Bir çok kişinin ekmek bulamadığı, bazıların da zor şartlarda çalıştığı paralarla aldığı ekmek nimetini böyle israf edip çöpe atanlar da oluyor ülkemizde malesef.
İsraf İle İlgili bazı Ayetler ve Hadisler
İsraf sadece dinen zararlı ve kötü bir olay değil; dünya hayatını, toplumsal yaşamı da son derece kötü etkileyen, zarar veren bir olaydır. Tabi ki İslam dini kötü olan her şeyi, her davranışı yasakladığı gibi israf etmeyi de yasaklamıştır. Çünkü israf demek, bir şeyi gereksiz ve ölçüsüz bir şekilde harcamaktır. Kur’an’da israf ile ilgili ayetler bulunurken, Peygamberimizin (Sav) bununla ilgili hadisleri de vardır.
İsraf etmeyi sadece maddi olarak düşünmemeli, manevi israfları da kötü bir davranış olarak kabul etmeliyiz. Bir de israf derken sadece ekmeğin çöpe atılması, suyun gereğinden fazla akıtılması, yemeğin dökülmesi gibi israfları göz önüne almamalıyız. Bunlar zaten en büyük israf ama asıl israf tanımı; lüzumsuz ve yersiz şekilde harcanan her şeydir.
İlgili ayetler
“Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.” (A’raf Suresi, 31. ayet)
“…Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Enam Suresi, 141. ayet)
“Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin…” (Nisa Suresi, 6. ayet)
İsraf kelimesi olarak geçen yukarıda ayetler bulunur ve bunların en bilindiği belki çok sok duyduğumuz, işittiğimiz veya okuduğumuz Araf suresi 31. ayeti mealinde olan “Yiyin için fakat israf etmeyin” cümlesidir.
Bununla beraber israf kelimesi geçmeyen ama israf yapılmamasını söyleyen ayetler de vardır. Örneğin;
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” (İsra Suresi, 26. ve 27. ayetleri)
İsraf haram mı?
Kur’an-ı Kerim’de açıkça israf etmeyin diye ayet hatta ayetler varken bunun hükmü kesindir, yani israf haramdır. Allah’ın hoşlanmadığı ve yasakladığı işlerdendir israf ve Allah israf edenleri sevmez. Sadece İslam dininde yasaklanmamış diğer dinlerde de Allah kötü bir davranış olan israfı yasaklamıştır.
İlgili hadisler
İsraf ile ilgili ayetler ile birlikte Peygamber Efendimiz’in (Sav) ders niteliğindeki hadislerinden bazıları da şöyledir;
“İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.” (Bezzar)
“Yiyip için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının!” (Buhari)
Mustafabey01, eşin hastalandığı vakit kadın doktor mu istiyorsun yoksa erkek doktor mu? Bana bu sorunun cevabını verebilirsen sevinirim.
Resimleri mi görmüyorsun, yazılanları mı anlamıyorsun?
Mesajda kadınlar hemşire doktor olmasın diye bir yazımı var? Kadın hastalıklarına kadın, erkek hastalıklarına erkek doktor olması hastalık ve tedavi süresi için derdini söylemesi anlatması için daha iyi olur. Ben sadece resimdeki gibi hiç bir kadının erkeklerin ayaklarını ve o işlerde çalışmasının kadınlar için ve İslam dinine göre uygun değildir, bu işin bana göre saba göre uygun olması değil önemli olan İslam dininin koyduğu kurallardır buna uyanların faydası kendisine uymayanlar ın cezalarında yine kendilerinedir.
Kendi ailesinden bir kadının öyle işlerde çalışmasından rahatsız olmayan kişiler varsa buda onların sorunudur.
Alıntıdır.
İslâmî hayat tarzından uzaklaşan Müslümanların hayata bakışları değişmiş, sıkıntıları artmış, ufukları daralmış ve bencillikleri ön plana çıkmıştır. Artan israf ve enflasyon karşısında gelirlerin yetersiz kalması kadını çalışma hayatına itmiştir. Eşitlik ve ekonomik özgürlük propagandaları da çalışan kadınların sayısını artırmıştır. Kadının zaten yapmakta olduğu ev işlerinin ve çocuk bakımının yanına dışarıda çalışma yükünün eklenmesi onu zor duruma sokmuştur. Artık kadın, aşırı meşguliyetin verdiği stres ve para kazanmanın verdiği güvenle kocasını yük görmekte, evvelce gösterdiği saygı ve itaati terk ederek her konuda onunla tartışmaktadır.
