu. Şimdiki demokrasinin karakterine baktığınızda her şey farklı. Tabii Avrupa Birliği’nin bunda çok büyük suçu var. Türkiye’yi birliğe almalıydılar.
- Raporda Türkiye’nin ileride daha milliyetçi ve muhafazakâr olacağını da yazmışsınız. Tespiti hangi verilere dayanarak yaptınız?
Çok zeki olduğumuzu söylemek isterdim ama pek çok global akıma baktık. Bunlardan biri dünyanın pek çok yerinde artan dindarlıktı. Ayrıca kimlik siyasetinin yükselişi... Türkiye’de dine karşı Kemalist baskıya desteğin düştüğünü gördük. Tarihsel olarak anlayabiliyorum ama dini özgürlüklere baskı çoktu.
***********
‘ABD ARTIK TEK LİDER DEĞİL’
- ABD’nin dünyadaki hegemonyası ne zaman başladı? 2. Dünya Savaşı’ndan sonra mı?
Kesinlikle. 1945’ten sonra, önce Batı’da egemen güç oldu. 1991’de Soğuk Savaş’ın sonra ermesinin ardından da tartışmasız tüm dünyada lider güç oldu.
- Bu güç hâlâ devam ediyor mu?
ABD’nin hegemonik gücü düşüşte ama tamamen yok olduğunu söyleyemeyiz. 11 Eylül saldırıları sonrasında bu süreç başladı. Afganistan ve Irak’a düzenlenen askeri operasyonlar, beklenen stratejik sonuçları getirmedi. Tabii ki bunlara Çin ve Rusya’nın yükselişini de ekleyebiliriz. 11 Eylül, ABD’nin dikkatini daha kritik meselelerden uzaklaştırdı. Çin’le rekabet gibi. Asya Pasifik yerine ABD sadece Ortadoğu’ya odaklandı.
‘ABD’NİN GÜCÜ 11 EYLÜL’DEN SONRA AZALMAYA BAŞLADI’
- Yani Amerikan yönetimi küresel gelişmeleri doğru değerlendiremedi mi?
1979’dan, yani İran Devrimi’nden bu yana ABD’nin Ortadoğu stratejisi Suudi Arabistan ve İsrail’le işbirliğine dayanıyordu. Bir Şii hilalinin oluşmasını engellemek için. Ama 9/11 bunu değiştirdi, Irak’ı işgal ettik. Mesela bu ABD’nin uzun vadeli “İran’ı durdurma” stratejisine hiç de uygun değildi. Çünkü Saddam İran tehdidiyle mücadelede önemli bir aktördü. Fakat Trump’la birlikte İsrail ve Suudi Arabistan’la güçlü ilişkilere döndük. Şu an birinci stratejik amaç İran’ı izole etmek.
- Trump’ın başkan seçilmesi, ABD’nin dünyadaki gücünün azalmasını hızlandırdı mı?
Kesinlikle durumu daha da kötüleştirdi. Çünkü yönetim içinde tutarsızlık var. Kimse ABD politikasının ne olduğunu anlayamıyor. Beyaz Saray bir şey söylüyor, Pentagon başka şey... Müttefiklerimiz ve rakiplerimiz için çok kafa karıştırıcı bir durum.
- Türkiye de bundan mustarip. Özellikle de YPG konusunda...
(Gülüyor) Anlayabiliyorum. Hepimizin “Artık ABD dünyanın tek egemen gücü değil, egemen güçlerinden sadece biri” gerçeğini anlayacak ve yönetecek bir başkana ihtiyacı var. Fakat Trump hiçbir şeyi yönetemiyor.
- Trump’ı suçlamak kolay ama ya ondan önceki başkanlar?
Obama, Bush’tan çok farklı bir dış politika izleyeceği sözünü verdi ama hiçbir şey üretemedi. 11 Eylül’den sonra askeri güce çok fazla vurgu yaptı fakat Obama diğer uca fazla savruldu. Askeri güce önem vermedi. Ortadoğu’da kritik hatalar yaptı.
- Suriye, Irak... “Trump tüm bu felaketleri devraldı” diyebilir miyiz?
Evet. Suriye savaşının sorumlusu tabii ki Obama. Esad kimyasal silah kullanıp Obama’nın çektiği kırmızı çizgiyi geçince ABD hiçbir şey yapmadı. Özellikle bundan sonra Suriye’de Rusya daha üstün pozisyona geçti. Esad rejiminin bir yere gitmeyeceğini görüyoruz. Böylece “Rusya, Suriye’deki en önemli hedefine ulaştı” diyebiliriz.
- Bir de İran’ın artan gücü var tabii, yerleşik Amerikan güvenlik anlayışının kâbusu...
Evet. Eğer ABD dış poltikasının en büyük amacı İran’ın Ortadoğu’daki yükselişine mani olmaksa, Amerikan politikası başarısız oldu. Çok net. Ayrıca Obama açısından bir başka başarısızlık daha var. Rusya, müttefiki Esad’ın arkasında durmayı başardı. Fakat ABD’yi düşünün, Arap Baharı sırasında Washington’un müttefiki olan pek çok rejim devrildi. Liderler Beyaz Saray’ı arayıp durdu ama Obama hiçbirinin telefonuna çıkmadı. Ortadoğu’daki herkes şu dersi çıkardı: ABD ancak çıkarına uygun olduğu zaman dost oluyor. Kimse ABD’ye güvenmiyor, eğer güven yoksa egemen güç olarak kalamazsınız.
- Peki, kilit bir ortak olan Türkiye’yle kötü ilişkiler ABD’nin gücünün azalmasını hızlandırır mı?
Erdoğan Türkiye’sinin ortaya çıkışı tabii ki Amerika’nın kafasını karıştırdı. Mesela Ankara ve Tel Aviv arasındaki ilişkiler eskisi gibi değil, işbirliğinin öldüğünü söyleyebiliriz. Türkiye ve ABD’nin çıkarları eskisi gibi artık bire bir örtüşmüyor. Bu da ABD’nin bölgedeki gücünü daha karmaşık hale getiriyor. Irak Savaşı’nda Türkiye’nin tezkereyi reddetmesi, artık kendi çıkarlarının peşinden koşacağının sinyaliydi. O olaydan sonra her şey baş aşağı gitti.
- ABD’nin azalan gücü nedeniyle Türkiye gibi pek çok ülke başka müttefikler mi arıyor?
Kesinlikle. Fakat bu konuda da şüphelerim var çünkü Rusya- Türkiye ilişkilerinin çok uzun bir mücadele tarihi var.
‘RUSYA ORTADOĞU’NUN KİTABINI YENİDEN YAZIYOR’
- Ortadoğu’da ABD’nin en büyük rakibi kim? Rusya mı, İran mı?
Rusya. Fakat ikisinin işbirliği Amerikan-Suudi-İsrail üçgenine çok büyük tehdit oluşturuyor. Eğer Rusya’nın amacı Amerikan hegemonyası olmadan Ortadoğu’nun kitabını yeniden yazmaksa, bu hedefe hızla ilerlediklerini söyleyebilirim.
- Peki dünyada en büyük rakip kim? Çin mi, Rusya mı?
Uzun vadede kesinlikle Çin. Devasa ekonomisi ve nüfusuyla...
- ABD’nin gücüne ne kadar ömür biçiyorsunuz?
2050’ye kadar azalmaya devam edecek. O tarihte bambaşka bir dünya göreceğiz. Tabii ki o tarihe kadar çok büyük bir askeri yenilgi yaşamazsak. |
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Çrş 20 Mar 2019, 00:56
'Hamas İsrail'in kışkırtmaları karşısında Türkiye'nin yanında'
Hamas Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, Hamas'ın İsrail'in kışkırtmaları karşısında Türkiye'nin yanında olduğunu vurguladı.
Ebu Zuhri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İsrail'in kışkırtıcı ifadeleri karşısında Türkiye liderliği ve halkının yanında olduğumuzu vurguluyoruz." dedi.
Hamas yetkilisi, "İsrail'in gerçekleri örtme çabaları gerçeği hiçbir şekilde gizleyemeyecektir. Nitekim İsrail 1948'de Filistin'i işgal edip Filistin halkını yurdundan ederek kurulan bir işgal devletidir ve şu an yeryüzünde terörün en çirkin şeklidir." ifadelerini kullandı.
Ümmet meselelerinde ve Filistin konusunda gurur verici duruşu sebebi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdir ettiklerini belirten Ebu Zuhri, Filistin'de işgal sona erene kadar Türkiye'nin daima Filistinlilerin yanında duracağından emin olduklarını söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile oğlu Yair Netanyahu, son zamanlarda Türkiye'yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarda bulunmuştu.
Son olarak Yair Netanyahu'nun "İstanbul'un adının Konstantinapol olduğu" yönündeki sözlerine karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan dün, "Bin yıldır buradayız, inşallah kıyamete kadar da burada olacağız. İstanbul'u Konstantinapol yapamayacaksınız." ifadelerini kullanmıştı.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hamas-israilin-kis ...da/1422851
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Çrş 20 Mar 2019, 00:58
Batı Afrika'da Türk ürünlerine talep artıyor
Fuara Türkiye'den katılan Dicle Gıda ve Tarım Ürünleri'nin Ticaret Müdürü Sami Chaabani, Senegal halkının çok cana yakın ve kibar olduğunu söyledi.
Chaabani, "Senegallilerle ticaret yapmak kolay ve güzel çünkü rahatlar. İnşallah herkes için başarılı bir ticaret olur." şeklinde konuştu.
