1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 17  |
 |
kasım
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 14:21
dış güçler ülkeyi karıştırmak istiyor ve biz buna hararetli bir şekilde destek çıkıyoruz. kenetlenmemiz gerekirken onların duymak istediği şeyleri söylüyoruz.
iki kendini bilmez, beyni yıkanmış çapulcu gösteri yaptı diye siz bütün kürtleri sınır dışı edecekseniz hiç durmayın. ama çözüm bu değil.
arkadaşlara sayfalar dolusu yazı yazdık ama hiç kimse ya anlamamış ya da anlamak istememiş.
benim annem kürt, babam kürt. bu benim pkklı olduğumu göstermez. onları desteklediğimi göstermez. onların gösterilerine katılacağım anlamına gelmez. dehap pkk partisidir ama ben hiç oy vermedim ve tanıdığım birçok kürt oy vermiyor. sizin ve sizlerin oy verdiği partileri tercih ediyorlar.
şimdi siz türk oluyorsunuz ve bu vatanın sahibisiniz, onlar suçlu ve kovulmaları gerekiyor öyle mi.
kim belirliyor bu en iyi türk nasıl olunuru?
herkese hodri meydan kendisini benden daha türk gören var mı? varsa çıksın (site kurallarına uymuyor ise silinebilir.)
ben bu vatan topraklarında doğdum, bu vatan topraklarında yaşıyorum ve bu vatan benden ne istemiş ise onu yaptım (askerliğimi komando olara dağlarda yaptım.) ve TC anayasını kabul ediyorum ve TC kimliği taşıyorum. hiçbir gösteri ve propaganda da bulunmadım...
|
 |
serhate
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 14:22
Bu millet , Bosna'da,Karadağ'da,Polonya'da,Romanya'da,Bulgaristan'da,Yunanistan'da,Girit'te,Kırım'da,İran'da,Hicaz'da,Ürdün'de,Suriye'de,Sina'da,Libya'da,hatta İspanya'da ve daha bir çok yerde şehit verdi mi?
Verdi.
Pekala o şehitleri verirken kimindi o topraklar? Osmanlı'nın...
Elimizde tutabildik mi? Hayır!!!
Neden tutamadık?
Şehit vermeyi marifet zannetmek ve verilen şehitler üzerinden egemenliğimizi koruyacağımız sanmak yüzünden...
Burada da insanının hesabını yapmak yerine elde cetvel pergel toprağının hesabını yapmaya meraklı arkadaşlarımız olduğu görülüyor.
Asıl olan millettir.
Millet varolduğu,müreffeh,sağlıklı ve bilincinden kopartılmamış olduğu sürece yeni yaşam alanlarını yaratır. Türk tarihi bunun örnekleriyle doludur.
"Vatan toprağını vermeye razılar" demogojisi yapmanın gereği yoktur.
Bir muhasebe noktasına gelindiğinde, toprak mı yoksa milletin bugünü ve yarını mı ne yapılabilir bunu tartışıyoruz burada.
Birşey daha söyleyeceğim senin nüfus yenileme oranın 2,1 iken onlarda 4,8 ise hiç uzun sürmez, en geç 25 yıl içinde azınlık durumuna düşersin.
O zaman da K.Irak'daki Türkmenlere olduğu gibi kimse senin ağlaşmalarına kulak asmaz.
Kerkük tarihte bir Türk şehriydi.. Ne oldu da o Türkler o kalabalığın içinde kalıverdi,kimsenin umurunda olmayan bir azınlık haline dönüşüverdi?
Sevgili arkadaşlarımın bu konuda bir fikri var mı acaba?
Devir hesap kitap zamanıdır. Akıl,fikir zamanıdır. Hamaseti bırakınız.
Dünü değil yarını konuşalım,planlayalım.
|
 |
Ufuk
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 14:46
(Bu arada Sina'nın bahsetiği olayın satır arasında kaybolmasını istemiyorum. Henüz benim gibi tam aydınlanmamış kişilerin, tam anlayamadığını düşünerek, detaylı bir şekilde anlatabilir misin?)
Olaylar karşısında dışişleri bakanının bir şey yapmadığı söyleniyordu ya.
Yaptı... Provakasyonları önleme rehberi çıkardı.