Bu yeni durum, maddi yönden aile içinde üstünlüğü kaybeden erkeğin tabiatına aykırı düşmektedir. Bu sebeple sonu alınmaz aile kavgalarının ve boşanmaların yaşanması şimdi hayatın bir parçası haline gelmiştir. Bu ortamda çocuk, aile için bir yüktür. Daha az çocuk yapma telaşı ile karı koca ilişkileri yeni darbeler yemektedir. Şimdi eşler, az sayıdaki çocuklarının bile yetişmesi için gereken önemi gösteremiyor, boş vakitlerini çocuklarıyla değil, eğlence ile veya televizyon başında geçirmeyi tercih ediyorlar. Herkes kendini düşünmeye başladığı için aileler küçülmüş, anne, baba ve diğer akrabalarla ilişkiler en aza indirilmiştir. Komşuların birbiriyle ilgilenmesi ise giderek tarih olmaya başlamıştır. Yüzlerce ailenin yaşadığı siteler, birbirini selamlamayı bile beceremeyen, yalnız kendi problemleriyle didişen ve giderek yalnızlaşan insanların kalabalığı haline gelmiştir.
Havasız, güneşsiz, daracık bir apartman katında büyümeye mahkum olan çocuklar ise annesinden babasından uzak, dede ve nine sevgisinden mahrum, bakıcı kadının veya kreşteki görevlinin soğuk ilgisiyle problemli olarak büyüdüğü için daha büyük sıkıntılarla dolu bir hayata doğru sürüklenmektedirler. Artık bir birinin derdiyle ilgilenmeyen aileler, sorunlu insanlar, huzursuz toplumlar, zulüm, haksızlık, anarşi ve ahlaksızlık hayatın bir parçası olmuştur. Çağımızın insanı kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla, ana babasıyla ve herkesle kavgalıdır. Maneviyattan uzaklaşan insan vahşileşmiştir. Bir taraftan sermaye ve zenginler kutsallaşırken diğer taraftan mafyalar ve yeraltı dünyası ortaya çıkmıştır. Bu durum bütün hayatı etkilemiş, bundan aile de payını almıştır.
Fiziksel güce sahip olan erkekler mafyaya özenerek hakimiyet duygularını kadınlar, çocuklar ve ailenin güçsüz fertleri üzerinde tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Kendini tanrılaştıran, dini ve dinle ilgili her şeyi bu eksene göre değerlendiren çağdaş insanın işlediği maddi ve manevi suçlar, içtiği suyu, yediği gıdayı, soluduğu havayı, üzerinde yürüdüğü toprağı, yaşadığı çevreyi, denizi, ırmağı ve uzayı bozmuştur. Artık kuşlara, balıklara, yabani hayvanlara ve daha nice yaratıklara da hayat hakkı kalmamıştır. İnsanoğlu Allah’a isyanın bedelini çok ağır biçimde ödemektedir. Bütün düzensizlikler bu isyanın sonucu olduğu için yapılacak tek şey yeniden Allah’a kul olmak, her şeyi vahyin ışığında değerlendirmektir.
İslam'da hayvan hakları ve hayvanlara eziyetin cezası
Hayvanları güçleri yetmeyen işlere koşarak yormak, dövmek, yüzlerine vurmak, işkence etmek ve aç, susuz bırakmak merhamet ölçüleri ile bağdaşmaz. Böyle bir davranış, derdini anlatamayan canlılara zulümdür. Allah’tan başka koruyucusu olmayan bu canlılara karşı merhametsiz ve acımasız davranmanın ise cezası çok ağırdır.
2016-01-26 00:32:14
İslam'da hayvan hakları ve hayvanlara eziyetin cezası
Müslümanın kalbi, insanlara ve diğer canlılara karşı sevgi ve şevkat duyguları ile doludur. Kimseyi incitmez. İhtiyaç sahiplerine yardımda bulunur. Böyle olan kimseye Allah (c.c) da merhamet eder.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
“Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet ediniz ki göktekiler de size merhamet etsinler. ” (Ebu Davud,Edeb,66 / Tirmizi, Birr, 16)
Müslüman sadece insanlara değil, diğer canlılara da merhametle davranır, hayvanlara şevkatle muamele eder. Allah (c.c) yarattığı canlılara acıyanları bağışlar, günahlarını affeder.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:
“Bir adam yolda yürürken çok susadı, nihayet bir kuyu buldu, oraya inerek su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam, “Bu köpek de benim gibi susamıştır.” dedi ve kuyuya inerek mestine su doldurdu, onu ağzı ile tutarak kuyudan çıktı ve köpeğe su içirdi. Onun bu davranışından Allah razı oldu ve onu affetti. Ashab:
– Ya Rasûlallah, hayvanlarda da bizim için sevap var mıdır, dediler.