Katılımcılardan Senegalli işadamı Thiabou Papis de ülkenin güneyinden geldiğini, tarım alanında iş yaptığını anlattı. 50 tonluk deposu bulunduğunu, depoya soğuk hava odası eklemek istediği için fuara katılan bir Türk firmasının ürünlerini incelediğini ifade eden Papis, "Türk ürünleri çok kaliteli ve Senegal'da gittikçe daha çok tanınıyor. Tanındıkça da bu ürünlere talep artıyor." dedi.
Papis, ürünlerini incelediği Türk şirketle soğutma sistemi ve soğuk hava deposu için anlaşma imzaladığını belirtti.
Resmi açılışı yarın yapılacak fuarda, Senegal'de gıda ve ambalaj yatırımı olanakları üzerine bir konferansın yanı sıra, şirketler arası sektörel heyet görüşmeleri de düzenlenecek.
Senegal basınının da yoğun ilgi gösterdiği fuar 4 gün sürecek.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bati-afrikada-turk ...or/1423100
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Çrş 20 Mar 2019, 00:59
Avrupa Birliği’nde krizin yeni adresi İspanya
İspanya’da 28 Nisan’da yapılacak seçimler hem ekonomik hem siyasi açıdan yeni bir krize ve istikrarsızlığa gebe. Anketlere göre kesin olan tek şey, siyasi partiler coğrafyasının parçalanmış yapısı yüzünden hükümet kurmanın zor olacağı.
https://www.aa.com.tr/tr/analiz/avrupa-birligi-nd ...ya/1422397
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Prş 21 Mar 2019, 01:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ile bir araya geldi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac'ı kabul etti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basına kapalı gerçekleşen kabul, 1 saat 20 dakika sürdü.
https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskani-er ...ti/1424145
Yav zırt pırt gelip gitmeye başladılar.Eğer libya yla bir anlaşırsak varya,Akdeniz bölgesi darma duman olur.Mısır,yunanistan,g.kıbrıs,israil ittifakının senelerdir yapmaya çalıştıkları tüm anlaşmalar ellerinde patlar.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Prş 21 Mar 2019, 01:24
Komik geldi paylaşayım dedim.
|
 |
mustafa1981
4 yıl önce - Prş 21 Mar 2019, 01:27
| Alıntı: |
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye ile ilişkilerde pek çok sorun olduğunu belirtirken "S-400 denen Rus hava savunma sistemi alımıyla ilgili endişeliyiz; bu büyük bir sorun" dedi.
Amerikan basınına göre Trump'ın dış politikadaki akıl hocası haline gelen Bolton, ABD-Türkiye ilişkilerine ayakbağı olan pek çok büyük engel bulunduğunu, S-400'ün bunlardan birini oluşturduğunu söyledi.
Catsimatidis'in "Türkiye ABD'nin dostu mu düşmanı mı" sorusu üzerine Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı ilişkileri olumsuz etkileyen pek çok sorun olduğunu anlattı:
"Biliyorsun onlar (Türkiye) hala NATO müttefiği, ama İsrail'deki yakın dostlarımızla ilişkileri çok kötü, bu ilgilendiğimiz bir mesele… Suriye'deki savaş bağlamındaki anlaşmazlıklar da bir başka mesele…" |
Zaten sıkıntının kaynağı da bu İsrail yüzünden Amerika bize gerçek anlamda müttefik muamelesi yapmadı yapmayacak da.
| Alıntı: |
Washington Times: Türkiye'ye NATO'ya zarar veriyor
Washington Times, Türkiye’nin Rusya'dan satın aldığı S-400'ler nedeniyle, NATO'nun varlığını tehdit ettiğini ileri sürdü.
Haber Merkezi | 21.03.2019 - 00:07..
Haberler Dünya
Whatsapp ile paylaş
Washington Times: Türkiye'ye NATO'ya zarar veriyor
ABD’nin tepkisine rağmen Ankara’nın Rus yapımı S-400 sistemlerinin teslimine ilişkin anlaşmayı tamamlama niyetinde olduğunu yazan The Washington Times gazetesi, Türkiye'nin ittifakın varlığı için tehdit oluşturduğunu’ ifade etti.
TARİHİN EN BAŞARILI İTTİFAKINA GÖLGE DÜŞÜRÜR
Gazete, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın almaya yönelik kararlı çabasının, ‘tarihin en başarılı ittifakının' ciddi iç problemlerle karşı karşıya kaldığı bir dönemde NATO'nun varlığı için tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.
Washington Times: Türkiye'ye NATO'ya zarar veriyor
Makalede ayrıca Türkiye'nin, şimdiye kadar bunun sonuçları olmayacağına inandığı için' Amerikalıların savunma giderlerinin arttırılması için yaptığı tüm çağrılarını uzun süredir göz ardı ettiği ifade edildi.