"Kolluk gücünün, gerginliğin, endişenin ve paniğin olduğu ortamda, ciddiyeti zedelemeyecek şekilde sempatik ve güleryüzlü yaklaşım sergilemesinin olumlu etki yapacağı belirtilerek, toplumsal olaylarda görev yapan medyayla sağlıklı iletişim kurulması ve onların görevlerini yerine getirmeleri için yardımcı olunması da istendi."
| Alıntı: |
İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi Başkanlığı’nın, "Toplumsal Olay ve Provokasyonları Önleme Rehberi" adıyla hazırladığı kitapçığın önsözünde İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, bu olaylarla muhatap olabilecek personele rehberin olumlu katkısı olacağını bildirdi. Aksu, mülki amir ve kolluk yöneticilerinin, bu rehberi tüm personele dağıtmalarını ve okunmasını sağlamalarını istedi.
Rehberin giriş bölümünde son yıllarda Türkiye’de, yoğun sosyal ve kültürel değişimler, ekonomik krizler, dalgalanmalar, iç göçler, kent merkezlerinde artan insan hareketlerinin getirdiği sorunlar yaşandığı ifade edilerek, "Zaman zaman bu sorunlar istismar edilerek ülkenin istikrarını bozmak amacıyla provokatif toplumsal olayların gerçekleştirildiği ve ülke geneline yaygınlaştırılma çabası içine girildiği gözlenmektedir" denildi. Yakın dönemde kent merkezlerinde beklenmeyen provokatif eylemlerin gerçekleştiği ve bu olayların kolluk birimleri tarafından başarıyla önlendiğinin de altı çizildi.
PROVOKASYONLARIN ANALİZİ
Rehberde, "Milli değerlere sürekli olarak saldırıldığına dair haber ve adli süreçle cezalandırılması gereken kimseleri kendi elleri ile cezalandırmaya teşebbüs" edilebileceği ifade edilerek kalabalıkların ve grupların oluşumu, özellikleri anlatılıyor.
Provokatif eylemlerin belli bir grubun ya da yabancı bir devletin çıkarları doğrultusunda, istikrar ve güven ortamının sarsılması, insanların birbirleri veya devlete olan güvenlerinin sarsılması, korku ve endişe psikolojisine itilmesi, yönetimin hukuksuz el değiştirmesi, milli ve dini konularda toplumun sosyal yapıyı bozacak ölçüde aşırı tepki vermeye zorlanması gibi yüzlerce nedene dayanabileceği vurgulandı.
Provokasyon düzenleyen ekiplerin bir kanadının toplumsal olay zeminine çekilecek insanlar üzerinde çalışırken, provokasyoncuların diğer kanadının ise zıt akımlar içerisinde olayları tetikleyeceği ifade edilen rehberde, bilinçsiz kalabalıkların provokasyon açısından daha riskli olduğu ifade edildi.
PROVOKATİF YÖNTEMLER
Kolluk güçlerinin tahrike kapılarak hata yapmalarının provokatörlerin en çok arzu ettiği durum olduğu belirtilen kitapçıkta, toplumsal olaylarda kadın, yaşlı ve çocukların kolluk kuvvetleri arasındaki "sıcak bölgeye" sokularak kolluğun zor durumlarda kalmasının sağlanmaya çalışılacağına dikkat çekildi.
Provokatörlerin ateşli silah, patlayıcı kullanarak kitleleri harekete geçirebileceği uyarısında da bulunulan kitapçıkta, kitlelerin kontrolden çıkarılmasının ardından çevrenin tahrip edilmesi ve yağmaların olabilmesi olasılıklarına da işaret edildi.
KOLLUK GÜÇLERİ NELER YAPMALI
Toplumsal olaylar ve provokatif eylemlerde etkili kolluk davranışları ve görevlerinin nasıl olması gerektiği anlatılan rehberde, kolluğun öncelikli görevinin kamu düzenin yeniden sağlanması olduğu vurgulanılıyor. Toplumsal olaylarda kolluğun duyumları titizlikle değerlendirmesi, provokatif olmayan toplumsal olaylarda kitlenin başındaki liderle diyaloga geçilmesi, kolluk personelinin duygusal davranmaması gerektiği vurgulanılarak, "Kolluk personeli profesyonel kamu gücü olduğunu unutmamalıdır" deniliyor.