– Her canlıda bizim için sevap vardır.” buyurdu. (Buhari, Edeb, 27 / Müslim, Selam, 153)
Dinimiz sadece insanların değil, hayvanların hakkına da riayet edilmesini, onlara şevkat ve merhamet gösterilmesini emreder. Hayvanlar, insanların faydalanması için yaratılmıştır. Her hayvandan yaratılışının gayesine uygun olarak yararlanmalı, onları bunun dışındaki işlerde kullanmamalıdır. Ehil hayvanların vaktinde yedirilip içirilmesine dikkat etmeli, onları aç, susuz bırakmamalıdır.
Peygamberimiz (s.a.v), açlıktan karnı sırtına yapışmış bir deveye rastladı ve, “Şu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkunuz, onlara besili olarak binin ve etlerini de besili olarak yiyin.” buyurdu. ( Ebu Davud, Cihad, 47)
Hayvanları güçleri yetmeyen işlere koşarak yormak, dövmek, yüzlerine vurmak, işkence etmek ve aç, susuz bırakmak merhamet ölçüleri ile bağdaşmaz. Böyle bir davranış, derdini anlatamayan canlılara zulümdür. Allah’tan başka koruyucusu olmayan bu canlılara karşı merhametsiz ve acımasız davranmanın ise cezası çok ağırdır.
Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’dan (r.a) rivayet edilmiştir. Diyor ki:
Peygamber Efendimiz (s.a.v) güneş tutulduğu bir gün kusuf namazı kıldıktan sonra şöyle buyurdu:
“Bana namazda cehennem gösterildi. Cehennem ateşi bana o kadar yaklaşmıştı ki ben: Allah’ım! Ben de cehennemliklerle (ateşe atılanlarla) beraber miyim, diye telaşlandım. Orada bir kadın gördüm. Bu kadının yüzünü bir kedi tırmalıyordu.
– Bu kadının günahı nedir, diye azap meleklerine sorduğumda,
– Bu kadın dünyada bir kediyi aç olarak ölünceye kadar hapsetti, diye cevap verdiler.” (Buhari, Mûsakât, 9)
Hayvanların yuvalarının bozulması, yavruların yuvalarından alınarak analarının rahatsız edilmesi de uygun değildir.
İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor:
Bir yolculukta Peygamberimizle (s.a.v) beraberdik.. Konakladığımız yerde iki kuş yavrusu görmüş ve onları almıştık. Derken yavruların anası geldi ve etrafımızda dolaşmaya başladı. Peygamberimiz (s.a.v) durumu görünce:
“Yavrularını alarak bu kuşu kim üzdü? Yavrularını ona veriniz.” buyurdu. (Ebu Davud, Cihad, 112)
Hayvanların pek çoğu bizim yararlanmamız için yaratılmıştır. Ancak yararlanmak maksadıyla olmadıkça hayvanları öldürmek doğru değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:
“Kim gereksiz yere bir serçe kuşunu öldürürse, o hayvancağız kıyamet gününde:
– Ya Rabbi, falanca beni faydalanmak için değil de keyfi için öldürdü, diye Allah’a şikayet edecektir.” (Nesâi, Dahâyâ, 8)
Müslüman, hayvanlara eziyet etmekten ve işkence yapmaktan mutlaka sakınmalıdır.
Kışın Kardeşlerimiz Üşümesin!
Kış geldi. Üşüyen bir yanımız var, farkında mıyız?
Eller ve ayakların ilk önce üşüdüğü, küçük bedenlerin çaresizlik içerisinde annelerine sarılmak zorunda kaldığı komşularımız var, haberdar mıyız?
Karşımızda duran bu gerçekle yüzleşen bizler, sorumluluğumuzun gereğini yaparak harekete geçmeliyiz. Yaptığımız iyilikleri küçümsemeden, yapacağımız güzellikleri ertelemeden bir şeyler yapmanın vaktidir.
Allah'ım kimseyi açlıkla ve yoklukla imtihan eylemesin İnşAllah, üşüyen ve aç kalan insanlar olmasın.
Eskikiden insanlar komşularını iyi tanırdı iyi ve kötü gününde hep yanında olurdu sevinçlerine ve üzüntülerine ortak olurdu aile den biri gibi olurlardı ama değişen ev yapıları insanlarında değiştirdi şimdi kimse kimseyi tanımıyor apartman hayatında asansörde karşılaşınca zoraki bir selam veriyorlar sonrada insanlar dört duvar arasında yalnızlaşıyorlar ölse kimsenin haberi bile olmaz malesef.
İslam’da Komşu ve Komşuluk İlişkileri
Komşu, genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade etmektedir.
