1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
izmirli genc
5 yıl önce - Cum 15 Hzr 2018, 23:10
Doğu Karadeniz bölgesinin kalkınması ve Karadeniz Ekolojisi üzerine
Bazı arkadaşlarımız istediler sağolsunlar. Doğu Karadeniz bölgesi ,yumuşak subtropik ,bol yağışlı iklimi ile aslında ,diğer bölgelerimizde olmayan avantajlara sahip.
Su kaynakları sıkıntısı yok.Yumuşak iklim her türlü subtropik ürünün kıyı bölgelerde üretimine izin veriyor.
Karadeniz açık ara farkla Türkiye Balik üretiminde ön önde(yıllık 500 bin tona yakın, karşılaştırma için Antalya da bir yılda 500 ile Bin ton arası balık tutulduğunu söylemeliyim.) Karadeniz antik çağdan beri deniz yolları içinde önemini korumuş.
Peki bu avantajlarına rağmen Doğu karadeniz bölgemiz neden sanayi bakımından gelişmemiştir diye sorulabilir. Bu sebepleri elden geldikçe izah etmek gerekir.
1- Aşırı dağlık yapı. Bu dağlık yapı nemli yapıyı da sağlıyor. Ama bu bölgede dağlar kıyıdan çok dik bir biçimde yükseliyor. Bu hem yerleşime uygun düz alan miktarını azaltıyor,hem de bu düz alanlar(plato,vadiler) arasındaki iletişimi zorlaştırıyor.
Bunu şöyle izah etmeliyiz ,biliyorsunuzdur,Kurutulmuş Ringa(herring,klippel) ,avrupa kültüründe çok önemli bir şeydir. Hollanda dan avlanan ringalar,nisbeten düz arazi,su yollarının tesiriyle daha ortaçağda İtalya, macaristan gibi uzak yollara ulaştırılmış çünkü. Karadeniz bölgesinin aşırı engebeli dağları bu bölgenin ulaşımında her zaman zorluk oluşturmuş. ( Trabzon ve Rizenin burnunun dibindeki Erzurumda yakın zamana kadar deniz balığının çok bilinmemesi gibi) Büyük çaplı ticaret vb.. gibi işler hep kısıtlı olmuş.Bölgenin son yıllarda yapılan tünellerle ulaşımının artacağını ve bölgenin bu yolla ticaret ve turizmde kalkınmasının ,ekolojik ve estetik kriterlerle yapılırsa, mümkün olacağına inanıyorum
Bu arada dar bir kıyı şeridine ek olarak,denizinde türkiye tarafında bir anda derinleştiğini,İzmir körfezi gibi tabii limanların olmadığını ,bu yüzden liman vb.. gibi inşaatların masraflı olduğunu da belirtmeliyim.
2- Bölgeye ulaşımın zor,ekonominin marjinal kalması ve bölgedeki çeşitli karışıklıklar kaynaklı tabii potansiyelinin kullanılmaması.
Bunun başında gelen faktöelerden birisinin de, Türkiyenin Reel sanayii atılımını henüz yapmamış olması ve eğitim sistemi vb.. kaynaklı kamuoyu ilgisizliği de eklenmeli
Bu bölge üzerinde Karadenizin inanılmaz bir tesiri var. Karadeniz bilinmeden bölge çok geliştirilemez
Önceden de bahsetmiştik. Su kaynakları Tuna,Dnyeper ,Dnyester başta olmak üzere orta ve doğu avrupa nehirleri olan karadeniz bu yüzden az tuzlu ve seviye olarak Akdenizden biraz yüksek,bu yüzden Karadenizden çıkan az tuzlu ve çok besleyici karadeniz suyu ,daha hafif olduğu için boğazlarda üstten marmara ve kuzey egeyi besliyor. Ama Akdenizin tuzlu ve oksijensiz suyu ise boğazda dipten akıyor ve Karadeniz dip tabakasında oksijensiz bölgeler oluşturuyor. Nehirlerin getirdikleri alüvyonlar,bu oksijensiz ortamda çürüyor ve H2S oluşumuna sebep veriyor. Son dönemde drenaj sularının,ev ve sanayi atıklarının (orta-doğu avrupa kökenli,arıtım yapılmıyor)karadenize karışmasından dolayı bu zehirl tabaka hem yoğunlaştı hem de deniz yüzeyine çok yaklaştı.
Bunun 3 büyük sakıncası var
1- seviye daha da yükselirse deprem ,fırtınalar vb.. gibi bir olayda,şiddetli upwelling(dip tortusunun yüzeye hücumu) sonucu atmosfer ve denizde zehirlenme ve felaket ihtimali .(deniz canlılarının kitlesel yokoluşu vb..)
