Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 16
Abdi
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 10:20

Alıntı:
Allah iflah etsin!


O kadar uzak değil, 1970'li yıllarda da böyle çıkmışlardı sahneye. "Devlet görevini yapmıyor!" diyerek örgütlenmişlerdi.
Kendi silahlı güçlerini, devletin yerine koymuşlardı. "Komünistlere karşı vatanı yeterince korumuyor devlet" diyerek silahlanmışlardı.
Cinayet işlediler.
Katliam yaptılar.
Tabii kullanıldılar da...
O korkunç kutuplaşma böyle yaratıldı 1970'lerde. Şiddet ve anarşi böyle vurdu. Cehennem böyle yaşandı.
Ve böyle geldi 12 Eylül de. Hapishaneleriyle, işkenceleriyle, idamlarıyla, siyaset yasaklarıyla...
Unuttuğunuzu sanmıyorum.
Her şeyin içindeydiniz.
Öyle değil mi?
Sözüm size Muhsin Yazıcıoğlu.
Büyük Birlik Partisi Başkanı olarak yaptığınız son açıklamaları okuyorum.
Ve irkiliyorum.
Hiç mi ders almadınız?..
"Devlet devletliğini yapmıyorsa, evde mi oturacağız?" diyebiliyorsunuz hâlâ...
"Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!' demişler. Milletin hissiyatına tecavüz ediliyor, halk kışkırtılıyor. İtleri salıyorlar, taşları bağlıyorlar" diyebiliyorsunuz hâlâ...
Daha ileri gidip:
"Devlet, sorumluluğunu yerine getirmezse, vatandaş geri kalmaz. Milletin kendi güvenliğini sağlamak hakkıdır" diyebiliyorsunuz hâlâ... (Radikal, 8 Eylül 05, manşet haber)
Hiç mi ders almadınız? Bilemem, belki ders almak gibi bir niyetiniz de yok.
12 Eylül öncesi de böyleydiniz. Kendinizi devletin yerine koyarak yola çıktınız. Türkiye kan gölüne döndü.
Şimdi de çok tehlikeli bir oyun içindesiniz. Eskiden sağ-sol düşmanlığı üzerinde zıplamıştınız. Bugün Türk-Kürt düşmanlığı üzerinde zıplıyorsunuz.
Bu ülkeye yapılabilecek en büyük düşmanlık budur.
Türklerle Kürtleri birbirlerine kırdıracak bir yörüngede seyir halindesiniz. "Milletin hissiyatına tecavüz ediliyor; evde mi oturacağız?" diye çağrı yapıyorsunuz.
Oysa, yapılması gereken tam tersidir.
PKK kaynaklı şiddet ve terör tecrit edilecekse, bu mücadelede hedef küçültülecekse, tahrik ve kışkırtmadan özenle kaçınmak gerekir.
Sözüm size Yazıcıoğlu.
Yangına körükle gidiyorsunuz.
PKK ve tepesindeki yönetici klik, Türkiye'yi demokrasi ve Avrupa Birliği yolundan kaydırmak için sokağı ateşe vermenin peşinde. Bu amaçla, anlaşılan o ki, bir kardeş kavgası çıkarlarına uygun gözüküyor.
Siz de mi aynı görüştesiniz?
Türk milliyetçiliği ile Kürt milliyetçiliği çatışsın mı istiyorsunuz? Türklerle Kürtler birbirlerinin gırtlağına sarılsınlar mı istiyorsunuz? 1990'larda olmayan 21. yüzyılda mı olacak?
Bu mu muradınız?..
"Devlet devletliğini yapmazsa, evimizde mi oturacağız?" derken, dilinizin altındaki bakla bu mu yoksa?
Bakın, terörle mücadelede verilen şehitler elbette anaların yüreğini dağlıyor.
Bu acı hepimizin.
Peki, siyasetçinin görevi nedir? Anaların yüreğindeki bu yangına körükle gitmek mi?
Asla değil, olmamalı.
Sorumluluk sahibi siyasetçi, bu yangından kütük kapmaya çalışan değildir, olamaz da.
Yalnız sizi eleştirmiyorum.
Muhalefette o kadar çok var ki yangına körükle giden...
Dikkatle izliyorum.
Yalnız sizin gibiler değil, örneğin sosyal demokrat geçinenler arasında da var, sokakta kabarmaya başlayan milliyetçilik dalgasına kapılanlar...
Yazık!
Allah iflah etsin hepinizi.

h.cemal@milliyet.com.tr


Okhan
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 10:33

Alıntı:
Evet, sart koşacaksın ve mecburi süreceksin bütün Kürtleri. Simdi bana kimileri ırkçılık yapıyorsun diyecek ama rahat durma, bayrağa vatana ihanet et kendini Türk sayma diyen ben değilim herhalde, kendileri yapıyorlar. Onların istedikleri hak, ben söyleyince ırkçılık oluyorsa olsun varsın be gülüm ...

