Aslında güzel bir fikir olabilir, meyve ve sebzeleri ihtiyacı olanlar toplasa daha iyi olur, fazla üretim olur fiyatları ucuzlatır.
Adanada bazı cadde ve sokaklarda belediye Turunç ağaçları dikmiş ti çoğu vatandaş topluyor limon eşkisi yerine kullanıyorlar. Ormanlarda devamlı çam yerine değişik meyve ağaçları da dikilse vatandaş için daha iyi olmaz mı?
Alıntıdır.
ÇAM AĞACI DİKMEYİN
(Gülgun Feyman Budak'tan)
Marshall yardımlarıyla Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupaya götürüldü.
ABD bize bu ağaçların yerine milyonlarca kavak ve çam(çıra) fidanı verdi.
Kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklar başlattı.
Çam ağacı ise bildiğimiz yağlı çıra idi.Dağlarımıza ovalarımıza her yere diktik.
Hiçbir işe yaramıyan bu ağaç,ülkemizin dağına bayırına dikilen saatli bomba oldular.
Bu ağaçlar yandığı zaman kozalakları patlıyarak yanar halde 200 metre uzağa fırlamakta oradaki çam ağaçlarınıda tutuşturmsktadır.
Bugüne kadar kimi gördüysem yetkili yetkisiz,beyinli beyinsiz herkese anlattım
"ABD leri bizim gibi haini bol ülkelerin coğrafyasını çam (ÇIRA) ormanlarıyla dolduruyor,içimizdeki hainlerin sayesinde bir kibrit çakmasıyla 100 savaş uçağının verdiği zararı veriyorlar.
Şimdi soruyorum size devletimiz bu çam ağaçlarının yerine zeytin,ceviz,badem,incir,sakız ağacı dikse hem bu ağaçlar kolay kolay yanmaz hemde köylümüze bir gelir olur.
Halaa çam dikiyoruz bıkıp usanmadan.
Bir tana akıllı yönetici bir tane milli yönetici gelmiyecekmi bu memlekete...
ABD uşakları hala güzel birşey yapıyormuş gibi çam ormanı yapacağız diye kıçlarını yırtıyorlar.
"EY TÜRKİYE MİLLETİ ÜLKEME DİKTİĞİNİZ BU ÇAM AĞAÇLARI SAATLİ BOMBADIR. ZEYTİN DİKİN, CEVİZ DİKİN, BADEM DİKİN. DİKİLEN AĞAÇLARIN ÜRÜNÜ KİMİN OLACAK? KİM ALIRSA ALSIN KÖYLÜMÜZ TOPLASIN FENA MI OLUR.
NE OLUR ÇAM (ÇIRA)DİKMEYİN BU GÜZEL MEMLEKETE, YANIYOR BU GÜZEL COĞRAFYA
YAPMAYIN, ÇAM DİKMEYİN...
Bazı insanlar kendilerini mağdur ve sakat gibi göstererek, duygu sömürüsü yaparak ihtiyaçları olmadığı halde para ve yardım toplamaya çalışırlar hiç utanmazlar,
Bazı onurlu ve gururlu insanlarda kimseden bir istemezler ve isteyemezler çalışarak helal yoldan para kazanmaya çalışırlar kimseye yük olmazlar.
Alıntıdır.
Dilenmek ve istemek
Sual: Bazılarının zengin olduğu, dilenciliği meslek haline getirdiği söyleniyor. Böyle kimselere para vermek haram mıdır? Sadaka istemek ne zaman caiz olur?
CEVAP
Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi haramdır.
Hiç yiyeceği bulunmayıp, sağlam, çalışacak, ticaret edecek halde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. Ancak istemeden verilen malı alması caizdir.
Aç veya hasta olanın yiyecek istemesi gerekir. Bir günlük yiyeceği olup da çalışabilecek haldeki kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi caiz olur.
Parasını harama sarf edene ve israf edene sadaka verilmez. Camide cemaat arasında dolaşarak dilenmek haramdır. (Redd-ül Muhtar)
Görüldüğü gibi, İslamiyet’te, eli ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.) [Beyheki]
(Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim]
(Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder.) [Beyheki]
(Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.) [Taberani]
(Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.) [Buhari]
(Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme kapısını açana da, Allahü teâlâ fakirlik kapısını açar.) [İ.Ahmed]
(Dilenmeye mani olan zenginlik, sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.) [Rüzeyn]
Dilenmekteki ölçü
Bir günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir. Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa, onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek caiz olur.
Her gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir.
Bu yemek yenir mi? Bu ekmek bayatlamış! Yemek çok tuzlu olmuş! Yemek çok acı olmuş gibi buna benzer bir çok bahaneler üreterek yemek yemiyen insanlar var, birde bu nimetleri bulamıyan dünyada milyonlarca insan var, onlar da Allah'ın kulu değil mi? Bizde bu bolca bulduğumuz ve israf ettiğimiz nimetlerden hesapa çekileceği izi unutmayın.
Yıllardır Türkler bir şey yapamaz beceremez diyenlere imkanlar verildiğinde de Türk insanının da neler yapacağını dışta ve içte dosta ve düşmana gösterdiler, İHA ve SHA kırın başarısını da Selçuk Bayraktar dünyaya gösterdi,başarılarının devamı gelir inşAllah, halkımız ve ülkemiz için.
Umur dünyası herkes bir bilet alarak bir hayal kuruyor milli piyango bileti alarak ama yılbaşı sabahı çoğunun hayali boş çıkıyor, çıkanlardan haram olan paranın hayrını görmüyorlar hazır düzenleri de bozuluyor bunu daha önce ikramiye kazananlar söylüyor birde o paraların âhirette hak sahiplerine verilmesi var çünkü herkes kazanmak için alıyor kaybedince herkes pişman oluyor keşke almasaydın diyor, bazıları helal desede şans oyunlarından kazanılan paralar haramdır ve hayırlara kullanılmaz, kullanılsa o para bilet alanların hayrına gider.
Bir komutanın şahsi ihtirasları yüzünden kendisini ikaz eden bu askarler yazlık elbiselerle savaşa gidemez demesine rağmen onları görevden alarak yerini bölgeyi bilmeyen yanlış komutanların görev verilmesi yüzünden binlerce vatan evladı donarak Şehit oldu, Allah'ım tüm şehitlerimize rahmet eylesin İnşAllah.
Alıntıdır.
Sarıkamış Şehitleri Hikayesi
Yıl 1914…Yer Sarıkamış…
Sarıkamış‘ta 60 bini donarak olmak üzere 78 bin şehit vermiştik.
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin asker donarak öldü.
Başkumandan vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars‘ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti.
Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı.
Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:
“Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:
“İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”
Allahuekber dağları, 37 bin şehit verilerek aşıldı ve Sarıkamış kuşatıldı. Sarıkamış kuşatma harekatı aşırı soğuk ve açlık yüzünden, hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915’de sona erdi.
Osmanlı Ordusu bu dağlarda, 60 bini donma sonucu tam 78 bin şehit verdi.