2- Kıta sahanlığının da çoğunu da işgal etmesi,balıkçılıkta yüksek potansiyelin heba olması
3- H2S in zehirli ve korozif(aşındırıcı) olması yüzünden derin deniz araştırma ve mühendisliğinin zorlaşması.
Karadenizde bu çürümeye bağlı büyük miktarda h2s ve metan gazı(metan rezervlerinin bir kısmı buz gazı denen metan hidritler biçiminde) mevcud.
Böyle bir temizlemenin enerji eldesiyle yapılması bu işi cazip hale getirir.
H2S gazı oksijen ile direkt yakılarak da kullanılıyor, yakıt pili ile yakılması ya da istenirse hidrojen dönüşüm ve kullanımı mümkün. elemental kükürt,sülfirik asit(dünyada yılda 180 milyon ton üretimi var) g
gibi ürünlerinde eldesine (yüksek saflıkta) izin veriyor. Bu yola karadenizde büyük bir enerji ve kimya sanayi altyapısı kurulabilir. Ayrıca henüz kullanılmayan metan rezervini de unutmamak lazım.
En son izmirli genc tarafından Cum 15 Hzr 2018, 23:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|
 |
Misafir 2ff
5 yıl önce - Cum 15 Hzr 2018, 23:14
Hele sukur hocam acildi bu baslik. Sabirsizlikla bekliyorum yorumlarinizi. Sahsen Van golu tabanida marmara tabanida didik didik incelenmeli enerji acisindan cok zengin . Hatta Kur anda gecen Firat da benim merakimi celb ediyor.
|
 |
izmirli genc
5 yıl önce - Cum 15 Hzr 2018, 23:46
Bu arada çok ekolojik kelimesine vurgu yapıyorum. Ekolojiye faydalı bir kalkınma mümkün. Mühim olan bunun ekonomik ve kolay olması. Tabii vaziyetin doğru bilinmesi şart.
Mesela, besleyici organik yükü fazla ( dünyada maksimum denizlerden biri) Karadeniz için,şehir ve sanayi ,ziraat atık suyu arıtmanızda Fosfor vb. gibi maddelerin bile konsantrasyonları önem taşırken(dipteki çürümeyi arttırabilir).Dünyanın besleyici madde fakirliği bakımından Kızıldenizle beraber birinci olan akdenize verilen arıtılmış suda ,bu tip ileri düzey arıtmanın gereksizliğini bilmek gibi.(Bilakis akdenize açık su akıntıları yoluyla verilecek ekstra fosfor ,demir ekosistemi canlandırır)
Artık açık denizlerinde ekonomik öneminin arttığını bilmek gibi ,çevre dengesi bilinmeden bu işleri sürdürülebilir kılmanın zor olduğunu bilmek gerekir.Artık kalkınmada bırakın ekolojik zararı nemlenme vb.. gibi faktörlerle çevreyi zenginleştiren bir ekolojik,sürdürülebilir kalkınma modeli önem kazanıyor
( Yalnız asıl derdimizin CO2 salınımı değil, tabiata bırakılan toksik atıklar(sanayi atığı ,pestisit ), su kaynaklarının temizliğinin korunması,habitat ve türlerin korunması olduğunu bilmek gerekir)
2 araştıma yazısı paylaşıyorum. Denizlerdeki üretkenliği arttırmak vb.. gibi işler için,deniz pompaları için araştırmalar yapılıyor.
https://ieeexplore.ieee.org/document/7337198/
https://www.researchgate.net/publication/23745322 ...r_in_Japan
Biz de bu sistemler üzerine araştırma yaparak denizlerimizin üretkenliğini arttırma, bu yolla sağlanacak mühendislik tecrübesi ile petrol ,doğalgaz platformu vb.. derin su mühendisliğinde tecrübe kazanmak mümkün olur.
|
 |
Misafir 27f
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 12:06
Izmirli bey.
Gundemimizdeyken sormak istiyorum. 3. Nukleer santrale de karar verildi. Sanirim planlanan 5 oldu galiba. Bizim gibi agir sanayiye yeni yeni baslayan ulke icin hem sanayimize hemde sivil kullanim icin alinan petrolu, gazi hatta komuru yakmadan ulkeye yeterli enerji icin kac santrel yeterli olacaktir.
|
 |
izmirli genc
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 14:04
Fransa 58 nükleer santralle %78 elektrik ihtiyacını karşılıyor. Gerçi santralin büyüklüğü de mühim ama Tek başına nükleer santral de yetmeyecektir.Onun için Nükleer Füzyon gibi konuları çok araştırdım.