Ailemizden sonra en yakın sosyal çevremizi komşularımız oluşturur. İyi ve kötü günlerimizde çevemizde her zaman birisini görmek isteriz. Darlık zamanında yardımlaşma, normal zamanlarda ziyaretleşme, sır sayılabilen halleri gizleme birbirinin hâlinden etkilenme, hatta komşunun mülkünü satın almada öncelik hakkına sahip olma (şûf'a) komşulukla ilgili bir dizi hak ve sorumlulukların kaynağını teşkil etmiştir.
Dinimiz İslam her konuda olduğu gibi komşuluğun önemi konusunda da çok önemli aydınlatmalarda bulunmuştur. Bu aydınlatıcı buyruklardan bir kısmı şöyledir:
Allah Teala Kur'ân-ı Kerim'de: "Allah'a kulluk edin, O'na hiç birşeyi ortak koşmayın .Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyilik edin "buyurmaktadır. (Nisa, 4/36)
Karısını aldatan bir işadamı, aldatıldığını öğrenen kadın da kocasının en yakın arkadaşı ile onu aldatıyor! Peki kocanın yaptığı yanlışsa senin yaptığın doğru mu oluyor? Bunları izleyen cahil seyircilere ne beklersiniz? Toplum böyle dizileri izleye izleye bozulur sonra karısını öldürenler, köpek yavrusuna tecavüz edenler, çocuklara saldıranlar nerden çıktı diyoruz TV deki dizileri izleyenler yapıyor.
Alıntıdır.
"Aile yapısını hedef alan ahlaksız diziler yasaklansın"
Ailenin, diziler ve programlar üzerinden hedef alındığını, Batı'nın, kendi ahlaksızlığını bu dizilerle topluma aşılamaya çalıştığını belirten vatandaşlar, toplumun dini değerlerini hedef alan dizilerin yasaklanması gerektiğini söylediler.
Çarpık ilişkilerin gösterildiği diziler, her geçen gün artıyor ve aile yapımız dinamitleniyor. Ahlaksızlığın had safhaya çıktığı bazı televizyon dizileri, ne yazık ki çocuklarımız için büyük bir tehlike arz ediyor. Henüz hayatı yeni yeni tanımaya çalışan çocuklar, pek çok sahneleri yasak olması gereken bu dizileri izleyerek, kendi öz değerlerinden kopuk bir şekilde büyüyor. Fuhuş, çarpık ilişkiler gibi ahlaksızlıkları sık sık veren bu dizi ve programlar taptaze beyinleri zehirliyor.
Sanat adı altında televizyonlarda yayınlanan dizilerdeki ilişkiler, toplumun ahlak anlayışını zedeliyor ve aile kurumunu dinamitliyor. Televizyonlarda yayınlanan dizi ve programlarda ahlaksızlık ve şiddet her geçen gün toplumsal yapıyı bozacak boyutlara ulaşırken, televizyon yayınlarını denetlemekle görevli olan RTÜK'e vatandaşlardan şikâyet yağıyor.
RTÜK'ün vatandaş bildirimleri raporuna göre, geçen yıl Üst Kurula, 124 bin 234 şikâyet ulaştı. Bunların 48 binini dizi filmlere ilişkin bildirimler oluşturdu. RTÜK'e yapılan şikâyetler ise ya cevapsız kalıyor ya da uygulanan yaptırımlar diziler için caydırıcı olmuyor. RTÜK'ün ahlaksız yayınlardan dolayı ceza uygulama yoluna nadiren gitmesi ise tepkilere yol açıyor.
Tamam da gercek hayatta olmuyor mu bu olaylar? Bir cok dizinin bir cok filmin kaynagi gercek yasamlar degil mi? Icimize yillardir olan benzeri olaylari dizide filmde gormek sasirtmamali...
İman varsa, imkanda vardır.
Kılmak istemiyen her türlü rahat imkanı olsada kılmaz, kılmak isteyende kendine zor şartlarda bir imkan yaratır ve namazını kılar.
Allah'ım herkese namazlarını kılmayı nasip eylesin İnşAllah.
Tamam da gercek hayatta olmuyor mu bu olaylar? Bir cok dizinin bir cok filmin kaynagi gercek yasamlar degil mi? Icimize yillardir olan benzeri olaylari dizide filmde gormek sasirtmamali...
Gerçek hayatta oluyor belki ama çok kimse bilmiyor gizli kalıyor yapılan ahlaksızlık ve çoğu TV lerde yayınlanan çarpık ilişkileri görerek yapıyorlar, TV lerde gösterilen böyle olaylar topluma kötü örnek oluyorlar, güzel diziler yapılsada topluma güzel örnek olsa daha iyi olmaz mı? TV 8 de Kırmızı oda diye bir dizi var Cuma akşamları yayınlanıyor öyle diziler daha faydalı olur insanlara.