AMERİKA KIZAR
Yazıya göre Washington ile Ankara arasındaki gerilim bugün şiddetle hissediliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 sistemlerinin yanı sıra yine Rusya'nın ürettiği S-500 sistemlerini kullanma perspektiflerinden de bahsediyor ve bu tür eğilimler elbette ki Amerika'nın hoşuna gitmiyor. |
Bu yahudi basın organları da sanki Çin tarafına geçmemiz için böyle haberleri mahsus yapıyor. Pentagon ne düşünüyor acaba. Ben pentagon un Türkiye nin Nato dan çıkmasını isteyeceğini sanmıyorum.
yahudiler sermayeyi çin e geçirirken Türkiye nin de Nato dan çıkıp çin tarafına geçmesini istiyor bence.
|
 |
safsata00
4 yıl önce - Prş 21 Mar 2019, 01:43
Serdar Turgut
İşte bu yüzden Erdoğan'ın arkasında durmalıyız
TEHLİKELİ OYUNLAR
"Türkiye'nin iç siyasetini Washington’u takip ettiğim kadar dikkatli takip etmiyorum ama şunu biliyorum, ülkemizin oynanmak istenen oyunlara tehlikeli saldırı girişimlerine karşı sağlam durabilmesi için Türkiye’nin güçlü bir yönetime ihtiyacı her zamankinden büyük.
Başkan Erdoğan çok haklı olarak Türkiye'nin beka sorunundan bahsediyor.
Muhalefet ve özellikle CHP bunu anlar gibi davranmıyor ve yerel seçimin bu sorunla ne alakası olduğunu sorguluyor.
Ülkemize düşmanca yaklaşanların ve türlü oyunlar oynamaya çalışanların istediği tek şeyin bu yaklaşan seçimde Ak Parti’nin zayıfladığını görmek olduğunu biliyorum. Çünkü bu olursa bunu Başkan Erdoğan’ın iktidarının zayıflama sürecinde olduğunu söyleyerek bunu da tehlikeli oyunlarının stratejik bir parçası haline getirme planı yapıyorlar.
Bu yüzden tarihimizin bu aşamasında Türkiye’nin gerçekten de bir beka sorunu vardır ve yaklaşan yerel seçim sadece bir belediye seçimi değil bu beka sorunu ile ilgili bir konudur. Başkan Erdoğan bunu vurgulamakta sonuna kadar haklıdır."
MAHALLE SESLERİNİN DIŞINA ÇIKMAK
Bu analizi yaptıktan sonra hepimizin vatan sevgisi ortak paydasında buluşup Başkan Erdoğan’a destek vermemiz gerektiğini söylemiştim.
Türkiye'de hayata sadece kendi mahallesinde duymaya alışık olduğu sesler doğrultusunda bakan insan sayısı fazla olduğundan onlar beklediğim gibi bu yazıya nefret kustular. Bunu da 23 Şubat'ta yazdığım 'Nefret söylemi' başlıklı yazıda paylaştım.
KARANLIK BAĞLANTILAR VE YENİ ZELANDA
Şimdi bakın burada Türkiye’ye yönelik karanlık oyunlar planlandığı ve bunun temelinde sadece Amerika’nın değil onun kurduğu global karanlık bağlantılar olduğunu söylemişim o yazının girişinde. Yeni Zelanda’daki barbarlık sayesinde o karanlık bağlantıların nelere yol açabileceğini sanırım herkes artık görmüştür.
Kukla katilin vermeye çalıştığı mesaj net ve açık. Hedefte Türkiye ve Erdoğan var.
Washington’da yıllardır tanıdığım ve ulusal güvenlik camiasının içinden tecrübeli bir isim, "Silahın üzerindeki kelime ve tarihlere bakarsanız, bunun şifrelerini bu profildeki bir insanın kendi başına bilebilmesi mümkün değil. Onun eline bu silah böyle hazırlanıp tutturulmuş olmalı. Onun konuşup karanlık bağlantıları anlatacağını veya buna ömrünün yeteceğini hiç sanmıyorum. Net görünen şu ki global karanlık güçlerin hedefinde Türkiye ve Erdoğan var" dedi.
Uzunca süredir yazıyorum Başkan Erdoğan global düzeyde oynanmak istenen karanlık oyunlara karşı nerdeyse tek başına mücadele eden lider olarak ortaya çıktı.
Bu yüzden siyasi görüşümüz ve hayata bakışımız ne olursa olsun Erdoğan’ın bu konjonktürde gücünden kaybetmiş gibi gözükmemesi için vatan sevgisi ortak paydasında buluşmamız ve onun arkasında durmalıyız. Bu siyasetin değil, vatan sevgimizin bir gereğidir.
https://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut- ...durmaliyiz
|
 |
sayfa 25  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|