Bir insan toplulugunu belli bir irki kökene ait olduklari icin bir yerden sürmek irkciligin babasidir. Yani artik oha denilecek konuma vardi yorumlar, lütfen biraz daha dikkatli yazalim. Sitemizde bu tarz mesajlari görmek istemiyoruz. Burasi Atatürk'ün görüslerine uygun milli duygulari icinde barindiran insanlarin mekani. Bu milliyetcilikte ne irkcilik ne de ülkeyi bölmek vardir. Yazdiklarinizla bir PKK'linin yazdiklari arasinda en ufak bir fark yok. Onlar da Kürtler ve Türkleri ayirmaktan bahsediyor, Türkiye bölünsün diyor ve esasinda Kürtler onlarin da  umurunda degil, gerektigini düsündüklerinde sürmekten veya vurmaktan geri kalmiyorlar.

Alıntı:
Arkadaslar benim parlak fikirlerim var. Bu Kurt ayrisimini once ust seviyeden yapalim.
Icisleri Bakani Aksu ve Milli Egitim Bakani Celik’i hemen gorevden alip surgune gonderelim.  
Turgut Ozal’in mezarini Istanbul alip memleketine postaliyalim...

Olacak is degil, artik ciddi ciddi ülkemizi bölelim, veya Kürt kökenli bakanlari sürelim gibi aciklamalarda bulunanlar cikmaya basladi, Allah yardimcimiz olsun. Atatürk'ün genclige hitabesinin acilen tekrar okunmasi gerektigini düsünüyorum.  Ismet Inönü'nün bu vatan icin verdigi mücadeleyi hatirlatmak  istiyorum. Inönü'nün mezarini da silah dostu Atatürk'ün yanindan, Anitkabir'den alip memleketine mi postalamamiz gerekmekte. Peki bir zaman sonra Atatürk'ün mezarini Selanik'e postalayalim diyenler cikarsa, biz o zaman ne diyecegiz? Kendini milliyetci sananlarin ülkeyi ilk böldürmek isteyenlerden biri oldugunu görünce yapmacik milliyetciligin nerelere kadar varabilecegini bilmeme ragmen yine de varilan konumu ibret ve saskinlikla takip ediyorum. Biz  Cumhuriyeti, Kurtulus savasi'ni anlatan kitaplarla büyümüs bir gencligiz. Atatürk'ün genclige hitabesini, bu vatanin her karisinin degerini, o toprak ve özgürlük icin feda edilen canlari, akan kanlari hocalarimiz bize ilkokuldan itibaren ögrettiler, bazilarimiz bu konuda hic mi ders almamislar, nedir bu yazilanlar? bu vatan icin akan kanlar böyle bir genclik icin mi akti? Atatürk hitabesini bu genclige mi okudu, cumhuriyeti bu genclige güvenerek mi miras birakti?  "Ey Türk gencligi! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir", bu cümleden siz bu yazdiklarinizi mi anliyorsunuz?: Yaziklar olsun derim sadece.


01Hakan01
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 10:38



RızaAmca
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 11:54

Alıntı:

SelenE
Zira potansiyelleri dinamik olarak aktif ve dolayısıyla aktüel olan ”Kürt Sorunu” gibi sorunlarla oynamak tehlikeliydi ve tehlikelidir. Yaklaşık yüzelli yıldır kin ve öfke büyüterek çözülmeyi bekleyen bu sorunla, Apo'nun PKK'si ve Hizbullah kanalıyla oynandı ve oynanıyor. Hizbullah'ın misyonu sona erdirildiği için ”hikayesi”nin anlatılmasında artık sakınca görülmüyor, kirli çamaşırlar ortaya dökülüyor. Geçenlerde Hava Kuvvetleri Komutanı general Cömert'in açıklamasından sonra, Jitem'in öldürülen ilk başkanı Cem Ersever'in avukatı Emin Emir, 5.9.2005 tarihli Zaman Gazetesi'nde, ikisi de devlet tarafından ortadan kaldırılan Ersever ile Hizbullah lideri Velioğlu arasındaki sıkı ilişkiden uzun uzadıya bahseder. Günün birinde, misyonu bittiği zaman, Apo ve ekibinin de ”hikaye”sinin aynen böyle ifşa edileceğinden eminim.


Ersever'den alıntı.
   
Alıntı:

PKK'nın kimin tarafından ve ne amaçla kurdurulduğunu izah etmeden önce onun oluştuğu özel ve genel şartlar ile gelişim seyrine bakmak gerekir. Böylece onun kimler tarafından ve ne amaçla kurulduğu daha iyi anlaşılabilecektir. Sanırız 1970'1i yıllardaki dünyanın, bölgenin ve ülkemizin durumuna kısaca bir göz atmak yeterli olabilir.
  1970'1i yılların başları soğuk savaşın bir kez daha tırmandığı, özellikle ABD ile Sovyetler Birliği arasında her alanda kıyasıya bir mücadelenin yaşandığı dönemdir. Ortadoğu ise bu iki gücün en çatışmalı alanlarının başında gelmektedir. Amerika Birleşik Devletleri için Ortadoğuda en sağlam mevzi İsrail olmasına rağmen; Sovyetler Birliği için Filistin meselesi ve bu meselenin etrafında kümelenen güçler bir tutunma noktası olmaktadır. Ancak, bu güçlerin tutarsızlığı, Filistin meselesinin yavaş yavaş popülaritesini kaybetmeye başlaması, hızının giderek yavaşlaması, daha doğrusu giderek bir çıkmaz içine girmesi SB için bazı tedbirleri acilen gerektirmektedir. Öte yandan Türkiye batı ittifakı içinde yer almasına rağmen Kıbrıs sorunu nedeniyle batıyla karşılıklı geçimsizlik havası oluşmaya başlamıştır. Bir yandan Sovyetler Birliği Ortadoğuda yeni köprü başları oluşturmaya çalışırken, başta ABD olmak üzere batı ittifakı Türkiye'yi her alanda cezalandırmak istemektedirler. Yine bu dönemde Lübnan iç savaşı başlıyor ve sorunun çözülmemesi için bütün dünya el birliği ediyor, aynı yıllarda Türk diplomatlarına karşı yaygın Ermeni Terörü baş gösteriyordu. Silah kaçakçıları Bulgaristan ve Suriye ye üslenerek Türkiye'yi silah deposu haline getiriyorlardı. 1975 yılından itibaren de terör Türkiye'de süratle tırmanmaya başlamıştı. Bu gelişmelerin yaşandığı bir ortamda 1973 yılında fikir düzeyinde birtakım oluşumlar içersinde olan Abdullah OCALAN isimli bir üniversiteli, sessiz sedasız Ankara'da üniversite gençliği içersinde kadro çalışması yapmaktadır. 1976 yılında yeterli sayıya ulaşan A. ÖCALAN, gruba KD (Kürdistan Devrimcileri) adını vermiştir


serhate
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:01



Sina

17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:06

Alıntı:
Var. Tek devlet tek millet formülü içinde barışçıl çözümü savunan Kürt aydınlar var. Bir tanesi Hikmet Fidan idi. Sesi çok fazla çıktığı için öldürüldü. Çünkü savunduğu şey bölücü PKK'nin işine gelmiyordu. Onunla aynı fikirdeki aydınlar da mesajı aldılar ve sustular


Bu sitede aydınlanmış bir çok arkadaşımız var; övgüyse övgü bunlardan biri de okhan ile alimemodur.

Ben bir önceki mesajımda şeyh sait'in torunu pkk'nın öldürülecekler listesinde diye yazmıştım ya birileri anlayamamış, doğal karşılıyorum.

Bu şahıs da aynı burada bazı arkadaşlarımızın dediği gibi "neden bölücü olmayan kürt asıllı vatandaşlarımızın da sesi çıkmıyor" diye... Buna cevaben yazmıştım ama ne yazıkki gündemden bihaberler...

Dün öğlen ilkokul öğretmenimi gördüm ve uzun uzun konuştuk. Kendisi Ankarada yaşamasına rağmen arada sırada buralara uğradığını söyledi. Yine bir gelişinde, oturulan bir mekanda, eleştirel birkaç söz söylüyor. 2 gün sonra yolunu kesen 2 kişi "hoca, sesini fazla yükseltme!" diyorlar.

Sanırım şimdi daha iyi anlaşılabilir yazdıklarım,

Diyarbakır'dan "almak isteyen herkese" kocaman selamlar!!!


AhmetD

17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:23
Ismet Inönü, Turgut Özal ve Malatya




şirvan
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:24

Alıntı:
Yazdiklarinizla bir PKK'linin yazdiklari arasinda en ufak bir fark yok. Onlar da Kürtler ve Türkleri ayirmaktan bahsediyor, Türkiye bölünsün diyor ve esasinda Kürtler onlarin da  umurunda degil, gerektigini düsündüklerinde sürmekten veya vurmaktan geri kalmiyorlar.


Okhan
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:36

Alıntı:
Sanırım aradaki fark çok net ne dersin?Şuan senin bu yazdıklarına canı yanan bir şehit annesi nasıl bir cevap verirdi bilmiyorum.Bizim bu vatan sınırları içinde adabıyla yaşayan ve bu bayrağı kabul eden insanlara dediğimiz bişey yok ama bu insanlar kendi aralarında teşkilat kurup yaşadıkları ve ekmek yedikleri bu vatanın topraklarına saygı göstermeden yaşayacaklarsa bizim bu insanları bu topraklardan çıkarmak boynumuzun borcu.

Bahsi gecen mesaj  Güneydoguyu Kürtlere vererek Türkiye'yi bölüp Türkiye'ni batisindaki bütün Kürtleri yeni devlete sürmekten bahseden bir mesaja cevapti. Bir sehit anasinin verecegi cevap sanirim benim mesajima daha yakin bir cevap olurdu. Ne yani oglunun bosuna sehit oldugunu kabul edip, iyi madem verelim kurtulalim, bütün Kürtleri de sürelim mi diyecekti? Orasi vatan topragi degil mi? O topraklar icin simdiye kadar binlerce sehit vermedik mi? Olmus bir kere mi diyecegiz?


şirvan
17 yıl önce - Cum 09 Eyl 2005, 13:38



sayfa 16
« önceki   123 ... 151617181920   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET