PKK yokken Kürt teali cemiyeti vardı şeyh Sait isyanları ağrı mütki Tunceli isyanları vb Kürt isyanları vardı bunlarda mı andımız yüzünden çıktı pkk Abd maşası bir örgüt amacı ulus devleti yıkmak Kürt miliyetçiğini hortlatmak siz de şuan bunu yapıyorsunuz
Toplamda birkac dakika sürecek bir and okunması bu kadar rahatsızlık veriyorsa vay halimize.
Is palavra atmaya gelince Türk, Kürt, Laz vs hepimiz biriz kardeşiz vs vs.
Ama Türk'üz deyince başlıyor karın ağrılarınız.
Biz Türk'üz. Elhamdülillah muslumaniz.
Neyin karsilastirmasini yapıyorsunuz ki her Türk'üz dediğimizde dinimizi öne suruyorsunuz.
Türk Olmak müslüman olmaya engel midir?
Türk'üm demek dini inkar mıdır?
Ülkemin vatandaşıyım ulkemi seviyorum, ülkem için çalışıyorum demek neden rahatsızlık veriyor.
Hani hepimiz birdik.
O zaman neden bu rahatsızlık.
Artık ben de andımızın okunmasını çok istemiyorum
Türk olmaktan rahatsızlık duyanlarin söylemesi bence hem doğru değil hemde hic gerekli değil.
Allah'a şükür evlatlarımıza Türk ve muslüman olmanın ne demek olduğunu bizler anlatacak niteliğe sahibiz.
Bu iki değer bizim temelimizdir.
Hem Türk'üm hem müslüman.
Ve bunları elimden geldiğince, aklımın erdiği dilimin döndüğünce evlatlarima vereceğim.
Ama şunu net bir şekilde anladım ki, bu memlekette Türk olmaktan rahatsız olan çok var.
1931 sonbaharıydı.
Hukukçularla, tarihçilerle, sanatçılarla oturulan Dolmabahçe'deki sofranın o akşamki konusu eğitimdi.
Her servis tabağının yanında birer not defteri vardı, konuklar hem sohbet ediyor, hem not alıyordu.
Yemek bahaneydi…
Demokrasi sofrasıydı.
Özgürce konuşuluyordu.
Herkes fikrini açık açık dile getiriyordu.
Aydın milletvekili Reşit Galip gözünü budaktan sakınmayan bir yurtsever, lafını esirgemeyen atak bir devrimciydi.
Masanın başında oturan Mustafa Kemal'in Harbiye'den öğretmeni olan Milli Eğitim Bakanı Esat Sagay'ı hayli sert dille eleştiriyordu, neredeyse gericilikle suçluyordu.
Mustafa Kemal dayanamayıp “burada bulunmayan hocam hakkında böyle konuşmanıza müsaade edemem, onun da bulunduğu ortamda konuşursunuz” deyince, Reşit Galip öfkeyle kafa tuttu… “Biz karşılık beklemeden yırtık gömlekle çalışıyoruz, siz bizi azarlıyorsunuz” deyiverdi!
Sofra tel gibi gerilmişti.
Mustafa Kemal babacan ses tonuyla karşılık verdi. “Yoruldunuz artık, buyrun istirahat edin” diyerek, kibarca sofradan kalkmasını istedi.
Ama, Reşit Galip geri adım atmadı, tam tersine iyice diklendi.
“Burası sizin sofranız değil, milletin sofrası, milletin işlerini görüşüyoruz, burada oturmak sizin kadar benim de hakkım” dedi!
Hava iyice buz kesmişti.
Memleketin en güçlü insanı Mustafa Kemal, dünya demokrasi tarihine geçecek bir davranışta bulundu…
“Öyleyse ben kalkayım” dedi!
Kalktı, salondan çıktı.
Bu hadise kulaktan kulağa yayıldı.
Ankara'ya dönen Reşit Galip her girdiği ortamda eleştiriye uğruyordu, ölçüyü kaçırdığı için mahçuptu.
Tatsızlığa yine Mustafa Kemal son verdi.
Bir hafta kadar sonra Reşit Galip'i yine sofraya davet etti, her zamanki sıcaklığıyla hiçbir şey olmamış gibi sohbet etti.