Personelin emir-komuta zinciri içerisinde soğukkanlı davranarak, bilgi akışına önem vermesine dikkat çekilen rehberde, provokatörlerin en çok çekindiği konunun kolluk gücünün profesyonelce hareket etmesi olduğunun altı çizildi. Kolluk personelinin kitleye hitaben yapacağı konuşmalarda dolgun, yüksek ve sakin bir ses tonuyla seslenmesi gerektiği de vurgulanılarak, sadece bir kolluk personelinin sağduyudan uzak davranışının diğer kolluk görevlilerinin olumlu davranışını silebileceğine işaret edildi.
Kalabalığın sık sık sakin olmaya davet edilmesi, kitleleri provokatörlerden uzaklaştırarak kolluğun yanına çekmesi gerektiği ifade edilen rehberde, karşılıklı tartışmalardan kaçınılması istendi.
CİDDİYETİ ZEDELEMEDEN GÜLÜMSEYİN
İki zıt grubun yer aldığı durumlarda öncelikle bu grupların birbirinden uzaklaştırılmasının, gruplara kolluğun eşit ve tarafsız yaklaşımda bulunulmasının gerekliliğine dikkat çekilerek, kitleleri tahrik eden kişi ya da provokatörlerin uygun bir yöntemle uzaklaştırılmasının olayları önleyeceği kaydedildi.
Kolluk gücünün, gerginliğin, endişenin ve paniğin olduğu ortamda, ciddiyeti zedelemeyecek şekilde sempatik ve güleryüzlü yaklaşım sergilemesinin olumlu etki yapacağı belirtilerek, toplumsal olaylarda görev yapan medyayla sağlıklı iletişim kurulması ve onların görevlerini yerine getirmeleri için yardımcı olunması da istendi.
Toplumsal olaylarda fiziki güç kullanımının en son çare olması gerektiği vurgulanılan rehberde, zor kullanmanın ölçüsünün "minimum" seviyede olması gerektiği, gereksiz ve orantısız tepkilere ve tahriklere yol açabileceğine dikkat çekildi. |
Aynı habere yapılan bir yorum:
| Alıntı: |
1. Polis kendine tas atanlara devamlı gulumser karsı siddet kullanmaz.
2. Milli degerlere saldıranlara uzaktan bak onların yanına giderek rahatsız etme
3. Bayragımıza saldırı varsa biraz yaklasabilirsin ama mudahale etme vatandas kendi halletmeye calısır.
4. Yapabiliyorsan olay yerinden uzaklas vatandası terorıstlerle basbasa bırak
5. Tum bunlara ragmen olaylar devam edıyor ve terorıstler ıstedıklerını hala alamamıssa onlara yeni eylem yerleri goster
6. Vatandas her isini kendi halleder ilkesini unutma
7. Sen Turkiye Cumhuriyetinin degil hukumetin polisisin bunu sakın unutma yoksa acıga falan alınırsın dıkkat et.
tum bunları yaparsan memleket elden gıdebılır ama onemlı degıl asl olan hukumete AB den laf gelmesin
09: 1 9-/-0/2005 timucin bozkurt |
|
 |
Okhan
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 14:59
| Alıntı: |
Bu millet , Bosna'da,Karadağ'da,Polonya'da,Romanya'da,Bulgaristan'da,Yunanistan'da,Girit'te,Kırım'da,İran'da,Hicaz'da,Ürdün'de,Suriye'de,Sina'da,Libya'da,hatta İspanya'da ve daha bir çok yerde şehit verdi mi?
Verdi.... |
Biz yukarida bahsi gecen topraklari (ispanya?) savasarak mi kaybettik, yoksa " ugrasmaya degmez, zaten bizi istemiyorlar, verelim kurtulalim" diye düsününerek mi kaybettik? Bu sorunun cevabini hepimiz biliyoruz. Bu topraklar kaybedilen savaslar sonucu elden cikmistir, yani hür bir iradeyle degil de dis etkenlerin basarisiyla kaybedilmistir. Bu sebepten elma ile armut durumu söz konusudur. Pekala Güneydogu'da sadece Kürtler mi yasamaktadir, orada Türkler yok mudur veya diger etnik kökenler mevcut degil midir. O insanlarin Güneydogu'da hakki yok mu? Unutmayin ki sadece böyle bir talepte bulunmak bile ülkemize yeterince zarar vermekte. Bu zaten PKK'nin esas amaci degil midir? PKK ülkeyi bölmek amaciyla kurulmadi mi? Kuruldu, bunu hic bir zaman unutmayin.
|
 |
kasım
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 15:13
| Alıntı: |
| Biz yukarida bahsi gecen topraklari (ispanya?) savasarak mi kaybettik, yoksa " ugrasmaya degmez, zaten bizi istemiyorlar, verelim kurtulalim" diye düsününerek mi kaybettik? Bu sorunun cevabini hepimiz biliyoruz. Bu topraklar kaybedilen savaslar sonucu elden cikmistir, yani hür bir iradeyle degil de dis etkenlerin basarisiyla kaybedilmistir. Bu sebepten elma ile armut durumu söz konusudur. Pekala Güneydogu'da sadece Kürtler mi yasamaktadir, orada Türkler yok mudur veya diger etnik kökenler mevcut degil midir. O insanlarin Güneydogu'da hakki yok mu? Unutmayin ki sadece böyle bir talepte bulunmak bile ülkemize yeterince zarar vermekte. Bu zaten PKK'nin esas amaci degil midir? PKK ülkeyi bölmek amaciyla kurulmadi mi? Kuruldu, bunu hic bir zaman unutmayin. |
sonuna kadar haklısın. ama yazılanlardan da anlaşılacağı gibi biz artık savaşmayı unutmuş bir toplumuz. bize kör dövüşü öğrettiler. dışa karşı değilde kendi kendimizi yemeyi öğrettiler. başarılı da oldular. burada kimse kimseyi çekemiyor ve birbirimize girmiş durumdayız. çözülürsek belki birşeyler yapabiliriz. atalarımızın şanıyla hep gurur duyuyoruz. acaba atalarımız yattıkları yerden bizi gördüklerinde ne kadar gurur duyuyuyorlar?
|
 |
serhate
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 15:25
Söylenenleri hala "talep" olarak niteleyenler var..Uzun uzun anlatmamıza rağmen.
Herhalde böyle anlamak daha kullanışlı geliyor.
Elbette ki hür iradesi dışında olmuştur bunlar.
Türk Milleti en son Kıbrıs Harekatı'nı hür irade ile gerçekleştirmiştir.
Apo'yu bile "canlı teslim almak zorunda" bırakılmıştır.
İrademiz beceriksiz ve donanımsız idareciler tarafından ipoteklenmiştir.
Bu anlayışla ve bu "yöneten" takımıyla gittiğimiz sürece "hür irademizle" şehitler vermekten,kaynak tüketmekten başka yolumuz da olmayacaktır.
Zamanı geldiğinde bazı kararlar ağlayarak da alınır.
Tekrar ediyorum. Bu kararlar bugüne ait değildir. Bugünün konusu değildir.
Hiçkimse hemen bugün alınsın bu kararlar demiyor,diyemez de.
Topraklar ve öncelikle millet sonuna kadar savunulur.
Ama vakti geldiğinde irademiz ve bilincimiz milletçe karar alabilecek berraklıkta olmalıdır. Burada bazı arkadaşların öne sürdüğü,bazı arkadaşların da karşı çıktığı konunun özeti budur.
Milli Misak bu topraklar üzerinde sonsuza kadar birlikte yaşamak için bir yemindir.
Bu yemin taraflardan birileri tarafından uzun zamandır çiğnenmektedir.
Çiğneyen taraf da biz değiliz. Bunu kimse unutmasın.
Bazılarını verilen söze sadakate davet ediyoruz.
Ayrıca bilmem hangi fraksiyondan,bilmem kim vuruldu,diğer Kürtler de korktu,sindirildi demekle olay kapanmaz. Vurulan şahısla PKK arasındaki fark da sadece PKK tarafından 80lerin başında tasfiye edilen bir Kürtçü fraksiyona sempatizan olmasındadır.
Metodoloji farkıdır.Detaydır.
Konunun özü budur.
|
 |
01Hakan01
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 15:59
Bu gibi tartismalarda unutmamamiz gereken bir unsur var...oda esitlik ilkesi.Tartismanin bu tarafinda olduklarini söyleyen,devamli bu tarafa sagduyu ve sakinlik telkinleri yapan ama arada sirada bazen gizli bazen acikca aslinda karsi tarafin hakli oldugunu söyleyen/ima eden arkadaslar var. Tartismanin karsi tarafinda onlari sagduyuya telkin edecek ne bizden ne'de kendilerinden kimse var....aralarina kendilarinden baskalarini almiyorlar.
Tartisirken bu esitsizligi hep aklimizda tutmak lazim.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hmm...ne demek istedigim anlasilmamis(!)
Söyle deyim; "Bos verin" Birakin bunlari" "Görmek istediginizi gösteriyorlar size" "gecer bunlar"diye sagduyu cagrilari hep bir tarafa yapiliyor. Bölücülerin eylemleri "az gelismislik" ihmal edilmislik" sonucu dogan tepkiler diyerek daha bi masum gösterilmeye calisilinyor.
Bu telkinler hep tek tarafa yapiliyor.Bölücülerin aralarinda böyle "sagduyulu" telkinlerde bulunacak "iyi niyetli" insanlar yok.
Dengesizlik burada...onlarda'da olsaydi iyi olurdu diyorum
En son 01Hakan01 tarafından Cum 09 Eyl 2005, 17:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
Murat Ucer
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 16:40
| Alıntı: |
| Biz yukarida bahsi gecen topraklari (ispanya?) savasarak mi kaybettik, yoksa " ugrasmaya degmez, zaten bizi istemiyorlar, verelim kurtulalim" diye düsününerek mi kaybettik? Bu sorunun cevabini hepimiz biliyoruz. Bu topraklar kaybedilen savaslar sonucu elden cikmistir, yani hür bir iradeyle degil de dis etkenlerin basarisiyla kaybedilmistir. Bu sebepten elma ile armut durumu söz konusudur. Pekala Güneydogu'da sadece Kürtler mi yasamaktadir, orada Türkler yok mudur veya diger etnik kökenler mevcut degil midir. O insanlarin Güneydogu'da hakki yok mu? Unutmayin ki sadece böyle bir talepte bulunmak bile ülkemize yeterince zarar vermekte. Bu zaten PKK'nin esas amaci degil midir? PKK ülkeyi bölmek amaciyla kurulmadi mi? Kuruldu, bunu hic bir zaman unutmayin. |
Peki Kibris nasil elden cikti? Savasarak mi?
|
 |
Ufuk
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 17:10
Ülkeyi, bölelim, doğu illerini onlara bırakalım gibi bir düşünce olamaz. Bu ülkeyi biz kurduk onlar değil. (bölücü kürtler değil) Savaşarak zorla bizden alabilirlerse o başka.
Zaten daha öncede dediğim gibi, böyle bir şeyi onlarda istemez.
| Alıntı: |
| İkincisi, şu anda bütün bölücü kürtleri ve dehapı, pkk yı toplayıp, "kardeşim alın, size doğu illerini veriyoruz" deseniz kabul ederler mi sanıyorsunuz? Onlar kabul etse bile, bu aşamaya geldikten sonra o itlerin iplerini elinde tutan AB ve ABD bununla yetinir mi sanıyorsunuz. |
Doğu illerimizle kendimizi bir sınırla ayırsak. Kimler sınırın diğer tarafında kalmayı tercih eder???
Buradaki kürt kökenli Türk arkadaşlarım, siz diğer tarafta yaşamayı kabul eder misiniz?
Sanıyormusunuz ki Leyla Zana hazretleri, baydemir, öcalan hazretleri, diyarbakırda yaşamayı hayal ediyor....? Talabani bile, emekli oup, İstanbul'a yerleşmeyi düşünüyormuş. Türkiyeden iki ev bile almış.
|
 |
Murat Ucer
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 17:20
Peki Kürtlerle ayrılmayalım, vur kır kardeşim demokratik haktır diyelim hepberaber Türkiyeyi Filistin gibi harb alanına çevrilmesine seyirci kalalım, her millet hak ettiği gibi yönetilir.
|
 |
sayfa 17  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|