Ayrıca doğalgaz(karadeniz-akdeniz havzaları), H2S (Karadeniz) kullanımından gelecek enerji de hesaba katılmalı.
Uzun vadede İstanbul-Marmara metropolitan bölgesinin bilecik-eskişehir-ankara ekseninde bir uzanıma kavuşacağına inanıyorum(yht ile eskişehir-ankara arası bu süreç başladı,İstanbul hattında ise 26 nolu tünel meselesinin çözümü ile devam edecek) Bu işler sonrası devasa bir enerji ihtiyacımız olacaktır. Şu anki sayıların az kalacağına inanıyorum(5 santral de az kalacak)
Böyle bir endüstrileşme ve şehirleşme(çok ekolojik bir plan yapılmalı,CO2 bizim için ilk dert olmamalı) nin ,coğrafi yapı itibarı ile Konya'ya(konya yht,KOP ilk adımlar) uzanacağı açıktır. Bence bir hedefte (zor hedef) sivas hattına ulaşım olması.
Güneş ve rüzgar konusunda realist olmalıyız. Elbette kullanılır,ama kimse bunların üretiminin çevreye zarar verdiğini konuşmuyor ve üretimleri ciddi enerji istiyor,ayrıca istikrarsız enerji üretim profilleri var.(
|
 |
izmirli genc
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 15:31
Denizlerimizin her türlü potansiyelinin,ekolojik prensiplerle ,kullanılması gerekiyor.
Pek çok isnsana ciddi gelmeyebilir,ama artık su ürünleri işi de mühim bir iş haline geldi.Ama çeşitli kapalı koylarda kurulan balık çiftliklerinin çevreye zarar verdiği gözlendi. Bu da Offshore çiftlik idealini doğurdu. Şu an Norveçte bir adet kuruluyor.
(+)
Rolls-Royce to moor world's first offshore fish farm:
https://www.marinelog.com/index.php?option=com_k2 ...Itemid=257
http://www.chinadaily.com.cn/world/cn_eu/2017-06/ ...611484.htm
https://discuss.seasteading.org/t/offshore-aquacu ...ce/1631/34
Elbette norveçin kıta sahanlığı(200 mden sığ,biyolojik üretken tabaka) geniş ,sularında bu tip çiftlikler kurmak zor değildir. Bu kıyıların akıntı ve fırtınaları üzerine ayrıntılı bilgiye sahip değilim,ama bizim Karadenizden daha hırçın olmayacağını tahmin ediyorum.
Bahsettiğim hipoksik tabaka,denizin bizim tarafta bir anda derinleşmesi,aşırı sert deniz ve hava şartları(karadeniz fırtınalarının dehşeti dünyaca bilinir) bu konuda Karadenizin şansını azaltıyor.Ege ise bu tip bir yayılım için uygun değil(adalar yunan işgali altında)
Elimizde bir Akdeniz havzamız kalıyor. Akdeniz için hava şartlarına dayanıklı(Akdeniz her ne kadar en sakin denizlerden biri de olsa bu platform ,kafes gibi sistemler üzerine riski çok azaltmıyor) ,sistemlerin planlanması şart oldu.Akdeniz kıyılarımızda da bazı körfez ve deltalar hariç ani derinleşme hadisesi mevcud. Bu ister istemez yapılacak çapaların(Anchor,tether çok daha uzun ve dayanıklı olmasını gerektirecektir)
Not: Karadenizden metan, H2S ekstraksiyonu yapıldıkça ,havzanın, çok büyük balıkçılık üretim artışına kavuşacağını tahmin etmek zor olmaz.
(+)
|
 |
Misafir 27f
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 16:36
Hocam sanirim Karadeniz ve Van golu tabani icin bunun denizaltinda calisan modeli isimizi gorur.
|
 |
Misafir 10e
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 17:05
Misafir27f
kökden kazıma misali ve birkaç ayda köşeyi dönme
örneği iyi fikir.
|
 |
izmirli genc
|
 |
izmirli genc
5 yıl önce - Cmt 16 Hzr 2018, 17:49
Akdenizin dip sıcaklığı 14 C. OTEC sistemi için derece farkına dayalı verimlilik formülü bulamadığım için birşey söyleyemem.Ama Karadeniz için 22-9 C farkı ,en azından dip suyu ve çamur çekmek için efektif olur gibi.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|