CengizOzkan
17 yıl önce - Prş 27 Tem 2006, 09:38
Çoçukluk ve gençlik döneminine ait yazlarını, hatta zaman zaman kış haftasonlarını ailesinin zoruyla Şakran'da geçirmiş biri olarak yazılanlar ve fotoğraflar beni tekrar o yıllara götürdü..
Şakran hayatımı 2 döneme ayırmak istiyorum. İlk dönem çocukluk yıllarım.. Yaz olsa da gitsek diye gün saydığım yıllar.. Tabii bunda okulların kapanacak olması da önemli etken.. Bizim ev "5 evler" 'den sonraki ilk burundan sonraki sahil şeridindeydi. Sabahlarım genelde elimde olta ve yem ile kıyılarda, bizim oradaki iskelelerde geçerdi. Akşamları babamın İzmir'den iş dönüşünde getireceği taze sülünezleri beklerdim yola çıkıp.. Ertesi gün daha büyük balık tutabilme umuduyla..
Anne kontrolünde paletlerle yüzümek, yüzüme büyük gelen deniz gözlüğü ile dibe dalmaya çalışmakla geçen bir öğlen.. Öğle yemeğini takiben yatırılan zoraki öğle uykusu seansları.. Gizlice kaçışlar.. Akşam saatine kadar toprak arazide yapılan futbol maçları, bisikletle yokuş aşağı yapılan hız denemeleri, yarılan kollar bacaklar.. Akşam deniz kıyısında bahçemizde yakılan mangal ve yenen leziz köfteler.. Zaman zaman babamın erken gelip benimle beraber ahşap patpat teknemizle balığa çıkmamız ve çapari oltaları ile yakaldığımız iri kolyosları hemen o akşam yememiz.. Terasta yemek sonrası poyraz altında sıkıca örtünerek uyuklamak, ve zorla kaldırılıp yatağıma gitmekteki isteksizliklerim.. Bir türlü TRT'yi çekemeyen küçük televizyonumuz, ama haddinden fazla cam gibi çıkan yunan kanalı..
İkinci dönemim ise 15-16 yaş sonrası hormonların kulaklarımızdan fışkırmaya başladığı dönemler... Tam bir kabus.. Komşuların akraba gibi yakın olduğu bir ortamda kardeş gibi olmamızın beklendiği kızlı erkekli arkadaş gruplarımız. Kardeş olacağız ama genler izin vermiyor ki.. Hemen herkezin kardeşi olduğundan haliyle zar zor sağlanan sevgili ortamları, kaçamak öpüşmeler.. Yalnız kalma ve ilk aşkları, ilk heyecanları rahat rahat yaşama sorunları.. Akşam üstleri güzel güzel giyinip bir cafe'ye gidememe, zira cafe yok.. Gece bir diskoya gidememe, zira disko yok.. Lütfen Cancan ya da Hadigari'ye disko demeyelim... Akşam yemeği sonrası buluşup bir yürüş yapmaya niyetlenmek, ancak burunu döner dönmez yürümeye engel olan poyraz.. Ağzına burnuna dolan toz toprak.. Artık kıyıdan değil tekneyle balığa çıkabilme, ancak balığın azalması.. Haftalarca süren kesintisiz poyrazlar sayesinde denize bakıp bakıp girememe.. İskeleden atlayıp, hemen merdivenden geri çıkılan denize girişler.. Soğuktan suda uyuşan parmaklar.. Geceleri poyrazda uğuldayan zeytin ağaçları..
Tavşan adasına gidip tavşan yakalamaya çalışma.. İmbat havalarda sabah deniz sakinken paletlerle tavşan adasına yüzerek gitmek. Yolların toprak olması, suyun az olması.. Sık sık arıza yapan hidraforun bitmek tükenmez tamirleri.. Ve her yaşta büyük keyif aldığım geceleri terasta sımsıkı örtünerek uyumak..
Bir defada aklıma gelenler bunlar.. Beni tekrar eski günlerime götüren katılımcılara teşekkür ediyorum.. Gerçekten çok hoş fotoğraflar var..
|