Ve hatta…
Fikirlerini savunmak için karakterinden taviz vermeyen, zoru görünce eğilip bükülmeyen, kendisine bile kafa tutmaktan çekinmeyen bu yürekli devrimciyi Milli Eğitim Bakanı yaptı!
★
Andımızı…
Reşit Galip yazdı.
★
Andımız… Türk alerjisi olanların zannettiği gibi herhangi bir etnik kökeni dışlamaz, Ne Mutlu Türküm Diyene bütünlüğü içinde, vatan, cumhuriyet ideallerini barındırır, saygı, sevgi kavramlarını içselleştirir, kalkınma hedefini simgeler.
★
Andımıza yönelik husumetin, kinin, nefretin sebebi gayet açıktır.
★
Andımız okutulan milli eğitim sistemi, Reşit Galip gibi özgür ruhlu, özgüvenli, mücadeleci, toplumcu, sorumluluk duygusuna sahip, ilerici, insan odaklı evlatlar yetiştirmeyi amaçlar.
Aciz nesillerin panzehiridir.
"Türk olmaktan rahatsızsınız" diyerek ters psikoloji yapacağım zannedenler olması çok komik. "Türküm, o zaman çocukların her sabah bir heykele yemin ettirilmesine karşı çıkmamalıyım" diye düşüneceklerini ümit ediyorlar herhalde. Oysa Türklük ile alakası olmayan Abdullah Öcalan da çocukluğunda her sabah yemin etmişti. Ama hala Türk olmak ile bir ilişki kurmaya çalışıyorlar, belki yiyenler olur hesabı. Böylesine şekilci bir zihniyet, heykeller ile, ritüeller ile, beyin yıkama ile büyütülmüş bir nesil, Kuzey Kore stili uygulamalar... Sonra bu aynı tipler çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktan bahseder, şark zihniyetinden şikayetçi olurlar, diktatörlükten şikayetçi olurlar, öylesine ironik, öylesine çelişkili, öylesine salakça.
şunu yapmak şu değildir budur gibi söylemler bulanık söylemler, kime göre o değildir kime göre bu değildir, kendi fikrimizi toplumun fikriymiş gibi yansıtmak doğru değil.
mikrofonu ilgililere uzatalım istiyorsanız bakalım onlar da böyle mi düşünüyor?
Arkadaşler fikrim şuki, Ataturki hakaret etmekte, onu alet ederak irkçilik yapmakta ayb. İnaniyorum ve biliyorumki, Yuce Ataturk "Ne mutlu Turkum" diyene ibaresini bir kurdu yada herhangi bir başka millet vakilini kuçumsemeyi kasd ederak söylememişdir. Sadece öz milletinin tarihine imirasine sahip çikmasi, Yeni Turkiye vatandaşleri dunya milletleri ile eşit denk şartlere sahip olduğunu vurgulemek açiden böyle söylemişdir. Doğrusuni söyleyim, Ataturk diniy islahatler yapmiş bu yuzden onu tenkid edenler var. Ama sizde değil bizde da o zamanlerda tarakkiyetti geri kalmamiza din sabab gösteriliyor din devletten uzakliştiruliyordu. Bence hakikattan oyle edi halk din adamleriden nefret ediyordu şeyhler 9-1O yaşindeki kizlerle evleniyor 4-5 kadin aliyor. Bu alçakler Yuce İslam dinini alet ederak halki eziyor her hangi islahatlere diş tirnakleriyle karşi ediler. Böyle bir şaraitta Buyuk Ataturk önunde bu muammoni yeçmak uçun yeni gayeler yeni prinsipler gerekiyor millati uyandirmak ruhlendirmak için "Ne mutlu Turkum" diyeni gibi şiarler lazimdi. Bundan dolayi Yuce Ataturku destek veriyorum. Ne yazikki, bir zamanlar Yuce İslami alet ederak halki ezmiş bu taife, şimdi Ataturku alet ederak halki bölmeye çalişiyor. Şuni bilinki, azizlar bu taifenin milleti yok onlar için halk vatan gibi muqaddas duşunceler bir pul. Onlar halk sevdigi insanlari mesele Ataturku yada İslam dinini alet etip ve cahil sevadsiz insanleri coşturarak devlet tepesiga gelmak halki ezmek onlarin baş amacidir. Çunku onlarin millati yok. Baqalamun gibi renkida yoq.
En son istamin uzbek tarafından Pzr 28 Ekm 2018, 09:49 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi